Türkçü Turancı Otağ

GENEL KONULAR OTAĞI => GÜNCEL => Konuyu başlatan: Üçoklu Börü Kam - 20 Eylül 2020

Başlık: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 20 Eylül 2020
Ușșaki tarikatı şeyhi ve bu vesileyle de genel tarikat ve cemaat yapılanmalarıyla ilgili basında ve sosyal medyada epeyce bir şeyler yazılıp, çiziliyor.
İşin esası șöyle:
Ulaşılmazı, elle tutulamayanı, gözle görülemeyeni vaat edeceksin ki üç gram beyni bile olmayan akılsız sürüleri kapına kul ve köle edeceksin.
En garantili ticaret din sermayeli olandır.
Cehennemle korkutup, cennet vaat ediliyor.
Boş beleş akılsızlar dini vecibeleri yerine getirmeden cennete gidilmeyeceğini, kimin cehenneme gideceğini ise sadece Yüce Yaradan'ın bileceğini bile bilmiyorlar.
Binlerce uyanık da bu cahillikten faydalanıp sahte itibarlar edinip, saygınlık avcılığı yapıyorlar. Tuttukları dünyalık ve onun bunun namusuna ilișmeleri de cabası.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020
İnsanlık kaybettiği aklı yeniden bulmadığı müddetçe taciz, istismar, sömürü gibi olumsuz sonuçları bir kaç güncel örnekte gördüğümüz bu ve bundan daha deşhetengiz olaylara tanık ve hatta muhatap olmaya devam edecektir.
"Aklın kullanılmadığında başlarına pislik yağdırılacağını" bildiren Kur'an ayeti*nden bile habersiz bir topluma ne anlatsan boş.
Bu millet ne peygamberi Hz. Mustafa'yı (sav) ne de kurtarıcısı Atatürk Mustafa'yı anlamadı, kıymetini bilemedi.
Bileceğine dair umudum da yok!
Yüce Yaradan bize akıl, fikir ve izan versin!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.

* Yunus Suresi - Ayet 100.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020

Binlerce uyanık da bu cahillikten faydalanıp sahte itibarlar edinip, saygınlık avcılığı yapıyorlar.


Günümüz Türkiyesinde bir kaç istisna hariç, sözlü olarak, peygamberlik iddiasında bulunan pek kimse yok!
Ancak davranış, uygulama, edinilen sosyal mevki, tabii olanların davranışı gibi hususların bir arada görüldüğü büyük resme bakıldığında, cemaat ve tarikat lideri konumundaki, binlerce kişinin peygamber gibi davrandığı ve cemaatince o sıfatta görüldüğü gibi korkunç bir manzara mevcut.

Kimse alenen peygamber olduğunu söylemiyor ama, basbayağı peygamber gibi hareket ediyorlar.

Anlatmak için dilimizde tüy bitiren siyasal İslamcılığın gerçek yüzü böyle.

Türk Milleti ve Müslümanlar bu gerçekle yüzleşmek zorundadır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020

Tuttukları dünyalık....


İstisnasız bütün tarikat ve cemaatlerde doymak ve durmak bilmeyen bir mal, mülk, para sahibi olma ihtirası çıplak gözle görülecek kadar belirgindir. Çoğu kayıt dışı olan cemaat ve tarikat varlıkları ticari holdinglere taş çıkartır.
En sıradan ve şöhreti olmayan bir siyasal İslamcı yapılanmanın bile yüz milyonlarca dolarlık varlıklara sahip olduğu bir gerçektir.

Sahip olunan bu korkunç güç Türk Milletine ve devletine karşı kullanılmak üzere, hazır kıta, beklemektedir.

Tarikat ve cemaat adı altında örgütlenen siyasal İslamcıların tamamına yakını Türk Milletine ve devletine açıktan veya gizli gizli düşmanlık gütmektedir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020

onun bunun namusuna ilișmeleri de cabası.


Bu alçakların namussuzluğunu, ırz düşmanlıklarını, cinsi sapıklıklarını yazmaya, anlatmaya kalemimin namusu ve edebim el vermiyor.
Şehvet düşkünlüğü ve cinsel ihtiras tarikat ve cemaat adlarıyla nevș-ü nema eden siyasal İslamcı yapılanmanın gündelik ve sıradan iş ve alışkanlıklarından birisidir.

Ayrıntılarını yazmaya edebimiz elvermiyor.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 21 Eylül 2020
İşin içine 'para' denen güç (zaafiyet) girince, işler ve niyetler maalesef ki tam tersine dönebiliyor.

Kişinin, zaafiyetine karşı koyma gücü varsa, hizmet de olur, samimiyet de... Bunun sonucunda da tabi ki ilmi hareket ile her adım atılabilir.

Günümüze bakınca para zaafiyeti ki bir çuval inciri berbat edebiliyor.

Milletimizin, bu istismarlara karşı da artık güveni de inancı da ağır hasar almış bir hal üzere devam etmekte.

Hakk, doğru yolu bulmayı, yanlışa gidecek her adımda uyanık olmayı, fitne devrinin yaşandığı bu yüzyılda 'bir elinde Kur'an, bir elinde bilgisayar' ile adım atabilen kullarından olmayı nasip eyleye...

Türk Milleti var olsun, birliğimiz daim olsun.  :prbay


Not: İşin sapıklık kısmına değinmek bile istemiyor kişi. O apayrı bir konu olsa gerek. Çünkü sapıklık, sadece tarikatlarda, cemaatlerde değil her alanda dahi olabiliyor. Cinsi sapıklık, hastalıktan öte bir sapkınlık, karakteristik çöküşün ispatı olsa gerek.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 21 Eylül 2020
Allah akıl fikir versin. Bu tarikat v.b cemaatlere hâlâ  savunanları gördükçe dinden imandan çıkacaz Allah korusun.

Bununla ilgil tonlarca makale yazılır ama bir faydası olur mu? ! Bu insanlığın manevi gereksinimlerini cahilce doldurma istekleri yüzünden istismar olayları malasef bitmeyecek.


(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-ciplak-kadin-1600690234.png)

https://onedio.com/haber/kadinlarin-ciplak-vucuduna-yazi-yazan-cinci-hoca-nin-taciz-goruntuleri-akil-tutulmasi-yasatiyor-920233



İşin daha da vahim tarafı bunların vakıf adı altında, kurumsal çalışan, Fethullahçılar gibi Türk düşmanı ciddi kamu bürokrasinin içine girmiş  olmaları ya da girme çabaları malum...
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020
İnsanların itibarsızlaştırılması siyasal İslamcı zihniyetin klasik yöntemlerinden birisidir. İtibarsızlaştırılan kişi cemaat ve tarikat yöneticilerini uluhiyet vasfında görerek, kendini hiç, onları ise; ruhani, Tanrısal görevi olan erişilmez kişiler olarak görmektedir.
İşte buna dair Menzil Tarikatının çarpıcı bir uygulaması.
Siyasal İslamcıların pençesine düşen insanlığın içler acısı hali...
Buyurun izleyin.

http://www.youtube.com/watch?v=7cb87MZRJuQ
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 22 Eylül 2020
(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-ciplak-kadin-1600690234.png)

İşin daha da vahim tarafı bunların vakıf adı altında, kurumsal çalışan, Fethullahçılar gibi Türk düşmanı ciddi kamu bürokrasinin içine girmiş  olmaları ya da girme çabaları malum...

Bu arada bu soysuz da Kürt. Toplumsal Kürt Sorunu (https://hunturk.net/forum/sorun-boluculuk-veya-teror-degil-sorun-kurdun-ta-kendisidir-2217.html) başlıklı konuya bir öğe daha.

(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-pkk-ciplak-kadin-taciz-1600779209.jpg)
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 22 Eylül 2020
İnsanların itibarsızlaştırılması siyasal İslamcı zihniyetin klasik yöntemlerinden birisidir. İtibarsızlaştırılan kişi cemaat ve tarikat yöneticilerini uluhiyet vasfında görerek, kendini hiç, onları ise; ruhani, Tanrısal görevi olan erişilmez kişiler olarak görmektedir.
İşte buna dair Menzil Tarikatının çarpıcı bir uygulaması.
Siyasal İslamcıların pençesine düşen insanlığın içler acısı hali...

Menzil deyince akılıma "Bitmeyen Çorba" geldi.

Ankara/Keçiören/Etlik Forum'un yanında Semerkand Alışveriş merkezi adı altında işletmeleri mevcut. Arada bir bunların iderleri gelip el öpme yarışına giriyorlarmış. O kalabalığa denk gelmiştim.

Zamanında da acı verici bir durum, koca koca eğitimci arkadaşların arabalara dolup Adıyaman'a çorbaya/el öpme (el alma derler) ye gitmeleri.
....
.....


Acayip derece örneklerle süsleyebiliriz. Ama bu tıbben MAL diyeceğimiz kitleye ulaşamayacağız. Aynı Fethullahçılarda olduğu gibi. Acı ama gerçek bir şekilde öğrenmek.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 22 Eylül 2020
Böyle bir namussuzluğun, 'dili, dini, ırkı' olamaz. Türk olması, her hangi bir (+) yada (-) getirmeyecekti bu konuda. Ahlaksızlık, hiç bir sınıfa giremeyecek, kategorize edilemeyecek kadar şerefsizliktir!

Okuyacak kandaşlardan özür dileyerek;

Orada züppe dini kullanıyor evet; peki 'yosma' neden altına yatıyor? Görüntülerin tamamında cinsel ilişkiye girildiği aşikar iken, bu fahişe ruhlu köpek neden 'böyle bir din olamaz yada her hangi bir dinde, insanlıkta, yaşam tarzında mümkün değildir' diyemiyor? Verilen komutlara harfiyyen uyulup, fuhuş icra ediliyor.

Bu işi 'cehalet' ile sınırlamak, şahsımca yersiz ve yetersiz bir kavram olsa gerek. Bu gibi ucuz tuzaklara düşmemek için, 'filozof' olmaya ihtiyaç yoktur.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 26 Eylül 2020

İşin içine 'para' denen güç (zaafiyet) girince, işler ve niyetler maalesef ki tam tersine dönebiliyor.


İstisnasız bütün tarikat ve cemaatler birer HOLDING durumundalar.
Tarikat veya cemaatin başındaki şeyh veya hoca CEO, şeyh ve hocanın oğlu, kızı, damadı, kardeşi gibi yakınları vakıf, dernek ve şirketlerin başında GENEL MÜDÜR, zavallı mürit ve talipler ise MÜŞTERİ durumundadır.

Tarikat ve cemaatlerin mürit, taraftar ve taliplerini çoğaltma gayreti, gerçekte, müşterilerini çoğaltmak amacından başka bir şey değildir.

Kalabalık taraftar, talip ve murid topluluğunun sağladığı sosyal mevki ve siyasi güç de cabası.
İşin bu boyutu müstakil olarak yazılması gereken, başlı başına, bir konu.

Cennete kavuşturma ve cehennemden koruma vaatleri; talip ve mürit sayısını, yani MÜŞTERİLERİ, artırmak için geliştirilmiş; umut ve korku arasındaki o ince psikolojik eşiği yöneten ve yönlendiren propagandadan ibarettir.

Siyasal İslamcıların pençesine düşen herkes; bedenen, malen, madden ömür boyu, şeyh veya hoca efendinin kurduğu holdingden başka bir şey olmayan yapı tarafından; kanının, iliğinin emildiği, kurtulmayı aklına bile getiremeyen, yaptıklarıyla sevap işlediğini ve bu sevaplar karşılığında cennete gideceğini sanan, zavallı ve çaresiz kimselerdir.

Yönetim kadrosu ise asla el değiştirmez.
Tarikat veya cemaatin başındaki şeyh veya hoca efendi öldüğünde yerine ya oğul, ya kardeş ya da damat geçer. Bilindik hanedanlık rejimi...

Yüce Yaradan, İslâm'a, Kur'an'a ve peygambere en büyük zararı veren tarikat ve cemaat yapılanmalarının kahır ekseriyesinin ortak adı olan siyasal İslamcıların șerrinden ve pençelerine düşmekten milletimizi ve İslam alemini korusun.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 27 Eylül 2020
İnsanlık tarihinde cereyan eden bütün buhran, acı, katliam ve benzeri felaketlerin kurgulayıcısı ve faili siyasal dincilerdir.
Museviliği, yahudiliğe ve akabinde siyonizme çevirip insanlığa her türlü pisliği ve alçaklığı reva gören zihniyet siyasal Museviliktir.
Hz. İsa peygamberin öğretilerilerinin emperyalist sömürgeci bir karektere dönüştüğü haçlılık siyasal Hristiyanlıktır.
Muazzez kitabımız ve kutlu rehberimiz Hz. Muhammet peygamberi istismar ederek, İslamiyet'in; cahilliğin, terörün, vahşetin, tembelliğin, sapıklığın kaynağı gibi görülmesi ve algılanmasının yegane sebebi gerici ve yobaz tarikat ve cemaat yapılanmaları ve bunun düşünsel ve fikri omurgası olan siyasal İslamcılıktır.
İnsanlık bir dönem alenen ve fiilen, şimdilerde de örtülü olarak siyasal yahudiliğin, devamında Hristiyan olmayan ve özellikle de Müslümanlara yaşam hakkı tanımayan, sömürgeci, soykırımcı ve emperyalist haçlılık olan siyasal Hrisriyanlığın, şimdi de Yaradan'a şirk koşarca, peygambere muhalefet ederce davranan yobaz ve gerici siyasal İslamcıların pençesi altında inim inim inlemektedir.
Din Yaradan'la kul arasında kaldığı, kişilerin vicdanlarına hitap ettiği müddetçe kişi oğullarına ve topluma huzur, barış ve sükunet vermektedir. Din ne zaman siyasi bir karektere büründürüldüyse insanda ve toplumda ne huzur, ne güven, ne mutluluk, ne barış, ne de iyiye güzele dair bir şey kalmamıştır.
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 09 Ekim 2020

Siyasal İslamcıların pençesine düşen herkes; yaptıklarıyla sevap işlediğini ve bu sevaplar karşılığında cennete gideceğini sanan, zavallı ve çaresiz kimselerdir.


Tarikat ve cemaat yöneticileri kendi saygınlık ve kutsiyetlerini pekiştirmek için müritlerini kişiliksizlikleștirmek ve itibarsızlaştırmak için akla gelebilecek her türlü aşağılamayı yapmaktan geri kalmazlar. Hatta yemek yedikleri tabakların, yani artık ve bulaşıkların, müritler tarafından parmaklarıyla alınıp yalanmasına bile göz yummaktadırlar.
Basında çıkan, daha doğrusu bir zamanlar tarikatın pençesindeyken nasıl olmuşsa kurtulabilmiș bir müridin itirafı olan haber şöyle:

Alıntı yapılan: Basından Alıntı

Menzil cemaatinin merkezinin bulunduğu Kahta'daki köye giden bir yurttaş, müritlerin "şeyh"in tabağından kalan artıkları yemek için birbiriyle yarıştıklarını anlattı.
“Kadınlardan biri, tepsinin içerisinde şeyhin yiyip, artık bıraktığı tabağı gezdiriyordu. Bütün kadınlar bu artıktan bir parmak alabilmek için yarışıyordu. Bunun şifa olacağına inanıyorlardı. Dualarla parmaklarını ağızlarına götürüyorlardı"


Oysaki İslâm ve kutsal kitabımız Kur 'an-i Kerim insan onurunu ayağa kaldırmak ve Allah'tan başkasına kulluk yapmamayı tesis etmek için yani șirki ortadan kaldırmak için indirilmiştir.
İslamın temel akidesi olan "Lâ ilahe illallah" sözü ; Allah'tan başka hiçbir ilah, mabut yoktur, Allah'tan başka hiç bir şeye kulluk etmemek demektir.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 10 Ekim 2020
Bunların kafası tam olarak ne işe yaradığını bilmedikleri için; geçen Netflix'te yayımlanan "Dünya'nın en zorlu hapishaneleri" başlıklı bir yapım izledim. 4.sezon da "Lesotho:...." başlıklı  bölümünde, zenci yaratık karısı ile başbaşa verip biri 2 aylık olmak üzere 4 çocuğunu vahşice öldürmüşler. Kendilerince verilen ilahi çağrı uğruna. İşin garip yanı hiç bir pişmanlık duymaması, ona verilen görevi yaptım demesi.

Şimdi bunların ne farkı var, teknik olarak şiddetin gücü aynı olmasa da aile yapısına bıraktığı iz değişmiyor.

Kurumlarda sırf gösteriş uğruna takunyalarla kendi katındaki WCye değilde, genel müdürünün katına gidip kendini göstermesi, bunları İslâm adına yapıyorum demesi farkı yok.

Terörist sadece eline silah alıp dağa çıkmakla da olmuyor. Vergiden kaçıyorsan, devletin organlarını din adına ya da v.b dolandırıyorsan, liyâkata önem vermeden devlet işini yapıyorsan bir fark yoktur. Din adı altında devlet işini götüremezsin, devleti zarara sokamazsın. Devlet'ten nakdi ve aynî yardım alarak bunu istismar aracı olarak kullanması teröristten farkı yok. Ve de olmaması gerekli.

Şimdi okuyucular diyecekler ki sizlerde de din düşmanlığı yapanlar var. -Kişinin dinsiz olması ile de din düşmanı olması aradında da fark vardır!- Türkçü denilince bazı dalkavukların akıllarına bunlar geliyor. Daha önce de değimiz gibi onlar Türkçü görünümlü çaşıtlardır. Türkçü değildir!


TÜRK IRKI SAĞOLSUN!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 12 Ekim 2020
Tarikat ve cemaatlerin devlete sızdığı, bakanlıkların paylaşıldığı, kilit noktalarda önemli kadrolașmalar olduğu sorusuna iç işleri bakanı Süleyman SOYLU'nun verdiği yanıt:

Alıntı yapılan: Basından Alıntı
İçişleri Bakanı olarak söylüyorum:
Herhangi bir inanç grubunun, devletin birtakım noktalarını yönettiği ve sızdığı değerlendirmeleri, başlı başına yeni bir istismar alanıdır ve doğru değildir.
Yalandır.
Provokasyondur.


