Gönderen Konu: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.  (Okunma sayısı 17907 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kök-Börü

  • Ziyaretçi
ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« : 13 Şubat 2007, 09:59:57 »
BAYBARS OSMAN BATUR


Türk Dünyası’nda öyle kelimeler vardır ki sayfalar ve ciltler hacmi ile anlatılacak kavramları çağrıştırır. Sürgün denilince Kırım Türkleri ve Kafkas Halkları akla gelir. Katliam ve soykırım kelimeleri Kerkük Türkleri’ni akla getirir. İşkence kelimesi ise Çinlileri ve Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistanlıları...

Osman Batur, Çin işkencelerine başkaldıran efsânevî bir kahramandır. Başarılı oldu. Kısa da olsa, bir dönem için milletini Çin işkencelerinden kurtardı. Bu başarısı sebebiyle de işkence uygulanarak şehid edildi.

HAYATI


Asıl adı Osman İslâmoğlu idi. Batur, O’na milletinin verdiği bir unvan, bir sıfattır. Kahraman ve cesur anlamındadır. O, bu unvan ve sıfatla özdeşleşmiş, böylece anılmaya hak kazanmıştır.

Altay vilâyetindeki Köktogay bölgesinin Öndirqara mevkiinde doğdu. Orta halli bir çiftçi ailesinin oğluydu. Dedesi din adamı idi. Osman Beğ, 40 yaşına kadar doğduğu bölgede tarımla uğraşarak geçimini sağladı. 1940 yılında Çin zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Camilere tecavüz eden, Kur’an-ı yakan Çinlileri protesto eden Türkler, ‘isyancı’ oldukları bahanesiyle tutuklandı. Resmî makamlar, Türk’lerin ellerindeki silâhları toplamaya başladılar. Babası ve ailesinden bâzı kişiler, silâhlarını Çin askerlerine teslim ettiler. Osman Beğ,

- Bu gün silâhımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. Ben silâhımı Çinlilere vermem. İstiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa, gelip alsınlar !”

Dedi ve tek başına dağa çıktı. Savaştan başka kurtuluş yolu olmadığına inanıyordu. Başlattığı mücadele aynı gün destek gördü. Arkasından ilk gidenler arkadaşı Süleyman ve büyük oğlu Şerdiman oldu. Silâhını Çinlilere teslim eden babası İslâm Bey, oğlu için hayır duâlarını ve başarı dileklerini dile getirdi. Oğlunu koruması için Tanri’ya duâ etti. Annesi Ayça Hanım:

“- Ben oğlumu bu günler için doğurdum. Çinliler asırlardır koyun boğazlar gibi biz Türk’leri öldürüyorlar. Bizim canımız, bizden önce ölenlerin canından daha kıymetli değildir. Bizden sonrakilerin yaşaması için oğlum, ben diğer çocuklarım ölmeye hazırız !” Diyordu.

Kısa zaman içerisinde, etrafında gözü pek insanlardan bir direnis ordusu oluştu. Zelebay Telci, Nurgocay Batur, Kâseyin Batır, Canım Han Hacı, Süleyman Batır, Musa Mergen Aktepe, Sulibay, Ökürbay , Nogaybay, Ahid Hacı, Halil Teyci, Karakul Zalin... bu yigidlerden birkaçıdır. O artık, soydaşlarının Osman Batur’u idi.

Osman Batur ve silâh arkadaşlarının mücâdelesi, 1941 yılı Ekiminden 1943 yılı Temmuzuna kadar gerilla savaşı şeklinde devam etti. 22 Temmuz 1943’te Altaylar, Çinlilerden tamamen temizlenmişti. Altay Türkleri artık bağımsızdı. Mücâdelesini sürdürdü. Altay Geçici Halk Cumhuriyeti Başkanlığına seçildi. 1944 – 1945 yıllarında, Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki Doğu Türkistan Kazak Türkleri’nin yaşadığı bölgeleri de Çin İstilâsından kurtardı. 1945 yılının Ekim ayından 1947 yılının Şubatına kadar üç vilâyetten oluşan Doğu Türkistan Hükümeti’nin askerî ve mülkî âmiri olarak Vâli sıfatıyla görev yaptı. O’nu, Şubat 1947’den Eylül 1949’a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinin aslî üyesi olarak görüyoruz. Aynı zamanda, Altay Vâliliği görevini de devam ettiriyordu. Bütün bu görevleri sırasında Çinliler ile silâhlı mücâdeleden bir an bile geri kalmadı.

