
Ana Sayfa » Haber Arşivi »» NURCULARIN VE AKP'NİN BOP İÇİNDEKİ MİSYONU
:>> NURCULARIN VE AKP'NİN BOP İÇİNDEKİ MİSYONU
NURCULARIN VE AKP'NİN BOP İÇİNDEKİ MİSYONU
Nurculuk ve Fethullah Gülen Vakası

Bilindiği gibi, 31 Mart Vakası, Nakşilerin ve değişik kesimlerden yobazların
destek verdiği bir "Gerici İsyanı" olarak tarihe geçmiştir. 31 Mart Vakası'nın
gerici kahramanı(!) Derviş Vahdeti, Nakşibendi tarikatından idi. Derviş'in
çıkardığı "Volkan" gazetesine Saidi Nursi(kürdi) de yazıyordu. 1924'te hilafet
kaldırılınca, İngilizlerin organize ettikleri Şeyh Sait isyanı başladı(1925). Bu
olayda Nakşiler, doğuda birçok Türkmen-Alevi köyüne baskın yapmış, yakıp
yıkmıştır. 1930'da Menemen'de ayaklanan yobazlar da öğretmen-yedek subay
Kubilay'ı şehit ederek başını kesip sokaklarda dolaştırdılar. Bu isyanın
başındaki Derviş Mehmet de Nakşibendi tarikatındandı.
31 Martçı Saidi Nursi(kürdi), 1925'te Şeyh Sait isyanıyla mahkum olmuştu. Saidi
Kürdi, Nakşiliğe dayanan Nurculuğu yaymaya çalışan bir laiklik ve cumhuriyet
düşmanıydı. Aslında hareketin özünde Türk düşmanlığı yatmaktaydı.
İşte Saidi Kürdi’nin takipçisi Fethullah Gülen de bu ekolün devamcısıdır. Derviş
Vahdeti ve Saidi Nursi(Kürdi)’nin üstlendiği misyonu(!), günümüzde AKP ve Nur
cemaati üstlenmiş görünüyor...
Önüne böylesine büyük(!) bir hedef koyan ve amaç edinen Fethullah Gülen, 1957
yılında Erzurum'da talebelik yıllarında Bediüzzaman(!) Saidi Nursi'nin adamı
Muzaffer Arslan'ın sohbetlerinde Risale-i Nurları tanır ve bir daha da bu
sohbetlere katılmaktan geri kalmaz!.. F.Gülen, daha sonra Diyanet İşleri
Başkanlığı kadrolarında çeşitli görevlerde bulunur... M.Şevket Eygi, gibi
kişilerle aynı kulvarda, dini alet ederek siyasi mücadele verir!..
11.03.1966'da Kırklareli'nden İzmir merkez vaizliğine tayin edilen Fethullah
Gülen, kendi deyimi ile, izine ayrılıp “küçük bir Türkiye seyahati”ne çıkmış ve
“çeşitli yerlerdeki dostlarını ziyaret etmiş”tir. Seyahati 40 gün kadar
sürmüştür. Halbuki izin süresi 20 gündür!.. Bu süre içinde hocaefendi(!) neler
yapmıştır?..Kendisinin bu "çeşitli yerlerdeki dostları" kimlerdir acaba?.. Ve 20
günlük resmi izin, 40 güne nasıl çıkarılmıştır?..
Nurcular ülkemizde bir asırdır örgütleniyorlar.Devleti ele geçirme
sürecinde,şimdi sıra parçadan bütüne doğru gitmeye geldi!
Ve “Abant Platformu”
Gayet açıktır ki, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile bölgede "ılımlı İslam"
tasarımında Türkiye'nin "aktör" olmasını en iyi sağlayacak insan(!) Fethullah
hocadır!.. ABD'nin planlarına göre; "Ilımlı islam" tasarımı, BOP'un marş motoru
ve Fethullah Gülen de bu motorun anahtarıdır!
Washington'da düzenlenen Abant Platformunda Nakşiler, Nurcular ve Süleymancılar
tarafından, M.Kemal ATATÜRK'ün kurduğu laik cumhuriyet tartışılmış(!) ve BOP
çerçevesinde Afganistan'ın, Irak'ın, Mısır'ın, Özbekistan'ın, Azerbaycan'ın vb.
ülkelerin örnek alacağı "din eksenli" cumhuriyete geçiş yolları aranmıştır! Yani
onlara göre sorun, "laik Cumhuriyet"tir!.. Çünkü "Abant Grubu" denilen misyonun
amacı da; "ABD'nin bölgedeki emperyalist çıkarlarına ideolojik bir destek
sağlamak"la ilgilidir!