Ne kadar tanıdık ifadeler!
Fetö için de zamanın akpli yönetici, bakan ve milletvekilleri aynı şeyleri söylüyordu.
İbret alınmadığı için tarih tekerrür ediyor.
Akp'si, bir türlü; yılana yılan, çıyana çıyan, akrebe akrep diyemiyor.
Ta ki yılanlar, çıyanlar, akrepler kendini sokana kadar...
Akp'si bu kafa ve anlayışla giderse aynı çuvala girdiği akreplerden birinin sokması an meselesi.
Akp'sini fetöcü akreplerin elinden millet kurtardı!
Bakalım yeni akreplerin elinden kurtulabilecekler mi?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 14 Ekim 2020
Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Bazı bakanlıklarda, belediyelerde tarikat mensupları köşe kapmaca oynamaya başladılar.


Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Peygamberler istişare ve şûra yapmakla emrolundu da bu yeni tür şeyhler istişare ve şûra da yapmaz.
Haşa kimi Allah’la görüşüyor, kimi Peygamberle, kimi 3’ler, 7’ler, 40’larla. Levhi mahfuzu okumuş gelmişler, kime ne soracaklar.
Biri bu iddiada, öteki de buna inanıyor. Al birini vur ötekine.”


Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Tarikatlar dine davette, kendi dergahlarına değil, insanları Allah’a, Resulüne ve kitabına, camiye çağıracaklardır.


Yukarıdaki alıntılar; siyasal İslamcı cenahın meşhur kalemi, Abdurrahman Dilipak'a ait.
Adeta, bizim dediğimiz şeyleri tekrarlamıș.
Bizim başkaca bir yorum yapmamıza gerek yok.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 11 Kasım 2020
Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün uçmağa varışının 82. Yılında sosyal medya denilen çöplükte eşeleşen, lağım çukurunda debelenen bir takım haşerat yine; akla, izana gelmedik sıçmıklar yayarak, siyasal İslamcılık denen melanetin gerçek yüzünü, bir kez daha, gösterdiler.
Oysaki bu memleketin minarelerinden gürül gürül ezanlar okunuyorsa, camilerinde huşu içinde namazlar kılınıyorsa, müminler huzur ve güven içinde ibadetlerini yapabiliyorsa bunu sağlayan yegane şey; şanlı bayrağımızın hür ve bağımsız olarak, șan ve şerefle, dalgalanmasıdır. Bu bayrağı dalgalandıran kişi, 20. Yüzyılın Alper Tunga'sı, Gâzi Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.
Gözleri olduğu halde görmeseler de, kulakları olduğu halde duymasalar da, akılları olduğu halde akletmeseler de, bu gerçeğe Türklüğün derin vicdanı, tarih ve Yüce Yaradan tanıktır.
Bu ülkede müminlerin ifa ettiği her ibadetten, iyiye, güzele dair yapılan her şeyden Atatürk'ün amel defterine sevap yazılmaktadır. Çünkü din de, iman da, ibadet de, amel de ancak hür ve bağımsız insanlara mahsustur.
Bu ülke hür ve bağımsız olmayı, yani dinine, namusuna, istiklaline ve istikbaline, sahip olmayı, Atatürk önderliğinde, Kuvvayı Milliye kahramanlarının verdiği Milli Mücadeleyle elde etmiştir. Bu gerçeğini inkar etmek, güneşe karşı savaş açmaktan başka bir şey değildir.
Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milletinin bağımsızlığını kazanmak ve yurdunu düşman işgalinden temizlemek için verdiği o destansı mücadeleyi durdurmak, direncini kırmak ve ișgalcilerin gayelerinin kolaylıkla gerçekleşmesini temin etmek amacıyla Yunan ve İngiliz uçaklarıyla Anadolu şehir, kasaba ve köylerine, Atatürk ve silah arkadaşlarının; kafir, asi ve eşkıya olduğu, işgalci Yunan ve İngiliz ordusunun halifenin ordusu olduğu şeklinde ibarelerinin yer aldığı yazılı bildiriler dağıtılıyordu.
Bu gün, ne acıdır ki, Atatürk'e haksız yere, adi ve alçakça düşmanlık edenler yüz yıl önce Yunan ve İngiliz uçaklarından dağıtılan bildirilerin yazdıklarını konuşuyorlar.
Safımızı seçerken Atatürk'e düşmanlık etmek için ya "keşke Yunan kazansaydı" diyen insanlıktan çıkmayı din zanneden zihniyetten yana olacağız ya da, "değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli" hassasiyet ve "ya istiklal, ya ölüm!" düsturuyla işgalci haçlı batı kafirini "geldikleri gibi gidecekler" inancıyla yurdumuzdan defeden; varlığını ve gücünü Türk Milletinden alan, Atatürk ve kuvvayı milliye kahramanlarından yana olacağız.
Çok şükür ki Yüce Yaradan bizleri Türk Milletinden yana etti.
Bunun içindir ki Atatürk ve silah arkadaşlarının üzerimizdeki hakkını teslim etmeyi ve Onları minnet ve şükranla yad etmeyi insani ve vicdani bir borç biliyoruz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 16 Kasım 2020
“İslam’ı yobazlardan koruyun, aksi takdirde dünyayı İslâm’dan koruyun.”
                 Mevlana Celaddin Rûmi

Ünlü düşünür, şair ve mutasavvıf Mevlana Celaddin Rûmi yukarıdaki sözleri bundan 750-800 yıl önce söylemiş. Günümüzü resmediyor adeta.
Yobazlığın, güncel haliyle siyasal dinciliğin, o zamanlarda da, büyük bir tehdit olarak, Müslümanların başına belâ olduğunu anlıyoruz.
Elbette ki yobazlık yalnızca inanca mahsus bir durum değildir. Her fikrin, her ideolojinin yobazı vardır. Bu yobazların dayatmaları karşısında akıl da, bilgi de, görgü de, töre de, çaresiz kalmaktadır.

Yobaz, gerçeklik peşinde değildir. Asla ve kat'a hakikate ulaşmak istemez. Katran karası vicdanına ve karanlık dünyasına vuran her aydınlık, her gerçek onu rahatsız eder.
Kur'an da çok sık tekrar edilen zulüm kavramı köken olarak ışıksızlık, karanlık, gerçeği örtmek, karartarak başkalaştırmak anlamındadır.

Yobazlık deyince elbette akla cehalet gelir, zira cehalet tüm kötülüklerin anasıdır. Yüce Yaradan Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de “Cahillerden yüz çevirin”(Araf-199) buyurmaktadır.
Günümüzde kavramlar birbirine benzediği, iç içe girdiği ve ciddi bir bilgi kirliliğine maruz kaldığı için toplum katmanlarınca bu durum, net olarak ayrıştırılamamakta, öz ve esasında taban tabana zıt kavramlar, şeklen benzer olmasının aldatıcılığıyla, aynı şeyler sanılmaktadır.
Din başka şeydir; dincilik başka şeydir.
Din; Yüce Yaradan tarafından, peygamberlere gönderilen manzumeler bütünüyken, dincilik; insanlar tarafından din sosu konulup, dini motiflerle ambalajlandırılmış ideolojidir.
İlah; güç sahibi, sığınılan, kendisinden istenilen, kendisine yönelinen anlamına gelmektedir. Yüce Yaradan Ulu Tanrı ise kendisi dışında; yönelinen bütün fikir, düşünce, kültür tabularının yıkılmasını ister. Bunun içindir ki Kur'an İllalah kavramını la ilahe diyerek pekiştirmektedir.
Kişioğlu La ilahe derken insan zihninde sosyal, psikolojik yol ve yöntemlerle madden veya manen oluşmuş ön kabul ve ezberleri; akıl, düşünce, vicdan ve fikir dünyasından atmaktadır. Buna tevhit denilir ve tevhidin esası sosyal put olarak tanımlanabilecek kurumsal yapılar da dahil cemaatçilik, tarikatçılık, mezhepçilik, hizipçilik, bölgecilik, aracılık, kutsanmış yer ve zamanlar tevhidi kirleten, bozan ve yok eden kanser tümörlerinin yok edilmesidir. Bunlar aynı zamanda aklın çalışmasını engelledikleri için düşünceyi de yok etmektedir.

Siyasal İslamcılık en çok emperyalist güçler tarafından, iktidarlar eksenli olarak, bir manipülasyon aracı olarak kullanılmaktadır.
Din ideolojileştiğinde aslını, özünü ve esasını kaybederken, ideolojiler dinleştirildiğinde ise küfre, sapkınlığa ve şirke varmaktadır.

Siyasal İslamcılar kendilerini tartışmasız ve kat'i otorite gördüklerinden eleştirilmeye, tartışılmaya, muhalefet edilmeye  asla ve asla tahammül edemezler.
Dikkatlice bakıldığında, etraflarına şeklen de olsa  hoşgörü ve tevazuyu vaaz eden siyasal dinci otorite makamındaki şahısların tamamının korkunç bir otorite ve ideolojik narsisim hastalığına tutulduklarını gözlemlemek pek de zor değildir.
Bunların dokunulmasına asla rıza göstermedikleri otoritelerine bırakın karşı çıkmayı, itaat etmemek bile suçtur. Bu suçun sonucu kafir ilan edilmek ve şiddete maruz kalmaya kadar gitmektedir.
Bunun içindir ki mal, mülk, şöhret, saygınlık ve  şehvet düşkünlüğü gibi vasıflarıyla belirginleşen siyasal İslamcılık; genelde İslam aleminin ve özelde de Türk Milletinin ve devletinin başındaki en büyük bela olmaya devam ederken siyasal İslamcı aktörler uzlaşmaz tavırlarını daha da keskinleştirip, seslerinin ve şiddetlerinin dozunu artırmaktadırlar.

Tekrar etmekten ağzımızda tüy bitmiş olsa da, bunu bütün inananlar anlayana, siyasal İslamcılığın gerçek yüzünü görünceye kadar tekrar etmekte kararlıyız.

Günümüzde İslam aleminin ve Türk Milletinin başına musallat edilmiş en büyük bela ve musibet; SİYASAL İSLAMCILIK denilen bizzat İslam'ı, Kur'an'ı ve peygamberi sömüren; adi, alçak, münafık ve hatta müşrik yapıdır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 28 Kasım 2020
Son yıllarda, iktidardan aldıkları cesaretle, insanlıktan çıkmayı din sanan bir zihniyetin, kanser hücresi gibi, hızla, yayıldığını ve kutsal değerlerimizi itibarsızlaştırdığını, üzüntüyle, izliyoruz.

İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir.


İnançla ilgili tek gerçek:
Allah katında dinin İslâm olduğudur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 28 Kasım 2020

İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir


Bunun yegane sebebi milli ülküden yoksun olmaktır.

Uluğ Bilge ATSIZ Beğ'in dediği gibi;

Alıntı

Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeğe tenezzül etmeyecek kadar milli şuur ve gurura malik bir Türküm.


Alıntı

Dini inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.
Bugünün kaba maddeciliği arasında Türk ülküsü sararmış, biraz küllenmiş gibi görünüyor.
Maddecilik hastalığı geçtiği zaman, o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya mecburuz.
Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çıkamayan Batı'nın içine sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında, bizim silahımız, Türk ülküsüdür.



Adına siyasal İslamcılık dediğimiz şeyin asıl amacı Türk Milletini Milli Ülküsünden uzaklaştırarak emperyalistlerin kolayca yutacağı bir lokma haline getirmektir.

Öteden beri söyleyegeldiğimiz gibi:


Türk Milletinin son asırda başına musallat edilmiş en büyük bela siyasal İslamcılık denen ve bizzat İslamiyeti, Kur'anı ve peygamberi sömüren, istismar eden ve kişi, toplum ve bütün beşeriyet nezdinde itibarsızlaştıran bu haçlı batı projesidir.


Siyasal İslamcılık bir haçlı batı projesidir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 02 Şubat 2021
Toplumsal yapıyı ayakta tutan sosyal yapıştırıcılardan birisi de dindir. Hayatımızdaki kültürel değerler, dinsel değerlerle ilişkilidir. Bu nedenle din kurumu; toplumsal ve bireysel olarak birçok işlevi görür.
Din, manevi gücünün yanı sıra, ciddi bir, stratejik güce de sahiptir.
Dini terk eder ya da kayıtsız kalırsanız, sosyal ve kişisel alanda oldukça etkili olan bu güçle başkaları ilgilenir ve size karşı kullanır. Yanınızda olması gereken bir gücü karşınıza almış olursunuz.

Laikliği yeterince özümseyemeyen bir takım kişi ve kuruluşların, bilerek ya da bilmeyerek, laiklik adı altında dinsizleştirmecilik yaptıkları bir gerçektir.

Çarpık ideolojilerini dinleştiren ya da kutsal dinimizi sapkın yorumlarla ideoloji haline getiren birçok mahfil bu olumsuzluğu istismar ederek siyasal dincilik/İslamcılık adını verdiğimiz yapılanmayı güçlendirmektedir.

Din; deruni psikolojik bir vakıadır ve insanların akıl, gönül ve vicdanlarına hitap eder.
Laiklik ise bir barış antlaşmasıdır ve dinin olmadığı yerde anlamsızdır.
Laiklik din ile birlikte vardır.
Yeni ayrışmalara meydan vermemesi gerekir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 02 Şubat 2021
Din yumaşak karın olmuştur hep. Her daim kullanılabilinir bir argüman, bir işlev haline gelmişir. Sosyal hayatta bile iki rekat namaz kılanı dürüst insanmış gibi başta addederiz. Oysaki sapkın biri bile olabiliyor -ki bu günlük yaşantımızda bolca denk gelebiliyor.

Bu her taraf için kullanılıabilir öge sayesinde siyasi malzeme bitmez tükenmez bir hâl almakta. Üniversite yıllarında ocaktayız bir gün; şükür niyetliyiz. Herkes asıyor kesiyor, dinimiz islâm naraları eşliğinde; Türküz ama Hıra dağı kadar müslümanız lafları inliyor. Oysa ki bu grubun yarısından fazlası bırakın orucu, cuma namazına gidiyorsa helal olsun. Bu bize yakın olanlar hani. Diğerleri ne alemde acaba?

İnsan aynı zamanda düşünemeyen de bir canlı olduğuna göre, önlem her zaman bunlara malzeme olacaklara değil, malzeme yapanlara doğru olmalı. Bizde laiklik sol ve sağ içinde dinsizlik ile eş değer olmuş hep. Adlarına solcu dedikleri insancıklar topluluğu Türk Milletinin değer gördüğü ne olursa olsun bunu ezmeye, küçük görmeye, yok saymaya hak sanmaktadırlar. Bunlar sadece örneğin Yahudilerin değer verdiklerine kesinlikle saygıda kusur etmezler.

Diğer taraftan laiklik terimini İslâm düşmanı olarak lanse edip prim sağlamakta oldukça popüler bir uygulamadır. Refah partisi ve türevi cemiyetlerin ne yaptıklarını, neler yapabildiklerini saymaya gerek yok.

İnsan manevi boşluğunu, ihtiyacını kendi "mal" beyni ile halledemeği zaman illaki bu boşlukları tarikatlar, cemaatler bolca dolduracaktır. Yazım dili ne olduğu tam belli olmayan, kitabı anlayabilmek için elinizin altında illa bir sözlüğün olması gerektiği Kürtçü Said-i Kurdi'nin kitaplarını baş köşeye koyan, toplumda okuyucu, yazıcı ve yeni asya v.b gruplar olarak bilinen tarikatların, cemaatlerin Fetthullahçılar'dan ne gibi farkı olduklarını inşallah acı bir tecrübe ile ifa etmiş olmayız. Bu gruplardan farklı olarak diğer cemaat grupları ise mallık kademesinde daha üst seviyede olanların elinden tutarak, güç ve lobi sahibi olmuşlardır. (Bknz Türksat; Hoca sohbet ortasında ağrı kesen krem satıyor : ) ) Bunları şahlandıranlar acaba ellerine Kuran-ı Kerim'i alıp kaç kere okudular. O beyinlerine hiç Türkçe meali girdi mi?

* NURCULUK DENEN SAYIKLAMA  (https://hunturk.net/nurculuk-denen-sayiklama) [https://hunturk.net/nurculuk-denen-sayiklama]

* SOL MİLLİYETÇİ OLAMAZ  (https://hunturk.net/sol-milliyetci-olamaz) [https://hunturk.net/sol-milliyetci-olamaz]

* KOMUNİST YAHUDİ VE DALKAVUK (https://hunturk.net/komunist-yahudi-ve-dalkavuk) [https://hunturk.net/komunist-yahudi-ve-dalkavuk]
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021
Size göre cemaat yada tarikat olmamalı mı?
Yada din üzerinden istismar etmeden, tarikat veya cemaat olamaz mı?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021

Size göre cemaat yada tarikat olmamalı mı?


Değerli turania_25 Anda,
Otağda yer alan bu ve benzeri konuların ana ekseni; halihazırdaki cemaat ve tarikatların kahır ekseriyetinin, Türklüğü var eden temel değerlere yaptıkları tahribatı, gözler önüne serme üzerinedir.
Tarikat ve cemaatlerin var olup olmama hususu daha geniş bir bakış açısı ve sosyolojik perspektiften ele alınması gereken, başlı başına akademik bir araştırma konusudur. Bizim de diyeceklerimiz vardır, elbette. Hattı zatında demekteyiz de.


Yada din üzerinden istismar etmeden, tarikat veya cemaat olamaz mı?


Bu konuda, sizin görüşünüz nedir?

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021
Bu konuda, sizin görüşünüz nedir? sorusuna cevabım;

Tarikatlar istismar edilegeldiği için çoğu zaman ''barikat'' durumunda olabiliyorlar.

Siz nasıl düşünüyorsunuz?


Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021

Tarikatlar istismar edilegeldiği için çoğu zaman ''barikat'' durumunda olabiliyorlar.


Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021

Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Kesinlikle haklısınız... Konuyu daha bir ileri boyuta taşıma adına, bizlere göre tarikat, cemaat vs. Türklüğümüz'e nasıl bir zarar vermekte?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021

Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Kesinlikle haklısınız... Konuyu daha bir ileri boyuta taşıma adına, bizlere göre tarikat, cemaat vs. Türklüğümüz'e nasıl bir zarar vermekte?

