TÜRKLÜK ve TÜRK DÜNYASI OTAĞI > TÜRK KÜLTÜR ve MEDENİYETİ

TÜRKÇE SÖZLÜKTEN GÜNÜN SÖZÜ

<< < (248/248)

Çağrıbey:

--- Alıntı yapılan: ArifDemirciHoca - 01 Temmuz 2019, 02:58:04 ---Konuşmalarınızda dilimize yeni giren yabancı sözcükleri kullanmamaya dikkat gösteriyor musunuz? Örnek verir misiniz?

--- Alıntı sonu ---

Sayın ArifDemirciHoca!
Gökbörülerin Otağına esenlikler getirdiniz.
Kutlu ve uğurlu olsun!

Tartışmasız en duyarlı olduğumuz hususlardan bir tanesi de Türkçedir.
Konuyla ilgili TÜRKÇE SÖZLÜKTEN GÜNÜN SÖZÜ Adlı başlık en çok ileti ve gösterim sayısına ulaşmıştır. Şu anda 377.000 sayfa gösterimi ve 1230 ileti düzeyindedir.
Ayrıca, Otağda, Türk Diliyle ilgili, onlarca konu başlığı yer almaktadır.

Türk demek, Türkçe demektir!

Ağzımızda anamızın ak sütü gibi helal ve temiz Türkçe olsun!

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey.

Çağrıbey:
Tarih : 28 Temmuz 2019 - Pazar

Türkçe Sözlük'ten günün sözü :
tutmak, -ar

1. -i Elde bulundurmak, ele almak:
      "Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu." - Ömer Seyfettin

2. -i Ele geçirmek, yakalamak:
      "Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı." - Ömer Seyfettin

3. -i Avlamak:
      "Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz." - Refik Halit Karay

4. -i Yanında bulundurmak, alıkoymak:
      Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!

5. -i Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek:
      "Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir." - Sait Faik Abasıyanık

6. -i Kaplamak:
      "Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir." - Tarık Buğra

7. -i Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak:
      "Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları." - Sait Faik Abasıyanık

8. -i Denetimi ve yetkisi altına almak.

9. -i Desteklemek, birinden yana çıkmak.

10. -i Benimsemek, beğenmek:
      "Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır." - Tarık Buğra

11. -i Gereğini yapmak, yerine getirmek:
      Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti.

12. -i Uygun gelmek, çelişmez olmak:
      "Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu." - Reşat Nuri Güntekin

13. -i Kapatmak, sarmak.

14. -i Hizmetine almak veya kiralamak:
      "Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim." - Peyami Safa

15. -i Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek:
      Yapıyı geniş tuttu.

16. -i Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak:
      "Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak." - Memduh Şevket Esendal

17. -i Ulaşmak, varmak:
      "Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor." - Sermet Muhtar Alus

18. -i Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak:
      Aldığım şeyler bin lira tuttu.

19. -i, halk ağzında Uğramak:
      Vapur İzmir'i tutmayacakmış.

20. -i Herhangi bir durumda bulundurmak:
      "Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor." - Haldun Taner

21. -i Varsaymak, farz etmek:
      "Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti." - Memduh Şevket Esendal

22. -e, -i Hedef olarak almak:
      Taşa tutmak.

23. -e, -i Alacağa veya vereceğe saymak:
      On bin lirayı borcunuza tuttum.

24. -e, -i Yaklaştırmak:
      "Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar." - Abdülhak Şinasi Hisar

25. -i Kullanmak:
      Yaşmak tutmak. Ustura tutmak.

26. -i Bağlamak:
      "Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım." - Bekir Sıtkı Erdoğan

27. nesnesiz Beklenen sonucu vermek:
      "Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez." - Şevket Rado

28. nesnesiz İş görebilmek:
      "Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona." - Tarık Buğra

29. nesnesiz Sürmek, zaman almak:
      Bu iş iki saat tuttu.

30. nesnesiz Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak:
      Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu.

31. -i Bir şeyi kullanması için uzatmak:
      "Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır." - Tarık Buğra

32. -i Sunmak:
      Konuklara şeker tutmak.

33. -i İşgal etmek.

34. -i İzlemek:
      "Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız." - Refik Halit Karay

35. -i Bırakmamak:
      "Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu." - Peyami Safa

36. -i Sarmak, bürümek:
      "Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!" - Halk Türküsü

37. -i Asılmak, kuvvetlice sarılmak:
      "Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş." - Peyami Safa

38. -i Bir kimsenin yerini almak:
      "Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

39. -i Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek.

40. -i Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak:
      Kapıyı açık tutmayın.

41. -i Bir yerde kalmasını sağlamak.

