Türkçü Turancı Otağ | Türkçüler

GENEL KONULAR OTAĞI => GÜNCEL => Konuyu başlatan: Üçoklu Börü Kam - 20 Eylül 2020, 21:41:22

Başlık: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 20 Eylül 2020, 21:41:22
Ușșaki tarikatı şeyhi ve bu vesileyle de genel tarikat ve cemaat yapılanmalarıyla ilgili basında ve sosyal medyada epeyce bir şeyler yazılıp, çiziliyor.
İşin esası șöyle:
Ulaşılmazı, elle tutulamayanı, gözle görülemeyeni vaat edeceksin ki üç gram beyni bile olmayan akılsız sürüleri kapına kul ve köle edeceksin.
En garantili ticaret din sermayeli olandır.
Cehennemle korkutup, cennet vaat ediliyor.
Boş beleş akılsızlar dini vecibeleri yerine getirmeden cennete gidilmeyeceğini, kimin cehenneme gideceğini ise sadece Yüce Yaradan'ın bileceğini bile bilmiyorlar.
Binlerce uyanık da bu cahillikten faydalanıp sahte itibarlar edinip, saygınlık avcılığı yapıyorlar. Tuttukları dünyalık ve onun bunun namusuna ilișmeleri de cabası.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020, 08:03:36
İnsanlık kaybettiği aklı yeniden bulmadığı müddetçe taciz, istismar, sömürü gibi olumsuz sonuçları bir kaç güncel örnekte gördüğümüz bu ve bundan daha deşhetengiz olaylara tanık ve hatta muhatap olmaya devam edecektir.
"Aklın kullanılmadığında başlarına pislik yağdırılacağını" bildiren Kur'an ayeti*nden bile habersiz bir topluma ne anlatsan boş.
Bu millet ne peygamberi Hz. Mustafa'yı (sav) ne de kurtarıcısı Atatürk Mustafa'yı anlamadı, kıymetini bilemedi.
Bileceğine dair umudum da yok!
Yüce Yaradan bize akıl, fikir ve izan versin!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.

* Yunus Suresi - Ayet 100.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020, 08:29:11

Binlerce uyanık da bu cahillikten faydalanıp sahte itibarlar edinip, saygınlık avcılığı yapıyorlar.


Günümüz Türkiyesinde bir kaç istisna hariç, sözlü olarak, peygamberlik iddiasında bulunan pek kimse yok!
Ancak davranış, uygulama, edinilen sosyal mevki, tabii olanların davranışı gibi hususların bir arada görüldüğü büyük resme bakıldığında, cemaat ve tarikat lideri konumundaki, binlerce kişinin peygamber gibi davrandığı ve cemaatince o sıfatta görüldüğü gibi korkunç bir manzara mevcut.

Kimse alenen peygamber olduğunu söylemiyor ama, basbayağı peygamber gibi hareket ediyorlar.

Anlatmak için dilimizde tüy bitiren siyasal İslamcılığın gerçek yüzü böyle.

Türk Milleti ve Müslümanlar bu gerçekle yüzleşmek zorundadır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020, 08:42:24

Tuttukları dünyalık....


İstisnasız bütün tarikat ve cemaatlerde doymak ve durmak bilmeyen bir mal, mülk, para sahibi olma ihtirası çıplak gözle görülecek kadar belirgindir. Çoğu kayıt dışı olan cemaat ve tarikat varlıkları ticari holdinglere taş çıkartır.
En sıradan ve şöhreti olmayan bir siyasal İslamcı yapılanmanın bile yüz milyonlarca dolarlık varlıklara sahip olduğu bir gerçektir.

Sahip olunan bu korkunç güç Türk Milletine ve devletine karşı kullanılmak üzere, hazır kıta, beklemektedir.

Tarikat ve cemaat adı altında örgütlenen siyasal İslamcıların tamamına yakını Türk Milletine ve devletine açıktan veya gizli gizli düşmanlık gütmektedir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020, 08:56:01

onun bunun namusuna ilișmeleri de cabası.


Bu alçakların namussuzluğunu, ırz düşmanlıklarını, cinsi sapıklıklarını yazmaya, anlatmaya kalemimin namusu ve edebim el vermiyor.
Şehvet düşkünlüğü ve cinsel ihtiras tarikat ve cemaat adlarıyla nevș-ü nema eden siyasal İslamcı yapılanmanın gündelik ve sıradan iş ve alışkanlıklarından birisidir.

Ayrıntılarını yazmaya edebimiz elvermiyor.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 21 Eylül 2020, 10:40:35
İşin içine 'para' denen güç (zaafiyet) girince, işler ve niyetler maalesef ki tam tersine dönebiliyor.

Kişinin, zaafiyetine karşı koyma gücü varsa, hizmet de olur, samimiyet de... Bunun sonucunda da tabi ki ilmi hareket ile her adım atılabilir.