Çinliler, yönetimleri altında bulunan Türk’lerle meskûn bölgelerin birer birer elden çıkmakta olduğunu anlayınca, büyük bir ordu oluşturdular. Osman Batur ve beraberindeki yigidler, sayıca kendilerinden 10 kat fazla ve modern silâhlarla donanmış düzenli orduya karşı savaşa devam ettiler. Osman Batur, bu savaş sırasında, 1950 Kasımında, cephânesi bittiği için Kamambal Dağı’nda, Çinlilere esir düştü. Ellerinden ve ayaklarından zincirlerle bağlanarak zindana atıldı. Her gün kesintisiz işkence görüyor, kendisine yardımcı olan Türk’leri ele vermesi için sıkıştırılıyordu. Çinliler, işe yarayacak bilgi alamayacaklarını anlayınca Osman Batur’u göstermelik bir mahkemeye sevk ettiler. Mahkeme, önceden verilmiş kararı, 19 Nisan 1951 tarihinde açıkladı: “Devrim düşmanlığı suçundan idam...” Karar, 29 Nisan 1951 tarihinde Urumçi’de kurşunlanmak suretiyle uygulandı. Osman Batur’un son sözleri, bağımsızlık için mücadele edenlerin yolunu aydınlatacak bir meş’ale idi:

“- Ben can verebilirim. Milletim, dünya durdukça mücâdeleye devam edecektir.”

Bozoklu Bozkurt

  • Ziyaretçi
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #1 : 29 Nisan 2007, 22:25:40 »
Selam olsun sana ey Osman Batur!
Kavgan kutsal yoldaşların erdirler!

Gökbayrağın boynu bükük ey yatır!
Türkistan'ın şimdi yetim ildirler!

Türk'üz diye bizi çekip vuranlar!
Elimizi kolumuzu kıranlar!

Fare yüzlü alçak Çinli hıyanlar!
Sağırdırlar dilsizdirler kördürler!

Kalemler yazamaz kutlu kavganı!
Kıramaz boralar iman dalganı!

Öksüz Türkistan'ın altın Argun'u!
Yangındır yürekler sana kordurlar!

Nerdedir mabedin yüzün süreyim!
Süreyim de dileğime ereyim!

Diyordun ki ''Ben kasırga, borayım''!
Türkistan'ın bağrı yaslı yeldirler!

Uyan Altayların puslu yiğiti!
Tanrıdağları'nın şanlı şehiti!

Yakılmazmış yiğitlerin ağıtı!
Destanın var senin sana dildirler!

Vuruldu otuzbeş milyon yiğit can!
Çin zulmü altında ağlar Türkistan!

Neredesin Osman Batur gel uyan!
Onca mazlum sese sensin tek iman!

Kurt doğmuşsun yine Bozkurt ölmüşsün!
Kahpe Çin'e Bozkurt gibi dalmışsın!

Bir sehpada mertebeni almışsın!
Baturların şimdi kanlı eldirler!

Tanrıdağı'ndasın şimdi ordasın!
Dilimdeki gönlümdeki yerdesin!

Bayrağınla gönüldesin serdesin!
Torunların düşmeyecek serdirler!

Bu ne iman bu ne ruhtur tükenmez!
Gözünü budaktan daldan sakınmaz!

Gökbayrak'ı elde tutar sarsılmaz!
Kavgaların bayrak bayrak seldirler!

Ey öksüz ey yetim davanın eri!
Ölür mü hatıran kalır hep diri!