42. -i Bir sanat eseri geniş ilgi görmek:
      "Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim." - Cahit Uçuk

43. -i Biriktirmek, tasarruf etmek:
      "Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene." - Memduh Şevket Esendal

44. -i Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj.

45. -i Başlamak:
      "Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi." - Falih Rıfkı Atay

46. -i Bir şey düşünmek:
      Herkes aklından bir sayı tutsun.

47. -i, spor Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak.

Yabancı sözlere Türkçe karşılık :
abaküs   Fr. abacus

1. isim, matematik Sayı boncuğu.

2. isim, mimarlık Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

Bundan sonra demek ki, abaküs yerine, sayı boncuğu sözcüğünü kullanacağız.

Bir yazım kuralı :
Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir:
Rakamla gösteril­mesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur ya da rakamdan sonra kesme işareti konularak derece gösteren ek yazılır:
15., 56., XX.; 5'inci, 6'ncı.

UYARI :
Sıra sayıları ekle gösterildiğinde rakamdan sonra sa­dece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.

Günün atasözü/deyimi:
Tuttuğu dal elinde kalmak
Dayandığı, güvendiği kimse veya şey önemini yitirerek işe yaramaz duruma gelmek. (Atasözü)

Divan-ı Lügat'it Türk'ten Sözcükler
aşsatmak yemek arzulatmak• I, 262
aştal ogul birinin en son çocuğu• I, 105
aşu kırmızı toprak, a;ı toprağı•I, 89
aşuk insanın aşığı, topuğu; topuk kemiği,I, 66
aşuk demir başlık, tulga•I, 67 bkz> yaşuk, yışıklıg

Divan-ı Lügat'it Türk'ten Atasözü
Kalın kaz kulabuzsuz bolmas (I. 487)
Kaz sürüsü kılavuzsuz olmaz.

Türk Lehçeleri Karşılaştırma



Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü'nden Bir Sözcük
kopuk (I)
Şık, süslü, iyi giyinmiş, çalımlı, edalı (kimse).
*Merzifon ve köyleri -Amasya
Vazıldan *Divriği -Sivas

kopuk (II)
Kısacık yün ve pamuk ipliği parçaları (halıcılıkta).
*Bor -Niğde

kopuk
Hayta
Uşak

kopuk
Köpük
Artvin Yusufeli Uşhum köyü

Üçoklu Börü Kam:
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

AĞZIMIZDA, ANAMIZIN AK SÜTÜ GİBİ, TEMİZ ve HELAL, TÜRKÇE OLSUN!!!

TTK

Üçoklu Börü Kam:
* Bir Kelime
kraliçe
-Kral karısı veya krallığı yöneten kadın, ece.
-Kendi cinsleri arasında herhangi bir bakımdan üstünlüğü olan kadın.
-İngiliz sterlini.

* Bir Deyim-Atasözü
bıçak silmek
bir işi bitirmek.

* Sıkça Yapılan Yanlışlara Doğrular
( : ) Uzun okunan hecenin gösterilişi
-a:ferim, aferim
a:ferin
-eşgal, eşkal
eşkâl

* SIKÇA KARIŞTIRILAN SÖZLER
-eğer
bağlaç, (e'ğer), Farsça eger
Şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime, şayet:
      "O zaman inandığım gibi / Sahiden bir öbür dünya varsa eğer" - Cahit Sıtkı Tarancı

-eyer
isim
Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne:
      "Gözlerini eyerin kuburluklarıyla atın doru boynunda hasıl olan gölgeli çizgiye dikmişti." - Ömer Seyfettin

* Yazım Kuralları - Ünlü Düşmesi
1. İki heceli bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler düşer: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu; çevir- / çevril-, devir- / devril- vb.

2. Ünlüyle başlayan ek aldıklarında vurgusuz orta hecesindeki dar ünlüsü düşen kelimelerle oluşturulan ikilemelerde ikinci kelimenin dar ünlüsü düşmez: ağız ağıza, burun buruna, koyun koyuna (yatmak), omuz omuza, devirden devire, nesilden nesile, oğuldan oğula, şehirden şehire vb.

3. İçeri, dışarı, ileri, şura, bura, ora, yukarı, aşağı gibi sözler ek aldıklarında sonlarında bulunan ünlüler düşmez: içerde değil içeride, dışardan değil dışarıdan, ilerde değil ileride, şurda değil şurada, burda değil burada, orda değil orada, yukarda değil yukarıda, aşağda değil aşağıda vb.

TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

AĞZIMIZDA, ANAMIZIN AK SÜTÜ GİBİ, TEMİZ ve HELAL, TÜRKÇE OLSUN!!!

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git