
Ana Sayfa » TÜRK ELLERİ | Gagavuz Yeri( GÖKOĞUZ )
:>> Gagavuz Yeri( GÖKOĞUZ )
Ortodoks Hristiyan bir Türk
topluluğu olan Gagavuzlar
1989 nüfus istatistiklerine göre eski Sovyetler Birliği
sınırları içinde sayıları 197.164'tür. Bulgarlar, Gagauzları "Türkleşmiş
Bulgar" kabul ettikleri için Bulgar istatistikleri bu konuda sessiz
kalmakta, bu sebeple de bunların oradaki sayılarını tespit etmek mümkün
olmamaktadır. Ama Gagauzlar bütünü hesap edildiğinde, bunların tahminen 250
bin olduğunu söylemek mümkündür.
Gagauzlar, din, dil
ve kültürel özellikler bakımından kendine has bir Türk topluluğudur.
Gagauzya=Gagauz yeri diye anılan Güney Moldova başta olmak üzere Ukrayna'nın
Odesa ve eski bir Baserabya toprağı olan Bolgrad'dan başka Kabardina-Balkar,
Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye, Yunanistan ve Romanya'da yaşamaktadırlar.
Bugün halâ halis
bir Rumeli Türkçesi konuşan Gagauzlar Ortodoks Hristiyanlardır. Günümüzde
Moldova, Bulgaristan, Ukrayna, Yunanistan, Romanya, Makedonya, Türkiye,
Kazakistan, Özbekistan ve hatta Arjantin'e yayılmış bir coğrafyada
yaşamaktadırlar. Gagauzlar menşe'i ve buna dayalı olarak da Gagauz adı
üzerinde faraziye ileri sürülmüştür. Bunlardan "Gagauzların İslâmiyeti kabul
etmemek için Orta Asya'dan Avrupa kıtasına kaçmış olan Türklerin torunları
olduğu" gibi, tamamen gayri ciddi ve mantık dışı olanlarını da bir yana
bırakırsak, diğerlerini şöylece sıralamak mümkündür.
1. Gagauzların Uz
(Oğuz)ların torunları olduğu. Gagauz adının da Gök Uz'dan geldiği.
2. Gagauzların Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus'u takiben Sarı Saltuk
liderliğinde Dobruca'ya gelip yerleşen Anadolu Selçuklu Türklerinin
torunları olduğu, Gagauz adının da "Keykavus'tan geldiği".
3. Gagauzların "Türkleşmiş Bulgar" oldukları.
Günümüz genç Gagauz
araştırmacıları, Gagauzların, Oğuzların torunları olduğunu kabul etmekte,
Gagauz adının da Hak Oğuz'dan geldiğini ileri sürmektedirler. Gagauzların,
Oğuzlardan geldiği tezine katılmakla birlikte, Gagauz adının Hak Oğuz'dan
geldiğini kabul etmek mümkün değildir. Bir kavmin adını (Gagauz) kendi
dilinde bulunmayan bir kelime ile ifade etmesi mümkün değildir.
Sonuç itibariyle en
aklî ve tarihî gerçek, Gagauzların, Peçenek, Uz (Oğuz) ve Kıpçaklarla
Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus (1236-1276)'u takiben
Dobruca'ya yerleşen Selçuklu Türklerinden olduklarıdır.
Bu Türk topluluğu
tarih boyunca Bizans, Selçuklu, Osmanlı, Bulgar, Romen ve Rus egemenliğinde
kalarak, dil, din, kültürel yabancılaşmalara ve baskılara karşı koyma
mecburiyetiyle yaşamıştır. Ayrıca Bulgaristan'da Provadya yakınında, Varna
bölgesinde köylerde, Dobruca ve Kavarna ile Bulgaristan'ın güneyindeki
Yanbol ve Topolovgrad çevresinde de Gagavuzlar yaşamaktadırlar.
VII. yüzyıl
ortalarında batı Göktürk devletinin çözülmesi sonucu batıya başlayan ve
ilkini Peçeneklerin meydana getirdiği göç dalgası Türk tarihinin önemli
olaylarından birini meydana getirir. Türk illerinde başlayan iç mücadeleler
sonunda Peçenekler batıya doğru hareket etmiş, 860-880 yıllarında Don-Kuban
nehirleri havalisine gelmişlerdir. Daha sonraları bu hareketlerini sürdüren
Peçenek kitleleri Don'dan Tuna'ya kadar uzanan bozkırları işgal edip Kiev
Rusyası ile komşu olmuş, 948 yılında da Kive'i kuşatarak Knez Svyatoslav'ı
öldürmüşlerdir.
