Gönderen Konu: Anadolu'da yaşayanlar Türk mü  (Okunma sayısı 337 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Soru-Cevap

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1090
Anadolu'da yaşayanlar Türk mü
« : 26 Mayıs 2020, 00:11:22 »
soruhunturk [ [ @]] gmail [.]com ' gelen bir soru

Gönderen: y***ey


Bir Altay Türkü  bana Türkiye de ve Azerbaycan da yaşayanların Türk değil Pers, Arap ve Müslüman Rumlardan oluştuğunu söyledi.

İddia ettiğine göre bizler güney Amerikalıların kendilerine Latin dediği gibi bizde kendimize Türk diyormuşuz ve onların ataları bizlere Türkçeyi zorla kabul ettirmiş.

Elbette dedikleri doğru değil ama son zamanlarda orta Asya'dan geldiğimiz yalan gibi duyumlar yayılınca sormak istedim, doğru mu?

Çevrimiçi Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1824
    • http://www.hunturk.net
Ynt: Anadolu'da yaşayanlar Türk mü
« Yanıtla #1 : 26 Mayıs 2020, 14:30:21 »
soruhunturk [ [ @]] gmail [.]com ' gelen bir soru

Gönderen: y***ey


Bir Altay Türkü  bana Türkiye de ve Azerbaycan da yaşayanların Türk değil Pers, Arap ve Müslüman Rumlardan oluştuğunu söyledi.

İddia ettiğine göre bizler güney Amerikalıların kendilerine Latin dediği gibi bizde kendimize Türk diyormuşuz ve onların ataları bizlere Türkçeyi zorla kabul ettirmiş.

Elbette dedikleri doğru değil ama son zamanlarda orta Asya'dan geldiğimiz yalan gibi duyumlar yayılınca sormak istedim, doğru mu?

Bir parça; tarih (history), kökenli bilim (etimoloji), insan bilim (antropoloji) ve dil bilimi (lengüistik) bilen ve azıcıkta akıl ve mantığı olan bir kimse böyle bir saçmalığı ciddiye alıp buralara yazmaz bile.
Bu zırvanın sahibi ya kör cahil, ya da art niyetli bir etki ajanıdır.

Anadolu toprakları kesintisiz olarak bin yıldır Türk yurdu olmakla beraber, Gâzi Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün de ifade buyurduğu gibi en az yedi bin yıllık Türk beşiğidir.
Türkler, 26 Ağustos 1071'deki Malazgirt Zaferinden binlerce yıl önce de Anadolu'nun her yerinde vardı.
Araştırma ve bulgular "Türkler Anadolu'ya ilk kez 1071'de geldi" diyen tarih tezini çökertmiştir.

Türklerin Anadolu’ya ilk gelişleri Sakalar ile gerçekleşmiştir. Sakalar, M.Ö. 665 yılında Kuzey Kafkasya’da yaşayan Kimmerleri yurtlarından attıktan sonra onları takip ederek Azerbaycan topraklarına geldiler. Bu sırada Sakaların başında başbuğ olarak Gök bulunuyordu. Gök’ün Asur kaynaklarında isimleri ‟Sarati” ve ‟Parati” olan iki oğlu vardır. M.Ö. 662’de bu iki kardeş, Asur ülkesine saldırdılar. Bunlardan Parati’nin -yine Asur kaynaklarında geçtiği kadarıyla- ismi ‟Maduva” olan oğlu, M.Ö. 654’te tüm Anadolu, Suriye ve Filistin bölgelerini ele geçirdi. Burada adı Maduva olarak geçen kişi, Firdevsi’nin Şehnâme adlı eserinde ‟Efrasiryab” olarak anılan, gerçekte ise adı ‟Alp Er Tunga” olarak bildiğimiz Saka hükümdarıdır. İran hükümdarı ‟Keyhüsrev”, Kuzey Azerbaycan ve Doğu Anadolu’yu Sakalardan almak için kurduğu tuzak sonucu M.Ö. 626-625 yılında Alp Er Tunga’yı şerefine verdiği ziyafet sırasında zehirleyerek öldürdükten sonra istediğini elde etti ve Doğu Anadolu topraklarını ele geçirdi. Tarihçi Strabon’a göre Sakaların Anadolu’daki egemenlikleri 28 yıl sürmüştür.

Anadolu coğrafyasında var olan en eski varlıklarından biri de M.Ö. 149-127 yılları arasında İtil Nehri civarındaki topraklarından kalkıp Azerbaycan’a, oradan da Kars ve Pasin ovalarına gelip yerleşen ‟Bulgarlar” ve ‟Vanandlar”dır. Bulgarlar ile akraba bir kavim olan Vanandlar ile Bulgarlar’ın Doğu Anadolu coğrafyasına gelmeleriyle ilgili tarihî bilgi, Ermeni kaynaklarınca da teyit edilir. Hatta bu yerleşme, etkisini, Selçukluların Anadolu’yu egemenliklerine alıncaya kadar Kars şehrinin adının Vanad olarak anılması ile gösteriyor.