Tanrı yaratırken şu yağız yeri!
Kürşadlar merhaba Batur dediler!

Andımız var kin duruşlu gözleri!
Fare..yılan..cümle hain yüzleri!

Ezeceğiz yurdundaki pisleri!
Yiğtlerinde bayrağında birdirler!

Demiştin ki;''Ben ölürüm, bu yolda
Dalgalanır Gökbayrağım bir elde''!

Hatırandır duran kanlı bir gülde!
Biz sonsuzuz kahpe Çinli yeldirler!

Sözümüz söz alacağız öcünü!
Göstereceğiz o Çin'e Türk gücünü!

Gani senden aldı vatan borcunu!
Binler Gani sana hayran del'dirler!















Çevrimdışı Deli

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 253
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #2 : 29 Nisan 2007, 22:40:15 »
     Gani Anda ..

        Gönlüne sağlık, harika bir iş çıkartmışsın.Osman Batur'un ruhu şad , mekanı Tanrı  Dağı olsun..
NE AMERİKA , NE RUSYA , NE ÇİN ,
HERŞEY MİLLİYETÇİ TÜRKİYE İÇİN ...

Çevrimdışı gokturkhan

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 132
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #3 : 30 Nisan 2007, 20:56:53 »
Bozoklu Bozkurt anda ,yazdığın bu öğretiyi TÜRKİSTANLI  bir ırkdaşımıza  okuttum,onun gözyaşları ömrüne ömür katsın.

Çevrimdışı TÜRK-KAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2182
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #4 : 30 Nisan 2007, 21:07:18 »


Büyük Türk Yiğidi Osman Batur...


MEKANI TANRIDAĞI OLSUN !!!


TTK


Bozoklu Bozkurt

  • Ziyaretçi
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #5 : 30 Nisan 2007, 21:50:03 »
Soydaşlarım;

Güzel ve kıvandırıcı sözleriniz için teşekkür ederim.

Yiğit Osman Batur'un aziz ruhu şad olsun.

Onun mekanı biliyoruz ki Türk Uçmağıdır.Yoldaşları Kür Şad ve Tanrıkut Mete;gönüldaşları Umay ve Ayzıt analar olsun!

Esenlikler, saygılar....

TTK

Çevrimdışı toygar mete

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 29
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #6 : 08 Mayıs 2007, 18:29:34 »
Çalışma çok güzel olmuş! Osman Batur un ruhu şad olsun, mekanı Tanrı Dağı olsun!!!

Kök-Börü

  • Ziyaretçi
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #7 : 08 Mayıs 2007, 18:46:18 »
Soydaşlarım;

Güzel ve kıvandırıcı sözleriniz için teşekkür ederim.

Yiğit Osman Batur'un aziz ruhu şad olsun.

Onun mekanı biliyoruz ki Türk Uçmağıdır.Yoldaşları Kür Şad ve Tanrıkut Mete;gönüldaşları Umay ve Ayzıt analar olsun!

Esenlikler, saygılar....

TTK

Tanrıça Umay hakkında başlığım vardı!Ama Tanrıça Ayzıt iletinizde geçince kendisi hakkında bilgi  eklemediğim aklıma geldi....

Hatırlattığın için teşekkür ederim!

TENGRİCİLİK(GÖK TANRI)İNANCINDA TANRIÇA AYZIT

Ayzıt Tanrıça, kadınlar doğuracağı zaman imdatlarına yetişir; onların kolayca doğurmasına yardım eder; üç gün lohusanın baş ucunda bekledikten sonra, beraberindeki dere, tarla, ağaç, çiçek perileriyle gökyüzünün üçüncü katındaki sarayına döner.
Bununla beraber, Ayzıt'ın, hiç hoşgörü kabul etmeyen, bir şartı vardır: Namusunu korumamış olan kadınların yardımına, ne kadar yalvarırlarsa yalvarsınlar, ve ne kadar değerli kurbanlar ve hediyeler sunarlarsa sunsunlar bir türlü gelmez.