Peçeneklerin bu
sahada bulunmaları Ruslarla düşman olmaları, Rusların Karadeniz'e inmelerini
engellemesi yanında, Peçeneklerin Bizansla dost olmasını sağlamış ve bu
andan itibaren Peçenek-Bizans ilişkileri başlamıştır. Bu sırada Peçeneklerin
doğu sınırına hücumlarını artıran Uz (Oğuz)lar, Peçenekleri sıkıştırdılar.
Bir yandan Oğuz kitlelerinin, diğer yandan Rusların baskısı sonucu Peçenek
reisleri arasında anlaşmazlık çıktı. 1046 yılında Belçer Oğlu Kegen 20 bin
Peçenek ile Kağan Turak'a karşı ayaklandı. Bu zor durumda kurtulmak isteyen
Kegen, Bizans İmparatorluğuna sığınmaya karar verdi. Hristiyanlığı kabul
etti.
Bizans
İmparatorluğu'ndan Kegen'in iadesini isteyen Turak, isteğinin reddedilmesi
üzerine, kendisine bağlı kuvvetlerle Tuna'yı geçerek Bizans ülkesini
yağmalamaya başladı. Fakat aralarında çıkan salgın hastalık ve Turak'ın
durumu iyi değerlendirememesi sonucu Turak'a bağlı kuvvetler yenildi.
Bunlardan 140 Peçenek büyüğü İstanbul'a getirilerek Hristiyan edildiler.
Esir edilen diğer Peçenekler ise Sofya-Niş arasındaki ovalık bölgelere
yerleştirildiler. Diğer kalanlar ise Makedonya'ya iskan edildiler.Sofya-Niş
arasına yerleştirilen Peçenekler, birkaç defa Bizans'a başkaldırdılarsa da
başarılı olamadılar. Ve 29 Nisan 1091 yılında Kıpçak-Bizans ittifakı sonucu
mağlup edilen Peçenekler askeri güç olmaktan çıktılar. Bunların da
bakiyeleri Balkanların değişik yörelerine yerleştirildiler.
Bizans ordusuna da pek çok Uz alınmıştır. İşte bu Uzlar daha sonra Bizans
tarihinde önemli rol oynayacak olan Türkopol adlı askeri kıtaları meydana
getirmişlerdir. Bu kıtaların 1071 Malazgirt Meydan muharebesindeki
hizmetleri bir gerçektir.
Uzların diğer bir
kısmı ise, geriye dönerek Rusya'ya sığınmış, onların sınır muhafızlığını
yapmışlar ve Karakalpakların teşekkülünü sağlamışlardır. Rusların etkisi ile
Hristiyanlaşan bu Oğuzlar, 1233 yılında Ruslarla-Kıpçaklardan müteşekkil
ordunun Moğol tarafından imhası üzerine kitleler halinde göç etmeye mecbur
kalarak ikinci defa Tuna nehrini geçmiş ve Türk kitlelerinin yoğun olarak
bulunduğu Dobruca'ya yerleşmişlerdir.Günümüzde ise Romanya'da sadece birkaç
Gagauz köyü bulunmaktadır. İstilalara ve sürekli değişen yönetimlere bağlı
olarak sık sık göç etmek zorunda kalan Gagauzlar'ın etnik çekirdeği de
değişime uğramıştır.
Kültür, edebiyat, gelenek ve görenekte Anadolu Türkleriyle birçok benzerlik
taşıyan Gagauz Türkleri bugün uzun mücadeleler sonucunda Maldova Cumhuriyeti
içinde ve Moldova Anayasasına eklenen bir maddeyle sağlanan Özel Hukuki
Statüye istinaden Gagauz Yeri Özerk Cumhuriyeti çatısı altında varlıklarını
sürdürmektedirler.
Gagauz İsmi Nereden Gelmiştir ?
İlk resmi kullanılışı 1817 yılındaki bir nüfus
sayımında olan, Gagauz sözcüğünün etimolojisi hakkında birçok görüş
vardır. Gagauzların etnik çekirdeğine bağlı olarak yapılan
yorumlardan yola çıkılarak birçok teori ortaya atılmıştır.
