Arama: Detaylı

Ana Sayfa » Haber Arşivi »» Türklüğün Son Savaşı ve Haçlı Batının Çirkin Yüzü!

:>> Türklüğün Son Savaşı ve Haçlı Batının Çirkin Yüzü!

Türklüğün Son Savaşı ve Haçlı Batının Çirkin Yüzü!

Türk Milleti, üçüncü bin yılın başında, adı konulmamış bir savaşın içindedir.

Her ne kadar bir çok kişi sorunu Kürt  terörünün azgınlaşması, PKK?nın
siyasallaşma taleplerinin ?dünya kamuoyunun dikkatini çekmesi? olarak yorsa da,
durum bu ve bundan ibaret değildir.Bu düpedüz bir savaştır ve maalesef henüz
adı bile konulmamıştır.




Yaşadıklarımızı anlayabilmek için çok eski devirleri hatırlamaya gerek yok. Daha
bundan yüzyıl önce başlamış ve neredeyse 20-30 yıl sürmüş olan Birinci Dünya
Savaşı öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri hatırladığımızda bunu anlamakta güçlük
çekmeyeceğiz.

Birinci Dünya Savaşının hemen öncesinde Türk Devleti, aynen bu gün olduğu gibi,
bir etnik kalkışmayla uğraşmakta, binlerce insanını, sözde vatandaşı olan hain
Ermenilerin vahşetine kurban vermekteydi.



Ermeni kalkışmasını, başta Rusya olmak üzere, diğer emperyalist devletlerin
tezgahlayıp ortaya sürdüğü tarihi kayıtlarla sabittir.

Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Türk Devleti Sevr antlaşmasıyla, tarihte
bir benzerinin daha olmadığı şekilde, tarih sahnesinden silinmek istenilmişti.
Sevr antlaşmasına dayalı olarak yapılan işgallerin görünen yüzünde her ne kadar
Yunanlılar olsa da, Yunanlıları tezgahlayıp karşımıza diken perde arkası
devletler günü geldiğinde birer birer arz-ı endam edip fiili işgallere
koyulmuşlardı.Anlaşılacağı gibi ne Ermeniler ne de Yunanlılar tek başlarına ve
kendi iradeleriyle Türklüğe saldırmış değillerdi. Bunlar Türklük üzerinde tarihi
düşmanlık ve hesapları olan emperyalist ülkelerin, tanım yerindeyse, paralı
taşeronluğunu yapan öncü birlikleri durumundaydı.



Şimdi günümüze bakalım. Kürt kalkışmasının gerek Ermeni ve gerekse
Yunanlıların yaptığından farkı var mıdır?
Bunun farkının olmadığını anlamak
için tarihçi ya da uzman olmaya gerek yok, elbetteki.



Şimdi biraz da pkk yı ele alalım.



Birkaç kürt ayrımcı faşistinin bir araya gelerek oluşturdukları yapı, Türkiye
üzerinde emperyalist emelleri olan ülkelerin dikkatlerini çekip, bulunmaz bir
fırsat olarak ağızlarını sulandırmıştır. Bu ülkelerin başında ta ilk günden
itibaren ABD gelmekteydi. Peki ABD Türkiye?den ne istiyordu? Şimdi tekrar geriye
1920 li yıllara dönelim.



1920 de zamanın ABD başkanı Wilson o meşhur ?Wilson Prensipleri? denilen Türk
Milletini yok etme ve Türk vatanını parçalama projesini öne sürüp hazırlattığı
haritayla Türkiye?yi Lazistan, Ermenistan, Kürdistan ve diğer etnik
toplulukların yer alacağı dört parçaya bölmüş bu projeye Avrupa ülkeleri de
iştirak etmişti. ABD ve Avrupa?nın bu projeyi uygulamaya koymaları için,
görünürde, hiçbir engel yokken hiç beklemedikleri bir oluşumla, Mustafa Kemal
önderliğinde ki, Anadolu Milli Direnişiyle karşılaşmışlar, bütün hesaplarını alt
üst eden bu kutlu direniş,verdiği Milli Kurtuluş Savaşıyla  top yekun yok
edilmek istenilen Türk Irkını yeniden var etmiş
, lokma lokma paylaşılmak
istenilen Türk Yurdunun sonsuza dek Türklerde kalmasını sağlayıp Dünya
emperyalizminin eli kanlı ve kalpleri kirli temsilcilerini dize getirerek
Lozan?da, barış imzalamaya mecbur bırakmıştır.