Ayzıt Tanrıça'ya özgü bir yaz bayramı da vardır. Bu bayramın sabahında evlerin her tarafı son derece temiz ve süslü bir hale konulur, her fert en güzel elbisesini giyer, en çok sevdiği yemeklerine ise onları yer, herkesin yüzü mutlaka neşeli, şen ve tebessümlü olur. Bu sırada Ak Şaman, elinde sazı olduğu halde gelir (kış ayinlerini Kara Şaman, yaz ayinlerini Ak Şaman yürütür) dokuz genç kızla dokuz delikanlı seçerek bunları ikişer ikişer, el ele tutturarak asker gibi dizer. Ve kendisi sazını çalar, onları gökyüzüne çıkarıyormuş gibi, ileri doğru yürütür. Sazını çalarken, Ayzıt hakkındaki ilahileri de söyler. Bu estetik alay, üçüncü kat göğe geldikleri zaman, Ayzıt'ın sarayını koruyan yasakçılar ellerinde gümüş kırbaçlar olduğu halde meydana çıkarlar, Alay içinde namusça kusuru olanlar varsa onları geri çevirerek diğerlerini Ayzıt'ın sarayına girmesine izin verirler. İşte bunlar,Tengricilikte(Gök Tanrı) Türklerde cinsel ahlakın yüksek olduğu ve erkekler kadının bu ahlakla aynı derecede sorumlu olduğunu gösteriyor.



Çevrimdışı kurtkaya28

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 5
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #8 : 16 Mayıs 2007, 12:46:35 »
29 Nisan 1951 Güneş'in Söndüğü Gün
O S M A N B A T U R


Türküz dedik çekip çekip vurdunuz...
Bizi vurup bizden hesap sordunuz...
Ölümden öteye köy mü kurdunuz!..
Korkumuz yok, korkumuz yok sizden...

Türk Dünyası’nda öyle kelimeler vardır ki sayfalar ve ciltler hacmi ile anlatılacak kavramları çağrıştırır. Sürgün denilince Kırım Türkleri ve Kafkas Halkları akla gelir. Katliam ve soykırım kelimeleri Kerkük Türkleri’ni akla getirir. İşkence kelimesi ise Çinlileri ve Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistanlıları...

Osman Batur, Çin işkencelerine başkaldıran efsânevî bir kahramandır. Başarılı oldu. Kısa da olsa, bir dönem için milletini Çin işkencelerinden kurtardı. Bu başarısı sebebiyle de işkence uygulanarak şehid edildi.

HAYATI
Asıl adı Osman İslâmoğlu idi. Batur, O’na milletinin verdiği bir unvan, bir sıfattır. Kahraman ve cesur anlamındadır. O, bu unvan ve sıfatla özdeşleşmiş, böylece anılmaya hak kazanmıştır.

Altay vilâyetindeki Köktogay bölgesinin Öndirqara mevkiinde doğdu. Orta halli bir çiftçi ailesinin oğluydu. Dedesi din adamı idi. Osman Beğ, 40 yaşına kadar doğduğu bölgede tarımla uğraşarak geçimini sağladı. 1940 yılında Çin zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Camilere tecavüz eden, Kur’an-ı Kerim’i yakan Çinlileri protesto eden Türkler, ‘isyancı’ oldukları bahanesiyle tutuklandı. Resmî makamlar, Türk’lerin ellerindeki silâhları toplamaya başladılar. Babası ve ailesinden bâzı kişiler, silâhlarını Çin askerlerine teslim ettiler. Osman Beğ,

- Bu gün silâhımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. Ben silâhımı Çinlilere vermem. İstiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa, gelip alsınlar !”