Oğuzların bir kolu
olduğunu öne sürenler
Radlov'a göre Gag eki Oğuzlarda bir kabile ifade
etmektedir. Yani Gagauz Oğuzlardan bir kabile
anlamındadır.Dimitrov'a göre Sanskritçe'de ga, nesil anlamına
gelmektedir. Bu çerçevede, "Gagauz" Oğuzlar'ın halefi anlamını
taşımaktadır.Moşkov'a göre Gag eki Oğuzlar'ın spesifik bir
kolunu ifade etmektedir. Bu bağlamda, Gagauz adı, Oğuzların bir
kolu anlamına gelmektedir.
Maledonov ise; Gagauz adının
Gökoğuz sözcüğünden meydana geldiğini iddia etmektedir.Manof,
Gagauz sözcüğünün bir milletin tarihi adını değil, Oğuzların
ailevi bir ünvanını ifade ettiğini ve bu adın onlara Hristiyan
oldukları için verildiğini düşünmektedir.
Ülküsal'a göre Gagauz sözcüğü Hristiyanlığı kabul eden Oğuzlar'a
verilen addır.
Çakır'a göre Oğuz Türkleri'nden bir grup Gaga adıyla anıldıkları
için Gagauz adını almışlardır.
Tanasoğlu'na göre "Gagauz" eski dilde hak yani öz demektir.
Gagauz bu çerçevede, asıl Oğuz anlamına gelmektedir.Doğru,
Gagauzların Oğuzlar'ı batıl kabul ettikleri için kendilerine Hak
Oğuz dediklerini ve H sesi yerine G sesini kullandıkları için de
sözcüğün Gagauz olarak değişime uğradığını iddia etmektedir.
Mensel, İslam
Ansiklopedisinde Uz'un Oğuz kelimesinin kısaltılması olabileceği
ve Gagauz'un da gök anlamına geldiğini ve böylelikle Gagauz
sözcüğünün Oğuzlar'ın ikincil biri konu anlattığını iddia
etmektedir.Cebeci de, Gagauz sözcüğünün Gökoğuz sözcüğünden
türediğene inanmaktadır.Ercilasun, Anadolu ağızlarında "gaga"
kelimesinin ağabey anlamına geldiğini, bu çerçevede, Gagauz
sözcüğünün ağabey Oğuz, kardeş Oğuz anlamına geldiğini
düşünmektedir. Gagauz sözcüğünün Aga-Uz yani ağabey Oğuz'dan
türediğini iddia edenler de olmuştur. Selçukluların ardılları
olduğu ve Keykavus'tan geldiğini öne sürenler
Balasçaev'e göre, Gagauz sözcüğü Keykavus'tan türemiştir. Bu
teoriye göre, doğu milletleri "K" harfini "G" gibi telaffuz
ettikleri için, Keykavus yerine Gagauz demeye başlamışlardır.
Ancak, Manof bu yoruma katılmamakta çünkü, Gagauzların da
Anadolu Türkleri gibi K harfini telaffuz ettiklerini iddia
etmektedir. Manof ayrıca, Anadolu'dan göçeden İzzettin Keykavus
ve tebasına ilk önce Gagauzlar denmesi gerekeceğini, halbuki
onlara Selçuklu Türkü dendiğini ifade etmektedir. Halil İnalcık
ve Kemal Karpat da Gagauz sözcüğünün Keykavus kaynaklı olduğu
görüşündedirler.
Grek Yorumu
Grekler, Gagauzların Osmanlı İmparatorluğu'nda
yaşarken padişahın bir emriyle Rumca konuşmaları yasaklanan ve
bu yüzden Türkofon olan, Rumcayı unutan Grekler olduğunu iddia
etmişlerdir. Bu teoriye göre padişahın yayınladığı ferman
çerçevesinde Anadolu'da yaşayan Rumlara "Gagan Uz" olsun, yani
dilin (Oğuz) Türkçe olsun denmiş, bu zamandan sonra Anadolu'da
yaşayan Rumlar anadilleri olan Rumcayı unutup Türkçe konuşmaya
başlamışlar. Sonraları bu Rumlar Varna ve Dobruca çevrelerine
yerleşmişlerdir.
Bulgar Yorumu
Bulgarlar da aynı Rumlar gibi Osmanlı Padişahının
bir fermanıyla Bulgarların kendi dillerini konuşmalarını
yasakladığını ve zorla Türkofon bir millet yaptıklarını iddia
etmektedirler.Gagauz sözcüğünün anlamı ve kaynağı hakkında
yapılan bunca değişik yoruma karşı, Gagauzların kesin olarak
Türk soylu olduklarını kabul etmek gerekir. Bugün Gagauzlar da
kendilerini Oğuz olarak görmektedirler. Bunun en güzel örneği de
Gagauz Yeri'nde Türkçe ve Latin Alfabesiyle çıkarılmakta olan
"Ana Sözü Gazetesi'nin logosudur ki, "Oğuzluk Ana sözüyle
Yaşasın" denmektedir.
