Son İletiler

Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10
71
GÜNCEL / Ynt: Ya Karabağ Ya Ölüm
« Son İleti Gönderen: [Hun Türk] 16 Eylül 2022 »
Başlığı canlandıralım,

82 yaşındaki kevaşe Nancy Pelosi'nin an itibariyle görevi kucağına oturduğu Ermeni lobisinin direktifleriyle ile Ermenistan'a gidiyor. Batı denen haysiyetsiz, karaktersiz anında sinyalini veriyor.
72
Turan ülküsü ile hareket eden bir yiğit, bir kumandan, bir Türk!
Bu gün bile 90.000 askerimizi 'kasten' dondurmuşçasına iftiralar atılan bir paşa...
Rakamı bile safsata olan bu çirkin iftirayı, her fırsatta dile getirip bazı kesimlere anlatmak, bizlere düşen bir görev niteliğindedir.
Ruhları şad, makamları Firdevs olsun.
73
12 Eylül, cuntacı namussuzların bu vatana, millete, bayrağa, devlete ihanetidir. Amerikan uşaklarının görevini yerine getirmesidir. Şeref yoksunu mel'un Kenan'ın ve avanelerinin kahpeliği olarak tarihe geçmesidir.
74
Allah rahmet eylesin. Ruhları şad olsun!

TÜRK IRKI SAĞOLSUN!!
75
GÜNCEL / Ynt: 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN
« Son İleti Gönderen: [Hun Türk] 30 Ağustos 2022 »
TÜRK YURDU VAR OLSUN ! TÜRK IRKI SAĞOLSUN !

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN !

https://hunturk.net/30-agustos-zafer-bayramimiz-kutlu-olsun
77
GÜNCEL / ZAFERİ KAZANANLAR KUTLAR
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 28 Ağustos 2022 »
Malazgirt Zaferi, Büyük Türk Komutanı Alparslan idaresindeki Selçuklu Türk Devletinin (Alevi ağırlıklı)  Müslüman, Musevi ve Tengri inancındaki Türkler ve Ordusuna katılan Hıristiyan Kuman, Uz, Peçenek ve Kıpçak Türklerinin oluşturduğu bir nevi Türk Turan Birliğinin Bizans’a karşı ‘’Bizim olanı sizden geri almaya geldik’’ zaferdir. Son dönem tarih hırsızları her ne kadar İslam’ın zaferi diye Türk milletinin zaferine ortak olmaya çalışsalar da Müslüman Araplar savaşa katılmamıştır, Türklerin gücünden çekinen İslam halifesi "Alparslan yenilmesi, Bizans’ın galip gelmesini beklentisi içindeydi.

Malazgirt Savaşına başlarken Büyük Türk Komutanı Alparslan’ın atının kuyruğunu bağlaması Tengri inancının bir geleneğidir. Bu da göstermektedir ki Türklerin Komutanı Alparslan Tengri inancına mensuptu.

Malazgirt Zaferi, Kıpçak – Kuman - Oğuz boylarının dayanışmasıdır. Dinlerden uzak bir Türk Dil Birliğidir, Türk Birliğinin Zaferidir.
Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK Başkomutanlığındaki Türk ordusunun 30 Ağustos Dumlupınar’da muhteşem zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz Anadolu'ya Türkiye adını verdikleri ebedi Türk Yurdu olduğunun tescilli belgesidir.

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için bizzat Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından düşünülüp planlanan ve uygulanan muhteşem bir harekât idi.

Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK komutasındaki Türk ordusunun zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biridir.

Selçuklu Hakanı Alparslan’ın 1071 de başlayan ve son Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 19 Mayıs 1919’da başlayarak 29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı ile taçlanan Türk milletinin Türklük savaşı günümüzde de mülteci maskeli sivil milislere karşı hala devam etmektedir.  Düşman bu sefer din silahı ile içeriden ve dışarıdan Türk Kimliğine, Türk Kültürüne, Türk Vatanına acımasızca saldırmaktadırlar.

Damarlarımızdaki ‘’asil Türk kanından’’ aldığımız güç ile Başbuğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de ‘’Hattı müdafa yoktur, sath-ı müdafa vardır. O satıh vatanın her köşesidir.’’ şeklinde emrettiği gibi adım adım vatanımızı sinsi Arap istilasına karşı savunacağız.

Türkiye Türklerindir!..

Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Köktenğri Türk’e Kut ve Utku Versin!..

Adil ÖZTÜRK
78
GÜNCEL / Ynt: 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN
« Son İleti Gönderen: Bozkurt42 28 Ağustos 2022 »
YÜCE TÜRK MİLLETİ'NİN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN.
79
Tarihte Bugün / Ynt: Malazgirt Zaferi Kutlu Olsun!
« Son İleti Gönderen: Bozkurt42 28 Ağustos 2022 »
https://hunturk.net/malazgirt-zaferi-kutlu-olsun




Malazgirt Marşı

Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu
Ardında Oğuz'un ellibin tuğu
Andırır Altay'dan kopan bir çığı

Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Türk, Ulu Tanrı'nın soylu gözdesi
Malazgirt Bizans'ın Türk'e secdesi
Bu ses insanlığa Hakk'ın müjdesi

Bu seste birleşir bütün yürekler...
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!..