Dedi ve tek başına dağa çıktı. Savaştan başka kurtuluş yolu olmadığına inanıyordu. Başlattığı mücadele aynı gün destek gördü. Arkasından ilk gidenler arkadaşı Süleyman ve büyük oğlu Şerdiman oldu. Silâhını Çinlilere teslim eden babası İslâm Bey, oğlu için hayır duâlarını ve başarı dileklerini dile getirdi. Oğlunu koruması için Cenab-ı Allah’a duâ etti. Annesi Ayça Hanım:

“- Ben oğlumu bu günler için doğurdum. Çinliler asırlardır koyun boğazlar gibi biz Türk’leri öldürüyorlar. Bizim canımız, bizden önce ölenlerin canından daha kıymetli değildir. Bizden sonrakilerin yaşaması için oğlum, ben diğer çocuklarım ölmeye hazırız !” Diyordu.

Kısa zaman içerisinde, etrafında gözü pek insanlardan bir mücâhit ordusu oluştu. Zelebay Telci, Nurgocay Batur, Kâseyin Batır, Canım Han Hacı, Süleyman Batır, Musa Mergen Aktepe, Sulibay, Ökürbay , Nogaybay, Ahid Hacı, Halil Teyci, Karakul Zalin... bu mücâhidlerden birkaçıdır. O artık, soydaşlarının Osman Batur’u idi.

Osman Batur ve silâh arkadaşlarının mücâdelesi, 1941 yılı Ekiminden 1943 yılı Temmuzuna kadar gerilla savaşı şeklinde devam etti. 22 Temmuz 1943’te Altaylar, Çinlilerden tamamen temizlenmişti. Altay Türkleri artık bağımsızdı. Mücâdelesini sürdürdü. Altay Geçici Halk Cumhuriyeti Başkanlığına seçildi. 1944 – 1945 yıllarında, Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki Doğu Türkistan Kazak Türkleri’nin yaşadığı bölgeleri de Çin İstilâsından kurtardı. 1945 yılının Ekim ayından 1947 yılının Şubatına kadar üç vilâyetten oluşan Doğu Türkistan Hükümeti’nin askerî ve mülkî âmiri olarak Vâli sıfatıyla görev yaptı. O’nu, Şubat 1947’den Eylül 1949’a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinin aslî üyesi olarak görüyoruz. Aynı zamanda, Altay Vâliliği görevini de devam ettiriyordu. Bütün bu görevleri sırasında Çinliler ile silâhlı mücâdeleden bir an bile geri kalmadı.

Jiang Zemin ve Demirel Dostluğu
Çinliler, yönetimleri altında bulunan Türk’lerle meskûn bölgelerin birer birer elden çıkmakta olduğunu anlayınca, büyük bir ordu oluşturdular. Osman Batur ve beraberindeki mücâhidler, sayıca kendilerinden 10 kat fazla ve modern silâhlarla donanmış düzenli orduya karşı savaşa devam ettiler. Osman Batur, bu savaş sırasında, 1950 Kasımında, cephânesi bittiği için Kamambal Dağı’nda, Çinlilere esir düştü. Ellerinden ve ayaklarından zincirlerle bağlanarak zindana atıldı. Her gün kesintisiz işkence görüyor, kendisine yardımcı olan Türk’leri ele vermesi için sıkıştırılıyordu. Çinliler, işe yarayacak bilgi alamayacaklarını anlayınca Osman Batur’u göstermelik bir mahkemeye sevk ettiler. Mahkeme, önceden verilmiş kararı, 19 Nisan 1951 tarihinde açıkladı: “Devrim düşmanlığı suçundan idam...” Karar, 29 Nisan 1951 tarihinde Urumçi’de kurşunlanmak suretiyle uygulandı. Osman Batur’un son sözleri, bağımsızlık için mücadele edenlerin yolunu aydınlatacak bir meş’ale idi:

“- Ben can verebilirim. Milletim, dünya durdukça mücâdeleye devam edecektir.”

KİŞİLİĞİ
Osman Batur 1,85 boyunda, iri gövdeli bir insandı. Kısa ve kalın boynu, siyah saçları, yarı kapalı denecek ölçüde kısık gözleri vardı. Kaşlarının arası kırışıktı. Çok az konuşurdu. Kudret ve kötü tâlih şahsiyetinde birleşmişti.