Gagauzlar Kimdir ve Nereden Gelmişlerdir ?
Bazı ırkların etnik olarak ortaya
çıkışlarına bir veya bir başka ırkan katkıda bulunduğu
bir gerçektir. Gagauzlar da bu genellemeden muaf
tutulmamalıdırlar. Tarihi ve ilmî deliller, Gagauzların
etnik yapılarının esasını Oğuzların oluşturduğunu
göstermekteyse de, zaman içinde birçok değişik teori de
ortaya atılmıştır. Dil, kültür, tarih, etnografi ve
antropoloji açısından değerlendirildiğinde, Gagauzlar
etnik doğuşları Peçenek, Oğuz ve Kumanlarla aynı
tarihlere rastlamaktadır.
Gagauzların
etnik kimlikleri hakkında Türkçe, Bulgarca, Romence,
Rusça yapılan yorumlar başka başka açıklamalar
içerir. Bazıları onları Rum, Bulgar adlederken,
bazıları halis Türk, bazıları Selçukluların
kalıntıları, bazıları Kuman, bazıları Peçenek ve
bazıları da bütün bunların sentezinden oluşan bir
grup olarak kabul ederler. Dimitrov, Gagauzların
etnik kökenleri hakkında 19 değişik teori olduğuna
işaret etmektedir.
Moşkov,
Gagauzların Oğuz Türklerinin soyundan olduğunu
savunmaktadır. Türker Acaroğlu da Gagauzların
Oğuzların akrabası olduklarını düşünmektedir.İreçek,
1878 yılında yazdığı Bulgarların Tarihi adlı
kitabında Gagauzlar aslının karışık olduğunu, ancak
bunların Kumanlarla organik bağları olduğuna
inandığını ifade etmektedir. İreçek Gagauzların
Selçuklu Türklerinin kalıntıları olamayacağından
çünkü; Selçukluların İzzettin Keykavus önderliğinde
Dobruca'ya geçtiklerini, ancak burada kısa bir süre
kaldıklarını, daha sonra Kıpçak ülkesine göç
ettiklerini anlatmaktadır. İreçek; Gagauzların
orijinal bir millet oldukları gerçeğinin altını
çizmektedir.
Radlof ise,
Gagauzları Altay ailesine mensup topluluklar
içerisinde saymaktadır. Moşkov, Gagauzların Kuman
soylu olmadıklarını zira, Kumanların Tatarlarla
karışmış olduklarını anlatmaktadır. Moşkov, İreçek'e
bu konuda karşı çıkmış ve Gagauzların saf Oğuz
ırkından olduklarını vurgulamıştır.
Manof,
Gagauzları Hristiyan Oğuzlar olarak
adlandırmaktadır. Çakır, Gagauzların Selçuklularla
ve Kumanlarla olan ilişkilerini reddeder. Kowalski
daha dialektik bir yaklaşımla Gagauzların bir millet
olarak ortaya çıkışlarının farklı unsurlara
dayanarak üç dönemde gerçekleştiğini düşünmektedir:
1. En
eski tabaka kuzeyden gelen bir Türk topluluğunun
kalıntısıdır.
2. İkinci tabaka Osmanlıların
gelişlerinden daha önceki döneme dayanan güneyli bir
Türk topluluğu.
3. En yeni tabaka ise Osmanlıların
bölgedeki Türk kolonilerinden oluşmuştur.
Kowalski'ye göre, Gagauzlar, mono-etnik bir kimlik
yapısına sahip olmayıp, tarih içinde karışık bir
etnik yapıları olmuştur.
İlk tabaka ile
karışan ikinci tabakaya güneyden gelen dil
karakterinin izleri bütünüyle yayılmıştır. Gagların
hristiyanlığının menşei Tuna ötesine dayanır.
Gagauzlarla pek çok ortak özelliği olan Deliorman
Türkleri'nin Müslümanlığı ise güney kaynaklı ikinci
ve üçüncü tabakadan gelir.