IV. asırda Balamir başbuğluğunda batıya; Avrupa topraklarına hareket eden Hunlar, ilk önce, IV. asrın ortalarına doğru İranî bir kavim olan Alanların ülkesini ele geçirdikten sonra 374 yılında Karadeniz’in kuzeyindeki Got krallığı topraklarına saldırdı ve topraklarını ele geçirdiler. Hunların önünden kaçan Gotlar, Avrupa’nın batısına, yani Roma İmparatorluğu topraklarına doğru önlerine çıkan İranî ve Germen topluluklarını yurtlarından ederek Roma ülkesinin ‟limes” adını verdiği sınırlarını aştılar. Böylece 375 yılında ‟Kavimler Göçü” başlamış oldu. Bu durum, Roma İmparatorluğu’nun siyasî, ekonomik, askerî ve sosyal olarak büyük bir buhran yaşamasına ve yaklaşık 20 yıl sonra ‟Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmparatorluğu” olarak ikiye ayrılmasına neden olurken, Avrupa’nın etnik yapısını da köklü bir şekilde değişime uğratmış oldu.

Malazgirt öncesi Anadolu’ya yapılan Türk akınlarından biri de ‟Sabir(Sibir) Türkleri” tarafından gerçekleştirilir. 305 yılında Kafkasya’nın kuzeyinden güneye geçen Sabirler, 515-516 yılında Anadolu coğrafyasına indiler. Sabirler; Kapadokya, Ankara ve Kastamonu’ya kadar faâliyetlerde bulunurken başlarında ‟Çiğil-biy” adında bir başbuğları bulunuyordu.

Türklerin Anadolu coğrafyasına girişleri sadece Kafkaslar üzerinden olmayıp, VI. asırda Avrupa kıtasında Bizans İmparatorluğu ile siyasî sorunlar yaşayan Bulgarlar, 530 yılında yapılan savaşta Bizans’a yenilince, belli bir kütle Balkanlar üzerinden getirilerek Anadolu coğrafyasına yerleştirilmişlerdir. 

I. Göktürk Devleti’nin kurulmasından sonra yaşadıkları baskılar nedeniyle batıya doğru göçe başlayan ‟Avarlar”, 558-805 yılları arasında Orta Avrupa’da ve Karadeniz’in Kuzeyinde büyük bir devlet kurarak, yaklaşık 250 yıl hüküm sürmüş olan Avar Devleti’ni kurmuşlardır. Avarların siyasî tarihi boyunca gerçekleştirdikleri en büyük askerî harekât, İstanbul'u kuşatmalarıdır. İlki 617 veya 619 yılında Sasanî İmparatorluğu ile müttefik olarak gerçekleştirilen kuşatmanın ardından, ikincisi ve daha geniş çaplı olarak yine Sasanîler ile ortaklaşa düzenlenen 626 yılındaki kuşatmadır. Kuşatmayı fiilen gerçekleştiren asıl güç Avarlardı.
Bu durum, Türk tarihinde ilk İstanbul kuşatmalarının yapılması açısından büyük önem arz etmektedir.
 
Türkistan’dan batıya; Doğu Avrupa’ya doğru yönelen son büyük göç, IX-XI. asırlar arasında yaşanmış ve bu göçü oluşturan Türk kütlelerinin en büyüklerinden biri ‟Peçenekler” olmuşlardır. Peçenekler, Batı Göktürk Devleti’nin yıkılış sürecinden sonra Karlukların güçlenmesi ile üzerlerinde oluşan baskıdan dolayı önce Batı Sibirya’ya, daha sonra da IX. asırda yaptıkları akınlar ile ticaret yolunun güvenliğini bozdukları için Hazar Devleti’nin baskısıyla 860-880 yılları arasında Karadeniz üzerinden Doğu Avrupa’ya doğru göçe başladılar. Sonrasında onları ‟Uzlar(Oğuzlar)” ve ‟Kumanlar(Kıpçaklar)” izlediler. Her gelen grup bir önceki Türk boyunu o an bulundukları bölgelerden atarken, bu durum, Türk boylarının hızlı bir şekilde Karadeniz’in kuzeyi ve Doğu Avrupa’dan Balkanlara doğru hızlı bir yayılma alanı oluşturmalarına ve Avrupa’da etnik bir hareketliliğin yaşanmasına neden oldu. Peçenekler, 889-893 yıllarında Macarları Karpatlar bölgesindeki yurtlarından atarak bu bölgedeki bozkırlara yerleştiler. Daha sonrasında Uzlar, Peçenekleri yurtlarından çıkararak onları Macaristan üzerine göçe zorladılar ve bu baskı sonucunda 942-970 yılları aralığında Peçenekler, Macaristan’a gelerek yerleştiler. Boylar halinde teşkilatlanarak yaşayan Peçenekler hiçbir zaman devlet kuramamışlardır.