Günümüze bakınca para zaafiyeti ki bir çuval inciri berbat edebiliyor.

Milletimizin, bu istismarlara karşı da artık güveni de inancı da ağır hasar almış bir hal üzere devam etmekte.

Hakk, doğru yolu bulmayı, yanlışa gidecek her adımda uyanık olmayı, fitne devrinin yaşandığı bu yüzyılda 'bir elinde Kur'an, bir elinde bilgisayar' ile adım atabilen kullarından olmayı nasip eyleye...

Türk Milleti var olsun, birliğimiz daim olsun.  :prbay


Not: İşin sapıklık kısmına değinmek bile istemiyor kişi. O apayrı bir konu olsa gerek. Çünkü sapıklık, sadece tarikatlarda, cemaatlerde değil her alanda dahi olabiliyor. Cinsi sapıklık, hastalıktan öte bir sapkınlık, karakteristik çöküşün ispatı olsa gerek.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 21 Eylül 2020, 15:15:40
Allah akıl fikir versin. Bu tarikat v.b cemaatlere hâlâ  savunanları gördükçe dinden imandan çıkacaz Allah korusun.

Bununla ilgil tonlarca makale yazılır ama bir faydası olur mu? ! Bu insanlığın manevi gereksinimlerini cahilce doldurma istekleri yüzünden istismar olayları malasef bitmeyecek.


(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-ciplak-kadin-1600690234.png)

https://onedio.com/haber/kadinlarin-ciplak-vucuduna-yazi-yazan-cinci-hoca-nin-taciz-goruntuleri-akil-tutulmasi-yasatiyor-920233



İşin daha da vahim tarafı bunların vakıf adı altında, kurumsal çalışan, Fethullahçılar gibi Türk düşmanı ciddi kamu bürokrasinin içine girmiş  olmaları ya da girme çabaları malum...
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 21 Eylül 2020, 18:25:25
İnsanların itibarsızlaştırılması siyasal İslamcı zihniyetin klasik yöntemlerinden birisidir. İtibarsızlaştırılan kişi cemaat ve tarikat yöneticilerini uluhiyet vasfında görerek, kendini hiç, onları ise; ruhani, Tanrısal görevi olan erişilmez kişiler olarak görmektedir.
İşte buna dair Menzil Tarikatının çarpıcı bir uygulaması.
Siyasal İslamcıların pençesine düşen insanlığın içler acısı hali...
Buyurun izleyin.

http://www.youtube.com/watch?v=7cb87MZRJuQ
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 22 Eylül 2020, 15:55:16
(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-ciplak-kadin-1600690234.png)

İşin daha da vahim tarafı bunların vakıf adı altında, kurumsal çalışan, Fethullahçılar gibi Türk düşmanı ciddi kamu bürokrasinin içine girmiş  olmaları ya da girme çabaları malum...

Bu arada bu soysuz da Kürt. Toplumsal Kürt Sorunu (https://hunturk.net/forum/sorun-boluculuk-veya-teror-degil-sorun-kurdun-ta-kendisidir-2217.html) başlıklı konuya bir öğe daha.

(https://hunturk.net/forum/rsm/2-cinci-hoca-pkk-ciplak-kadin-taciz-1600779209.jpg)
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 22 Eylül 2020, 16:12:55
İnsanların itibarsızlaştırılması siyasal İslamcı zihniyetin klasik yöntemlerinden birisidir. İtibarsızlaştırılan kişi cemaat ve tarikat yöneticilerini uluhiyet vasfında görerek, kendini hiç, onları ise; ruhani, Tanrısal görevi olan erişilmez kişiler olarak görmektedir.
İşte buna dair Menzil Tarikatının çarpıcı bir uygulaması.
Siyasal İslamcıların pençesine düşen insanlığın içler acısı hali...

Menzil deyince akılıma "Bitmeyen Çorba" geldi.

Ankara/Keçiören/Etlik Forum'un yanında Semerkand Alışveriş merkezi adı altında işletmeleri mevcut. Arada bir bunların iderleri gelip el öpme yarışına giriyorlarmış. O kalabalığa denk gelmiştim.

Zamanında da acı verici bir durum, koca koca eğitimci arkadaşların arabalara dolup Adıyaman'a çorbaya/el öpme (el alma derler) ye gitmeleri.
....
.....


Acayip derece örneklerle süsleyebiliriz. Ama bu tıbben MAL diyeceğimiz kitleye ulaşamayacağız. Aynı Fethullahçılarda olduğu gibi. Acı ama gerçek bir şekilde öğrenmek.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 22 Eylül 2020, 16:18:47
Böyle bir namussuzluğun, 'dili, dini, ırkı' olamaz. Türk olması, her hangi bir (+) yada (-) getirmeyecekti bu konuda. Ahlaksızlık, hiç bir sınıfa giremeyecek, kategorize edilemeyecek kadar şerefsizliktir!