Daha 10 yaşında iken usta bir binici ve iyi bir avcı olmuştu. 12 yaşına geldiğinde Kazakların büyük kahramanı Böke Batur’un dikkatini çekti. Böke Batur O’nu himâyesine aldı. İyi bir silahşor, usta bir dövüşçü olarak yetişmesine katkıda bulundu. Sonra çete savaşlarının inceliklerini öğretti. Rusların ve Çinlilerin, soydaşlarına yaptığı işkenceleri görüp yaşadığı için Rus ve Çin milletinden nefret ediyordu. Böke Batur’un telkinleriyle bu nefret, şuurlu bir inanca dönüştü. Dedesi dolayısıyla iyi bir Müslüman olarak yetişmişti. İslâmiyet’in komünizmle bağdaşmadığını anlamakta gecikmedi.

Böke Batur, öğrencisinin yetiştiğine inandığı gün:

“- Benim sana verebileceğim başka bir şey kalmadı. Benim işim bitti. Artık bana ihtiyacın olmayacak. Fakat milletimizin sana ihtiyacı var.”

Dedi. Osman Batur, hayatı boyunca kendisine ihtiyacı olanlar için mücâdele etti. Hayatı, bu mücâdele ile dolu olarak yaşadı ve inandığı ülkü uğruna can verdi. Mekânı Cennettir inşallah.

Kazaklar ve Uygurlar Osman Batur’u hiç unutmadılar. Dünya durdukça unutmayacaklar. “Bize sen ruh ve şuur verdin, hürriyet aşkını sen bize öğrettin. Ey büyük kahraman ! senin yolundan gidecek azimli kahramanlar yetiştireceğiz.” Diyerek O’nu anıyorlar. Adına şiirler yazılıyor, anma günleri düzenleniyor.

Osman Batur, yeni ve genç Osman Batur’ların bedeninde yaşamaya devam ediyor.

ÇİN ZULMÜ BİTMEZ !

Jiang Zemin ve Bush İttifakı
Çinliler, Altay Türkleri’nin millî kahramanı Osman Batur’u işkencelerden sonra şehit etmekle ancak, bir büyük kahramanın aziz bedenini ortadan kaldırabilmişlerdi. Bağımsızlık düşüncesini, Türk’lerin bağımsızlık için mücâdele azmini yok edemediler. Edebileceklerini zannedip işkence ve zulümlerini sürdürdüler.

Osman Batur’un tek erkek kardeşi Delihan İslâmoğlu, istiklâl için giriştiği savaşta esir alınarak şehid edildi. Osman Batur’un ikinci hanımı, üç oğlu ve beş kızı da esir alındı. 18 yaşındaki kızı Kabiyra ile 14 yaşındaki oğlu Baybolla, anneleri Mamey’in gözleri önünde doğranarak şehid edildi. 11 yaşındaki oğlu Kariy ve 9 yaşındaki kızı Sapiyan, 20 metre derinliğindeki kuyuya diri diri atıldı. Evlâtlarına yapılan bu zulüm, işkence ve katliam neticesinde Mamey Hatun, aklını kaybetti ve onu da Çinliler olay yerinin yakınındaki nehrin azgın sularına attılar.

Osman Batur’un; Şerdiman, Nimetullah ve Nebî isimli oğulları, babalarının şehit edilmesinden sonra da bağımsızlık savaşını devam ettirdiler.
_________________ :turan:

Çevrimdışı Teoman Yabgu

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 93
Ynt: ALTAY KARTALI OSMAN BATUR.
« Yanıtla #9 : 10 Temmuz 2007, 23:51:46 »
Mekanı cennet olsun.Yararlı bir paylaşım yapmışsın ellerine sağlık.
Cahilliğimden utandım
Evet,övünerek söylüyor ve tekrar ediyorum:
Irkçı,Türkçü,Turancıyım...
Ruh ve yürek sağırları anlamazlar ebni..