GENEL KONULAR OTAĞI > GÜNCEL

Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!

<< < (11/16) > >>

Üçoklu Börü Kam:


İrtica Siyasal İslamcılığın Temel İdeolojisidir.

Bireysel ahlak ve bireysel dindarlık, ahlaka dayanır.
Hukuk alanı ahlaktan daha dar olduğu için, uygulama ile sınırlı bir dindarlık, yüzeysel bir dinselliği anlatır.
Ahlak alanı, yalın, geniş, doğrudan ve içtendir.
Denetim mekanizması bireyde başlar; toplumda şekillenir.
Ancak toplumun denetimi, bireyin kendi kendini denetlemesi kadar yaptırım gücüne erişemez.
Çünkü ahlaksal erdemlilik, bireyin iç dünyasında Tanrı ile kurduğu doğrudan ve mahrem ilişkiyle şekillenir.
Kanıtı ve tanımı olmaz.
Doğal ve hacimsizdir.
Simge ve sembollerle temsil edilmez.
İslam dini, dindarlığı ahlaklılığa bağlar.
Bir kimsenin iyi ahlaka ya da kötü ahlaka sahip olması, ya da dindar olup olmamasının görünür ve tüketilebilir hiçbir ölçüsü yoktur.
Dindarlık ve ahlaklılık, ölçüye ve simgeye sığmaz.
Bunlara ölçü ve simge uygulamaya kalkmak, ahlakı hukukla sınırlandırmaktan başka bir şey değildir.
Siyasal İslamcılık, sürekli değişen siyasi ve ekonomik çıkarlara uygun düşecek “fıkıh dini”ni amaçlamaktadır.
İslam dinindeki temel bireysel ve toplumsal ahlak ilkeleri, bu değişen ve sonu gelmez çıkarlara ket vuracağı için, siyasi manevralara denk düşen  bir “ değiştirilen din” in egemenliğine tabi kılınmalı ki, emperyalizmle işbirliğini kolaylaştıran cemaat aktörleri toplum gözünde meşruiyet bulabilsin. 
Bu nedenle siyasal çıkarlara hizmet eden din ile bireysel ahlakı ön gören din arasında derin çatlaklar oluşur.
Aradaki sahici farkın giderilip kitlelerin kandırılarak sömürülmesi “dinen bir hikmete” bağlanmış olur.
Böylece bireysel ve toplumsal ahlak çökerken, siyasal ve ekonomik çıkara dayalı dincilik, güç ve iktidar sayesinde bir süre ayakta kalmayı başarır. 
Oysa tam bu noktada yeni postmodern bir irtica ile karşı karşıyayız demektir.
Ancak bu irticanın tanımı, gerçek dindarları değil, dincilerin sömürgeci ideolojilerini vurguladığı ölçüde anlamını bulacaktır.     
Cemaat ve tarikatlar, böylece emperyalizmin silahsız kuvveti olan Siyasal İslamcılığın altyapısını hazırlamış olmaktadır.
Bence irtica, şu şekilde yeniden tanımlandığında, hem gerçek dindarların siyasi çıkarlardan uzak bireysel yaşam felsefelerini içine almamış olacak, hem de dindeki ahlaksal duyarlılıkla hiçbir ilgisi bulunmayan siyasal dinciliği tanımlayacaktır.

Tanım şöyle olmalıdır:


--- Alıntı yapılan: Şahin FİLİZ ---Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, bu devletin kurucu iradesi olan Atatürk ilke ve inkılâplarına, egemen ve büyük toplum olan Türk milletine, onun ahlakı, maneviyatı ve değerlerine (bayrak, vatan, din ve kültürel değerler vs.), hangi gerekçeyle olursa olsun, varlığına ve istikbaline yönelik bölücü, yıkıcı, tehdit ve tahrip edici iç ya da dış kaynaklı her türlü dini, siyasi, kültürel ve ekonomik örgütlü düşünce ve faaliyetlere irtica adı verilmelidir.

--- Alıntı sonu ---

İrtica siyasal İslamcılığın temel ideolojisidir.

Prof. Dr. Şahin FİLİZ

Bu çok önemli akademik yazının yazarı Sayın Prof. Dr. Şahin FİLİZ Bey'e şükranlarımızı  sunarız.
Yazının tamamı İçin: gazete2023 sayfasını ziyaret ediniz.