İşte katil ruhlu haçlı batı ve batının gayr-i meşru çocuğu ABD bunu hiçbir zaman
hazmedemeyip ve unutmamıştır.

Çoğu kişi ABD?nin Lozan Anıtlaşmasını kabul etmediğini ve altına imza atmadığını
bilmez bile. Hukuki manada ABD, zımmen, Türkiye?yi tanımamış sayılmaktadır ki,
öyledir de.



ABD ve Avrupa o günden itibaren seksen yıl yarım kalmış hesabını kendi isteğince
gerçekleştirmek için beklemiş ve Türkiye?nin altını oyacak her türlü ihanet
şebekesiyle el ve işbirliği yapmaktan geri durmamıştır.



Şimdi karşımıza dikilen  PKK eşkıyalarının saldırı tekniklerine ve silah
donanımlarına bir göz atalım. PKK bir gerilla örgütü müdür? Yoksa gayr-i resmi
öncü bir askeri birlik midir?




Yakalanan ya da ölü olarak ele geçirilen PKK?lı teröristlerin üzerinden çıkan
silahların % 70 i Amerika , % 20 si Avrupa Birliği , % 10 Rusya menşelidir.




Tam otomatik silahların yanında ağır silahlar, havan topları ve roketatarların
da  olduğu bilinmektedir.PKK'nın son günlerde yaptığı terör eylemlerinde farklı
silahlar kullandığı görülüyor. Bunlardan birisi gece dürbünü ve termal
kameralardır. Termal kameralar , en ileri teknolojiye sahiptir ve tamamı
ABD menşelidir. Amerikan ordusunun elinde bulunan termal kameraların bire bir
aynısı PKK?nın elindedir. Bu termal kameralar uzun mesafede vücut ısısı
değerindeki ısıyı ve insan bedeni büyüklüğündeki hareketli her canlıyı nokta
olarak tespit edebilmektedir. Yine PKK?nın elinde olan gece görüş dürbünleri de
bilinen gece görüş dürbünlerinden çok daha yeni ve ileri bir teknoloji ile
üretilmiştir. Bu dürbünlerin görüş menzili diğerlerine göre 3 kat fazla ve
görüntüsü 5 kez daha nettir
. Bu tip gece dürbünleri ; dünyada sadece
amerikan ordusunda bulunmaktadır.



Son günlerde PKK?nın özellikle gece yaptığı terör eylemlerinde çok sayıda
zarar vermesinin nedeni ; ellerinde bulundurduğu ağır ve ileri teknolojik
silahlardır. Bu silahların tamamı ABD ve Avrupa menşelidir.




Bir diğer konu ise, bu ileri teknolojik silahların kullanılmasıdır.



Bu silahları kullanabilmek için çok iyi bir eğitimden geçirilmek şarttır.



PPK?lı teröristlere bu eğitimi, hem Kuzey Iraktaki eğitim kamplarında ABD
subayları tarafından ve hem de en az on yıl öncesinden beri ABD?nin ileri
karakolu olan İsrail ordusunca verilmektedir.




Anlaşılacağı gibi PKK?nın elindeki silah da, bu silahı kullanacak bilgi kaynağı
da  ABD ve Avrupa?ya aittir.

Sonuç itibariyle bu savaş bir avuç Kürt eşkıyasıyla Türkiye arasında değil
bizzat, ABD-Avrupa koalisyonuyla Türkiye arasındadır. Tıpkı Milli Kurtuluş
savaşı yıllarında olduğu gibi. Değişen tek şey öne sürülen piyonlardır. Önce
Ermeni, sonra Yunan ve en son olarak da Kürt, bu kirli oyunun piyonluğunu
yapmaktadır.



ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin, Türk Ordusunun sınır ötesi harekatına
şiddetle karşı çıkmalarının altındaki tek neden, hazırladıkları kirli ve kahpe
oyunun bozularak, çirkin yüzlerinin açığa çıkacak olmasıdır.