Daha eski tarihlere gidildiğinde bu günkü Anadolu coğrafyasında kalıcı varlık gösterip, parlak kültür ve medeniyetler kuran ve bu medeniyetlere ait kalıtlar günümüzde de var olan Etiler, Sümerler,  Etrüskler de tartışmasız Türk kavimleridir.
İşte Gâzi Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün buyurduğu "en az yedi bin yıllık Türk beşiği" sözleri bu gerçeğin ifadesidir

Alpaslan Malazgirt'te Bizansla savaşırken Bizans ordusu içinde Türkçe konuşan, Türk örf ve adetlerine göre yaşayan, paralı profesyonel Türk askerleri vardı. Bunlar daha erken dönemlerde Anadolu'ya yerleşip Hristiyanlığı seçen Uz, Peçenek, Kuman ve Bolgar Türkleridir. Hatta tarihçilerin ortak görüşüne göre Malazgirt Savaşının kaderini bu Hristiyan Türklerin, savaştıkları ordunun Türk ordusu olduğunu anlayarak, Alparslan'ın saflarına geçmesi değiştirmiştir.

Sonuç olarak:
Yalnız Türkçe değil, hiç bir dil bir başka millete zorla dayatılarak ana dilinin yerini alamaz. Buna siyasi ve askeri bir zorlamayla teşebbüs edilse bile en fazla bu dayatmaya maruz kalan millet ikinci bir dil öğrenmiş olur ve dayatılan dil asla ana dilin yerini alamaz.
Tarihi süreç içerisinde gerek Türklerden ve gerekse başka milletlerden dillerini unutanlar olmuştur. Bu unutma baskın kültürün etkisiyle ancak gerçekleştiğinden farz edelim ki arap, pers ve rumlar Türkleşmiş olsun, bu mantık bile hakim Türk varlığının kültür, medeniyet, dil ve yaşamın bütün alanlarında baskın olarak ve de devlet gücüyle örgütlü olarak süre geldiğinin kanıtıdır.

Sonuç olarak Ulu Bilge Atsız Beyin:

Biz Tufanı yarattık uyku uyurken batı,
Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı:
Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz.


Mısralarında da ifade ettiği gibi:

Tarih Türklerle başlar!

Konuyla ilgili olarak Otağımızda yer alan konulara ait  ilişim/bağlantı/köprüler:

1- Oğuz Boylarına Mensup Toplulukların Yaşadıkları Yerler

2- BAŞBUĞ ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRK TARİHÇİLİĞİ

3- Sabah Gazetesinin Bugünkü Manşet Haberi: Türkler Orta Asya'dan Göç Etmedi!

4- Prof. Dr. Ahmet Taşağıl - Avarların Göçünün Türk ve Avrupa Tarihine Etkisi

5- Türkiye'de gerçek Türk yok yalanına son

6- Türkmen Aile, Aşiret, Oymakları, Boyları, Kolları Araştırma

7- Kürtlesmis Türkmenler?

8- TÜRKLÜĞÜN ONGUNU BOZKURT

9- TARİHTE TÜRK BOYLARI

10- Türk Kültürünün İzinden :Truva Savaşı Ve Etrüskler

11- Anadolu'nun Türk Kimliği

12- Doğu Karadeniz bölgesinde Türk yerleşiminin tarihi

TTK
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı [Hun Türk]

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1198
  • TTK
    • https://hunturk.net
Ynt: Anadolu'da yaşayanlar Türk mü
« Yanıtla #2 : 26 Mayıs 2020, 15:11:31 »
Bilindik Kürt söylemi bunlar. Tabii ki bizim solcu geçinen GDO larda da var bu.

 Size bunu söyleyen kişinin kanı gereği söylemiştir. Sizin bu soruya karşılık kafanızın karışması da pek hayra alamet değil.

Genetik yapı önemli bir unsur. Soysuz bir piçden bilimsel doğru cümleler duyamazsınız. Kendi soysuzluğunun ortaya çıkması mı yoksa pisliğinin etrafa yayması mı?

Deneyimin olmadığını  varsayarak bu tür GDO larda uzak dur. Kendi iğrenç düşünce biçimine girebilmen için olmadık şeyler yapabilirler. Örneğin cemaatler gibi ya da sözde devrimcilere katılman için çekici kızlarla arkadaşlık yapabilmen için ortam hazırlamaları.

TTK


AĞIMIZ AKTİF HİZMET VERMEMEKTEDİR.
BURADA YAZILAN YAZILAR SİZE UYGUN DEĞİLSE LÜTFEN SİTEYİ TERK EDİNİZ. İLETİŞİMDEN BİZİ ÜZDÜNÜZ V.B İSTEKLERLE İLETİ ATMAYINIZ. ÖZGÜR DÜŞÜNCE...


Türk Milliyetçiliği, bir avuç namerdin kahpeliği ile kökü kazınabilecek bir fikir değildir.

Bana göre Ticanilik, Nurculuk, yobazlık, komünizm ve partizanlık gibi hastalıkların sebepleri, milli ülküden yoksunluktur.
Hüseyin Nihâl Atsız