Gagauzların etnik
kimlikleri ve tarihleri hakkında teorilerin
tutarsızlığı Gagauzların demografisini de
etkilemiştir. 1817, 1835, 1851 ve 1859 yıllarında
yapılmış olan nüfus sayımlarında Gagauzlar kayıtlara
Bulgar olarak geçirilmişlerdir. Ancak 1897 yılından
sonra, bölgede yapılan nüfus sayımlarında Gagauzlar
ayrı bir millet olarak kabul görmüşlerdir.
Sovyetler Birliği döneminde ise Gagauzların orijinal
bir millet olduğu gözardı edilmemiş ve bu yaklaşım
istatistiklere, nüfus kayıtlarına, referans
kitaplarına nüfus cüzdanlarına, seçmen kartları gibi
her türlü resmi belgeye de yansıtılmıştır. Büyük
Sovyet Ansiklopedisi Gagauzları Oğuzların dilini ve
geleneklerini miras almış bir millet olarak
tanımlamaktadır. 1954 yılında Moskova'da basılmış
olan "European Peoples of the USSR" adlı kitapta da
Gagauzlar tanıtılmış ve etnik, kültürel ve sosyal
hayatlarıyla ilgili bilgi verilmiştir. Moldova
Ansiklopedisi ise Gagauzları orijinal bir millet
olarak tanımlamaktadır.
"Gaglar Grek
soylu değildirler, zira Yunanlıların, Romen ve
Moldovalıların, Rum ve Fanariyotların arasında
yaşarken aralarında yaşadıkları milletlerin
kendilerini daha iyi kabul etmeleri için kendilerini
onlara Türkleşmiş Rum olarak göstermişlerdir.
Halbuki Gagauzlar; adet, fizyonomi, tabiat ve
karakterleriyle asla Rumlara benzemezler. Gaglar
Türkleşmiş, Bulgarlar da değillerdir. Aksine
Gagauzlar Bulgar kelimesini hiç kullanmazlar, bunun
yerine "Tukan" adını kullanırlar. Söz gelişi bir
Gagauz köyünde Rum ve Bulgar bulunsa bunlar
Gagauzlardan o derece ayrıdır ki, parmakla
hangisinin Bulgar veya Rum olduğunu göstermek çok
kolaydır. Gagauzlar arasında Türkleşmiş,
Gagauzlaşmış Rum ve Bulgar bulmak çok kolaydır. Ama
Rum ve Bulgarlaşmış Gagauz bulmak asla mümkün
değildir.
Ünlü bir Gagauz şiiri bizlere Gagauzların
kendilerini nasıl gördükleri hakkında önemli
ipuçları vermektedir:
Ben kimsesiz
kaldım
İsmini bilmeer
Ne olduğumu bilmezler
Ben Türk evladı vatansız kaldılar
Bana Urum Tukan derler
Türklüğümü hep çekerler (gizlerler)
Vatanım da vardır
Soyum kanım Türktür
Ama bilmezler
Gagauzlar daha önceleri Dobruca başta olmak üzere Balkan
yarımadasının çeşitli bölgelerinde yaşarken XVIII. yüzyıl
boyunca kısa aralıklarla devam eden Osmanlı-Rus savaşlarını
takiben, Bulgarların baskısı ve Rusların teşviki ile eski
yurtlarını bırakıp Moldova içine göç etmeye başlamışlardır. Bu
göçte Moldova Boyarları Gagauzlara bazı hususlarda yardımcı
olmuşlardır. Ayrıca bu göçte 1774 yılında yapılan Küçük Kaynarca
Antlaşmasının da etkili olduğunu unutmamak gerekir.
1770 yılında Moldova'da biri Çadır diğeri de Orak
adlı iki köy kuran; işlerine bağlı, dürüst ve cömert
Gagauzlar, 1812 yılında yapılan Bükreş Antlaşması sonucu
Tatarların Bucak'tan çıkarılması üzerine yine Rusların
teşviki ve her çorbacıya 50 Desetina (ar) toprak
verilmesinden dolayı Bucak'a yerleşmiş, 1818'de Çadırlı
Gagauzlar "Çadır-Lunga"'yı, Oraklı Gagauzlar da "Avdarma"
köyünü kurmuşlardır. Daha sonra gelen Gagauz göçmenlerin
sayıları da buna paralel olarak çoğalmıştır.