Türk Milleti sabırlı olduğu kadar öfkesi ve intikamı da şiddetli bir
millettir. Tamamen yok edildiği sanıldığı zaman bile Tanrı?nın mayasına kattığı
gizli gücüyle içinden çelik iradeli bükülmez bilekli bir Bozkurt oğlunu
çıkartıp, üzerinde döndürülen bütün kalleş ve kahpe kuşatmaları yararak onurlu
ve hür olma vasfını korumayı bilmiştir. Tıpkı son Bozkurt oğlu Mustafa Kemal
gibi?




Türk Milleti tarihinde buna benzer, belki daha şiddetli ve ölümcül, nice
badireleri atlatabilmiş; binlerce yıllık bir tarihi birikime, askeri tecrübeye
ve devlet geleneğine sahip bir ırktır.

Bu gün yaşadıklarımız Türk Milletinin çağdaş ve yeni bir büyük badireyle karşı
karşıya olduğunun göstergesidir.




Türk Milletinin, önce, kendi istiklal ve istikbalini teslim ettiği kadroları iyi
teşhis edip, daha sonra da uluslararası alanda geliştirdiği ilişkileri yeni
baştan dizayn ederek dostunu ve düşmanını belirlemesi yaşamsal bir
zorunluluktur.



Yeryüzüne insanlığın en iyi niteliklerini korumak, göstermek, yaymak için gelmiş
Türk Milleti, önce hainleri, işbirlikçileri tanıyacak, Ordusunu daha da
büyütecek, iktidarını özgür iradesi ile kendi evlatlarından olan kadrolardan
seçecektir.



Türk Milleti, icazetlerini Amerika?dan, Avrupa?dan alanları bilmektedir, bu kez
dezenformasyonlar etkili olmayacaktır, silkelenip, kalkması an meselesidir,
çünkü bizim tarihimiz köklüdür, son Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK?ün
yol göstericiliği, her anlamda başöğretmenliği önümüzdedir, hain amaçlar
gerçekleşmeyecektir, Türk Milleti?nin tüm tarihi buna kefildir.



Yeryüzünde Türk Bozkurtları yürümeye, gökyüzünde Türk Kartalları uçmaya
başlamıştır, bunun sonu bellidir, önce işgal edilmeye, Sevr uygulanmaya başlayan
topraklarda Yol Gösterici Mustafa Kemal ATATÜRK?ün izinde yürüyüşe
başlamak, daha sonra Ata?mızın da hedefinde olduğu gibi tüm Türk Devletlerin
birleşmesi yolunda yürümektir, doğru olan da budur. Türk Birliği adını
verdiğimiz bu yapılanma tüm düşmanlarının korkularını gerçekleştirmek,
saldırıları kökten çözmek olacaktır



 Diğer Türk Devletleri, gerçek anlamda bağımsızlıklarına kavuşmadıkça, Türk
Milleti?nin 5 milyon yiğidinin canı pahasına kurduğu, ?Türkiye Cumhuriyeti?
adını taşıyan kalesi büyük saldırı altında kalacaktır. Çünkü uç kaledir.
Unutulmamalıdır ki, hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; hat Türkiye
Cumhuriyeti?dir, satıh ise tüm Türk Devletleridir.




Türk Milleti askerine, kundaktaki bebeğine duyduğu sevgi ve şefkatin ifadesi
olan Mehmetçik adını vererek, O?nu canından aziz bilmiştir.



Vatan savunması için kanını ve canını feda eden her Mehmetçik Türklüğün
yüreğine düşen ateştir. Yüreklerimiz yangın yerine dönmüş ve bu acı dayanılmaz
bir hal almıştır.




Mübarek kanlarıyla toprağı vatan kılan aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla
yad eder, Büyük Türk Milletine başsağlığı dileriz.




Aziz şehitlerimizin ruhları şad ,mekanları Türk uçmağı ve Tanrıdağı olsun!



TÜRK IRKI SAĞOLSUN!!!


TTK.

igdirhan


Milli ülküler, toplulukların yaratıcı kuvvetidir. Hüseyin Nihâl Atsız 

GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği


Türk Bayrakları - 15 fotografları

İçerik:

Üye Menüsü
Kayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.
Türkçüler

Hun Galeri

Atatürk Resimleri - 66 fotografları

Şiirler

Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:149 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

Kanına İsyan Etme Küçüğüm..!

www yok