Nağramızdır bu gün gök gürültüsü,
Kanımızdır bugün yerin örtüsü
Gazi atlarımın nal parıltısı

Kılıçlarımızdır çakan şimşekler...
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!..

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,
Anadolu başlar, vatan olmaya...
Kızılelma'ya hey... Kızılelma'ya!!!

En güzel marşını vurmadan mehter
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu
80
SOYDAŞLARIMIZIN UĞRAŞLARI / Gökbilimine Meraklı Padişah
« Son İleti Gönderen: Serdar Yıldırım 21 Ağustos 2022 »


GÖKBİLİMİNE MERAKLI PADİŞAH
Bundan yıllarca önce gökbilimine meraklı bir padişah yaşarmış. Vaktinin çoğunu sarayın yanına inşa ettirdiği gözlemevinde geçirirmiş. O zamana kadar gökyüzü, yıldızlar, uzay, astronomi hakkında yazılmış ne kadar kitap, çizilmiş ne kadar harita varsa bunları mutlaka kitaplığında bulundurmak istermiş. Başka ülkelerin müneccimlerini, astronomlarını sarayında toplar, aralarında yaptıkları tartışmalara kendisi de katılırmış. Dünyanın varoluşundan yaşadıkları zamana kadar geçirdiği evreler, insanın dünyadaki macerası, gezegenlerde hayat olup olmadığı gibi pek çok soruya cevap ararlarmış.

Günlerden bir gün, Acemistan sarayındaki Ebu Salip Efendinin bir çeşit teleskop icat ettiği ve bununla birçok yeni yıldız keşfettiği haberi duyulur. Padişah vezirini huzura çağırır: Bu yeni keşfedilen yıldızların biçimleri, durumları neymiş bilmek isteriz. Tez Acem sarayına elçi gitsin. Ebu Salip Efendi buyursun gelsin, misafirimiz olsun, diye emretmiş.

Aradan günler, haftalar geçmiş. Padişahın elçi aracılığıyla gönderdiği mektuptaki şartları olumlu bulan Ebu Salip Efendi, Acem Şahından izin almış, yola çıkmış. Gökbilimine meraklı padişah konuğunu sarayın kapısında karşılamış. Sarayda Ebu Salip Efendinin keşfettiği yıldızlar hakkında anlattıkları padişahı çok meraklandırmış. Yıldızların en büyüğüne kendi adının verildiğini duyan padişah, heyecandan yerinde duramaz olmuş. Bir an önce teleskopun bir eşini de burada yapmasını istemiş. Ertesi gün sarayın yanındaki gözlemevine gitmişler. Ebu Salip Efendi malzemeleri yetersiz, gözlemevini de küçük bulmuş. Daha büyük bir gözlemevi yaptırmak istemiş. Padişahtan gerekli izni alan Ebu Salip Efendi saraydan oldukça uzakta bulunan bir dağın yamacında yeni gözlemevinin inşaatını başlatmış. Kendisi de yakındaki bir köye yerleşmiş.

Gözlemevinin yapımı aylarca sürmüş. Harcanan para tahminlerin çok üstüne çıkmış. Devlet hazinesinde para kalmamış. Padişah halkından dört beş sene sonrasının vergilerini istemeye başlamış. Halk büyük sıkıntılar içinde kalmış. Ellerindeki avuçlarındaki son kuruşlarını gözlemevinin yapımı için veren halk çaresizlik içine düşmüş. Vergi tahsildarları ile aralarında çatışmalar çıkmış. Padişah gaflet uykusundan uyanamamış. Yapılan uyarıları umursamaz görünmüş. Yeni keşfedilen yıldızların ve adının verildiği büyük yıldızın saçmakta olduğu ışık gözlerini kamaştırmış. Sarayında yapılan ara sıra Ebu Salip Efendinin de katıldığı konusu uzay, yıldızlar, astronomi olan toplantıları daha bir can kulağı ile dinler olmuş.

Yaz günlerinden birinde, padişah iki adamı ile birlikte kıyafet değiştirerek bir köye gitmiş. Köyün sahibi; otuz yaşlarında, dürüst, iyi kalpli, mert bir adammış. Padişah ve iki adamını evine davet etmiş. Yemekler yenmiş, ayranlar içilmiş, koyu sohbet başlamış. Söz, sağdan soldan derken, dönmüş, dolaşmış, yıldızlara, uzaya gelmiş dayanmış. Tüccar kılığındaki padişah ilk insanın yeryüzünde görünmesinden tutmuş, dünyanın gizli kalmış bütün sırlarını anlatmış. Uzayın sonsuz bir boşluk olduğunu, bu sonsuz boşlukta sayılamayacak kadar gezegen ve yıldızın bulunduğunu söylemiş. Yüce padişahın yaptırmakta olduğu gözlemevi ve son derece geliştirilmiş teleskop sayesinde adı sanı bilinmeyen pek çok gezegen ve yıldızın keşfedileceğinden bahsetmiş. Padişahlarına insanlığın şükran borçlu olduğunu belirtmiş.