Sorunuzun yanıtını, aşağıdaki alıntıyla, vermek isterim.


Toplumsal yapıyı ayakta tutan sosyal yapıştırıcılardan birisi de dindir. Hayatımızdaki kültürel değerler, dinsel değerlerle ilişkilidir. Bu nedenle din kurumu; toplumsal ve bireysel olarak birçok işlevi görür.
Din, manevi gücünün yanı sıra, ciddi bir, stratejik güce de sahiptir.
Dini terk eder ya da kayıtsız kalırsanız, sosyal ve kişisel alanda oldukça etkili olan bu güçle başkaları ilgilenir ve size karşı kullanır. Yanınızda olması gereken bir gücü karşınıza almış olursunuz.

Laikliği yeterince özümseyemeyen bir takım kişi ve kuruluşların, bilerek ya da bilmeyerek, laiklik adı altında dinsizleştirmecilik yaptıkları bir gerçektir.

Çarpık ideolojilerini dinleştiren ya da kutsal dinimizi sapkın yorumlarla ideoloji haline getiren birçok mahfil bu olumsuzluğu istismar ederek siyasal dincilik/İslamcılık adını verdiğimiz yapılanmayı güçlendirmektedir.



Bu başlık altında yazılan iletilerde yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere tarikat ve cemaatlerin kahır ekseriyetinin tutum  ve davranışı;


İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir


alıntısında tarifi bulmaktadır.,

Ayrıca hemen bütün cemaat ve tarikatlar kadim Türk kültürünü inkar edip, yerine arap kültür değerlerini, din adına, ikame etmeye çalışıyorlar.
Hepsinin açık ya da gizli gündemlerinde; Türk Milli kimliğine, cumhuriyet değerlerine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği, gerçek bir mucize diyebileceğimiz, Türk Aydınlanmasına aleyhtarlık vardır.
Bunların bünyelerinde Türk'e dair her şey alerji yapmaktadır.

Tarikat ve cemaat yapılarının topyekun meydana getirdikleri ve


Adına siyasal İslamcılık dediğimiz şeyin asıl amacı Türk Milletini Milli Ülküsünden uzaklaştırarak emperyalistlerin kolayca yutacağı bir lokma haline getirmektir.


Bunun sayısız örnekleri vardır ki en yakın ve diri olanı 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle yaşadığımız travmadır.

Konuya dair başka yazacaklarımız da var ebetteki.
İlerleyen zamanlarda, fırsat buldukça yazmaya gayret edeceğim.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021
Cevabınız için teşekkür ederim.

Lakin, konumuzda tarikat ve cemaatlerin verebileceği zararların bir de siyasi uzantısı mevcuttur.

Siyasetin verdiği zararı da dile getirmemiz icap edecektir.

Ayrıca, 15 Temmuz ihanetini de besleyen, büyüten, önümüze servis eden; yine ''siyaset!''
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Bozkurt42 - 03 Şubat 2021
Siyasi güç zaten hizmet satın alma yoluyla 2003 ten sonra devletin kademelerine giriş yaptı. Siyasi ayak kol bacak buna da ayrı bir güç lazım ortaya çıkarmak için.

Çağrıbey andamız ortaya net görüşleri yazmış. Takipteyiz, elinize sağlık.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 04 Şubat 2021

Lakin, konumuzda tarikat ve cemaatlerin verebileceği zararların bir de siyasi uzantısı mevcuttur.

Siyasetin verdiği zararı da dile getirmemiz icap edecektir.

Ayrıca, 15 Temmuz ihanetini de besleyen, büyüten, önümüze servis eden; yine ''siyaset!''



Dinin siyasallaştırılması ya da yaygın deyimle siyasal İslam kavramı, ilanihayetinde, iktidarı ve iktidarın gücüyle de devleti ele geçirmek amacına matuf bir organizasyonun genel adıdır. Bu hedefi gerçekleştirebilmenin bir çok aşama, strateji ve yöntemi olduğu gibi bu işi kotaracak çeşitli yapılanmaların da olması gerekmektedir ki, tarikat, cemaat, siyasi organizasyon ve bu amacı gerçekleştirmek üzere örgütlenmiş dernek, vakıf ve benzeri diğer sivil toplum kuruluşları, tam da bu işi görmektedir. Bunların bütünü siyasal İslamcılık adını verdiğimiz genel yapıyı oluşturan yapı taşları mesabesindedir. Siyasi organizasyon; cemaat, tarikat, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşların ortak paydası olan siyasal İslamcılık fikrini devlete hakim kılmak için gereken vasıtadan ibarettir. Yani siyasetçiler siyasal İslamcı yapıyı değil siyasal İslamcı yapı siyaseti dizayn etmektedir. Bu manada yakın tarihimizde yaşadığımız 15 temmuz FETÖ'cü darbe girişiminin röntgenini çektiğimizde anlattığım şeylerin tahakkuk ettiğini görmekte zorlanmayacağız. Siyasi organizasyon daha çok göz önünde ve sorgulanır, izlenir olduğundan, yanlış bir kanıyla, her şeyi yapıp eden siyasal organizasyonlar sanılır.

Siyasi aktörlerin küçük bir kısmı yaptığı işin veya üslendiği rolün farkındadır, ancak epeyce bir kısım aktör ise neye hizmet ettiğinin, yaptıklarının nereye varacağının farkında bile değildir. 15 temmuz sonrası bazı siyasal figürlerin; afallamaları, inkara kalkışmaları, yapacak bir şeyi olmayanların ve içine düştükleri durumu anlatamayanların da "yanılmışız, Allah affetsin!" argümanına sığınmaları tam olarak bunu ifade etmektedir. Kalkışmanın şokuyla uyananların içine düştükleri durum, istihbarat literatüründe meşhur olan "en iyi ajan, ajan olduğunu bilmeyen ajandır" deyimiyle bire bir örtüşmektedir.

Siyasal İslamcı yapılanma gerçek manada dini bir hareket olmadığından, daha doğrusu ideolojilerin dinleştirildiği münafık ve müşrik yapılanmalar olduğundan kendi içlerinde de nüfuz ve otorite kavgası yapmaktadırlar. Yani siyasal İslamcılık; Türk Milletine ve Türklüğü var eden değerlere düşmanlık ortak paydasında birleşen bir şer yapının genel adıdır. Ortak düşman, yani Türklüğe ait değerler ve bunun müşahhas yapısı olan Türk devleti, ortadan kalktığında kendi aralarında anlaşmazlık kan ve namus davasından daha şedittir. Siyasal İslamcı zihniyet hedefe koşarken Türk düşmanlığı ortak paydasındaki benzer yapılanmalarla stratejik olarak işbirliği yani koalisyon yapmaktadırlar. Amaç tahakkuk ettiğinde, yani sonuca ulaşıldığında içlerinden en güçlüsü diğerlerini ya kendisine dönüştürmekte ya da çoğunlukla tasfiye etmektedir. Bunun başarıya ulaşmış örneği İran'da 1979 sonrası tesis edilen etno-dini faşist molla rejiminde yaşananlarda gözlemlenmektedir.

 FETÖ kalkışmasını da bu manada bir tasfiye veya ulaşılmak istenen sonuçta elde edileceklere tek başına sahip olma amacıyla yapılmış stratejik bir hata olarak okumak gerekir. Zira siyasal İslamcılar birbirine düşmeseydi karşılarına çıkacak bütün dinamikleri birer birer ya yok ettikleri, ya dönüştürdükleri, ya da etkisiz hale getirdikleri için başarıları kaçınılmazdı. Allah milletimizin yüzüne baktı ve Silahlı Kuvvetler içerisindeki, o inkar ve imha etmeye çalıştıkları Atatürkçü damar, bu oyuna gelmeyip, kalkışmacıların oyununu bozdukları için bu günleri yaşayabilmekteyiz.

Lafı çok uzattık. Bu konuda daha çok şeyler yazılabilir.

Gelişmelerden ibretler çıkarmak ve doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle, doğru amaçlarda bir arada bulunmak gerekir.

Aksi halde şans eseri kurtulduğumuz bir akrepten daha beteriyle karşılaşırız.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 05 Şubat 2021
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu Cemaatler Nasıl Siyaset Projesine Dönüştü adlı makalesinde şöyle diyor:

Alıntı yapılan: Prof. Ali BARDAKOĞLU

Günümüzdeki dini cemaatleşmeler ve tarikat örgütlenmeleri geçmiş dönemlerdeki geleneksel sınırlarında kalarak insanların ahlaki gelişimine, deruni dindarlığına katkı sağlayıcı bir çizgide hizmet üretse, toplumda engin bir hoşgörünün yerleşmesine öncülük etse, toplumun sosyal bağını güçlendirici roller alsa hem meşruiyetlerini perçinlemiş, hem de dine ve topluma hizmet etmiş olurdu ama üzülerek görüyoruz ki öyle olmadı. Yani tarikat ve dini cemaatleşme günümüzde Müslümanların dindarlığını güzelleştirme çabasından ekonomik çıkar ilişkisine, siyaset projesine, sosyal örgütlenme modeline dönüştü. Kendilerinden menkul kutsal makam ve otoriteler ihdas edildi, nev-zuhur kutsallıklar ve onun üzerinden dünyevi projeler ortaya çıktı. Bu gelişme de, hem tasavvufa hem İslam'ın o güzel dindarlık modeline büyük zarar verdi.
Yani tarikat ve dinî cemaatleşme günümüzde Müslümanların dindarlığını güzelleştirme çabasından ekonomik çıkar ilişkisine, siyaset projesine, sosyal örgütlenme modeline dönüştü.



Kaynak: Cemaatler Nasıl Siyaset Projesine Dönüştü - Prof. Ali Bardakoğlu (https://hunturk.net/forum/sistem.php?islem=yonlendir&url=aHR0cHM6Ly93d3cuZ29vZ2xlLmNvbS9hbXAvcy93d3cua2FyYXIuY29tL2FtcC9hbGktYmFyZGFrb2dsdS15YXpkaS1jZW1hYXRsZXItbmFzaWwtc2l5YXNldC1wcm9qZXNpbmUtZG9udXN0dS0yMDEzNzU=)

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey
.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 06 Nisan 2021
Süleyman kuş dilini bilirmiş derler ya öyleymiş!

Günlerden bir gün bir serçe Süleyman makamına çıkıp, bir dervişin kendisine taş atıp kanadını kırdığından şikayet etmiş.
Bunun üzerine Süleyman:
- Be hey kuş! Sen de neden kaçmadın?
Diye sormuş.
Serçe cevaben:
- Üzerinde derviş hırkası vardı, bana zarar vermez diye onadan aldandım.
Demiş.

Süleyman Peygamber dervişten kuşun hakkını almak ve adaleti sağlamak için dervişin kolunun kırılmasına hükmetmiş.

Serçe bu karara itiraz etmiş!

-Onun kolunu kırmayın!
Sırtından hırkayı çıkartın!
Çünkü o hırkayla kandırıyor!


Demiş...

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana
Saygılarımla.
Çağrıbey
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 07 Nisan 2021
Hikaye bu ya, tilki yavrularını hayata hazırlarken, şunu yap, bunu yapma, şuradan uzak dur, buraya yaklaşma vb. öğüt ve tembihlerde bulunuyormuş.
Ana tilki özellikle bir üzüm bağını gösterip sakın olaki bu bağa girmeyin diye vurgulu olarak tembihte bulunmuş.
Yavru tilki merakla anneciğim bu üzüm bağının diğerlerinden farkı neki?
Diye sormuş.
Anne tilki
Bu üzüm bağı köyün hocasına aittir.
Yavru tilki
Olsun, ne olacak ki diye merakını devam ettirir mahiyette itiraz etmiş.
Anne tilki
Yavrum siz aklınızı mı yitirdiniz.
Müslümanlar tilki eti haram diye bizi sırf postumuz için avlarlar.
Hoca tilki eti helaldir diye bir fetva verirse soyumuzu kuruturlar!

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücü insanların cehaleti üzerine kurulmuş toplumlara hiç bulaşma!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 07 Nisan 2021

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücü insanların cehaleti üzerine kurulmuş toplumlara hiç bulaşma!


Küfeli bir Hz. Ali destekçisi dişi devesi ile Şam'a gitmiş.
Devesini bir direğe bağlamış ve işlerini halletmek üzere oradan ayrılmış.
İşini hallettikten sonra döndüğünde Şamlı bir tüccarın devesine sahip çıktığını görmüş.
Küfeli devenin kendisine ait olduğunu ve derhal iade etmesini söylemiş, ama beyhude.
Şamlı;
–Bu deve benim erkek devem!
Diyormuş .
Senindi, benimdi diye tartışmışlar ama sonuç alamayınca durumu görevlilere bildirmişler.
Görevliler duruma el koymuşlar ve konuyu Şam Valisi Muaviye'ye götürmüşler.

Muaviye meydandaki ahaliye sormuş:
–Bu deve Şamlının mı Küfelinin mi?
Ahali, hep bir ağızdan, bağırmış:
–Şamlının!
Muaviye sormuş:
–Deve erkek mi, dişi mi?
Ahali deve dişi olduğu halde hep birlikte bağırmış:
–Erkek!

Muaviye, Küfeliyi yanına çağırıp şunu söylemiş:
–Git Ali'ye deki Şam'da bir Vali var.
Dişi deveye erkek deyince inanan binlerce taraftarı var! Ona göre ayağını denk alsın!

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücünü insanların körü körüne itaatinden alan yöneticilerle, alışıldık yöntemlerle, başa çıkamazsın!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 08 Nisan 2021
Pakistan'ın kurucusu ve Hint Müslümanlarının önderi Muhammed Ali Cinnah, her vesileyle, Atatürk için İslam'ın en büyük evladı derdi.
Bunun gerekçesini de:

İki büyük Müslüman tanıdım. Biri bu dini vaz'eden Hz. Muhammed (SAV), diğeri ise bu mukaddes dini hurafelerden kurtaran kaid-i azam (büyük komutan) Mustafa Kemal Paşa'dır..!

Sözleriyle açıklardı.

Atatürk'ü sevmeyen ve alttan alta -şimdilerde aleniyetle yapıyorlar ya- karalamaya çalışanlar dinin gerçek müminleri değil, din adına uydurulmuş hurafeler üzerinden kendilerine; itibar, iktidar, servet, şöhret ve sahte saygınlıklar sağlayan, bizim; siyasal İslamcılar olarak adlandırdığımız, emevi gelenekçisi, münafıklardır.

Bunların bütün karın ağrıları; tekke, zaviye ve türbelerin kapatılıp bunlara ait vakıfların devlet denetimine bırakılmasıyla tevhid-tedrisat, yani eğitimin birleştirilmesi, yani milletin aklının, kafasının, siyasal İslamcılar tarafından, bulandırılmasına son verilmesidir.

Bunların on yıllardır, koro halinde, kıçı dağlanmış kedi gibi, ciyaklamalarının ve Atatürk'e düşmanlık etmelerinin asıl nedeni budur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 08 Nisan 2021
Ülkemizde; koynunda haç taşıyan, devşirmelerden devşirme, kanı ve vicdanı kirli mahlukatlar, daha ziyade, siyasal İslamcı karakterle, her daim işbaşındadır.

Bu kanı ve vicdanı kirli mahlukat, milletimizin kanı ve vicdanı temiz evlatlarını, din soslu yalanlarla kandırarak, önce vicdanlarını kirletti, şimdi ise kapalı tarikat ve cemaat yapısı içinde gerçekleştirilen evliliklerle kanlarını da kirletiyorlar.

Hep söyleyegeldiğimiz gibi genelde İslâm Âleminin, özelde de Türk Milletinin başına tasallut edilmiş en büyük belâ; bizzat İslâmı, Kur'an'ı ve Peygamber'i kirleten, siyasal İslamcılık denen, emevi melaneti, şimdilerde ise haçlı projesi olarak işletilen, o adi, alçak ve münafık zihniyettir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 10 Nisan 2021
Herkesin inancına ve yaşayış biçimine saygı duymak anlayışı laikliğin esasını teşkil etmektedir. Yani laiklik bir barış antlaşmasıdır. Dinin olmadığı yerde laiklik anlamsız kalır.

Maalesef bir dönem laiklik dine saldırı gereci yapılmış, şimdilerde ise, geçmişin intikamını alırcasına ve üstünede dini motifli siyasal ideolojilerin cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma emelleri de eklenerek kan davası haline getirilmiştir.

Yaşadığımız bütün sorun ve sıkıntıların esasını bu çatışma ve saldırılar oluşturmaktadır.

Toplum, zaman zaman, din adamlarından, dini referanslı ve vicdan süzgecinden geçmiş açıklama, öğüt veya uyarılar bekliyor.
Din adamlarının bazı hususlarda görüş beyan etmeleri konusuna gelince, bu görevi hakkıyla yapan ve Türk insanının dini gerçekleri öğrenmelerine vesile olan ve bu uğurda önemli mesafeler almamızı sağlayan din bilginlerimiz var.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki müftü, imam, vaiz, müezzin vb. kadrolar, bir kaç istisna dışında, din adamından ziyade din işlerinin yürütülmesi için istihdam edilmiş görevlilerdir.
Bunlar için din adamı değil, din görevlisi demek daha doğru olacaktır.
Bu görevlilerden, duyarlı diplomat, parlementer ve emekli askerlerimiz gibi, uyarı ve öğüt niteliğinde ortak bir bildiri yayınlamalarını beklemek beyhudedir.

Gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de siyasal iktidarın siyasal İslamcı politikalarını en çok destekleyen ve toplum nezdinde kabul görmesini sağlayan, bir cumhuriyet kuruluşu olan, diyanet teşkilatıdır. Siyasi iktidarın arka bahçesi gibi hareket ediyor.
Başındaki kripto fetöcü zerzavatın her vesileyle kuruluş değerlerine ve Atatürk'e, hayasızca, nasıl saldırdığını hepimiz biliyoruz.

Diyanet bünyesinde görev yapanların birilerinin lehine veya aleyhine bir şey söylemlerine gerek yok. Kur'an-ı Kerim'in vaaz ettiği gerçek İslâmın öğretilerini uygulayıp, anlatsınlar, kim bundan zarar ve fayda görürse görsün hakkaniyetli bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Biz gerçek İslâmın kantarında tartılmaya hazırız.
Ama o kantara çıkmaya cesareti olmayanlar bu gün en çok dinden, diyanetten bahsedenlerdir.

