Arama: Detaylı

Ana Sayfa » Haber Arşivi »» HEDEFİMİZ YALNIZ KÜRT DEĞİL, KÜRTLERİ ÖNE SÜRENLERİ UNUTMA..!

:>> HEDEFİMİZ YALNIZ KÜRT DEĞİL, KÜRTLERİ ÖNE SÜRENLERİ UNUTMA..!

HEDEFİMİZ YALNIZ KÜRT DEĞİL, KÜRTLERİ ÖNE SÜRENLERİ UNUTMA..!

Savaş stratejileri içinde en çok kullanılanı hedef saptırmaktır. Türkçüler de
bu tuzağa düşmüş durumdalar. Size 1. Dünya Savaşı sırasındaki gizli paylaşım
projelerini veriyorum. Bu planları dikkatle okuyun ve düşmanımızı birlikte
bulalım.



Zamana ve mekana bağlı olarak değişik şekillerle ortaya çıkan ve tarif edilen
“Şark Meselesi”nin temelinde Hıristiyan-Türk veya Avrupa-Türk münasebetleri
yatmaktadır. Uzun yıllar Avrupa’yı meşgul eden Şark Meselesi’nin bilhassa ikinci
ve son safhası olarak nitelendirebileceğimiz kısmı Osmanlı Devleti’nin
yıkılışına kadar devam etmiştir. Bu son safhada Avrupalılar taarruz eden,
Türkler ise savunma yapan taraflar olmuştur. Şark Meselesi’nin bu ikinci
aşamasında Avrupa, şu gayelere ulaşmaya çalışmıştır:



1. Balkanlardaki Hıristiyan milletleri Osmanlı hakimiyetinden kurtarmak,
BAŞARDILAR

2. Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyanlar için reform istemek ve onların lehine
Osmanlı Hükümeti nezdinde müdahalelerde bulunmak,
BAŞARDILAR


3. Türkleri Balkanlardan atmak, BAŞARDILAR

4. Osmanlı Devleti’nin Asya toprakları üzerinde yaşayan Hıristiyan azınlıklar
lehine reformlar yaptırmak, muhtariyetler elde ettirmek ve mümkünse
istiklallerine kavuşturmak, BAŞARDILAR

5. Anadolu’yu parçalamak ve Türkleri buradan çıkarmak.
AKILLI OLMAZSAK BAŞARACAKLAR



Türkleri Balkanlardan atma konusunda büyük ölçüde başarılı olan Batılı
devletler, artık oyunun son perdesi olan İstanbul’u almak ve Anadolu’yu
paylaşmak için 20. yy.’ın başlarında faaliyetlerini artırmışlardı.



Osmanlı devleti üzerinde yayılmacı emelleri olan dört büyük devlet “İngiltere,
Fransa, Rusya ve İngiltere”, ilk defa I. Dünya Savaşı’nda aynı ittifakın içinde
yer almışlardı. Üstelik bölmek, parçalamak ve topraklarına sahip olmak
istedikleri Osmanlı Devleti karşı ittifakta yer almış ve savaşa girmişti. İşte
bu nedenle, I. Dünya Savaşı yıllarında “İtilâf devletleri”ni oluşturan
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya değişik tarihlerde bir araya gelerek Osmanlı
Devleti’ni paylaşmayı amaçlayan projeleri ele almışlar ve bunları birer
antlaşmaya dönüştürmüşlerdi. Bu antlaşmalar şunlardır:



İSTANBUL ANTLAŞMASI

İngiltere ve Fransa’nın 1915 yılı başında Çanakkale’yi geçmek istedikleri
günlerde, Boğazların ve İstanbul’un elden gideceğinden endişelenen Rusya
harekete geçti. Müttefikleri üzerindeki baskılarıyla Rusya, 4 Mart-10 Nisan 1915
tarihleri arasında beş haftalık bir süre içinde, İngiltere ve Fransa ile
yazışmalar yoluyla haberleşerek, bir metne dayanmayan antlaşmalar demetini
ortaya çıkarmayı başardı.

Bir aylık bir haberleşme ve yazışma yoluyla gerçekleşen bu ilk gizli antlaşmaya
göre; İngiltere ve Fransa, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile, Marmara
Denizi’nin batı kıyıları, Midye-Enez çizgisine kadar Batı Trakya, İstanbul
Boğazı’nın doğu kısmı, İzmit Körfezi’nin bir kısmı ile Marmara Denizi’ndeki
adaların Rusya’ya verilmesini kabul ediyorlardı. İmroz ve Bozcaada konusunda da
Rusya’ya danışıl-madan herhangi bir karar almayacaklarını taahhüt ediyorlardı.