Yüzyıla yakın Rus ve Romenlerin egemenliğinde yaşayan
Gagauzlar 1906 yılının Ocak ayında, millî kültür ve
kimliklerini koruma amacıyla, Atmaca Pavli oğlu Andre'i
Galatan önderliğinde hem Rus hem de Moldovanlara karşı
ayaklanmış, Komrat'ta cumhuriyet ilan etmişlerdir. Ne var
ki, bu hareket Çarlık Rusyası askerleri tarafından
bastırılmaya gayret edilmiş, Rus askerleri Komrat'a girerek
halkı Sobor önüne toplamış, kar üzerine diz çöktürmüş ve
çeşitli işkenceler yapmışlar ve bu bağımsızlık hareketini
bastırmışlardır. Komrat Cumhuriyeti'nin ömrü iki hafta gibi
çok kısa bir süre devam etmiştir. Bugün bu hareket Gagauz
bayrağında bir yıldızla temsil ve sembolize edilmektedir.
Gagauzların bir kısmı geçim sıkıntısı nedeniyle
1909-1910 yıllarında Orta Asya'ya göç ederek Turgay
bölgesine yerleşirken, daha sonra bir kısım Gagauz da 1925
yılında yine Orta Asya'ya göçüp Taşkent civarına
yerleşmişlerdir. Ruslarla Romenler arasında sık sık el
değiştiren Besarabya bölgesi son olarak 10 Şubat 1947
yılında imzalanan Paris antlaşması neticesinde Rusya'ya
bağlanmış, nihayet daha sonra Moldova SS Cumhuriyeti adı ile
tarih sahnesinde yerini almıştır.
Moldova SS Cumhuriyeti'nin kurulması, Gagauz
topraklarının gelişigüzel ikiye bölünmesine sebep olmuş,
sonuçta Gagauz nüfusunun %80'i Moldova %20'si Ukrayna'da
kalmıştır. Böylece Bucak bölgesinde yaşayan Gagauz halkı da
ikiye bölünmüştür. 1980'li yıllarca Sovyetler Birliği içinde
canlanan millî hareketlilik ortamından yararlanan Gagauzlar
1937 yılında Gagauz Halkı Örgütü adlı bir teşkilat kurmuş,
bu hareket 12 Kasım 1989 yılındaki Gagauz özerkliğinin
temelini hazırlamış, 31 Ekim 1990 yılında Gagauz Millet
Meclisi oluşturulmuş ve Stefan Topal Cumhurbaşkanı
seçilmiştir.
1994 yılı ortalarında Moldova Cumhuriyeti
Gagauzya'nın idari yetkisini Gagauz halkına devretme kararı
almış, bu çerçevede hazırlanan Gagauz Yeri'nin özel statüsü
üzerine kanun tasarısı (No: 344-XIII) 23 Aralık 1994
tarihinde kabul edilmiştir.
Sözkonusu yasaya göre Gagauzlara Moldova Anayasası'na
ters düşmemek kaydıyla çeşitli alanlarda yasa çıkarma hakkı
verilmiştir. Yasaya göre Gagauz Yeri'nin yüksek mercili
başkandır. Gagauz Yeri'nin bütün makamları Başkan'a
bağlıdır. Gagauz Yeri'nin resmi dili Gagauzca, Moldovanca ve
Rusca'dır. Gagauz Yeri'nin başkenti ise Komrat'tır.
Gagauzlara bu kanunla self determinasyon hakkı tanınmıştır.
Gagauzlara özel statü tanıyan bu yasaya göre Millet Kongresi
kültür, bilim, eğitim, iskan, belediye, hizmetleri, sağlık,
spor, bütçe, ekoloji, finans ve ekonomi alanlarında Moldova
Anayasası'nı ters düşmemek kaydıyla kanun yapmaya yetkili
kılınmıştır. 5 Mart 1995 tarihinde Özerk Gagauz Yeri
Cumhuriyeti'nin sınırlarını belirlemek üzere yapılan
referandum sonucunda 3'ü şehir 29 köy olmak üzer toplam 31
yerleşim biriminde Gagauz Yeri'ne bağlanma sonucu
çıkmıştır.5 Mart 1995 tarihinde yapılan referandum sonucunda
Gagauz Yeri'ne giren yerleşim birimleri şunlardır:
Şehirler: Komrat, Çadır-Lunga, Vulkaneşti.
Köyler: Alekseevka, Avdarma, Baurçi,
Beşalma, Beşgöz, Budjak, Karabalia, Kazayak, Çokmeydan,
Çeşmeköy, Köselia Ruse, Kiriet Lunga, Kirsovo, Kongaz,
Kongazcikul de Jos, Kongazcikul de Sus, Kıpçak, Kotovskoe,
Dezgindja, Duduleşti, Etulia, Etulia Noue, Ferepontevka,
Gaydar, Joltay ve Tomay.