Sorun indirilmiş dinde, yani Kur'an'da, değil uydurulmuş, din haline getirilmiş, din soslu ideolojilerdedir.

Bizim insanımızın Kur'an'a da, Hz. Muhammed peygambere de içten bir sevgisi ve bağlılığı vardır.
Yeterki araya birileri girmesin.

Anadolu'da yaygın olarak kullanılan bir deyimle sözlerimi tamamlamış olayım.
Bizim inek eve gelecek, lakin öte mahallenin p..leri bırakmıyor...

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Kurtkaya - 10 Nisan 2021
Dini aklın önüne geçirmek, insanın ayaklarını yukarı, başını aşağı çevirmek gibi ucubeliklere kapı aralayan bir davranıştır.
Aklın olmadığı yerde din bir anlam ifade etmiyor.
Tanrı bildirimlerinde, kişi oğluna yüklediği sorumlulukları, akıl sahiplerine yöneltmektedir.
Sorumluluğun sınırı da aklın sınırları kadardır.
Yani Tanrı kişioğlunu aklettiği kadarıyla sorumlu tutmaktadır.
Türk devletinde aklın ihmal edilmesi Selçuklular döneminde nakilci Arap fakihi Gazali'nin Nizamiye Medreselerine başmüderris yapılmasıyla başlamış ve ilerleyen çağlarda bu çığır büyüye büyüye toplumun tamamını kuşatan bir anlayış haline gelmiştir.
Aklın terk ve ihmal edilmesi en çok dini siyasallaştıranların işine yaramış olup, bu gün her bir mahalle ve hatta sokak aralığında mantar gibi çoğalan tarikat ve cemaatlerin insan malzemesi bu iklimden karşılanmaktadır.

Tanrı, Yüce Türk'ünü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 10 Nisan 2021
Türkler, küresel sömürge güçlerinin işgal girişimlerine karşı en büyük yanıtı Gazi Başbuğ Mustafa Kemâl Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak vermişlerdir.

Başta Ayasofya'nın minarelerinin yıkılarak kiliseye çevrilmesi olmak üzere Yunanlıların ve haçlı batının bütün hevesleri kursaklarında kaldı.

Belli ki bir de, diyanet işleri başkanlığını işgal eden, vicdanı kirli, Ali Erbaş ve bilcümle siyasal İslâmcıların kursaklarında kalmış.

Haçlı batının işgalinden koca bir şehrin, İstanbul'un, Atatürk tarafından kurtarıldığını görmezden gelen siyasal İslâmcılar, bilinç altlarında yer alan Türk düşmanlığıyla her şeyi Atatürk'e düşmanlık etme ve hakaret yağdırma vesilesi yapıyorlar.
Oysaki Atatürk Ayasofya'yı müze haline getirerek başta Rusya olmak üzere ortadoksların desteğini alarak Boğazların güvenliğini garanti altına alan Montrö antlaşmasını yapmıştır.
Siyasal İslamcılar bu gerçekleri görmezden gelerek, asli vasıfları olan Türk'e ve Türklüğe ait her şeye düşmanlık etme işine koyuluyorlar.

Atatürk'ü Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfını bozmakla suçlayan kara cahiller bizzat Fatih'in onlarca vakfı, amaçlarından saptığı için, bozup bu vakıflara ait mal ve arazileri müsadere ederek hazineye devrettiğini bile bilmezler.
Siyasal İslâmcılar okumaz, araştırmaz, akıllarını çalıştırmaz-zira akıldan yana pek fukaradırlar-, tarih bilmez, hak, hukuk tanımazlar.
Maharetle yaptıkları tek şey, başta Atatürk olmak üzere Türklüğün milli mukaddesatına saldırmaktır.
Yıllardan beri ısrarla Türk Milletinin ve mukaddes dinimiz İslâmın en büyük düşmanının siyasal İslâmcılık olduğunu bunun için söylemekteyiz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Yüzbaşı Sançar - 16 Nisan 2021
İstanbul büyük şehir belediye seçimini kaybetmek akp'sinin ve akp'sini var eden açık-gizli koalisyon ortaklarının bütün denge ve hesaplarını alt üst etti.
İstanbul büyük şehir belediye bütçesinden aylık milyarlarca dolarlık kaynak, çeşitli ad ve namlarla, koalisyonu oluşturan ortaklara - ki bunların tamamına yakını, irili ufaklı, tarikat ve cemaatlerdir- aktarılıyordu.
İktidarın sürekliliği koalisyon ortaklarının memnuniyetiyle ancak sağlandığından bir şekilde bu kaynağın bulunması gerekiyordu.
Çünkü bu koalisyon ortakları direk dinden, imandan girip küfürle suçladılarından akp'sinin bu suçlamaya dayanma gücü olmazdı.
O nedenle ne yapıp edip buldular, elbette.
Akp'sinin başındaki zat boşuna demiyordu, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder, diye.

Tanrı Türkü ve Türk yurtlarını korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 16 Nisan 2021
Benim nazarımda ve gerçekte de siyasal İslâmcılık gericilik ve bağnazlığın bile ötesinde, nicelik ve niteliği toplum tarafından gereğince bilinmeyen, melanet bir zihniyettir.
En müşahhas ve deşifre olmuş halini fetöcü yapılanmada gördük ki bu görünen kısmı bile gerçek yapının tamamını yansıtmıyor.
Maalesef siyasal İslâmcılık yeterince kavranamamıştır.
Bu nedenle de, CHP ve İYİ partide de dahil, gelecek planlamaları oluğunu iddia eden siyasi oluşumlarda buna dair, kayda değer, bir program yok.
Bu melanetin içeriğini ve ölümcül yapısını kavrayabilmiş ve gereğince mücadele ederek belini kırmış tek lider Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.
Maalesef Atatürk'ün bu mücadelesi, hepimizin bildiği, talihsizlikler nedeniyle, kesintiye uğramış ve süreç yaşadığımız bu günlere kadar, tersine işleyerek, hayatiyetiyetimizi tehdit eden noktaya gelmiştir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 29 Nisan 2021
Akp'si; irili ufaklı onlarca, belki yüzlerce, farklı tarikat, cemaat, vakıf, grup, klik vb. yapının, cumhuriyeti ilga etmek ortak paydasında, bir araya geldiği koalisyondur.
Normal şartlarda, laik cumhuriyete ve Atatürk'e düşmanlıkları kadar, birbirleriyle de kan davalı ve kavgalı olan bu şer birliğini bir arada tutan iki temel yapıştırıcı var.
Birincisi; Atatürk düşmanlığı odaklı laik cumhuriyeti yıkmak, ikincisi ise her türlü yol ve yöntemle helal, haram demeden devleti ve milleti soymak.

Laik Cumhuriyetten açtıkları gedik; milli bayramları iptal, Atatürk'e alenen hakaret, TC yi silmek, andımızı kaldırmak, Türküm demeyi yasaklamak, anayasanın ilk dört maddesini değiştirmeyi teklif edecek raddeye geldi.

Akp'sinin iktidarını sürdürmek için koalisyon ortaklarını memnun etmesi gerekiyor.
Bu memnuniyet devlet peşkeş çekilerek sağlanabiliyor.
Bakanlıkların, bir çok kamu iktisadi kuruluşlarının tarikat, cemaat ve vakıflara paylastırıldığı herkesin malumu.
Bu kaynak önceden, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi üzerinden, sağlanıp ilgili yerlere aktarımı buradan sağlanıyordu.
İstanbul'u kaybetmek bütün kurguyu ve düzeni alt-üst etti.
Akp'sinin başkanı; İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder, sözüyle, tam olarak, bunu kastediyordu.
İstanbul kaybedilince bu kaynak; vakıflar, fonlar, kamu ihalelerinden alınan komisyonlardan vb. sağlanmaya başlandı.
Kamu ihalesi alan firmalardan peşin peşin %10 ila 40 arasında değişen komisyonların, daha işin başında alındığını, işin sonunda da, devlete vergi olarak verilmesi gereken kâr üzerinden, %2,5 yani 1/40 zekat miktarınca bir tutarın akp'sinin belirlediği bir vakıfa veya fona bağışladığı, söylentileri ortalıkta dolaşıyor.

Anlaşılacağı üzere akp şemsiyesi altında toplanan yüzlerce tarikat, cemaat, vakıf, sivil toplum kuruluşu ve benzeri yapının oluşturduğu koalisyon böyle sürdürülüyor.

Akp yönetimince beklentileri karşılanan bu yapılar tabi olarak; talip, mürit ve taraftarlarına, dini vaaz adı altında, fakirliği kutsayarak, sabır ve şükür tavsiyesiyle; soğan, patates, ramazan kolisi ve cüzi miktarda yardıma razı olmayı öğretiyor.
Ve hatta bu yardımlar için minnet duydurarak akp'sine bağlılıklarını pekiştiriyor.
3. Dünya ülkelerinde bile bu duruma karşı isyan edilirken Türkiyede, iktidara karşı kitlesel olarak bir başkaldırı veya yüksek sesli ortak itirazın olmayışının, yapılamayışının sırrı budur.

Akp'si ortak olduğu grupların liderlerini ve üst düzey yöneticilerini memnun ettiği sürece, onlar eliyle yoksul halk kitleleri susturulmaya, hallerine rıza göstermeye ve hatta yaşadıklarının Tanrı tarafından tayin edilmiş bir kader ve sabır sınavı olduğuna, karşılığında cennetle ödüllendirileceklerine inandırılarak düzen sağlanmaktadır.
Türkiye'de kimse siyasal İslamcı organizasyonu ve bu organizasyonun sürekliliğini sağlayan mali akışı bozmadan akp'sini sandığa gömeceğine inanmasın!

Gazeteciler, yazarlar ve fikir insanları durumu formülüze ederek topluma ve siyasete yön verenlere ışık tutarlar.
Bu formülü uygulamak üzere yol, yöntem ve stratejiler geliştirerek, akp'sini sandığa gömecek hamleleri yapacak olanlar, muhalefet cephesidir.
Muhalefetin elinde akp'sini sandığa ve tarihe gömecek binlerce yolsuzluk dosyası, kötü yönetim, adaletsizlik vs. malzeme var.
Yani, amiyane deyimle, top muhalefet blogundadır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 02 Haziran 2021
Bilindiği gibi geçen yıl İstanbul Çamlıca'ya büyük tartışmalar ve astronomik maliyetler pahasına 60 bin cemaat kapasiteli, oldukça gösterişli, bir camii yapıldı.
Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleşen şaşaalı bir törenle açılış da yapıldı.
Basında yer alan haberlere göre açılış için yurdun dört bir yanından otobüslerle insanlar taşımıştı.
Ve hatta Çamlıca bölgesinin camii ihtiyacı yoktur, ihtiyaç olmaksızın camii yaptırmak bile müsriflik olur diyen Saadet Partisi başkanı Temel Karamollaoğlu din düşmanlığıyla bile suçlanmıştı.
Neyse sözkonusu Çamlıca camii için imam, müezzin, temizlikçi, bekçi, bahçıvan, teknik eleman vb. 147 kişilik kadro açılıp bunların atamaları da yapılarak, göreve başlatıldı.
Buraya kadar, tartışmalarıyla birlikte, işler bir şekilde yoluna konuldu.
Lâkin asıl sorun 60 bin cemaat kapasiteli camiinin cemaatinin olmayışıydı.
Evet bu hafta başında sabah namazında 147 görevlisi olan 60 bin cemaat kapasiteli Çamlıca camiinde sadece 35 (otuzbeş) kişilik bir cemaat vardı.
Anlaş o ki, doğal olarak, cemaati olmayan Çamlıca camisinin görevlileri bile işlerine devam etmiyor, ya da, iyimser bir yaklaşımla, namazlarda cemaate dahil olmuyorlar.
Gösteriş için yapılan bu camii siyasal İslamcı zihniyetin kokuşmuşluğunun canlı göstergesidir.
Bir dönemi mabetsiz şehir diye eleştirenler şimdi kendileri, cemaatsiz mabetler inşaa ederek aynı duruma düşmüşlerdir.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 04 Haziran 2021

Sözkonusu Çamlıca camii için imam, müezzin, temizlikçi, bekçi, bahçıvan, teknik eleman vb. 147 kişilik kadro açılıp bunların atamaları da yapılarak, göreve başlatıldı.
Buraya kadar, tartışmalarıyla birlikte, işler bir şekilde yoluna konuldu.
Lâkin asıl sorun 60 bin cemaat kapasiteli camiinin cemaatinin olmayışıydı.
Evet bu hafta başında sabah namazında 147 görevlisi olan 60 bin cemaat kapasiteli Çamlıca camiinde sadece 35 (otuzbeş) kişilik bir cemaat vardı.
Anlaş o ki, doğal olarak, cemaati olmayan Çamlıca camisinin görevlileri bile işlerine devam etmiyor, ya da, iyimser bir yaklaşımla, namazlarda cemaate dahil olmuyorlar.
Gösteriş için yapılan bu camii siyasal İslamcı zihniyetin kokuşmuşluğunun canlı göstergesidir.
Bir dönemi mabetsiz şehir diye eleştirenler şimdi kendileri, cemaatsiz mabetler inşaa ederek aynı duruma düşmüşlerdir.


AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden, Çamlıca Cami için, 290 milyon 601 bin dolar harcama yapıldığı tespit edildi.

Yani gün itibariyle:
290.601.000×8,75 = 2.542.758.750-TL harcama yapılmıştır.

Başka sözüm yok.
Daha doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 20 Haziran 2021
Putperest Hintliler, Covid-19 salgınında kendilerine yardımı dokunmadığı için, putlarını kırmışlar.
Hintliler kadarcık bile olsa Müslümanlar da akıllarını çalıştırıp, kendilerine dünyevi ve uhrevi hiç bir yararı olmayan, çeşitli ad ve nam altında, put edindikleri kişi ve kuruluşların tasallutundan, bu vesileyle, kurtulurlar.

Yüce Yaradan Buyuruyor ki;
Akıllarını kullanmayanların başına pislik yağdırırım.
Yunus Suresi - Ayet 100

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 25 Eylül 2021
Antik Mısır'da, firavunların üstüne sinek gelmesin diye vücuduna tepeden tırnağa bal süren köleler vardı.
Antik Roma'da ise, sahibinin kıçı üşümesin diye, tuvalet oturağını ısıtan köleler vardı.


Şimdi ise müstekbirlere laf gelmesin diye;
Allah'ın kitabını, Peygamberin tebliğin çarpıtan istismarcılar,
Yanlışa yanlış diyemeyen, itaatkar, modern köleler,
Kendini ortaya atan köşe yazarları,
Gerçekleri çarpıtan TV programcıları,
Körü körüne biat eden mankurtlar,
Menfaati için susan yalakalar,
Ağababalarının yanlışlarını örtmek için bilgi kirliliği yapan troller,
Karnındaki dışkıyı yağ sanan donkişotlar,

Var!
Hemde sıra sıra!
Boy boy!
Desen desen!
Çeşit çeşit!

Say say bitmeyecek kadar, çok!

1000 yıl önce, sahibine karşı gelen, köleler hayatını kaybediyordu.
Şimdi ise, işini kaybediyor!

Bin yıllardır insanoğlu gelişti, ancak, fıtratı değişmedi.

Ara sıra kenara çekilip seyretmek lazım!
Bazı şeyler, uzaktan bakınca, daha net gözüküyor!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 25 Eylül 2021
Siyasal İslamcılık, en kestirme deyimle Tanrı’ya bir ahlak otoritesi payesini az görüp siyasal bir otorite bağışlamak kaygısını taşır.

Bu kaygının başını çekenler, sözde sivil toplum kuruluşları aracılığıyla cemaatten tarikata, oradan da siyasete terfi ettirilen siyasallaşmış bir din yaratırlar.

İslam dünyasında yaratılan bu dinin adı, siyasal İslamcılıktır.

Siyasal İslamcılığın sivil karakolları olan tarikat ve cemaatler EMPERYALİZMİN SİLAHSIZ KUVVETİ durumundadır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 25 Eylül 2021
Cenab-ı Hakk sevdiği yöneticilere açık sözlü danışmanlar lütfeder. Sevmediklerine ise dalkavuklar musallat eder.
                  Hz Muhammed (sav)

İktidara zarar verecekse, doğruları söylemek caiz değildir!
                İlahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman

Bu söylem, siyasal İslamcı zihniyetin, ne menem bir haysiyetsizlik olduğunun itirafıdır.
Yani münafıklık ve fasıklığın küfre dayanan sınır noktasıdır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 25 Eylül 2021
Bu canlı bir ara "Polemik Değil, Diyalog" diye bir kitap çıkarmıştı. Eski fettoşçulardan çok var...
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 26 Eylül 2021
Bu canlı bir ara "Polemik Değil, Diyalog" diye bir kitap çıkarmıştı. Eski fettoşçulardan çok var...

İktidara zarar verecekse, doğruları söylemek caiz değildir!
Diye fetva veren İlahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman; Ziraat Portföy Danışma Kurulu, Ziraat Emeklilik Danışma Kurulu ve Vakıf Katılım Bankası Danışma kurullarının üyesi olup bu üç görevinden de, ayrı ayrı, maaş alıyormuş.
Yani iktidar yalakalığını ve çığırtkanlığını bedavaya yapmıyormuş.

Gavurun ekmeğini yiyen, kılıcını sallar!

Atasözümüz, Hayrettin Karaman'ın şahsında, tecessüm etmiştir.

İslâmın, Kur'ân'ın, Peygamberin ve müminlerin yakasından düşün artık!
Ne milli mukaddesat kaldı, ne manevi mukaddesat!
Kirletmediğiniz kutsalımız kalmadı!

Kök Teñgri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 26 Eylül 2021
Ağabeğ bu bahsettiğin maaş durumu mutat hala gelmiş bulunmakta. Acaba bile diyemiyorsun.

