
Ana Sayfa » TÜRKÇÜLÜK ÜZERİNE MAKALELER - NEJDET SANÇAR | TÜRK SOYUNUN GİZLİ GÜCÜ
:>> TÜRK SOYUNUN GİZLİ GÜCÜ
Türkler, birçok insanlık meziyetlerini varlıklarında toplamış bir
millettir. Kahramanlık, savaşçılık, teşkilatçılık gibi, dünyanın başka
hiçbir milletinde bir bütün halinde görülmeyen üstün vasıflarımız
yanında; güzel sanatların çeşitli dallarında ulaştığımız seviye de,
bunun inkarı mümkün olmayan delilleridir.
Dünyanın en büyük
kahramanları, Türk soyunun oğulları arasın arasından çıkmıştır.
Dünyanın en büyük zaferleri, Türk ordusunun eserleridir. Dünyanın, her
bakımdan en büyük devletlerinin ve imparatorluklarının sahibi de
Türklerdir.
Güzel sanatların en üst basamaklarında oturmakta
olan insanlar arasında Türkler az değildir. Mimarlıkta Sinan; Şiirde
Yunus Emre, Nevdi ve Fuzuli; Musikide Itri ve Dede Efendi, bir millete
tek başlarına şereflerin en büyüğünü sağlayacak çapta sanatçılardır.
Cihan
tarihinin akışı içinde, dünyanın en büyük, en muhteşem ve en uzun
ömürlü devlet ve imparatorluklarına sahip oluşumuz, bu büyük
meziyetlerimizin tabii sonucudur.
Fakat, bu büyük
meziyetlerimizin neticesi olup yüzyıllarca sürüp giden dünya
hakimiyetimiz, bir çok milletleri, Türk’e düşman etmiştir. Düşmanlarımızın
çokluğunda, Müslümanlık-Hıristiyanlık mücadelesinde, İslamiyet’in tek
başına savunuculuğunu yaparken, yüzyıllarca Hıristiyan dünyasını
kabuğunun içinde bırakışımızın rolü de az değildir.
Bu dış
düşmanlarımızın yanında, bir de, iç düşmanlarımızın bulunduğu da
unutulmamalıdır. Son büyük imparatorluğumuzun çöküş yıllarında ve
çöküşünden sonra, eski çağlarda istila edilmiş toprakların
mensuplarından olup da içimizde kalanların, yıllardan beri sürüp giden
düşmanlıkları da, cemiyetimizin manevi hayatında devamlı olarak yaralar
açıp durmaktadır.
Dış ve iç düşmanlarımızın, Türk’ü vurmak için
giriştikleri hareketlerde yüzyıllardan beri, ustalıkla kullandıkları
bir kozları vardır. Bu, Türk’ün sıfatıdır. Doğru, mert, yiğit ve
efendi Türk; hileye gerektiği derecede akıl erdiremediği için,
düşmanları tarafından kolayca kandırılıp vurulmaktadır.
Göktürk
çağının düşmanı Çinli, o ulu ataları, güzel Çinli prensesleri, ipeği
vesairesiyle kandırıp vurmuştu. Selçuklular ve Osmanlılar devrinde bu
cins hilelerin en tehlikelileri, dini elbiseye büründürülerek Türk’ü
uyutmak şeklinde yürütüldü. Tanzimat sonrasının sıkıntılı ve tehlikeli
yıllarında ortaya çıkan <ittihad-ı anasır> dolması da; saf, temiz ve hileye akıl erdiremeyen Türk’ü, neredeyse, son devletini kaybettirecek hale getirecekti.
Tarih; düştüğümüz büyük sıkıntılar ve tehlikeler sırasında, <Oğuz Kağan> ve <Ergenekon> destanlarındaki yol gösterici ve kurtarıcı <Bozkurt>un,
her zaman soyumuzun içinden çıkıp başına geçtiğini ve Tanrı’nın en yüce
soyunu tehlikeler içinden çıkarıp zafere ve selamete ulaştırdığını
gösteriyor.
Asya’da, dağınık parçalar halinde yaşarken, Türk
soyunu bölünmüşlükten kurtarıp bir bütün haline getiren Tanrıkut Mete,
bunun tarihte ilk büyük örneğidir. Gök Türkler çağında, deniz
büyüklüğündeki Çin kıtasında eritilmeye çalışılırken, kırk arkadaşıyla
birlikte, o büyük destanı yaratan Kür Şad, bunun, Türk ruhunu büyüleyen
misallerinden birisidir. XX. Yüzyılın başlarında, Hıristiyan
dünyasının, Türk’ü haritadan silmek üzere harekete geçtikleri ve artık
her şeyin bittiğinin sanıldığı sıralarda Türklerin tarihte armağan
ettikleri <Milli Mücadele> ise, bunun son örneğidir.
Türk
soyunun gizli gücü, işte bu devletinin büyük tehlikelerle karşılaştığı
sıralarda, içinden çıkarıp başına geçirdiği ulularının etrafında
perçinleşip, milli varlığını tehlikeden sıyırmasıdır. Bu güç, Türk’e
Tanrı’nın bağışıdır. Bugüne kadar karşılaştığı tehlikelerde olduğu
gibi, bundan sonra karşılaşması mümkün ve muhtemel olanlarla da, Türk,
bu gizli gücü ile düşmanının mutlaka alt edecektir.
Soyumuzun
son kalesi Türkiye, bir müddetten beri, büyük tehlikelerle karşı
karşıya bulunmaktadır. Bir kısım siyasilerin kaprislerinin büyük rol
oynadığı yakın hadiseler sonunda, içine girmiş bulunulan durum, elbette
ki, omuz silkinebilecek cinsten değildir. Ama, karamsarlığa kapılmaya
da lüzum yoktur. Türk soyunun gizli gücü, sonunda mutlaka kendisini
gösterecektir. Son günlerin kıpırdanmaları, bunun belirtileridir.
Türk düşmanları hangi oyunlara başvururlarsa vursunlar, emellerine ulaşmaları imkansızdır. Çünkü; <Üstte gök basmadığı, altta yer delinmediği> takdirde Türk soyunun yurdunu ve türelerini hiçbir kuvvet yok edemez.
Sayfa İşlemleri:
GökBörü Turancı Düşünce ve Eğitim Derneği
İçerik:
Üye MenüsüKayıt olmak için dokunun
Üye iseniz giriş yapınız.

Hun Galeri
Şiirler
Son Tartışılan Konular
Güncel Forumdan
Çevrimiçi Durum
Anlık Ziyaretçi:84 kişi
Şuan çevrimiçi üye yok