ABD'nin ve F.Gülen Hocaefendisinin kuklası olan Başbakan R.T.Erdoğan ise, ABD
hakimiyetindeki Yeni Dünya Düzeni'nin "Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanı" olmaya
taliptir!
Türkiye, 24 Ocak 1980 kararları ile Liberalizme geçerken, 12 Eylül darbesi ile
sistem buna uygunlaştırılır, 1990 yılından itibaren de "küresel"leşir, ABD
destekli Gülen okulları ile de (sözde) "Türk Emperyalizmi" görüntüsü yaratılmaya
çalışılır... İşte bu aldatmaca neticesinde bugün hala bazıları,"yahu ne
istiyorsunuz bu hocaefendiden? Adam bizim misyonerliğimizi yapıyor,dünyanın her
yerinde Türk(!) okulları açıyor" gibi bir safdillik, daha doğrusu gafillik
içerisindeler...
"Çağdaş Roma İmparatorluğu" denilen ABD, BOP'u müslüman coğrafyasında hayata
geçirmeye çalışırken, F.Gülen ve ekibinin himaye görmesi bir rastlantı değildir.
F.Gülen ve cemaati yıllardır ABD tarafından desteklenmekte ve kullanılmaktadır.
Bugün F.Gülen ABD'deki çiftliğinde(cemaate ABD tarafından tahsis edilmiştir),
FBI'ın korumasında yaşamakta ve cemaatini yönetmektedir!
Büyük Ortadoğu Projesi(BOP):
Büyük Ortadoğu Projesi(BOP); ABD'nin batıda Fas, doğuda Moğolistan, kuzeyde
Çeçenistan, güneyde Yemen'i içine alan geniş bir "islam coğrafyası" tasarısıdır.
BOP'un üç boyutu vardır: Birincisi ekonomik olanıdır ki, G-7 ülkeleri içinde
tartışılıyor. İkincisi siyasi boyutudur ki,ABD ve AB ülkeleri arasında
tartışılıyor. Üçüncüsü ise askeri olanıdır ve bu da NATO Konseyi'nde ve komuta
merkezinde tartışılmaktadır.
ABD'nin ve AB'nin hakimiyet kurmak için bir harman yerine çevirdiği Kıbrıs da bu
projenin taşlarından birisidir!..
---Başbakan Erdoğan, Bush ile 28 Ocak 2004'te Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin
ardından, "Türkiye'nin, sınırları genişleyen ve demokratik değerlerin
yerleştirilmesi öngören bu projeye destek verdiğini, Türkiye'nin projede anahtar
rol oynayacağını" söyledi!
---ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 1 Nisan 2004'te verdiği ropörtajda "Neden
Türkiye gibi bir islam ülkesi, Türkiye'deki gibi bir demokrasi olmasın?"
şeklindeki sözleriyle, Türkiye'yi "ılımlı islam"ın modeli olarak gördüklerini
ifade etti!
ABD ve AB Emperyalizmi, sömürüsünü idame ettirmek amacı ile, “dünyada birlik ve
barış” amacı göstermek için, "dinlerarası diyalog ve hoşgörü" oluyormuşcasına,
İbrahimi kökenli semavi dinler olan; Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık
arasında uzlaşı sağlar gözükmektedir. Bu inançların dinsel simgeleri olan Davut
yıldızı, kippa(bere), haç, türban(ki aslında İslamla bir alakası yoktur) gibi
sembollerin istenen tarzda(kendi ülkeleri hariç) bulundukları bölgelerinde
kullanımına hoşgörüyle bakılmıştır. "Davut Yıldızı-Haç-Hilal" ya da "Haç ve Gül"
birlikte, emperyalizmin geleneksel birlik simgesi olarak kullanılmıştır.
Türkiye Türkleri’nin 1923'de Cumhuriyet ve Atatürk devrimleriyle başlattıkları
uluslaşma süreci, bilhassa 1950'den itibaren inkitaya uğrar. O günden beri
"karşı devrim" devam etmektedir. 2002 yılında AKEPE iktidarının işbaşına
gelmesiyle, karşı devrim süreci hızlandırılmıştır. Bugün Türkiye, "Türk
kimliği"nden ve "Cumhuriyet kimliği"nden "islami cemaat kimliği"ne çevrilmek
istenmektedir!.. AKEPE Hükümeti, “Yeni Osmanlıcılık” ile Cumhuriyet sistemini
karşı karşıya getirerek, İslam rejiminin rövanşını bu çatışmada almak
istemektedir!
Başbakan Erdoğan'ın, laikliği "farklı inanç ve değerlere eşit mesafede olan
devlet" diye tanımlamasından da anlaşılacağı üzere Erdoğan, şeriatçıların
önündeki(eğitim alanında olsun,hukuk alanında olsun) engellerin kaldırılmasını
istemektedir ve laikliği de bu çerçevede kullanmak istemektedir.