Bu işin sonu her zaman ki gibi Kürt Terörü gibi etnik döküntülerin özgürlüğü adı altında Türk düşmanlığına kapı açması olacak. Tarih yalan söylemez. Erbakan'nın 90'lı yıllardaki Doğu illerinde kürtlere söylemlerini unutmamak gerek.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 26 Eylül 2021

Erbakan'nın 90'lı yıllardaki Doğu illerinde kürtlere söylemlerini unutmamak gerek.


Bu gün yaşadığımız, siyasal İslamcı zihniyetin bütün uygulamalarının kaynağı Erbakan denen Kızıl Tamu odununa dayanmaktadır.
Bunların hepsinin esin kaynağı, ağulu mantar ocağı konumundaki, Erbakan geberiğidir.
Sadece boynoz kulağı geçmiştir, o kadar.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Kasım 2021
Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk’ün Türk Milletini nereden alıp nereye getirdiğini idrak edebilmek, aşağıda sıralanan 3 kitabın okunmasıyla daha kolay olacaktır :

1- Başımıza Gelenler / Mehmet Arif Bey

2- Suyu Arayan Adam / Şevket Süreyya Aydemir

3- Türkiye Anıları / General Mihail Frunze

Ben Türk'üm diyebilen herkesin, bizi zillete düşürmek isteyen münafıkların ihanetini anlamaları, ancak bu büyük insanın, Ulu Önder Atatürk'ün, Türkleri hangi karanlıklardan çıkardığını apaçık görmeleri ile mümkündür.

Türk Milleti Atatürk'le birlikte yüzyıllardır süren bir karanlıktan aydınlığa kavuşmuş, O'nun çok erken bir yaşta uçmağa varmasıyla birlikte, Türk Aydınlanması dediğimiz o ışık, gitgide kararmış ve geldiğimiz noktada, siyasal İslamcı zihniyetin uygulamalarıyla, basit gerekçeler ve ucuz menfaatler uğruna ne kadar değerli bir şey kaybettiğimizi hepimiz anlayıp, ışığımıza yeniden kavuşmak için, aramızdaki ayrılıkları bir yana bırakıp, birlik ve beraberlikle kendi kaderimize el koyma azim ve gayreti oluşmuştur.

Yani yine, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur! diyen Ulu Atamızdan aldığımız ışıkla ümitvarız ve o gücü kendimizde buluyoruz

Son söz:
Türkler Atatürk'ü Tanrı'ya borçludur. Geri kalan her şeyi ise Atatürk'e borçludur!

Bu gerçeği Avrupalı diplomatlar söyler.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Kasım 2021
David Rothschild'in:

Mustafa Kemâl, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır.

Sözü Ulu Önderimiz Atatürk'e karşı yürütülen karalama ve itibarsızlaştırma politikalarının kaynağını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Din kisvesine bürünmüş yerli uşaklar, sahiplerinin sesi olmakta, pek maharetliler.

Haçlı Batının ve bilcümle emperyalistin heveslerini kursağında bırakan Kutlu Türk Başbuğu ATATÜRK, Türk Milletinin yanısıra İslâm Aleminine de en büyük hizmeti yapmıştır.

Gözleri olduğu halde görmeseler de, kulakları olduğu halde duymasalar da, akılları olduğu halde vicdanlarını karartsalar da bu büyük gerçeğe; Türklüğün derin vicdanı, tarih ve Yüce Yaradan tanıktır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Kasım 2021
Türk Milleti, Ebu Cehil'in gerçek adı olan Hişam da dahil, bütün Arap isimlerini çocuklarına verdiler ama biz, İslamiyete en çok hizmet eden Sultan Alparslan'ın ismini, 1000 senedir, bir tek Arap çocuğuna verdiremedik.

Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi TOGAN

Mesele din mi, kültür emperyalizmi mi?
Ya da İslâmlaşmak mı, yoksa Araplaşmak mı?

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 04 Aralık 2021
İslâmın aydınlık düşünceli evladı Dr. Ali Şeriati'nin çok manidar bir durup tespiti:

Doğuya gittim, Müslümanları gördüm, ama İslâm yoktu!
Batıya gittim İslâm'ı gördüm, ama Müslüman yoktu!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK

 
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 09 Aralık 2021
Antik Mısır'da, firavunların üstüne sinek gelmesin diye vücuduna tepeden tırnağa bal süren köleler vardı.
Antik Roma'da ise sahibinin kıçı üşümesin diye tuvalet oturağını ısıtan köleler vardı.

Şimdi ise müstekbirlere laf gelmesin diye yanlışa yanlış diyemeyen, kendini ortaya atan köşe yazarları, körü körüne biat eden, menfaati için susan yalaka troller, donkişotlar var!

İktidara zarar verecekse, doğruları söylemek caiz değildir!
Diyen ilahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman ibretlik bir vakaadır.

1000 yıl önce sahibine karşı gelen köleler hayatını kaybediyordu.
Şimdi ise işini kaybediyor!
İnsanoğlu gelişti, ancak fıtratı değişmedi.

Ara sıra kenara çekilip seyretmek lazım!
Bazı şeyler uzaktan bakınca daha net gözüküyor!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 14 Aralık 2021

Bu gün yaşadığımız, siyasal İslamcı zihniyetin bütün uygulamalarının kaynağı Erbakan denen Kızıl Tamu odununa dayanmaktadır.
Bunların hepsinin esin kaynağı, ağulu mantar ocağı konumundaki, Erbakan geberiğidir.
Sadece boynoz kulağı geçmiştir, o kadar.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.

Muhafazakar taban olarak bilinen günümüzün siyasal İslamcı kadroları; rant, sömürü, vurgun, soygun, hırsızlık ve kulhakkı yemek için Erbakan Hocalarını satmış, adam sağken, adeta diri diri mezara gömmüşlerdir.
Allah bunların hepsini görüyor.
Bu gün yakındıklarının hepsini Erbakan yetiştirmiş ve Cumhuriyeti yıkmak ve karşı siyasal islamcı devrim yapmak üzere mevzilendirmiştir.
Erbakan kendisinin kontrolünden çıktıklarında mı ihanet edebileceklerini anladı?
Sen nankörlük ve hainlik öğretip kitabını yazdırdıklarından vatana hizmet bekleyemezsin, ne ektiysen onu biçeceğini bileceksin.
Bu gün de Erbakan'In oğlunun değirmenine su taşıtmak için bu ihanet tuzaklarını gündeme getirmektedirler.
Ey Türk çocuğu uyanık ol!
Senden yana gözüküp senden olmayanların sana kurduğu  tuzakları gör!!!
Aldanma artık.
Eşek bile çamura bir kere batıyor.
Kandırıldığın yeter.
Uyan!

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana...
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 14 Aralık 2021

Nerede kaybediyoruz bir bakalım;

* ALMANYA- 70000 (yetmiş bin) sağlık kuruluşu ve 8000 (sekiz bin) kilise,

* FRANSA- 60000 (altmış bin) sağlık kuruluşu ve 9000 (dokuz bin) kilise,

* TÜRKİYE- 7000 (yedi bin) sağlık kuruluşu ve 85000 (seksen beş bin) cami.

Dünyadaki müslüman sayısının yüzde altısı Türkiye'de iken,cami sayısının yüzde 65’i bu ülkede...

Diyanetin bütçesi     12 milyar tl.
Sağlık bakanlığının 2.7 milyar tl.

Doktor sayısı  107 bin
İmam sayısı    275 bin

Hastahane sayısı      1.250
Cami sayısı             85.000 

Doktor açığı      105 Bin
İmam fazlası      115 Bin

Her yıl mezun olan doktor sayısı 9 bin
Her yıl mezun olan imam sayısı 60 bin
Değerlendirmeyi sağduyunuza bırakıyorum.

Yukarıdaki yazı sosyal medya ve diğer sanal ağellerinden derlenmiştir.

Nu mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana....
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 14 Aralık 2021
Kültür düzeyimizin fotoğrafını çekersek, hem bulunduğumuz noktanın ne olduğu, hem de IQ (zeka) durumumuz ortaya çıkar.

Aşağıda yer alan bilgiler size her şeyi anlatacaktır.

Bir Japon yılda ortalama 25, Şilili 18, İsviçreli 11 kitap okuyor.

Bizde ise bir kişi 10 yılda bir tanecik kitap okuyor. Türkiye’de ihtiyaç listesinde kitap 235’inci sıradadır.

8 milyonluk Azerbaycan’da bir kitap 100 bin basarken, bizde 3.bin basmaktadır.

Türkiye’de kütüphane sayısı 1412 ama kahvehane sayısı 570 bindir.

Bizde 49600 kişiye bir kütüphane düşerken 122 kişiye bir kahvehane düşmektedir.

Bir Norveçli kitap için yılda 147 dolar harcarken, biz 33 sent harcıyoruz.

Türkiye’de bir günde televizyona 5 saat ayıran insanımız kitaba yılda 6 saat ayırmaktadır.

Daha fazla yazıp moralinizi bozmak istemiyorum.

Hiç kimse hiçbir şeyden yakınmasın.

Kültürü reddeden insanlar, kültürü reddedenleri seçerler ve ardından yıllarca yakınırlar.

Yalnız bu işlerin iki tehlikesi de vardır.
Birincisi, kitap okuma alışkanlığı edindiğimizde şimdiye dek ne kadar boş olduğunuzu anlar ve üzülürsünüz.
İkincisi de hemen her sahada sizi kullananların ne çapta kişiler olduğunu anlar komplekse girersiniz.
Bu riskler var!

Cehalet kader değildir!
Okuyun, araştırın, aklınızı kullanın.
Ya da, siz gene keyfinizi bozmayın.
10 liraya kitap almayın, 50 liraya fal baktırın!..

Yukarıdaki yazı sosyal medya ve diğer sanal ağellerinden derlenmiştir.

Nu mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana....
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 18 Aralık 2021

Onlara göre Türk yok, Müslüman var!
Onlara göre ulus yok ümmet var!
Onlara göre amaca ulaşıncaya kadar her yol mübah.
Tek düşman var, o da laik Türk Cumhuriyeti.
Türk Devleti'ne son vermek için cihat gereği, yabancı istihbarat servislerince ajan-provokatör, hatta casus olarak kullanılmak asla rahatsız edici bir olgu değil.
Yeter ki şeyh, hoca efendi, baş yüce ruhsat versin!

Doç. Dr. Necip HABLEMITOĞLU
Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke Türkiye


Rahmetli Hablemitoğlu Bey'in bu saptamaları siyasal İslamcıların milli ve manevi ahlak anlayışlarının, yani ahlaksızlıklarının, ne olduğunu, hangi boyutta olduğunu, anlamamızı sağlıyor.
Rahmetli Hablemitoğlu Bey'in bu saptamaları dikkate alınmadığı için 15 Temmuz hain ve kanlı kalkışması yaşandı.
Ve Rahmetli Hablemitoğlu Bey bu saptamaları nedeniyle, fincancı katırlarını ürküttüğü için, susturuldu.

Türk Milletinin ve İslam Ümmetinin siyasal İslamcılık denen melanetin gerçek yüzünü görmesi, bu gerçekle yüzleşip, hesaplaşmasını yaparak kendisine çeki düzen vermesi hayati öneme sahip bir zorunluluktur.

Bu yüzleşme ve hesaplaşmayı yapamadığı müddetçe, vay Avrupa şunu yaptı, yok Amerika bunu yaptı, tüh Yahudiler böyle yaptı, diyerek yakınmaya, ağlaşmaya ve hep kusuru dışarıda arayarak, yerlerde sürünmeye, varlık içinde yokluk çekmeye, emperyalistlere kul ve köle olmaya , itilen, horlanan, ezilen, hakir görülen, beşinci sınıf insan olarak yaşamaya(!) devam edecektir.


Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşaya..!
Saygılarımla...
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Kurtkaya - 19 Aralık 2021
Türkiye Türklüğü dizilerde, sinema filmlerinde, kitap, TV programı vb. yayınlarda yer alan başta Şamanizm ve Kök Teñğri İnancı olmak üzere eski Türk inançlarına çok yoğun ilgi duyuyor.

Bunda iktidardaki siyasal İslamcı zihniyetin çarpık uygulamaları da oldukça etkili oluyor.
Çarpıtılarak siyasallaşmış ve Türklüğe karşı, yok edici, bir silah olarak kullanılan siyasal İslâmdan kaçanlar sadece deizme, ateizm, agnostizme yönelmiyor.
Bunlara ilaveten eski Türk inançları olan Şamanizm ve Teñgricilik de çok ciddi ilgi görüyor.
Bunu sosyal medya paylaşımlarında yoğun olarak görüyoruz.
Bu bir öze dönüş hareketidir.
Ve, Türklük adına, olumlu bir gelişmedir.

Tanrı Yüce Türk'ünü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 26 Aralık 2021
Öyle bir zaman gelecek ki insanlar haramları helâl göstermek için onların adlarını değiştirecek.

Hz. Muhammed (sav)

Cumhurbaşkanı, faizle ilgili, nass'dan (Kur'an hükmü) söz ediyor.
Evet öyle bir nass, yani Kur'an hükmü, var.
Ama başka hususlarda da nass'lar var!

Mesala hırsızlıkla ilgili.

Bu nass'ı uygulayarak, son yirmi yılın yöneticileri ve onlara yakın olanların, kahır ekseriyetinin, tek elli kalmasını göze alabilirler mi?

Haydi hırsızlıkla ilgili nass'ı uygulayın da görelim bakalım kimler elsiz, kolsuz kalacak?

Nass kişiye gerikir.
Devlete lâzım olan US'tur!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin.
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Egenin Efesi - 31 Aralık 2021
"Kur'an , “Allah ile aldatılmayın!” ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden, Allah ile aldatılıyor.

Allah ile aldatmanın rantından en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor.
pkk’nın başı, yandaşlarına şu talimatı veriyor:
”Peygamberler şehri Urfa’ya ilahiyat akademisi kurun!”.

Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur.
İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.

Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir ‘tahakküm teolojisi’ oluşturmuşlardır.
Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.
Bu bir Haçlı -İngiliz siyasetidir.
Atatürk bu şeytanî siyaseti, ta 1920’de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin ‘İslâm'ı İslâm’la yok etme siyaseti’ olduğunu ilan ediyor.
Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir.
Türkiye’de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.

Türkiye’de sosyal devleti çöküşün eşiğine getiren sebeplerin başında Allah ile aldatanların yarattığı ‘sadaka kültürü’ ve bu kültürün yarattığı ‘sömürü merhametçiliği’ gelmektedir.
akp iktidarı bu yıkıcı sebebin saltanat dönemini temsil etmektedir.
Allah ile aldatanlar, iane çadırlarıyla yetinecek bir toplum özlemektedirler.

BOP’un temel hedefi, Ortadoğu’da İsrail'den daha büyük devlet bırakmamaktır.

Yaşadığımız günlerin ABD ve AB’sinde, Türkiye ile ilgili ilk hedef Türk Ordusu’nu etkisizleştirmek olarak dikkat çekiyor.

Laikliğe saldırıyı emperyalizmin haçlı kurmayları kotarıyor.
Müslümanlar burada sadece taşeronluk yapmaktadır.

Türkiye’yi Allah ile aldatma zehrinin panzehiri ancak İslâm’ın gerçeği içinden çıkarılabilir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün Allah ile Aldatmak kitabından alınmıştır.

Yaşar Nuri Hoca yukarıdaki satırları yıllar yıllar önce yazmış ve Türk Milletinin Allah ile aldatma tuzağına düşmemesi için bütün gücüyle uğramıştır.
Bu gün siyasal İslâmcı zihniyete karşı ciddi bir karşı çıkış varsa bunun öncülüğünü Yaşar Nuri Hoca yapmış ve bu uğurda çekmediği çile, uğramadığı iftira kalmıştır.
Allah ile aldatan istismarcı taife, sırf kurgularını bozduğu, çarklarına çomak soktuğu için, Yaşar Nuri Öztürk'ü kafirlikle bile suçlamışlardır.

Türk Milletinin aydınlık vicdanı Yaşar Nuri Öztürk'ü rahmet ve saygıyla anarım.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun!

Gökbörü'nün izinde Tanrı Türk'ü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 01 Ocak 2022

(https://hunturk.net/forum/rsm/1185-8ac9c82a-beac-46b1-81e5-1bc6ee49e643-1640993620.jpg)

Durumun, karikatürüze edilmiş çarpıcı bir  tasviridir.
Aldatıcılar aldatma işini yapmaya devam edecektir.
Akıl sahipleri ise aldatıcıların tuzaklarına düşmeyecek ve  aldanmayacaktır.

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşaya..!
Saygılarımla...
Çağrıbey.


Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Egenin Efesi - 01 Ocak 2022
Allah ile aldatan sahtekar kişiden vefâ bekleme!
Çok hacının, şeyhin oturduğu minderin altından haç çıktı.


Ziya Paşa

Koynunda haç taşıyor, sözünün kastettiği anlam, tam olarak budur!

Gökbörü'nün izinde Tanrı Türk'ü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Kurtkaya - 03 Ocak 2022
Siyasal İslamcı zihniyete göre bütün okulların İmam Hatip olması ve öğrencilerin yalnızca Kur'a ve dini bilgiler tahsil etmesi gerekirmiş.

Tamam, Kur'an okuyalım, din bilimlerini öğrenelim, ona bir sözümüz yok!

Peki sorarım, herkes sadece Kur'an ve diğer din bilimleriyle meşgul olursa:
Yiyeceğimiz buğdayı kim ekecek?
Bindiğimiz otomobili kim üretecek?
Düşmana karşı kullanacağımız silahı kim yapacak?
Hatta kıçınıza giyeceğimiz donu kim üretecek?
Yâ da okuyacağımız Kur'an'ın kağıdını kim yapacak, hangi matbaada kim basacak?
Dünyada sadece dini kitaplar okuyarak var olmak diye bir beleşçilik yok!
Herkesin, gavur diye diye, emek ve nimetlerini sömür, cennete sadece sen git!
Öyle bir adalet yok!
Ne demişti Ulu Başbuğumuz Atatürk?
Buğdayını, sütünü, etini, bilimini ve san'atını kendin ürettiğin sürece özgürsün!
Ve yine Ulu Önderimiz:
Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdur.
Diyerek hayatta kalmanın, özgür olmanın formülünü tarif etmiş.