Gagavuz Özerk Bölgesi
Yüzölçümü:
1.831 km2
Nüfusu: 171.500
Başkenti: Komrat
Komşuları :Kuzeyde Ukrayna, batıda
Romanya, güneybatıda Bulgaristan.
Kültür Yapısı
Gagavuz Türkçesi, yaşayan Türk
lehçelerinden biridir. Gagavuz Türkçesi; Azeri
Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Türkiye
Türkçesiyle birlikte Türk dilinin Oğuz grubunu
teşkil etmektedir. Bu üç lehçeden Türkiye
Türkçesine en yakın olanı Gagavuz Türkçesidir.
Bu dil, Osmanlı Türkçesinden etkilenerek Türkçe,
Arapça, Farsça kelimeler alarak zenginleştiği
gibi, birlikte yaşadığı Yunan, Bulgar, Romen,
Moldova ve Rus dillerinden de birçok kelimeyi
bünyesine almıştır. Bugün edebi Gagavuz
Türkçe'sinin içerisinde çok sayıda Slav asıllı
kelime bulunmaktadır.Gagavuzlar Osmanlı
alfabesini öğrenmemiş ve Osmanlı yazılı
edebiyatını okumamışlardır. Osmanlı döneminde ve
ondan sonra uzun zaman Kiril alfabesi ile
yazılmış bulunan Türkçe kitapları okumuşlardır.
1957
yılına kadar Gagavuzların kendilerine ait bir
alfabeleri olmamıştır. Gagavuzlar değişik
zamanlarda Rumca, Bulgarca, Rusça ve Romence
öğrenmek ve bu dillerin alfabelerini kullanmak
zorunda kalmışlardır. 1918'den 1932 yılına kadar
Kiril alfabesini, 1932'den 1957'ye kadar Latin
Alfabesini kullanmışlardır. 1957 yılında Moldova
S.S.C.B. Yüksek Sovyeti'nin kararıyla Rus
Alfabesine birkaç harf ilave edilerek, Kiril
esaslı Gagavuz Alfabesi hazırlanmıştır. 1957'den
1996'ya kadar tekrar Kiril Alfabesini, 1996'dan
sonra ise Latin Alfabesini kullanmaya
başlamışlardır.Gagavuz Türkçesini bir yazı dili
haline getirme mücadelesinde Rusça'dan
etkilenilmiştir. Gagavuz Türkçesi morfoloji,
fonetik ve sentaks açısından
değerlendirildiğinde Slav etkisinde kalmıştır.
Gagavuz Türkçesinin bu gün yaşayan iki diyalekti
vardır. Birisi merkez diyalekti (Konrat ve
Çadır), diğeri ise güney (Vulkaneş)
diyalektidir.
Kanuna göre
Gagavuz Yeri'nin resmi dili "Gagavuzca, Rusça ve
Romence"dir.Özerklik süreciyle birlikte
Gagavuzların anadillerini her alanda
kullanabilme imkanı doğmuştur. XI. Yüzyıla kadar
Hıristiyan kiliseleri arasında bir takım
teolojik problemler olmasına rağmen bu
problemler kiliseler arasında büyük bir ayırıma
sebep olmamıştı. Ancak 1054 yılında Hıristiyan
kilisesi Ortodoks ve Katolik olmak üzere iki ana
mezhebe ayrıldı. Eskiden olduğu gibi günümüzde
de Gagavuzlar arasında Babtist ve Adventist
gruplar ve bunlara ait kiliseler mevcuttur.
Gagavuzların
uzun bir süre yazılı edebiyatları olmamıştır.
Çeşitli zamanlarda farklı alfabeler kullanmak
zorunda kalan Gagavuzlar yaşadıkları ülkenin
alfabesiyle Türkçe kitaplar yayınlamışlardır.
Çağdaş Gagavuz edebiyatının gelişmesinde Mihail
Çakır'ın oldukça büyük rolü vardır. Çakır daha
1934 yılında Gagavuz Türkçesiyle ilk gazeteyi
çıkarmış ve bu dilin bir edebî dil haline
gelmesi için ilk meşaleyi yakmıştır. 1934
tarihinde Gagavuz Türkçesiyle Besarabyalı
Gagavuzların İstoryası adlı kitabını
bastırmıştır. Bu kitap bir Gagavuz tarafından
yazılan ilk Gagavuz tarihidir. Yine Çakır 1939
yılında Gagavuzca-Romence sözlüğü neşretmiştir
ve İncil'i anadiline çevirmiştir. 1957 yılından
günümüze kadar Gagavuz Türkçesi ile 25-30
civarında edebi eser yayınlamıştır.