ABD'nin de Türkiye için istediği model; daha bireysel ve post modern, ılımlı bir
İslami devlet ve laikliğin de olduğu bir sistemdir. Tabi bu laiklik, ABD'nin
uygun gördüğü bir laikliktir! Tıpkı Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasını yaptığı
“laiklik” gibi…
8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Türk ekonomisini dünya tekellerine açması
sayesinde "Anadolu kaplanları(!)"nın ortaya çıktığını ve şeriatçı sermayenin
doğduğunu görmekteyiz. Bu yapı, "soft İslam" anlayışını da beraberinde
getirmiştir. Anadolu kaplanları(!)nın ortaya çıkmasıyla, Anadolu'dan çıkan bu iş
adamlarının, sadece sanayi ve ticaret alanında değil, şeriatçı faaliyetler gibi
başka alanlara da finansman sağladıklarını görmekteyiz. AKEPE de "İslam,
demokrasi, laiklik" konusunda, geçmişte Özal'ın(daha öncesinde de Menderes'in)
açtığı yolda ilerleyerek “ABD'nin ileri karakolu olma” görevini yerine
getirmektedir.
Washington'da düzenlenen Abant toplantısı da göstermiştir ki, ekonomi ve dış
politikadan sonra laik cumhuriyet rejimi de ABD'de biçimlendirilmek
istenmektedir!
Nurcular ve Fethullah Gülen'in Siyasi Etkisi:
F.Gülen'in "benzeme benzet" stratejisinde, geleneksel takiyyecilikten farklı
olarak değişik alanlarda görev alacak nur cemaatinden bir kişi(ister kadın
olsun,ister erkek), o alanda diğer çalışanlar gibi giyinip ve taktiksel olarak
da onlar gibi davranmak zorundadır. Hoşgörülü ve uzlaşmacı gibi görünüp, zamana
yayarak kendi görüşlerini empoze etmektedirler.
ABD, F.Gülen'in vasıtası ve AKEPE'nin kanalı ile dincileri,kürtleri ve
kürtçüleri kullanmaktadır.
İslam coğrafyasında, ABD birinci dönem yayılmacılığını DP iktidarı ile
yapmıştır. İkinci dönem yayılmacılığını da Özal ve onun devamında da Fethullah
cemaati ve AKEPE iktidarı ile yapmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında
bölgede etkin rol alan ABD, daha sonra ise "Yeni Dünya Düzeni" ile hakimiyetini
kurmuştur.
AKEPE'nin 03.11.2002'de hükümet olması, sadece siyasal islamcıların değil, ABD
yanlısı bir blokun da iktidar olmasıdır! 19.yy başından beri ülkemizde ajanları
vasıtasıyla faaliyette bulunan ABD, şimdi ise AKEPE iktidarı ve yerel
yönetimleri ile F.Gülen cemaatinin de marifet(!)iyle, Özal'ın ve daha öncesinde
de Menderes'in başlattığı "liberal-muhafazakar-demokrat"lığa uygun din
anlayışının reformlarını bitirmeye çalışıyor. Tabi ki Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'ni de küreselleşmeye uygun olarak yeniden biçimlendiriyor!
ABD ile içiçe olan İngiltere ve İsrail'in de destekleyicisi olduğu, Türkiye’yi
"eksen ülke" yapacak olan BOP'un hedefleri; "İsrail'i korumak ve kollamak,
ABD'nin bölge ülkelerini sömürmesi ve petrolleri kontrol etmesi"dir!
Sonuç:
Aslında konunun özeti yine yazımızın içinde de geçen şu satırlardadır:
"Emperyalist Batı(ABD,AB,İsrail)'nın Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey
Afrika'da hegamonya kurma projesi olan BOP'un marş motoru ılımlı islam, bu
motorun kontak anahtarı ise F.Gülen ve cemaatidir!"…
Kaynaklar:
1. İsmail Onarlı, “Washington’da Bir Abant Toplantısı” adlı makalesi.
2. Sina Akşin, 31 Mart Olayı, Sinan Yay.
3. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihimiz, Kara Kuv.Kom.lığı Yay.
4. Devrim ve İlkeleriyle Atatürk, Genel Kurmay Yay.
5. Abdullah Manaz, Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık
6. Niyazi Berkes, Türkiye'de Çağdaşlaşma, Doğu-Batı Yay
■ TOLUNAY KUTOĞLU
GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği
İçerik:
Üye MenüsüKayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.

Hun Galeri
Şiirler
Son Tartışılan Konular
Güncel Forumdan
Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:160 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