Yüz bin tane miskin tarikat ve cemaatçi bir arya gelse Ulu Atamızın bir tek sözüne denek kıymette bir söz söyleyebilirler mi?
O'nun yaptıkları yapmayı ise hayal bile edemezler...

Onlar sadece kuru iftira atar, emperyalistlerle aynı yatağa girip Türklüğün milli ve manevi mukaddesatına düşmanlık ederler...

Tanrı Yüce Türk'ünü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Ocak 2022
YILBAŞI!!!
Kan ve gözyaşı dolu bir yılı daha geride bıraktık.
Geçen yıl bu gün de biri birimizin yeni yılını kutlamış, iyi dileklerimizi biri birimize iletmiş, alay-ı vala ile havai fişekli şenlikler yapmış idik.
Gelin görün isteklerimizin, umutlarımızın, dileklerimizin hiç biri olmadı.
Bir önceki seneyi arar olduk.
Korkum odur ki önümüzdeki yıl da bu günleri arar olacağız.
Çünkü şahsen iyimser olmak için hiçbir emare göremiyorum.
Yolsuzluğun, hırsızlığın, tecavüzün, çatışmanın, hakaretin, zevksizliğin, kişiliksizliğin, karaktersizliğin, ahlakı olmayan bir dindarlığın hızla yayıldığı bir ülkede nasıl ümit var olayım?
Değerli dostlar,
Bilindiği üzere muazzez Kur’an’ımız Kavli ( Sözlü. ) ayetler ile Kevni (İnsan, Tabiat, Kainat.) ayetlerinden ibarettir.
Nazil olalı da 14 asır geçmiştir.
Bu demektir ki 14 asırda dünya 17 kez boşalıp dolmuştur.
Bu gün doğanlarımız 80-100 sene sonra bu dünyada olmayacaklar, yerlerine başkaları gelecek.

Nesh edilen Hristiyanlık, insanlığın önüne Elektrik, Otomobil, Uçak, Uzay araçları, Gemi, İlaç, Bilgisayar, Telefon daha yüzlerce insan hayatını kolaylaştıran keşif-icat koymuş iken; biz Müslümanlar, biri birlerini ha bire boğazlayan caniler, Cübbeli Ahmetler, FETÖLER ile onun menzil arkadaşı AKP’den başka ne koyabildik?

Gavur icadı otonuzun kontağını çevirirken, gavur icadı lambanızın ışığını açarken, eczaneden gavur icadı ilaç alırken, gavur icadı bilgisayarınızın tuşlarına basarken ıstırap duyup dertlenmiyorsanız sizlere söyleyecek sözüm yok.
Ben dertleniyorum arkadaş!
Hem de her kontağı çevirdikçe, her düğmeye bastıkça evvela besmele çekiyor ardından bu aziz Milleti hiç de hak etmediği bu hale koyanlara sinkafları döktürüyorum.
Değerli dostlar,
Kanaatimce dini düşüncede esaslı bir reforma ihtiyaç bulunmaktadır. Bu din anlayışı, bu bize dayatılan İslam kültürü ile gelip gelebileceğimiz yer işte burası.
Biraz incelediğimizde, araştırdığımızda, doğru kaynaklara başvurduğumuzda görüyoruz ki bu dinin Allah’ı, Kuran’ı, Peygamberi hiç de bize öğretildiği gibi değil.
İnsanlık acı ve ıstıraplarının başkaldıran sesi olarak doğmuş bir din, insanlık acı ve ıstıraplarını “kader” diyerek bastırmanın aracı haline getirilmiş…
“Zulme isyan” olarak doğmuş bir din, “ulu’l-emre itaat” adı altında zulme rızanın, harâmîye biatın telkin aracı olmuş…
“Haksızlığa ‘itiraz’ın soylu sesi olan bir din, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanların yalaka yuvasına dönmüş…
“Hiçbir ücret istemiyorum” diyerek saf bir yürek temizliği ile başlayan bir din, pazarların en büyüğü, sektörlerin en kârlısı haline gelmiş…
Kuru hurma yiyen bir kadının oğlu din pazarlarına meta yapılmış…
“Kölelere özgürlük” diye doğmuş bir din, insanları köleleştirmenin vasıtası haline gelmiş…

“Aklını kullanmayan pisliğe batar” diyen bir dinin mensupları, insanlık liginde akıl tutulmasının şampiyonu haline gelmiş, “vahiy” adına akıl düşmanlığının kalesine dönüşmüş…

Sağlığında müşriklerin bütün mucize isteklerini ısrarla reddeden, “Bende de sizin gibi bir beşerim” diyen peygambere, ölümünden sonra müşrikler ne istediyse hepsi yaptırılmış…
Denizleri yaran Musa, ölüleri dirilten İsa, ateşte yanmayan İbrahim, kayadan deve çıkaran Salih, üçyüz yıl uykuya dalan Ashab-ı Kehf, karıncayla konuşan Süleyman ve göğe çıkan İsa vs. vaazlarıyla uyuşan kitleler, “Bunlar bugün niye olmuyor? Filistinli çocuklara, Iraklı annelere neden mucize inmiyor?,
Kuşlar, karıncalar şimdi neden bizimle konuşmuyor? diyememişlerdir.

Tefsir, fıkıh, siyer, tasavvuf, kelam özellikle de hadis kitaplarına sızmış, medreselerde, dergahlarda, cemaat mahfillerinde, şeyhlerin sohbetinde, vaizlerin dilinde anlatılıp durulan ve asla sorgulanmayan:
İsa’nın kıyamete yakın geri gelip mehdinin arkasında namaz kılacağından zamanın imamına biat etmeden ölenin cahiliye ölümü üzere ölmüş olacağına…
Dinden dönenin öldürülmesi gerektiğinden dördüncü kez içki içenlerin öldürülmesi gerektiğine…
Peygamberimizin Medine’de Yahudi kabilelerini soykırım uygulayarak katlettiğinden savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesine izin verdiğine…
9 yaşındaki Ayşe ile evlendiğinden hayızlı iken kadınların namaz kılamayacağı, Kur’an’a dokunamayacağı, camiye gelemeyeceğine…
Kadınların zeka ve din bakımından eksik olduğundan önünden eşek, köpek veya kadın geçerse namazın boşa gideceğine…
Sakalın, çarşafın, sarığın, cübbenin, sünnet olmanın dini vecibe olduğundan hidayete erenlerin Arap isimleri almaları gerektiğine…
Altın ve ipek giymenin erkeklere yasak olduğundan resimli eve girmenin haram olduğuna…
Peygamberimizin okuma yazma bilmediğinden kainatın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığına…
İşaret parmağı ile ayı yardığından def-i hacet yaparken ağaçların koşup gelerek üzerini örttüğüne…
Salavat getirmenin dini bir vecibe olduğundan terinden ve idrarından insanların şifa bulduğuna kadar “binlerce” rivayet işbu uydurma, yarı uydurma veya ne söylendiğini anlayamama yüzünden, Müslüman dindarın sosyal hayatla ilişkisi, daha önceki Ehl-i kitaplaşmaların (Yahudi/Hristiyan dindarlığı) neredeyse tıpkısını aynısı bir süreçle tuhaf bir dini şizofreni halini almıştır.
Değerli dostlar,
Muazzez Kur’an’ımız, İLİM kitabı değil İŞARET kitabıdır. ,
BİLİM kitabı değil BİLİNÇ kitabıdır.
ŞİİR kitabı değil ŞUUR kitabıdır.
Yol göstericidir.
Rehberdir,

İçinde akla, ilme ve fenne aykırı hiçbir şey mevcut değildir. İçinde hiçbir MUCİZE yoktur.
Allah’ın varlığı, birliği ve ahiret hariç, insan, tarih ve tabiat önünde ispatlanamayacak hiçbir şey Kur’an’ın içinde mevcut değildir.
Nasıl ki uzunluk ölçü birimi metre, ağırlık ölçü birimi kilogram ise DAVRANIŞ ÖLÇÜ BİRİMİ DE KUR’AN’DIR.
Böylece dinimiz davranışlarımızla ölçülmüş oluyor.
DİNİMİZİN YEGANE KAYNAĞI KUR’AN’DIR.
TEFSİR, FIKIH, SİYER, TASAVVUF, KELAM ve HADİS KİTAPLARININ HİÇBİRİ DİNİMİZİN KAYNAĞI DEĞİLDİR.
Kur’an, toplum içinde yaşayan bir ferdin kendine, doğaya, çevreye ve başkalarına zarar vermemek üzere sevgi ve barış ikliminde yaşaması için mükellefiyetleri ile iyilik güzellik ahlak ve adalet davası bütünüdür.

Öldürmemek, hırsızlık yapmamak, yalan söyleyip iftira atmamak, zina yapmamak, (eline diline, beline sahip olmak) İyilik, güzellik, doğruluk yolunda (sırat-ı müstakim) yürümek, sevgi ve merhametle (rahmet) dopdolu olmak, sözün namusu ile yaşamak (sıdk), hakka hukuka tacavüz (zulüm) etmemek, kalbin adalet ile çarpmak, saf bir yürek temizliğine sahip olmak (ihlas), güzel ahlak sahibi olmak (hüsn), her türden kötülükle aktif mücadele etmek(cihad), komşun açken tok yatmamak, insanların elinden ve dilinden emin olduğu bir kişilik sahibi olmak, anne babaya saygı, çevreye zarar vermemek, çalışmak, üretmek, icat etmek, meydana getirmek, mücadele etmek, direnmek, imar etmek, zulme karşı savaş, iyilik yapmak, güzel davranmak, doğru olmak (amel-i salih) , ihtiyacından fazlasını yoksula yetime kimsesize, yolda kalmışa, borçluya, miskine vermek, tuğyan etmemek (Biriktirmeme), yardımlaşmak, dayanışmak, destekleşmek, paylaşmak, bölüşmek (salat), vicdan temizliği içinde olmak, köle kullanmamak, faiz yememek, kadına eşit davranmak, adaletli olmak, şirkin her türlüsünden uzak durmak, Allah’tan başkasına kulluk etmemek, Yalnız Allah’a ibadet edip yalnız Allah’tan yardım dilemek, Allah’a güvenmek (İman) vs. iş ve oluşlar Kur’an’ın ana konularıdır.

Din tüccarı, iman simsarı, tılsımcı, falcı, büyücü, buhurcu, üfürükçü, Kabe baronu, umut hırsızı, rahip, mecnun, kahin gibi insanların cebine göz diken şarlatanların köküne kibrit suyu döken, vicdan, merhamet, adalet ve hakikatin EVRENSEL SESİDİR.

Her okuyanın nasibi kadar alabildiği İLAHİ RAHMET KAYNAĞIDIR.

Hal bu iken;
Hz. Osman’ın halifeliğinin son 6 yılında İslam’ın ilk defa mülk düzeni bozulmuş, Peygamberimizin maaşa bağladığı ailelerin maaşları kesilmiş, memuriyetlerde ehliyet ve liyakat ölçüleri unutulmuş, yakın akrabalara valilikler verilmiştir.
Muaviye’nin Annesi Hind’in babasını Peygamberimizin amcalarından Hz. Hamza’nın Bedir Savaşı’nda öldürmüş olduğunu hepimiz biliyoruz.
Yine Muaviye’nin babası Ebu Süfyan, Mekke’nin fethine kadar peygamberimize düşmanlık etmiş, ona karşı tüm savaşlarda bulunmuş, Mekke fetholunca aman dilemiş, bir daha hırsızlık yapmayacağına söz verince Peygamberimiz de onu affetmiş idi.
Muaviye, Hz Osman’ın öldürülmesinden sonra Şam’da halifeliğini ilan etmiş, Hz. Ali ve Muaviye olmak üzere iki halifeli bir yapı oluşmuş, biri biri ile yaptıkları savaşlarda Muaviye galip gelerek peygamber soyunu adeta tüketmiş, İslam’da ikilik başlamış, Müslümanlar travma üstüne travma yaşamış, 90 bin Müslüman bu ayrılıklarda canından olmuş, ''Kadere İman'' Kur'an'a rağmen Din'e monte edilmiş, uydurma hadisler Din'in kaynağı sayılmış, Böylece DİNİ KOPUŞ başlatılmış, CAHİLİYE devrine yeniden dönülmüş.

UYDURMA BİR DİN PEYDAHLANMIŞ BİZ ONU ELAN YAŞAMAKTAYIZ..

Abbasiler döneminde Kur’an’ın Kevni (İnsan, Tabiat, Kainat.) ayetlerine esaslı bir dönüş yapılmış, ise de 8. yy.'da Abbasi halifesi Mem'un zamanında kurulmuş, olan Bağdat kütüphanesi, içinde İskenderiye Kütüphanesinin yakılmasından kurtarılan çok değerli eserler, Eski yunan ve Roma’dan getirilen bilginlerin yazdığı eserler ile tercüme eserler olduğu halde 1260'da Moğol işgali ile yıkılmış. Ortadoğu'nun en önemli el yazması eserlerinin, Sümerler'den ve Hz. İsa öncesi dönemden kalma bazı kaynakların bulunduğu eserler tümüyle yok edilmiştir. İçte KARŞI MİHNE OLAYI ile Din'de İLMİ KOPUŞ başlamış, dışta Moğol işgali ile bin yılların düşün ürünlerinin kayıtlı olduğu kitaplar ortadan kalkınca İslam medeniyeti yönünü daha bağnaz düşüncelere çevirmiştir.
Bundan sonra İslam alemi bir daha belini doğrultamamıştır.

Zerreden kürreye, en küçük organizmadan uydulara, gezegenlere, yıldızlara, galaksilere ve nihayet evrenin tamamına varıncaya kadar tüm yaratılmışlar birer ayettir.

Okullarda okutulan doğru bilgiler aslında Büyük Kur'an’ın ayetleridir. Öğretmenler Peygamberlerin varisleridirler. Kaşifler, bilginler, filozoflar, bulanlar, icat edenler hepsi İslam’ın müçtehitleridir ve Allah-u alem peygamberlerden sonra Allah katında en makbul mertebededirler.

İlk suresi ''oku'' diye başlayan;
Allah iman edenleri yüceltir; kendilerine ilim verilmiş müminleri ise, [cennette] kat kat derecelerle yükseltir. [Mücadele 11
De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir. [Zümer 93]
Kulları arasında Allah’tan en çok korkan âlimlerdir. [Fatır 28]
Diyen Kur’an’a,
''İlim müminin yitiğidir, Çin’de de olsa gidin alın'' diyen, harp esirlerini 10 kişiye okuma yazma öğretmeleri halinde serbest bırakan, ‘’Bir aylık ömrüm kaldı ne yapayım?’’ diyen sahabeye ‘’ilim öğren’’ diyen bir peygambere, Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum diyen bir Halife’ye sahip İslam alemi kavli ayetlerde hurafeye sarıldığı gibi kevni ayetler de kahinler, müneccimler, beşik kertme ulemalar eline bırakılmış ve mahvedilmiştir.
Öyle olduğu içindir ki 400 senede Mehter Marşı ile gittiğimiz topraklardan 40 senede İzmir marşı ile kovulduk.

Günümüzde ise eğitim Mustafa Kemal Atatürk’ün;
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” sözüne inat eğitim, hep bir “makbul vatandaş” yetiştirme vasıtası olmuştur.
Tüm eğitim seferberliklerinin amacı, esasen daha kolay yönetilebilir, kontrol edilebilir ve yönlendirilebilir DİNDAR ve KİNDAR bir kitle ortaya çıkarma gayretinden ibarettir.
Peygamberimizin tavanı hurma lifleri ile örtülü, sade, asil ve temeli takva ile atılmış mescidine inat, sevgisizliğin, ezikliğin, kompleksin, göz boyamanın sembolü, temelinde takva olmayan, devasa camiler dikilmekte.
MABED MEDENİYETİNDEN PATENT MEDENİYETİNE EVRİLMEMİZİN BAŞKA BAHARA KALDIĞI ANLAŞILMAKTADIR.
BU DEMEKTİR Kİ KAPİTALİZMİN MÜŞTERİSİ OLMAKTAN ÇOK MUTLUYUZ!

Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar kalkacak diyerek DİN KİSVESİ ALTINDA GELEN İKTİDAR, ATEİST FABRİKASI OLDU...
Ben mutlu falan değilim sizlere MUTLU YILLAR…

Saygılarımla...

Yukarıdaki yazı Ömer TATAR Beğ'den alıntıdır!.
Kendisine şükranlarımızı sunarız.
Eline, kalemine ve yüreğine sağlık olsun!

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Yüzbaşı Sançar - 03 Ocak 2022

(https://hunturk.net/forum/rsm/3694-rus-cari-1641166105.jpg)

YORUMSUZ..
HER ŞEYİ, ZİYADESİYLE, ANLATIYOR...

Tanrı Türkü ve Türk yurtlarını korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Egenin Efesi - 04 Ocak 2022
İLAHİYATÇI PROF. DR. GÜNER AKÇA, ACABA  KUR'AN'DA NELER YOK DEYİP ARAŞTIRMIŞ, BİLELİM İSTEMIŞ VE YAYINLAMIŞ.

ÇOK ENTERESAN ve ÇOK EZBER BOZAN DURUMLAR VAR.


Buyurun birlikte okuyalım ve öğrenelim Kur'an-ı Kerim'in hakikatlerini.
Doğru bildiğimiz yanlışlar, veya yanlış bildiğimiz doğrular...

Gökbörü'nün izinde Tanrı Türk'ü Korusun!

1 - Tüm Şefaat sadece Allah'a aittir. Şefaat ya Resullulah,  ya Ali,  ya Geylani, ya Gavs vs. yok.

2 - Mehdinin geleceği yok...

3 - Kabir hayatı, kabir azabı yok...

4 - Miraç yok.

5 - Kadercilik yok...

6 - Recm cezası yok.

7 - Hac ayları 4 aydır, dileyen 2 günde dileyen daha fazla günde işini bitirir ve döner. 10 günlük hac süresi yok.

8 - Hac’da şeytan taşlama, hacer-ül esved taşına el yüz sürme yok.

9 - Mezhepler yok.

10 - Altın/İpek erkeğe haramdır, yok.

11 - Bir şeyhe veya tarikata bağlanma yok.

12 - Kıyamet alametleri yok.