Demografik Durumu
Gagavuzlar:
137.500
Ruslar : 11.800
Moldovanlar : 8.300
Bulgarlar : 7.800
Ukraynalılar: 7.800
İdari Yapısı
Gagavuz Yeri'nin en üst düzey idari
yöneticisi Başkan'dır. Kanunun 6. Maddesine göre
bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarının mülkiyeti
Gagavuz Yeri idaresine aittir. Gagavuz Yeri'nin
Moldova Cumhuriyeti bayrağı yanında kullanılan
kendi bayrağı mevcuttur. Gagavuz Yeri idaresine,
Moldova Anayasası ve kanunlarına ters düşmemek
kaydıyla kanun çıkarma yetkisi tanınmıştır.
Siyasi Yapısı
Özel Yasaya göre, Gagavuz Yeri
Moldova'nın toprak bütünlüğü içinde özerk bir
bölgedir. Kendi parlamentosunda ve bölge
yönetiminde söz sahibidirler.
Ekonomi
Ekonomisi tarıma dayalı olan bölgenin
ekilebilir alanı 148 hektardır. Yılda 400.000
ton üzüm işleyen 12 şarap fabrikası, 1 adet et
kombinası, 2 adet yağ fabrikası, 1 adet tütün
fabrikası, mentasyon fabrikası ve 2 adet halı
fabrikası vardır. Şarapçılıkta dünya çapında üne
sahip olan Gagavuzlar üzümün yanısıra hububat,
bakliyat ve sebze-meyve yetiştirmektedirler.
Eğitim - Öğretim
Bugün yaşlı ve okuma-yazma bilmeyenler
yalnızca Türkçe konuşmaktadırlar. Sovyetler
Birliği zamanında Rusça'nın okullarda zorunlu
hale getirilmesi sonucu Gagavuzlar, iki dilli
olmuşlardır. Moldova'da yaşayan milletler içinde
Rusça'nın ikinci dil olarak konuşulma oranının
en yüksek olduğu grup Gagavuzlardır.
Gagavuzların %74'ünün Rusça'ya vakıf oldukları
tespit edilmiştir. Okullarda kademeli olarak
Latin Alfabesi ve Gagavuzca eğitim verilmeye
başlanmıştır. Gagavuzca yayınlanan gazetelerden
başlıcaları Ana Sözü ve Gagavuz Sesi
Gazetesidir. Ayrıca Saba Yıldızı adlı bir dergi
de yayın hayatına başlamıştır.
Türkiye İle İlişkileri
Hamdullah Suphi Tanrıöver'in T.C. Bükreş
Büyükelçisi olduğu dönemde (1931-1944)
Gagavuzlar Türkiye'nin gündemine gelmiştir. Bu
dönemde Gagavuz Yeri'nde Türkçe kursları açılmış
ve Türkçe kitaplar gönderilmiştir. Öte yandan
bazı Gagavuzlar seçilerek Türkiye'de yüksek
öğrenim görmeleri sağlanmıştır. Sovyetler
Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Gagavuzlar
Türkiye'nin gündemine tekrar girmişlerdir. Uzun
zaman kopuk olan ilişkilere büyük önem
verilmektedir. Türkiye Gagavuzlara yardım
mahiyetinde bir çok program ve proje
gerçekleştirmiştir.
Faaliyetlerin çoğu eğitim alanında
yoğunlaşmıştır. Bunun yanında insani yardım ve
sağlık malzemesi gönderilmiş, Gagavuz öğrenci ve
öğretmenlere Türkiye'de çeşitli sürelerle Türkçe
yaz kursları verilmiştir. Gagavuz Yeri'ndeki
Komrat Devlet Üniversitesi'ne Türkiye'den
öğretim elemanı gönderilmesi için alt yapı
çalışmaları başlatılmış, ayrıca üniversiteye çok
sayıda kitap gönderilmiş, maddi yardımda da
bulunulmuştur. Bursa ile Çadır-Lunga şehrinde
ilkokullar arasında kardeş okul ilişkisi
kurulmuştur.
GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği
İçerik:
Üye MenüsüKayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.

Hun Galeri
Şiirler
Son Tartışılan Konular
Güncel Forumdan
Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:105 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