TTK.

gam66:
Yunanistan'da yayınlanan bir gazetede yer alan RTE karikatürü.
Bizim için utanılası bir durum ama olan-biteni ne kadar da net anlatıyor, değil mi?
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

alkanaga:
Siyasal İslam= İnsanları Din ile avutup oy devşirme = İnsanları düşünmekten yoksun bırakıp zombileştirme = Belli kişilerin veya sülalelerin saltanatı...

alkanaga:
Siyasal islam cehaletten  beslenir. Araştıran, kuşku duyan insanlar konulara daha objektif olarak bakabilmektedirler.
Bilimsel yenilikler  de tarih boyunca bazı tutuculukları da yanında getirmiş ve kuşkuyla karşılanmıştır. Örneğin Newtoon'un çalışmaları, principia'nın yayınlanmasından yarım yüzyıl sonra bile tam olarak benimsenmiş değildi.

Kısaca yeni ortaya çıkan bilimsel doğrular, karşıt görüşleri savunan insanları hemen ikna edip aydınlatamaz. Genellikle karşıt görüşü savunan kişiler birer birer ölüp yeni görüşten başkasını bilmeyen insanlar oluşur. İnsanların görüşlerini ve bakış açılarını değiştirmek çok zordur.

Karşıt görüşteki insanlar genellikle bilimsel kuşkuculuk adı altında karşıt görüşlere karşı çıkarlar; bazıları ise inançlarına karşı olduğu için bu duruma karşı durmaktadır, bazılarının ise çıkarlarına ters düşmektedir. Kısaca nedeni ne olursa olsun bunun adı; ''tutuculuk veya muhafazakar''lıktır. Tutuculuk, eğişime karşı olabileceği gibi geri bir aşamaya da dönmeye karşıdır. Zira geçmişteki bir düşünce ve fikriyatı da savunmaz, karşı çıkabilir. Tutuculuk sadece mevcut olan düşüncenin muhafazasından hoşnuttur ve bu yüzden muhafazakardır. Kısaca tutuculuk, mevcut durumun veya düzenin insanlar için en iyisi olduğunu savunur.

Her ne kadar tutuculuk kavramını savunanlar ilerlemeye karşı olmadıklarını savunsalar da, dediklerini muhafaza etmeye kalktıklarında bir ilerleme yaşanamamaktadır.

Gericilik ise geçmiş bir duruma, geçmişe özlem olarak tarif edilebilir. Gericilik kavramına gericilik yapan kişilerde karşı çıkmaktadırlar fakat bununla beraber geçmiş bir durum, bir yönetim biçimi veya yöntemin özlemini yaşarlar. Bu suretle bir geçmiş ideal yapıları, rüyaları vardır. Tam karşıt kavramı ise ilericiliktir. Gerici olanların kendilerine gerici denmesinden hoşlanmamalarının en büyük nedenlerinden biri; ilericilik kavramının insan bilinçaltının ilerlemeye ve ilericiliğe olan eğilimidir. Gerici düşünceleri savunan kişilerde bu yüzden kendilerine 'gerici' denildiğinde sinirlenmekte ve bu durumu bir aşağılayıcı durum olarak algılamaktadır.

Yobazlık, hortlamasını istediği düşüncenin ne getireceğini ve esaslarının ne olduğunu bile bilememe halidir. Sadece taraftardır ve gayeyi dahi bilmez, bilmeye lüzum bile görmez. Tek amacı rakiplerini ezmek, geçici bir nüfuza sahip olmaktır.

Bu suretle bilimsellik tarafsız bakmayı gerektirmektedir. Kişi ne miktarda olaylara ve durumlara tarafsız bakabilirse o miktarda doğruyu ulaşma olasılığı vardır.

Saygılar.



Üçoklu Börü Kam:
"Türk" asıl Batı'nın meselesidir. "Şark Meselesi"nin esasını sık yazarım: Türk'ü Yakın Şark'tan Orta Şark'a sürüp atmaktır gayeleri.
Bir zamanlar Sovyetler, kendi sahalarındaki Türklerin uyanır endişesiyle bizim komünistleri Türk düşmanlığı için kullanıyorlardı, şimdi ise Batı "Siyasî İslâmcılar"ı "Türk"e karşı kullanıyorlar. Kur'ân'ı kendilerine göre yorumlamalarının aslı esası budur!

TÜRK'E DÖNÜŞ - Arslan TEKİN - Yeniçağ Gazetesi

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git