13 - Erkek/Kadın sünnet olmak yok.

14 - Hayızlı/lohusa kadınlara ibadet yasağı yok.

15 - Kuran’ı anlamadan sevap için okumak yok.

16 - Ölüye Kuran okumak, sevap transferi yapmak yok.

17 - Bir insandan Tevbe almak vermek, rabıta yapmak, dönmek, kafa sallamak yok.

18 - İnfakta/zekatta kırkta bir yok. Malın biriktikçe ihtiyacından fazlasını imanın/samimiyetin/takvan oranında verirsin.

19 - Erkeğin kişisel üstünlüğü, kadının erkeğe itaati yok. Sorgusuz itaat Allahadır.

20 - Evliya (Allah dostu), keramet sahibi yok.

21 - Mevlid yok.

22 - Salavat yok.

23 - Sünnet namaz zorunluluğu yok.

24 - Arapça dua etmek ve Arapça namaz kılma zorunluluğu yok.

25 - Muska/Büyü/Nazar yok.

26 - Cuma namazı sadece erkeklere farzdır diye birşey yok. İman eden her erkek ve kadına farzdır.

27 - Kölelik/Cariyeliği teşvik yok.

28 - Kadının uğursuzluğu, cenazeden uzak tutulması, sadece erkeğin cenaze namazı (duası) kılması yok. Cenaze namazı cenaze duasıdır.

29 - Kaza namazı yok.

30 - Haremlik/Selamlık şartı yok.

31 - Kadının sesi haramdır yok.

32 - Kutsal günler/Kandiller yok. Sadece Kadir gecesi özeldir.

33 - Bazı ayetleri veya duaları belli sayıda okuyup üflemek ve bundan murad beklemek yok.

34 - Sırat Köprüsü yok.

35 - Kuranın saydığı haram yiyecekler. dışında kalan yiyecekler kültürel, tercihler ve alışkanlıklar ile ilgili meselelerdir. Kafaya göre haram koymak yok.

36 - Erkeğin kadını dövme yetkisi yok.

37 - Dua ederken el açmak, âmin demek zorunluluğu yok.

38 - Teravih namazı yok!

49 - Sağ el / Sağ ayak saçmalığı yok.

40 - Hem askerde veya savaşta ölenin şehit olması gibi birşey yok.

41 - Boşanma yetkisinin yalnızca erkeğe ait olması yok.

42 - Ölüye telkin ve ıskat yok.

43 - Takva kıyafeti (sakal, cübbe, sarık vs.) yok.

44 - Sorgulamadan bir fikre, bir şahsa tabii olmak yok.

45 - Kuranın tüm emir ve yasakları farzdır. Sadece 32 veya 52 farz yok.

46 - Kuranda 6236 ayet var, 6666 ayet yok.

47 - Çocuk yaşta evlilik yok.

48 - Namus/zinada kadın erkek farkı yok.

49 - 61 gün oruç tutma cezası yok.

50 - Türbede dilek dilemek yok.

51 - Tasavvuf, gavs, kutup, şeyh, seyyidlik İslamda yeri yok.

52 - Kuran anlaşılması zor bir kitaptır, yok.

53 - Deve idrarı içen ve iç diyen bir resul yok.

54 - Resul ve Nebi var, Peygamber kelimesi ise kuranda yok.

55 - Kuran okumak için abdest şartı yok.

56 - Sakala jilet vurmak haramdır diye bişey yok.

57 - Cehennemde yanıp çıkma yok.

58 - Din değiştirenin (Mürtedin), namaz kılmayanın, içki içenin, zina yapanın öldürülmesi diye bişey yok.

59 - Sakalı şerif, nalı şerif, hırkayı şerif, Kabak, hurma, zemzem, tesbih, seccade vs. kutsaldır diye bişey yok.

60 - Sevap kazanmak için kertenkele, kara köpek vs hayvanları öldürmek yok. Uğursuz hayvan yok.

61 - İslami bir isim koymadan ve sünnet olmadan müslüman olamazsın diye bişey yok.

62 - Hadisler kesin peygamber sözüdür diye bişey yok.

63 - Hadis, Fıkıh kitaplarında kuran dışında hükümler vardır diye bişey yok...

 
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Adil ÖZTÜRK - 12 Ocak 2022
TARİKAT VE CEMAAT GERÇEĞİ 
(SİYASAL İSLAMCILIKLA YÜZLEŞME)

Atatürk fotoğrafının parçalandığı Kabataş Lisesi’nin Müdür Yardımcısı’nın beş yıl önceki söylediği sözleri hatırladınız mı: “Bütün okullarımızın imam hatip lisesi gibi olması zamanı geldi. Beş yıl sonra Nazif Yılmaz’lar sayesinde o noktaya ulaştık. Her kes elinden geleni yapsın, eksiği kalmasın.”
Nazif Yılmaz “Türkçe öldü” diyerek imam hatiplerde Türkçe konuşmayı yasaklamayı öneren isim.
Yayımladığı bildiri unutulur mu: “Arapça öğretilirken ikinci bir dil kullanılmaması gerekir. Öğrenciler, öğretmenleri ile ancak Arapça diyalog kurabileceklerdir. Öğrenci teneffüslerde öğretmeni ile ancak Arapça konuşabilir. Ya konuşur ya da yanında tercüman getirir.”
Nazif Yılmaz, kendisi öğretmenken yaptığı uygulama sayesinde aldığı sonucu şöyle anlatıyor: “Türkçe konuşmanın yasak olmasıyla öğrenciler mecbur kaldıkları için ister istemez Arapça konuşmaya başladılar. Rüyalarında dahi Arapça konuşanlar oldu.”
Milli Eğitim bakan Yardımcısı olan Nazif Yılmaz, Ensar Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti ile bağlantısı bulunmakta ve Önder İmam Hatipliler Derneği’nin Denetleme Kurulu üyeliğini yapmaktadır.
Eskilerin ‘’İmam o.urursa cemaat s.çar’’ diye bir sözü vardı ki aynen günümüz Türkiye’sindeki Siyasal İslam dayatmasını ve bunlardan güç alarak ayrık otu gibi çoğalan Cumhuriyet ve Türk kimliği düşmanı Cemaatleri çok güzel anlatmaktadır.

Türk kimliğine ve Türkiye Cumhuriyeti değerlerine adeta savaş açmış görünümündeki günümüz Siyasal İslam’ın Milisleri, Tarikat ve Cemaatlerinin baskıları sonucu birçok Parasız Devlet Yurdu kapatılarak ekonomik durumu zayıf öğrenciler bu Tarikat ve Cemaatlerin kurdukları Vakıf Yurtlarına itildiler. Bu yurtlarda ‘’Badeleme’ diye erkek öğrencilere tecavüz edilirken bu tecavüzlere daha fazla dayanamayarak feryatları basına kadar ulaşan minik yavruların haberleri ‘’haber yasakları’’ ile kapatılmaya çalışılsa da, aileleri bir şekilde susturulsa da artık herkesçe malum olmuştur. Öyle ki en yetkili ağız ‘’Bir kerden bir şey olmaz’’ deme gafletinde bulunarak adeta Siyasal İslam’ın geldiği bu rezalet boyutunu sıradanlaştırmaya çalışmıştır.
Dünya genelinde baş gösteren Covit-19 salgını ve devamında ekonomik sorunlar, Siyasal İslam’ın milisleri olan Tarikat ve Cemaatlerin içlerine düştükleri rezaleti unutturmaya başlamışken Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara, Elazığ'da bir binanın 7. katından atlayarak yaşamına son vermeden hemen önce sosyal medyaya bıraktığı Cemaat Yurdu ile ilgili feryadı artık tüm Türkiye’nin duygusallığı bir tarafa bırakarak, çocuklarımızın geleceği için acilen Tarikat ve Cemaat gerçeği olan Siyasal İslamcılıkla yüzleşmemiz gerektiği gerçeğini mecbur kılmaktadır.

Adil ÖZTÜRK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 12 Ocak 2022

KARANLIĞA KURBAN VERİLEN BİR GENÇ DAHA

Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara, Elazığ'da bir binanın 7. katından atlayarak yaşamına son verdi. Enes Kara, olaydan önce çektiği videoda ise kaldığı yurtta baskılara maruz kaldığını ve psikolojik olarak yorulduğunu söyledi. Üniversite yetkililerinden alınan bilgilere göre de, Enes Kara'nın son 1 aydan bu yana birçok dersine girmediği ve içine kapanık olduğu da kaydedildi.

"KENDİME SADECE 3 SAAT AYIRABİLİYORUM"

Enes Kara çektiği videoda, ailesinin zoruyla yurtta kaldığını söyleyerek, "Hiç kalmak istemememe ve bunu aileme defalarca söylemiş olmama rağmen bu yurtta kalmaya devam ediyorum. Defalarca söyledim ama beni burada kalmaya zorladılar" ifadelerini kullandı. Yurtta kendisine sadece 3 saat ayırabildiğini söyleyen Enes Kara, şöyle devam etti: "3 saat gibi bir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum. Çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum. Özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan."
Enes Kara'nın intiharından sonra Nurcu babasının konuşması günümüzde Tarikat ve Cemaatlerin insan beynini nasıl hipnotize ettiğini net açıklıyor: 
"Sürekli telefonla oynuyordu. İçine kapanık birisiydi. Fazla konuşmazdı. Çevresiyle falan da konuşmazdı.
Videosunu izledim. Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Devlet yurdunda başvuru yapmadık. Durumumuz iyi. Manevi olarak ahiretine faydası olsun istedim. Ben 25 yıldır Risale-i Nur okuyorum. Bir zararını görmedim. Ben bu Cemaatin 25 yıldır içindeyim. Kaldığı yerde hiçbir sorun yoktu. Sürekli arkadaşlarıyla iletişim halindeydik. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim.
Cenazeyi aldık şu an dönüyoruz Hatay’a. Biz kimseden şikayetçi değiliz. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık."
(haber-alıntı)

KISACA:
Oğlu intihar eden bir baba değil de sanki sıradan bir olaydan bahseden insan psikolojisindeki baba tam bir zombi profili çizmekte.
Vakıf Yurtlarında tecavüz olaylarından sonra Vakıf Yurtlarında intiharların başlamasıyla artık mızrak çuvala sığmamaya başladı.

Adil ÖZTÜRK



Kimseler görmese de, görmezden gelmeye kalkışsa da, ve hatta inkar bile etse de, Türkiye'nin gerçek gündemi budur!
Türk insanını esir alan siyasal İslamcılık adlı gerçekle yüzleşmek zorundayız.
Tez elden.
Sonra bir şey gelmez, elden.

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey.

Başlık: SİYASAL İSLAMIN ZOMBİLERİ Bağnaz ve Yobaz Zihniyetler
Gönderen: Adil ÖZTÜRK - 13 Ocak 2022
SİYASAL İSLAMIN ZOMBİLERİ
Bağnaz ve Yobaz Zihniyetler

Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, kaldığı cemaat yurdunda yaşadığı baskılar ve taşıdığı gelecek kaygısını anlattığı bir videoyu sosyal medyadan yayınladıktan sonra canına kıydı. Aile baskısıyla kaldığı cemaat yurdunun 7’nci katından atlayarak canına kıyan 20 yaşındaki Enes Kara’nın Bağnaz ve Yobaz Zihniyete dayanamayarak intiharından sonra Siyasal İslam’ın milis güçleri Cemaatler adeta Enes Kara’yı suçlayarak akıllara zarar bir şekilde kendilerini savunma durumuna geçtiler.
Yıllarını Yobaz zihniyete veren baba Mehmet Kara adeta hipnotize edilmiş bir insan profili çizerek ölen oğlu değil de kırılan bir eşyadan bahseder gibi: “Kaldığı yerde sorun yoktu. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık. Kimseden şikayetçi değiliz” dedi.

Siyasilerin demeçleri ise Siyasal İslam’ın içine düştüğü Çıkmazı Göstermekte:

Büyük Birlik Partisi (BBP) MKYK Üyesi Ahmet Namık Akdoğan, cemaat yurdunda yaşamına son veren Enes Kara'nın vefatıyla ilgili olarak "Bir velet öldü diye cemaatleri mi kapatacağız" ifadelerini kullandı.

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara'nın kaldığı cemaat yurdunda intihara sürüklenmesine dair ilk yorumunu:  "Cemaat ve tarikat yurtları kapatılsın, bu yurtlar kamulaştırılsın" çağrılarına karşı çıkan Babacan, "Gencecik Enes'in ardından şunlar bunlar kapatılsın diyorlar. Bu ülkede kapatmak dışında başka bir çözüm önerisi yok mu" dedi.

İlmi ve Fikri Araştırmaları Merkezi'nin (İFAM) kurucu başkanı olan ve kadınlara yönelik açıklamalarına gelen tepkiler üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan İhsan Şenocak, ailesinin zoruyla kaldığı cemaat yurdundaki baskılar ve gelecek kaygısı nedeniyle yaşamına son veren tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara intiharına ilişkin açıklama yaptı. "Onlarca intihar içerisinden Enes Kara'nın gündem yapılması gösterdi ki ahlak yobazları istiyor ki, bu ülkede tesettür kalmasın, ezan okunmasın, kubbeler gökleri selamlamasın, İslam'ın hediyesi Anadolu’da tek bir Müslüman kalmasın. Kilisede doğsalardı cenaze günü böyle kin kusamazlardı.” ifadelerine yer verdi.
Tuğrul Selmanoğlu, Enes Kara'nın ölüm sebebinin solun propagandasını yaptığı ateizm olduğunu belirtti.

Yazar Şevki Karabekiroğlu: ‘’ Enes’i dinledim Anlattıklarında hayatına son vermesini gerektirecek kadar bir zorluk ve baskı yok. Daha ziyade Hayatın anlamını ve gayesini yitirmiş gibi görünüyor, hayatı yaşamaya değer bulmuyor.’’

Bizler Filistin, Suriye, Libya, Afganistan ile oyalanırken farkına bile varmadan batağa saplanmışız.
‘’Umutların bittiği yerde Türk'ün kudreti başlar!..’’
Ermenilerin bir sözü vardır; ‘’Türklerin son aklı bizde olsa bütün dünyayı ele geçiririz’’ derler. 
Son Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa intikalinden itibaren emperyalistlerin içimizdeki kalıntıları Türklük, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlıklarını sinsice bu güne kadar her fırsatta ve her platformda bilhassa din konusunu kendilerine maske edinerek sürdürmüşlerdir. Buna rağmen Türk milleti kimliğine Başbuğuna ve Cumhuriyete sahip çıkarak bağnaz ve yobaz zihniyetlere Türkiye Cumhuriyetini teslim etmemiş ve teslim etmeyecektir.
Biz Türk milleti olarak, Anne ve Babalar vesilesiyle dünyaya getirdiğimiz masum ve asil çocuklarımızı korumak ve aydınlık yarınlara hazırlamak ilk asli görevimizdir. Bağnaz ve yobaz zihniyetlerin sömürülerine hizmet ettirmek değildir. Çocuklarımızın ışığını bağnaz ve yobaz zihniyetin karanlıklarında söndürmek yerine çocuklarımız o masum ışıklarıyla dünyayı aydınlatsınlar.”
Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Adil ÖZTÜRK
Başlık: Ynt: SİYASAL İSLAMIN ZOMBİLERİ Bağnaz ve Yobaz Zihniyetler
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 13 Ocak 2022

SİYASAL İSLAMIN ZOMBİLERİ
Bağnaz ve Yobaz Zihniyetler

Siyasilerin demeçleri ise Siyasal İslam’ın içine düştüğü Çıkmazı Göstermekte:

Büyük Birlik Partisi (BBP) MKYK Üyesi Ahmet Namık Akdoğan, cemaat yurdunda yaşamına son veren Enes Kara'nın vefatıyla ilgili olarak "Bir velet öldü diye cemaatleri mi kapatacağız" ifadelerini kullandı.



Bir velet öldü diye ha!
Ruhen de, cismen de, fikren de bir zombi ancak bu kadar duyarsız ve gayr-i insani olabilir!
Bunlara denecek tek söz: Allah sizlere de aynı acıyı yaşatsın!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 15 Ocak 2022
(https://hunturk.net/forum/rsm/3190-screenshot20220115152347-1642249448.jpg)

Alıntı yapılan: Basından

Diyanet-Sen başkanı ve yargıtay imamı Mehmet Ali Güldemir, alkollü araç kullanırken, yakalanmış...


Adamın sevabı, yani avansı çok, belli ki.
Avansının bir kısmını kullanmak istemiş.
Hepsi bu!
Zaten kendileri de diyor.
Günah işleme özgürlüğü var!
Diye.

Ne demekse?

Ben bunlara hiç şaşırmıyorum.
Zira, siyasal İslâmcılığın, melanet, zihniyetini biliyorum.

Bunların kılık ve kıyafetine, işgal ettikleri makam ve mevkinin cancan ve şatafatına aldanmamak lazım.

Bunlar, Kur'an-ı Kerim'in tarif ettiği, mümin insan tipine uymuyor.

Bunlar, çağdaş firavun,
Bunlar, çağdaş yezit...

Bunlar; İslâmlığın da, insanlığın da, yüz karası...

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 15 Ocak 2022
Her biri kendini müçtehit sayanlar, İslamda o olmaz, bu olmaz diyerek kafalarına göre hüküm ve nas koyarlar.
Dünyada kaç milyar müslüman varsa her birine aynı nasla ilgili soruyu sorsan bin çeşit farklı yorum ve cevap alırsınız.
O nedenle aynı din içinde, onbinlerce, mezhep, tarikat ve içtihat mevcut.
Din sadece inanç sistemidir. Yaradan ile kul arasında.
Dini toplum hayatına sokarsanız, dini ve iktidarı elinde tutan egemen güç kendince yorumlar yapıp kurallar koyar.
O kurallara uymayanı da kafir ilan eder, kellen gider, olur biter.
Siz istediğiniz kadar yırtının ki, din öyle demez, böyle der diye!
Bunun kaç tane örneği var, İslâm ülkelerinde.
Bütün bunlardan ibret ve ders almak bir yana hâlâ laikliği anlamayıp, dini rol model alarak topluma dayatma peşinde olanlar var!
Bunlar, akıllarını kullanıp, kırk ve hatta bin nasihatin öğreticiliğinden gerekli dersleri almak yerine, bir musibetle her şeyi öğrenirler ama, çoktan, iş işten, geçmiş olur.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana...
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 24 Ocak 2022
Bu ülkede ne zaman tarikat ve cemaat yapılaşmaları yüksek sesle tartışılmaya başlansa, ne hikmetse, kurtarıcı bir manipülasyon, anında, devreye giriyor.