Ruslar da, İngiltere’nin Asya Türkiyesi’ndeki özel haklarını, ayrıca Osmanlı
hakimiyetinden ayrılacak Arap ülkelerinin istiklâllerini tanıyacaklarını,
Fransızların İskenderun Körfezi ve Toroslar’a kadar Kilikya dahil olmak üzere
Suriye’yi ilhak etmesini kabul edeceğini bildiriyordu.

Tarafların birbirlerinin taleplerini kabul etmeleri üzerine antlaşma
imzalanmıştı.



LONDRA ANTLAŞMASI

İtilâf devletleri, İtalya’yı müttefik olarak yanlarında savaşa sokmak amacıyla,
26 Nisan 1915’de Londra’da yapılan antlaşmalarla Osmanlı Devleti topraklarından
pay verdiler. Buna göre; İtalya’ya Antalya havalisi verildi ve İtalya 20 Mayıs
1915’te Avusturya’ya savaş ilân etti. Çanakkale savaşlarının yoğunlaştığı
günlerde ise, yani Ağustos 1915’te Almanya ve Osmanlı Devleti’ne savaş açtı. Bu
antlaşma ile müttefikleri, İtalya’nın Trablusgarp’i ve 12 Ada’yı ilhak etmesini
de kabul ettiklerini açıklamışlardı.



SYKES-PICOT ANTLAŞMASI

İngiltere Hükümeti Mısır Genel Valisi Mc Mahon’un Mekke Emiri Hüseyin’le kurduğu
münasebet ve sağlanan mutabakattan sonra, Osmanlı Devleti üzerindeki İngiliz ve
Fransız menfaatlerinin görüşül-mesini istemiştir. İngiltere adına Sir Mark Sykes
ile Fransa adına Charles François Georges-Picot arasında yapılan görüşmeler
sonunda, Şubat 1916’da Arap vilayetlerinin paylaşılması konusunda bir antlaşmaya
varıldı. Mart 1916’da İngiliz ve Fransız temsilciler Rusya’ya giderek, Rus
Dışişleri Bakanı Sazannof’la görüşmeler yaptılar. Bu görüşmeler sonunda Rusya da
bu antlaşmaya dahil oldu ve “Sykes-Picot” antlaşması imzalandı.

Bu antlaşma; esas itibarıyla, Osmanlı Devleti’nin Asya’daki topraklarının
paylaşılmasını öngörüyordu. Buna göre; antlaşmaya taraf olan Rusya Erzurum, Van,
Bitlis vilayetleri ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmını, İngiltere
Mezopotamya’nın tamamı ile, bütün Akka ve Hayfa limanlarını, Fransa’da Suriye
kıyıları, Kilikya bölgesini, Harput ve havalisini alacaklardı. İngiliz ve
Fransız nüfuz bölgelerinde bir Arap devleti veya konfederasyonu kurulacak,
Filistin milletlerarası bir idareye tabi tutulacaktı.

 İngiltere, Fransa ve Rusya kendi aralarındaki bu antlaşmayı Eylül 1916’da
İtalya’ya bildirmişlerdi. Bunun üzerine İtalyan Hükümeti, kendilerine daha önce
bırakılmış olan toprakların Fransa’nın payına düşenden daha az olduğunu ileri
sürerek İzmir ve Mersin’in de nüfuz bölgesi olarak verilmesini istediler.

İtalya’nın bu isteğine Ruslar, İzmir’i ele geçiren İtalya’nın karadan ve
denizden Çanakkale Boğazı’nı kontrol edeceği endişesiyle karşı çıktılar.
İngiltere de İzmir’in İtalyanlara verilmesini istemiyordu. Fransızlar da
Mersin’in İtalyanlara verilmesini uygun görmüyorlardı.



SAINT JEAN de MAURIENNE ANTLAŞMASI

Sykes-Picot Antlaşması’nın İtalya tarafından öğrenilmesinden sonra; İtalya,
İtilâf devletlerinin kendi aralarında imzaladıkları gizli antlaşmaların
kendisine açıklanmasını istedi. 1915’te Londra’da imzalanan antlaşmaya açıklık
getirmek ve İtalya’nın kendi yanlarında savaşa devam etmesini teşvik etmek
amacıyla, İtilâf devletleri bir toplantı yapmaya karar verdiler.

İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya Başbakanları 19 Nisan 1917’de Saint Jean de
Maurienne kasabasında, İtalya’nın Doğu Akdeniz’deki menfaatlerini görüşmeye
başladılar. Görüşmeler safhasında temsilci göndermiş olan Rusya, ihtilâl çıkması
sebebiyle, Başbakanlar düzeyinde yapılan bu toplantıya katılamamıştır. Yapılan
görüşmelerden sonra, daha önceki İtalyan taleplerinin yanında İzmir ve civarının
da İtalyanlara bırakılmasını İngiltere ve Fransa kabul etmişti. Ancak,
antlaşmanın Ruslar tarafından da imzalanması kaydını getirmişlerdi. Fakat,
‚arlık Rusya’sı ihtilâl sonucu yıkılınca, Saint Jean de Mauirienne antlaşması,
taraflardan birinin imza koymaması yüzünden hükümsüz olarak kabul edilecektir.

Nitekim, İngilizler bundan istifade ederek, savaş sonrası Paris’te toplanan
barış konferansında İzmir ve civarının Yunanlılarca işgalini
kararlaştıracaklardı.



GİZLİ ANLAŞMALARDA YUNANİSTAN'IN DURUMU

İtilâf Devletleri’nin Çanakkale Savaşlarını başlattığı günlerde, Yunan Başvekili
Venizelos, İngilizlere müracaat ederek “İzmir’in kendilerine verilmesi halinde”,
devam etmekte olan Çanakkale Muharebeleri’ne Yunanistan’ın İtilâf Devletleri
yanında katılacağını belirtti. İngiliz devlet adamları değil İzmir’i, kendi
ellerinde bulunan Kıbrıs’ı bile vererek Yunanlıları kendi yanlarına çekmek
istiyorlardı. Bu nedenle, Venizelos’un teklifini kabul ettiler. Ancak, Rusya
olayı öğrendiğinde buna karşı çıktı. Kendisine verilecek olan İstanbul ve
boğazların hemen yakınında, bu topraklar üzerinde tarihi emelleri olan
Yunanistan’ın bulunmasını istemedi. Sonra İzmir’e yerleşen Yunanistan, 
Çanakkale Boğazı’nı karadan ve denizden kontrol altında tutabilirdi. Bu da Rus
çıkarlarına uygun düşmezdi. Bu nedenle; Rusya’nın karşı çıkması ve Yunanistan’da
Venizelos’un iktidardan düşmesiyle bu girişim sonuçsuz kaldı.



Savaş sonrasında İngiltere İzmir ve havalisinin Yunanistan’a verilmesi konusunda
Paris Barış Konferansı’nda yoğun bir çaba sarfetmiş ve müttefiki Fransa ve
Amerika Birleşik Devletleri idarecilerini ikna etmiş ve konferanstan İzmir ve
civarının Yunanlılar tarafından işgal edilmesiyle ilgili bir karar çıkarmıştır.

I. Dünya Savaşı İçinde ve Sonrasında İngiltere’nin Gizli Paylaşım Projeleri
Üzerinde Yaptığı Değişiklikler

Birinci Dünya Savaşı başladığında İngiltere, savaş sonrası için Osmanlı
Devleti’nin Doğu Anadolu topraklarında bir Büyük Ermenistan devleti kurdurmak
niyetindeydi. Ancak Sykes-Picot görüşmeleri esnasında Rusya İngilizlere
başvurarak “Doğu Anadolu’da Trabzon, Erzurum ve Van ile civarını Ermenilere
veremeyeceğini, buraları kendisinin almak istediğini” söyledi. Bu nedenle
İngiltere, Ermenistan devleti kurma konusunu bir süre ağzına almadı ve
Ermenileri oyaladı.



Diğer taraftan; Sykes-Picot antlaşmasıyla Irak’ı alacak olan İngiltere, Rusya
ile sınır komşusu olacaktı. Halbuki Rusya ile sınır komşusu olmak İngiliz
siyasetine aykırı idi. Bu nedenle İngiltere, kendisi ile Rusya arasında bir
küçük Ermenistan devleti veya bir küçük Kürdistan devleti kurulması konusunu
düşünmeye başladı.



Bunun için de tıpkı Ermenileri yaptığı gibi Kürtleri
de tahrike başladı.

İngiltere’nin bu bölgede sık sık siyaset değiştirmesi üzerine; bu kez de Fransa
devreye girerek, madem ki İngilizler Rusya ile sınır komşusu olmak istemiyor, o
halde Ermenistan ve Kürdistan devletlerini kurma düşüncesinden vazgeçilmesi
şartıyla Fransa’nın bu bölgeleri  alabileceğini belirtmişti. Bunun üzerine
İngiltere, bir kez daha Kürdistan ve Ermenistan kurulması fikrinden vazgeçti.



