Arama: Detaylı

Ana Sayfa » Haber Arşivi »» Derin devletimi geri istiyorum...

:>> Derin devletimi geri istiyorum...

Derin devletimi geri istiyorum...

Artık “derin devlet” tüm evlerde akşam yemeklerinde konuşulacak kadar
derinliğine biliniyor, kontrgerilla dediniz mi seksenlik dedelerden ortaokul
çocuklarına herkes uzman!



Derin devlet ve kontrgerilla

“Derin devlet” eskiden sadece sol çevrelerin lügatinde olan bir kavramdı.
“Kontrgerilla” sözcüğünü ilk duyanlar da, 12 Mart döneminde işkencehanelere
atılan devrimci gençler ve subaylardı. “Burada anayasa da baba yasa da geçmez.
Burası kontrgerilla karargâhıdır.” diyen bir ekip, Türkiye’nin Atatürkçü,
milliyetçi ve solcu birikimine kan kustururken, ülkücü katillerle şeriatçılar
kolkola Kanlı Pazarlarda Türk gençlerini öldürüyor, sağ iktidarların Başbakanı
“Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz.” buyuruyordu.

Şimdi öyle mi ya? Artık “derin devlet” tüm evlerde akşam yemeklerinde
konuşulacak kadar derinliğine biliniyor, kontrgerilla dediniz mi seksenlik
dedelerden ortaokul çocuklarına herkes uzman, dün sokakta solcu öldüren ülkücü
ve Şeriatçıların gazeteleri derin devletle ve kontrgerilla ile hesaplaşıyor, dün
“Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz.” diyen adam “Derin devlet Türk
Ordusudur.” buyuruyor, kontrgerillaya hizmet eden emekli generaller gazetelerde
anılarını yayınlıyor!..


Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Türkiye’de derin devlet tartışması, aslında bugünkü sistemi çözmek için son
derece önemli bir örnek. Çünkü derin devlet etrafında dönen tartışma ve
saflaşma, aslında düzenin egemenlerini ortaya koyuyor.

Olay olay açıklığa kavuşturalım.

Şemdinli, önemli bir milat sayılmalı. Şemdinli’de gerçekleştirilen PKK
operasyonu ile birlikte Türk Ordusu’na bir psikolojik saldırı başlatıldı.
Şemdinli’de karanlık bir şeyler olmuştu ve bu karanlıktan derin devlet
sorumluydu. Derin devletin adresi ise, astsubaylar şahsında Türk Ordusu’ydu. O
halde basit denklem ortaya çıkıyordu: Türkiye’de karanlık işlerin,
provokasyonların, cinayetlerin arkasında derin devlet vardır, derin devlet ise
Ordu’dur.

Bu basit denklem, Şeriatçı ve Amerikancı iktidar tarafından, Şeriatçı basın
tarafından, sağcı büyük sermaye basını tarafından ve elbette PKK yanlısı bölücü
ve “sol” basın tarafından kuruldu ve zihinlere yerleştirildi.

Derin devletin karşısında iktidardan PKK’ya, AB’den ABD’ye, Şeriatçılardan
solculara bir “halk cephesi” omuz omuza mücadele veriyordu. “Çeteler halka hesap
verecek” sloganını atanlar halk adına söz söylüyorlardı, ama bunlar zaten bu
ülkeyi halihazırda yönetenler ve sömürenlerdi!



Kontrgerillanın merkezi Washington

Ama basit denklemde ısrarla gizlenen bir unsur daha vardı: ABD. Oysa tüm dünyada
ortaya çıktığı üzere, kontrgerilla denilen olgu, doğrudan ABD ile ilgiliydi.
İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde komünizmle ve elbette solla mücadele
etmek için, doğrudan NATO’ya, Pentagon’a bağlı örgütler kurulmuştu. Örgütlerin
resmi ayağı her ülke ordusu içindeki Özel Harp Dairesiydi. Özel Harp Dairesi,
doğrudan Pentagon’a bağlıydı ve maaşları da Pentagon ödüyordu. Bizim ülkemizde
60’lı yılların sonlarından beri başlayan kardeş kavgasının, aydın
cinayetlerinin, Amerikancı darbelerin arkasında da işte bu örgütlenme vardı.

O halde kontrgerilla ile mücadele etmek isteyen herkesin, en başta bu
kontrgerillanın merkezi olan Pentagon’a, ABD’ye cephesini dönmesi gerekmez mi?
Gerekir ama tablonun garipliği ve denklemin eksikliği burada ortaya çıkmaktadır:
Şemdinli üzerinden kontrgerillaya savaş açanların hepsi Amerikancıdır!

O halde gariplik nerede? ABD yandaşları, hatta maaşlı memurları, politikacıları,
teröristleri, gazetecileri neden kendilerine bağlı bir kontrgerillaya savaş
açıyor?

Bu soru derin bir soru değildir, cevabı da hiç derin değildir! Kontrgerillanın
merkezi ABD’dir, bugün kontrgerillayı bulacağınız yer de, Amerikancı
kuruluşlardır: Türkiye’yi yöneten iktidarın hükmetme binası, PKK elebaşının
tutulduğu İmralı, PKK’lı belediyelerin binaları, İkitelli medyası, tarikat
yuvaları kontrgerillanın merkezidir.