Hatıralarınız 15 Temmuzdan sonra biz öyle değiliz yarışına girmişti, fetönün yumurta ikizleri.

IŞİD ve Taliban'ı görüp ayıkan ve tedirgin olup mesafeli yaklaşan halkımıza; onlar Selefi, biz Ehl-i Sünnetiz mesajı vermekte yarışa girdiklerini de unutmuş değiliz.

Bu ülke ve ümmetin başına musallat edilmiş en büyük belâ, siyasal İslâmcılığın yapı taşları olan, tarikat ve cemaatlerdir.

Daha önce 12 yaşında bir kız çocuğunu cinsel taciz eden kıllı kart sapıkla ayyuka çıkan cemaat ve tarikat sapkınlıkları Erol Mütercimler'in akla zarar açıklamasıyla can simidi yapılmış, Mütercimler'in İHL'leri suçlayan çıkışıyla, atlatılmıştı.

Enes Kara'nın intihar etmesiyle oluşan infialle yeniden tartışılan cemaat ve tarikat yapılanmaları, sanki dün yazılmış gibi 2017 yılında yazılmış Sezen Aksu şarkısıyla, can suyu bulmuşçasına bir tavır ve pişkinlikle, yine sesiz sedasız, işin içinden sıyrılacaklar.

Kur'an-ı Kerim'de;

Allah'ım ben âsi oldum, ben zâlim oldum, beni affet!

Diye nedâmet gösteren bir Adem profili karşımızda dururken, biz kendi muhayyelimizde oluşturduğumuz İlâh'ın jandarmalığına soyunup, Sezen Aksu'ya lânet okuyarak, dinimizi savunduk.

Eeee bu kadar ibadet ve cihattan sonra, artık, cennete girmeyi hak ettik.
Ne dersiniz cennete gideriz değil mi?
Bunca gayretten sonra gireriz, gireriz...

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 09 Şubat 2022
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu günümüzde Müslümanların ve İslâm Âleminin içinde bulunduğu durumun şöyle bir özetini yapmış

1. İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, ahirette kazanırsın mesajını vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler.

2. Biz Müslümanlığı sadece inanma ve namaz, oruç, hac gibi belli ritüelleri yerine getirme olarak algıladığımız sürece bu mahçup edici durum devam edecektir.

3. Ortadoğu toplumları barut fıçısı gibi. Birbirlerine duydukları öfkeyi mezhep, din duyarlılığı veya öteki üzerinden dile getiriyor, onlar üzerinden kimlikler şekilleniyor. Toplum olarak ayrıştığımız, artık birbirimize öfke duyduğumuz doğrudur. Bunlar sosyal birlik beraberliğimiz açısından alarm noktalarıdır.

4. Serbest pazar mantığıyla fetva arayan, müşteri memnuniyetine göre fetva verenler kapladı ortalığı. İslam âlimlerinin içinde yaşadığı hayatla ve gerçekliklerle bağı koptu. Üçüncü, beşinci asırda yazılan kitaplardaki bilgileri tekrar ederek insanlara dini anlattığımızı düşünemeyiz. 50 küsur İslam ülkesi var, paramparçayız.

5. İslam barış dinidir diyoruz ama kimseyi inandıramıyoruz, çünkü birçok yerde Müslümanlar birbirinin boğazını sıkıyor. Birbirinin Müslümanlığını beğenmez oldular, birbirini itham ve tekfir ederek sürekli camdan aşağı atmakla meşguller.

6. Her şeyin altüst olduğu, fırsat eşitliğinin olmadığı, işgaller altında umutların tükendiği, siyasal katılımın olmadığı toplumda sadece din anlatarak insanları mutlu edemeyiz. İslam dünyası acilen bilgi, çalışma, üretme, temizlik, sosyal barış, sosyal adalet, insan hakları, kadın hakları, çevre, özgürlükler, ötekinin hakkı gibi temel konularda zihnini durultmak ve bu konularda mesafe almak zorunda. İslamiyette ibadet sadece kıldığımız namaz değildir. İnsanlığa, dünyanın imarına, sulha, barışa hizmet eden her davranış ibadettir.

7. Gönlüm isterdi ki, evrensel ilâhî din olan İslam’ın günümüz uleması dünyada kanıksadığımız bunca eşitsizlik, sömürü, adaletsizlik, güçlü ve egemenin oldu bittileri karşısında hakkın sesi olsun, her türlü ayırımcılığa karşı çıksın, bizlere hepimizin Âdem’in çocukları kardeşler olduğumuzu, insan olarak eşit ve değerli olduğumuzu, insanca bir hayatın hepimizin temel hakkı olduğunu hatırlatsın. Ama öyle olmadı ve olmuyor. Olup bitene eleştirel baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.

8. Bugün birçok dini cemaat birer ekonomik sektöre dönüştü. Unutmamalı, Türkiye’de dini gruplar kamusal alana sirayet etmeye başladığı, kapalı ve kayıt dışı olup kendilerine göre dini eğitim vermeye başlarsa sorun büyür, FET֒deki gibi. Ülke benzeri oluşumlara gebe demektir.

9. Dini cemaat ve tarikatlar siyaset, kamusal alan, yaygın din eğitimi ve ticaretten elini çekip kendi asli ve sivil hizmet alanlarına çekilmezse, kayıt dışılıktan çıkıp şeffaf ve denetlenebilir olmazsa yeni maceralar yaşamamız kaçınılmaz görünüyor.

10. Din artık melankoli ve gözyaşı olarak sunuluyor ve algılanıyor. Böyle bir din anlayışı sizi dünya sahnesinde yukarı çeker mi? Hazreti Muhammed’in hayatını öyle bir anlatıyorlar ki, öyle bir hayatın örnek alınması ve yaşanması mümkün değil. Bugün İslam dinini gizemli, esrarengiz bir din olarak sunanlar, asılsız kutsallıklar üretenler aslında kendi din ticaretleri için müşteri artırımı peşindeler.

11. “Din, acı, gözyaşı, melankoli ve menkıbedir” dedik. Ya geçmişe özlemle ya da bir kurtarıcı bekleyerek vakit geçiriyoruz. Bireyi ve birey bilincini, birey sorumluluğunu yok ettik. Başımıza geleni de hep “ya Allah’ın gazabı ya da ötekinin kötülüğü” diye anlattık. “Sen sadece dua et, hatta en etkili ve gizemli duayı ve zamanı bul yeter, bunlardan kurtulursun” diyerek piyangocu bir anlayışı besledik. Halkı böyle besleyince onlar da buna uygun hoca tipi istemeye başladı.

12. Böyle bir dini anlayışın, çocuklarımız, torunlarımız tarafından nasıl karşılanacağından emin değilim. Artık yavaş yavaş yol ayrımına geliyoruz. Çocuklarımız, torunlarımız sorguluyor, görüyor, biliyor. Bireyin olmadığı, kadın hakkı, insan hakkı, çevre bilinci, bilgi üretimi, sosyal adalet, hukuk, özgürlük, düşünce gibi temel değerlerin yeterince gelişmediği, sadece melankoli, sadece menkıbe, gözyaşı, ötekileştirme ve öfkenin yer aldığı bir din anlatımı İslamofobi’yi mahallemize indirecektir. Bizim çocuklarımız, torunlarımız da büyük sorular soracaktır.

13. Bizim din anlayışımız sığlaştı. Dindarlığı dar bir alana hapsettik. Müslümanlar şeklen dindarlaştıkça, dünyevileşmesi de artıyor. İslam, seccadeni ser ibadetle ömrünü geçir demiyor. Düşünce, bilgi, yararlı iş, temizlik, haklının ve mağdurun yanında olma, iyiliği destekleyip kötülüğü önleme, insanı insan olduğu için sevme hepsi ibadettir. Sadaka ve iane kültürüyle ya da retorikle bunları sağlayamayız.

14. Kuran’ı Kerim ile aramız açıldı. Kuran’ı Kerim’in bize verdiği öğütlere kulak tıkadık ve kendi yanlışlarımıza kendimiz fetva vermeye başladık.

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu - Eski Diyanet İşleri Başkanı
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 10 Şubat 2022
Gâzi Başbuğ ATATÜRK:

Tekke ve zaviyeleri kapattım, en çok İngilizler feryad etti.

Demektedir.

Kurtuluş Savaşı günlerinde, tekke ve zaviyelerin büyük çoğunluğu, haçlı batının, ileri karakolu ve gayr-i resmi istihbarat şubesi gibiydi.

Atatürk bu, köhne ve şer, mahfilleri kapatarak, İngiliz ve cümle haçlıyı; elsiz, kolsuz, gözsüz ve kulaksız bırakmıştır.

Atatürk düşmanlığının altında yatan neden budur.

Siyasal İslâmcılık bir, haçlı batı, projesidir.

Yüce dinimiz İslamiyet'i siyasal İslâmcıların tasallutundan kurtarmak her Müslümanın, öncelikli, görevidir.

Hattızatında siyasal İslamcılık çoktan iflas etti. Bunu Haçlı batılılarda biliyor. Sadece siyasal İslamcıların yaptıkları tiksindirici işler sayesinde Türk toplumunun dinden uzaklaşması için, kanser hastasının ağrılarını dindirmek için morfin verildiği gibi bunların, algı yönetimi ile, biraz daha başta kalması sağlanıyor

Evet, yukarıda da izah edildiği gibi siyasal İslamcılık, diğer bir ifadeyle, güncel Emevi dini, çoktan iflas etti.
Ama bu bir savaş hali olduğundan, bunların ipini elinde tutan sahipleri, bunların kokuşmuş ve leşleşmiş varlıklarını, tıpkı eski zamanlarda rakibin direncini ve lojistik kaynaklarını kurutmak için, su kuyu ve kaynaklarını hayvan leşleriyle zehirledikleri gibi, Türk toplumunun milli ve manevi mukaddesat kaynaklarını zehirliyorlar.
Yani haçlı bunların dirisinden de ölüsünden de, olabildiğince, yararlanıyor.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 06 Mart 2022
Mâlum siyasal İslâmcı gürûh, Ayasofya'nın müzeden camiiye çevrilmesini, garip ve anlamsız bir mantıkla, Ayasoyfa'ya biletle giriyorduk gerekçesiyle açıklıyorlar.
Bunların kafası, hiç bir şeye basmıyor!
Evet, Ayasofya'ya, biletle girildiği, doğrudur.
Zira Ayasofya da bir müze olduğundan, diğer müzelerde olduğu gibi, burada da, devletin belirlediği, bir giriş ücreti vardı.
Ama, unuttukları, görmezden geldikleri bir şey var ki, Ayasofya'ya ücretle girmeyi sağlayanlar, bunları, Ayasofya'ya pasaportla girmekten kurtaranlardır.
Onlar olmasaydı, Ayasofya'ya pasaportla gireceklerdi.
Belki de hiç giremeyeceklerdi.

Atatürk'e ve Cumhuriyet değerlerine düşmanlık ve nankörlüğün bu kadarına pes doğrusu!

Aslında bu düşmanlık ve nankörlüğü anlamak pek de zor değil.
Zira o zihniyet; keşke Yunan kazansaydı
 diyebilecek, Ayasofya'nın mimberinden lânet okuyacak kadar; Atatürk'e, Cumhuriyete ve Türklüğü var eden milli ve manevi değerlere düşman olduklarını alenen göstermiştir.

Türk Milletinin başına musallat edilmiş en büyük düşman, diğer bütün düşmanlıkları da bünyesinde barındıran, siyasal İslâmcık denen melânettir.

Türk Milletinin ve hatta İslâm Âleminin ve bütün insanlığın; huzurunu, refahını, hayatiyetini, istiklâlini ve istikbâlini tehdit eden, en büyük tehlike, siyasal İslamcı zihniyettir!

Siyasal İslâmcı zihniyet bütünüyle yok edilmedikçe; Türk Milletine de, İslâm Âlemine de, insanlığa da; huzur, mutluluk ve barış harâmdır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 13 Mart 2022
Fakirlik Allah'a yakın olmaktır!
Diyerek Türk Milletine; fakirliği, yokluğu ve yoksulluğu kanıksattıran, ama kendisi 6 milyon dolarlık makam aracına binen tescilli Türk, cumhuriyet ve Atatürk düşmanı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bu yetmez gibi bir de Londra'dan villa satın almış!

Mekke, Medine gibi Müslüman şehirlerde Hz. Muhammed'e (sav) komşu olmak varken, neden İngiltere'de, Kraliçe Elizabeth'e komşu olmuş ki, çok muhterem(!) Ali Erbaş Efendi hazretleri?

Siyasal İslâmcılık denen zihniyet, hem Batı'ya sövüp, hem de Batı'nın kucağından inmemektir.

Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 23 Mart 2022
Alıntı yapılan: BASIN

Alpaslan Kuytul'un kurucusu olduğu Furkan Vakfı'nın tutuklu olan sekiz üyesinin serbest bırakılması için geçen cumartesi günü Adana'da düzenlediği eyleme, polisin sert müdahalesi, siyaset gündemine de damgasını vurdu. Başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere iktidar, polisin "orantısız güç" kullandığın kabul ederken, MHP Lider Devlet Bahçeli, eyleme müdahale eden polisleri "tertemiz alınlarından öptüğünü" söyledi. Muhalefet partileri ise "orantısız güç" kullanımı nedeniyle iktidara sert tepki gösterdi.
2018 yılında OHAL kararnamesi ile kapatılan Furkan Vakfı üyeleri, geçen cumartesi günü bir süredir tutuklu olan ve henüz haklarında iddianame hazırlanmayan sekiz üyesinin serbest bırakılması için Adana'da yürüyüş düzenledi.
Polis, 'izinsiz' gösteri yaptıkları gerekçesiyle vakıf üyelerine, coplu, biber gazlı müdahalede bulundu. Vakfın Kurucusu Kuytul da bu eylem sırasında gözaltına alındı.

KAYNAK (https://hunturk.net/forum/sistem.php?islem=yonlendir&url=aHR0cHM6Ly93d3cuY3VtaHVyaXlldC5jb20udHIvdHVya2l5ZS9mdXJrYW4tdmFrZmktZXlsZW1pbmUtbXVkYWhhbGUtaWt0aWRhci12ZS1tdWhhbGVmZXQtbmFzaWwtdHV0dW0tYWxkaS0xOTE4NTM5)



Muhammet Esed, ya da gerçek adıyla Leopolde Weiss adlı Avusturya Yahudisi mühtedisi milliyetçiliği karalama ve köreltmekle kalmayıp işi bir adım daha ileri götürerek:

Hükümetler şeriatın omuzlarına yüklediği amaçları gerçekleştirdiği müddetçe bütün vatandaşların ona bağlı kalması konusunda mutlak hak sahibi olur ve halk üzerinde kolaylıkla ve zorlukla, hoşa giden veya gitmeyen her konuda itaat istemeye hakkı vardır. Müslüman’a düşen şer’i hükümetle bir ve beraber olmak, onu devamlı desteklemek, ona yardımcı olmak ve bu birlik uğruna tüm fayda, zevk ve dünya mallarını ve gerektiğinde hayatlarını feda edebilmektir.

Allah ve Resulü adına insanları yöneten ve şeriatın emirlerini yerine getiren hükümet, halkın ve devletin selameti böyle bir uygulamayı gerektirecek olursa, kişilerin hayatları ve malları dâhil olmak üzere, halkın sahip olduğu her şeye el koyabilir.


Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar! (https://hunturk.net/forum/index.php?topic=3874.msg26429#msg26429)


Siyasal İslamcı zihniyetin iktidarında, muktedirler, herkesten mutlak itaat ister.
İtaat etmeyenin veya düzene ayak uyduramayanın kimliği, kişiliği, düşüncesi önemli değildir.
Mutlak itaat!
Tek kural bu!

Türkiye'de, şimdilik, polis copu var.
Gidişata dur denilmezse, sonrasına dair; İran, Arabistan, Afganistan, Pakistan vb. kaynaklı sayısız, infaz örneklerini, hepimiz, izledik.

Furkan vakfının da, zihniyet olarak diğerlerinden hiç bir farkı yok.
Belki fazlası bile var.
Uzun zamandır bir alan kavgası, menfaat çatışması, güç paylaşım, anlaşmazlığı yaşanıyordu.
Belki ki uçurum büyümüş ve siyasi otorite tarafından kalemleri kırılmış.

Bütün dünya milletlerine esin kaynağı olan güzel ülkemiz, nelere sahne oluyor?
Biz ışığımızı yitirdik!
Yüce Yaradan milletimize hayırlı sahipler versin.
Tabii biraz da akıl, fikir versin!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 23 Mart 2022
Açıklamaları hayretle okudum. Dün başka cemaatleri övenler şimdi de bunları över duruma gelmiş.

Devlete baş kaldıranın başı gider.


Bunun daha nesini savundular bu kadar pes. İnsanda ar namus olur birazda susar en azından. Bunu başörtüsü üzerinden siyayet yapacak kadar küçülen küçük insanlarda bi bitmedi başımızdan.

Küçük Afrika ülkeleri gibi siyasetimiz maşallah.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Irkci10ur - 07 Mayıs 2022
Geçen haftalarda muhacir bunlar, din kardeşiyiz.

İnsaf biraz da... deniliyordu.

Ne oldu da plân değişti, plânlar yapılır oldu.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 31 Mayıs 2022
Dini yobazlardan koruyun! Aksi halde dünyayı dinden korumak gerekir!

Mevlana Celaleddin Rûmi

Yüksek ahlâk ve toplumsal uzlaşı kurallarını içeren dinin; siyaset, ticaret, ideoloji ve her türlü politik argümanın dışında tutulması gerekir.
Aksi halde insanoğlunu ve dünyayı kana boyamak isteyen politikacıların en büyük silahı olarak kullanılmaya devam edecektir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!