1917’de Rusya’daki ihtilâl ile ‚arlık Rusya yıkılınca, bu kez İngiltere
DOĞU ANADOLU'DA BİR BÜYÜK ERMENİSTAN ve GÜNEYDOĞU
ANADOLU'DA BİR KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULMASI PROJESİNİ
  yeniden masa
üzerine çıkarmıştı.



İngiltere’nin Sykes-Picot Antlaşması’nda belirttiği “Osmanlı Devleti’nden
ayrılacak Arap toprakları üzerinde bir Arabistan Devleti kurmak düşüncesini terk
ettiği, bunun yerine böl parçala yönet veya yok et” politikasıyla çok sayıda
devlet kurdurmak ve bunları “mandater devlet” olarak yönetmeyi düşündüğünü
görüyoruz.

İngiltere’nin en son Osmanlı Devleti’ni parçalama projesi şöyleydi :



ANADOLU ÜZERİNDE; Türkiye, Ermenistan, Kürdistan,
Pontus Rum ve Boğazlar devletleri adlarıyla beş devlet kurulacaktı . Ayrıca
Fransa’ya, İtalya’ya ve Yunanistan’a nüfuz bölgeleri verilmekteydi.




Orta Doğu ve Arabistan topraklarında ise; Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün,
Suud, Hicaz, Yemen, Kuveyt, Hadramut ve Umman olmak üzere on devlet kuruluyordu.


 


Bu antlaşmalardan gerçekleşmeyenler hangileri ve gerçekleşmesi yolunda çaba
sarfedilenler hangileri.



Bütün Dünya parlementolarında tek tek kabul edilen SAHTE SOYKIRIM hangisi?



Terör örgütü denmeyip yerine ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇILARI ya da AYRILIKÇILAR denilenler
hangileri.



Peki bunları şimdi yaptırmak için çalışanlar kim. ABD ve İNGİLTERE.



Neden İngiltere bizim sürekli AB ye girişimize kayıtsız şartsız ve koşulsuz tam
destek veriyor gibi görünüyor dersiniz.



Neden ABD bizim AB ye girişimiz için bu denli yoğun çaba sarfeder gibi görünüyor
dersiniz.



Düşmanlıklarınızı kime yönelttiğinize ve artık kimi düşman olarak görmekten
vazgeçmeye başladığımıza dikkat edin. AVUSTURYA, BELÇİKA, FRANSA düşman. Neden?
Çünkü açıkça gösteriyorlar düşmanlıklarını ve bizi istemediklerini söylüyorlar.
Mertçe karşımızda duruyorlar. Kabul edin ya da etmeyin. MERTÇE duruyorlar.



Peki bizi AB ye sokmak için canla başla çalışan İngiltere? Düşman değil
diyemezsiniz. KAHPECE savaştıklarını ve hedef saptırdıklarını söyleyebilirsiniz.




Kullandıkları maşalar iki tane;



KÜRTLER



ERMENİLER



ABD bile onlar kadar sinsi değil. Zaman zaman açıkça karşımızda duruyorlar. Ama
bizler kör olduk. Tarihi okumuyoruz. Tarihten ders almıyoruz. Gerçek
düşmanlarımızı unuttuk. Maşalara saldırıyoruz.



BU KADAR MI KÜÇÜLDÜK?



Düne kadar tebamız olanları ciddiye alıyoruz. Kürtleri ciddiye alıyoruz. Üç tane
kıçıkırık Ermeniyi ciddiye alıyoruz. ÇORBACI dediğimiz, Millet-i Sadıka
dediğimiz tebaları ciddiye alırken, asıl tehlikeleri unutuyoruz.



İddia ediyorum. Kürtler düşmanımız değil. Onlar maşa. Hangi ele geçerlerse
onların ateşlerini karıştırıyorlar.



VATANSIZ-BAYRAKSIZlarla uğraşmayı bırakmadan, gerçek düşmanlarımıza saldırmaya
başlamadan da RAHAT, HUZUR yok bize.



Uyanın BOZKURTLAR. Uyanın ve silahlarınızı gerçek düşmanlara doğru çevirin.



Çelik çomak oynamaktan vazgeçin....!!



Bir millet, büyümek ve iş yapabilmek için kendisinin büyük bir millet olduğu inancını duymalıdır. Hüseyin Nihâl Atsız

GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği


Türk Bayrakları - 6 fotografları

İçerik:

Üye Menüsü
Kayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.
Türkçüler

Hun Galeri

Atatürk Resimleri - 45 fotografları

Şiirler

Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:149 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

Kanına İsyan Etme Küçüğüm..!

www yok