Tüccar kılığındaki padişahın anlattıklarını sessizce dinlemekte olan köyün sahibi: İnsanlık padişahımıza neden şükran borçlu olsun? Gözlemevinin yapımı için, teleskop yapımı için harcanan paralar nereden bulunuyor diye düşünmek gerekir. Zaten zar zor geçinen halktan alınan vergileri olabildiğince arttırmak, üstelik dört beş sene sonrasının vergilerini zorla almaya çalışmak hangi kanunda vardır? Bunun adı zorbalık değil de nedir? Fakir fukaranın karnı mı doyacak sanki yıldız keşfetmekle? Ebu Salip o toplanan paraların birini taşa, on birini kuşa çevirirmiş, demiş.
Bu sözler yenilir yutulur gibi değilmiş. Tüccar kılığındaki padişah, oturduğu yerden hırsla ayağa fırlamış. Yanındaki iki adamı yerlerinden kalkmışlar, elleri kılıçlarında, kılıçları kınlarından yarı yarıya sıyrılmış vaziyette, tetikte beklemişler. Şu haddini bilmez bu pervasızlığının hesabını canıyla ödemeliymiş. Köyün sahibinin söyledikleri tüccar kılığındaki padişahın beyninde balyoz gibi patlamış. Gözlerinin beyazı kaybolmuş:  - Yüce padişah hakkında nasıl böyle konuşursun? Devlete vergi vermek vatandaşlık görevidir. Herkes bana ne derse uzayın sırlarını kim çözecek?

Köyün sahibi yer minderinde oturur vaziyette: Devlete vergi vermek, fakat kazancına göre. Bir devrin insanına bu kadar yüklenilmez. Eldeki avuçtaki son kuruşu almak günahtır. Uzayın sırlarının çözülmesi için uğraş verenler insanlığa büyük bir hizmet etmiş olurlar. Bu çözüm birkaç yılda gerçekleşmez. Bilim ve fen ilerledikçe hepsi birer birer çözülecektir. Bunun için belki de yüzyıllar geçmesi gerektir. Zamana ihtiyaç vardır, demiş.  Köyün sahibinin sözleri mantığa son derece uygunmuş. Padişah durgunlaşmış: Toplanan paraların birisi gözlemevi için harcanıyorsa, on biri kuşa nasıl çevriliyor?
- Her ayın son günü çuvallar dolusu kuş arabalar içinde Acem Şahına gönderilirmiş.

Padişah başka söz söylememiş. Bir baş işaretiyle karşısındakini selamlayıp dışarıya çıkmış. İki adamıyla birlikte atlarına binmişler. Başkente doğru hızla uzaklaşmışlar. Köyün sahibinin iddia ettikleri doğru çıkar. Padişahın ustaca hazırlanmış planı sayesinde, ayın son günü, Acem Şahına gönderilmek istenen arabalar içinde çuvallar dolusu altın para ele geçirilmiş. Suçlular yakalanmış. Ebu Salip Efendinin büyük bir palavracı olduğu, teleskop yapımından anlamadığı, yıldız mıldız keşfetmediği ortaya çıkmış. Toplantılarda anlattıklarını ezberlemiş olduğu açıklanmış. Ebu Salip memleketindeki malını mülkünü sattırarak ele geçen parayı padişaha vermiş. Böylelikle canı bağışlanmış. Fakat ömrünün sonuna kadar gözetim altında kalacakmış. Oldukça yüklü bir miktar olan bu paralar ile ayın son günü ele geçirilen altın paralar eski sahiplerine, yani halka geri verilmiş. Acılar hafifletilmiş..

Su gibi akıp gidenin adı zamanmış. Zaman içinde padişah ile iki adamı kıyafet değiştirerek sık sık köy ağasının evinde misafir kalmaya başlamışlar. Bu görüşmeler süresince ne tüccar kılığındaki padişah köy ağasına kendisinin padişah olduğunu söylemiş, ne de köy ağası tüccarın padişah olduğunu ilk günden beri bildiğini ona hissettirmiş. Yıllarca her konuda bilgi alışverişinde bulunmuşlar. Köy ağasının daima halk için, halktan yana olan istek ve düşünceleri ön plana alınmış. Bu istek ve düşünceleri uygulamak genelde çok basitmiş. Gezegenleri ve yıldızları bir tarafa bırakan padişah halkının mutluluğu için çalışmış.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10