Kontrgerillanın temel hedefi ayaklanmaları bastırmaktır. Türkiye’nin bölünmesine
karşı şahlanan ulusal uyanış, elbette bir ulusal ayaklanmaya dönüşecektir.
Milletin ayağa kalkmasından korkan ABD, kendi elindeki Amerikancı “sivil
kurumları” devreye sokarak, bu ayaklanmanın silahlı unsuru olarak gördüğü
Ordu’yu pasifize etmektedir. Çünkü ABD’ye bağlı ordular eğer hizadan çıkarsa,
kontrgerilla şemasına göre paramiliter unsurlar görevlendirilir. Bugün olan
budur. Kontrgerilla merkezi olarak kurulan Özel Harp Dairesi’nin işlevini bugün
bu sivil uzantılar yerine getirmektedir.



Türk Devletine söven kontrgerilladır

Dolayısıyla tam bir kontrgerilla operasyonu ile karşı karşıya olduğumuzu tespit
etmemiz gerekir. Psikolojik harp, yani tanksız topsuz harekât, kontrgerillanın
öncelikli yöntemidir. Bugün devrede olan yöntem budur. Psikolojik harpte görev
medyaya verilmiştir. Medya, kamuoyunu kontrgerillanın amaçları doğrultusunda
işler ve yönlendirir.



Psikolojik harbin sırıtan örneklerini sıralayalım.

1- Şemdinli ile başlayan, tüm medyanın dahil olduğu, PKK ile birlikte Türk
Ordusu’na saldırı kampanyası.



2- Hürriyet gazetesinde yayınlanan Kemal Yamak’ın anıları.



3- Mehmet Ali Ağca’nın serbest bırakılması.



Tüm bu haberler iyi analiz edilmelidir. Örneğin dünün Amerikancı kontrgerillacı
generallerinin anıları neden birden Şemdinli sonrası yazdırılıp kitap haline
getirilir? Buna kitap yazma denilmez. Bu, literatürde “servise koyma”dır. Demek
ki Kontrgerillacı generaller hâlâ işbaşındadır. ABD’nin PKK’yı diriltme
operasyonu için Türk Devletine ve Ordusu’na saldırmaktadırlar.

Bunu tersinden de okuyabilirsiniz. Türkiye’de kontrgerilla yeni mi açığa çıktı
sanıyorsunuz! Türkiye kontrgerillayı yazarımız Talat Turhan’ın devrimci
mücadelesi ile öğrendi. Talat Turhan kontrgerillanın tek uzmanıdır, bizzat
kontrgerillanın işkencehanesinde işkence altında öğrenmiştir kontrgerillanın ne
olduğunu. Peki neden bugün Talat Turhan gibi yurtsever ve Atatürkçü bir Türk
subayı değil de, Amerikancı cuntanın kontrgerillacı generalleri medyadadır?

Çünkü Talat Turhan’a kendi milleti ve devleti aleyhinde söz söyletemezsiniz!
Kontrgerillanın biricik denklemi de budur: Kendi devletine sövenler
kontrgerilladır, ABD ile mücadele edenlerse kontrgerillanın hedefi! O nedenle
Türk Ordusu bugün Amerikan kontrgerillasının bir numaralı hedefidir.

Ülkücü katil Ağca’nın serbest bırakılması da operasyonun parçasıdır. Yıllarca
ülkücüleri kullanan ABD, şimdi ülkücüler üzerinden Türk Devletini
karalamaktadır. Oysa ülkücü hareket, kuruluşu itibariyle Amerikancıdır. CIA’nın
imalatıdır.

Neden İkinci Dünya Savaşı’nda Almancı olan Türkiye’nin ülkücüleri, Alman
İstihbaratının başı olan General Gehlen ABD’ye sığınınca Amerikancı oldu
sanırsınız siz? Türk ülkücü hareketi doğrudan bir Pentagon imalatıdır. Dün
işledikleri cinayetler aydınlarımızı ve gençlerimizi yok ediyordu. O günkü
cinayetleri bugünse devleti pasifize etmekte kullanılmaktadır.

Bu durumda kontrgerilladan bahsetme hakkı olan tek kesim bu ülkenin Atatürkçü ve
solcularıdır. Biz kontrgerilla ile mücadele edebiliriz, çünkü ABD’ye karşıyız.
Ama düzenin sahipleri ve taşeronları kontrgerillanın üzerine gidemezler, çünkü
ABD’ye karşı çıkamazlar.

Çıkarız diyenlere hodri meydan: Şemdinli’yi kontrgerilla yaptı diyorsanız, bunun
Brüksel ve Washington bağlantılarını da araştırın. Biliyorsunuz Türk
kontrgerillası NATO karargahı Brüksel’e ve Pentagon’a bağlıdır!



Gökçe Fırat/TÜRKSOLU

 


Yufka Yüreklilerle Çetin yollar aşılmaz. Hüseyin Nihal Atsız

GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği


Türk Bayrakları - 38 fotografları

İçerik:

Üye Menüsü
Kayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.
Türkçüler

Hun Galeri

Türk Bayrakları - 32 fotografları

Şiirler

Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:124 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

Kanına İsyan Etme Küçüğüm..!

www yok