Okuyacak kandaşlardan özür dileyerek;

Orada züppe dini kullanıyor evet; peki 'yosma' neden altına yatıyor? Görüntülerin tamamında cinsel ilişkiye girildiği aşikar iken, bu fahişe ruhlu köpek neden 'böyle bir din olamaz yada her hangi bir dinde, insanlıkta, yaşam tarzında mümkün değildir' diyemiyor? Verilen komutlara harfiyyen uyulup, fuhuş icra ediliyor.

Bu işi 'cehalet' ile sınırlamak, şahsımca yersiz ve yetersiz bir kavram olsa gerek. Bu gibi ucuz tuzaklara düşmemek için, 'filozof' olmaya ihtiyaç yoktur.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 26 Eylül 2020, 20:19:56

İşin içine 'para' denen güç (zaafiyet) girince, işler ve niyetler maalesef ki tam tersine dönebiliyor.


İstisnasız bütün tarikat ve cemaatler birer HOLDING durumundalar.
Tarikat veya cemaatin başındaki şeyh veya hoca CEO, şeyh ve hocanın oğlu, kızı, damadı, kardeşi gibi yakınları vakıf, dernek ve şirketlerin başında GENEL MÜDÜR, zavallı mürit ve talipler ise MÜŞTERİ durumundadır.

Tarikat ve cemaatlerin mürit, taraftar ve taliplerini çoğaltma gayreti, gerçekte, müşterilerini çoğaltmak amacından başka bir şey değildir.

Kalabalık taraftar, talip ve murid topluluğunun sağladığı sosyal mevki ve siyasi güç de cabası.
İşin bu boyutu müstakil olarak yazılması gereken, başlı başına, bir konu.

Cennete kavuşturma ve cehennemden koruma vaatleri; talip ve mürit sayısını, yani MÜŞTERİLERİ, artırmak için geliştirilmiş; umut ve korku arasındaki o ince psikolojik eşiği yöneten ve yönlendiren propagandadan ibarettir.

Siyasal İslamcıların pençesine düşen herkes; bedenen, malen, madden ömür boyu, şeyh veya hoca efendinin kurduğu holdingden başka bir şey olmayan yapı tarafından; kanının, iliğinin emildiği, kurtulmayı aklına bile getiremeyen, yaptıklarıyla sevap işlediğini ve bu sevaplar karşılığında cennete gideceğini sanan, zavallı ve çaresiz kimselerdir.

Yönetim kadrosu ise asla el değiştirmez.
Tarikat veya cemaatin başındaki şeyh veya hoca efendi öldüğünde yerine ya oğul, ya kardeş ya da damat geçer. Bilindik hanedanlık rejimi...

Yüce Yaradan, İslâm'a, Kur'an'a ve peygambere en büyük zararı veren tarikat ve cemaat yapılanmalarının kahır ekseriyesinin ortak adı olan siyasal İslamcıların șerrinden ve pençelerine düşmekten milletimizi ve İslam alemini korusun.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 27 Eylül 2020, 10:57:14
İnsanlık tarihinde cereyan eden bütün buhran, acı, katliam ve benzeri felaketlerin kurgulayıcısı ve faili siyasal dincilerdir.
Museviliği, yahudiliğe ve akabinde siyonizme çevirip insanlığa her türlü pisliği ve alçaklığı reva gören zihniyet siyasal Museviliktir.
Hz. İsa peygamberin öğretilerilerinin emperyalist sömürgeci bir karektere dönüştüğü haçlılık siyasal Hristiyanlıktır.
Muazzez kitabımız ve kutlu rehberimiz Hz. Muhammet peygamberi istismar ederek, İslamiyet'in; cahilliğin, terörün, vahşetin, tembelliğin, sapıklığın kaynağı gibi görülmesi ve algılanmasının yegane sebebi gerici ve yobaz tarikat ve cemaat yapılanmaları ve bunun düşünsel ve fikri omurgası olan siyasal İslamcılıktır.
İnsanlık bir dönem alenen ve fiilen, şimdilerde de örtülü olarak siyasal yahudiliğin, devamında Hristiyan olmayan ve özellikle de Müslümanlara yaşam hakkı tanımayan, sömürgeci, soykırımcı ve emperyalist haçlılık olan siyasal Hrisriyanlığın, şimdi de Yaradan'a şirk koşarca, peygambere muhalefet ederce davranan yobaz ve gerici siyasal İslamcıların pençesi altında inim inim inlemektedir.
Din Yaradan'la kul arasında kaldığı, kişilerin vicdanlarına hitap ettiği müddetçe kişi oğullarına ve topluma huzur, barış ve sükunet vermektedir. Din ne zaman siyasi bir karektere büründürüldüyse insanda ve toplumda ne huzur, ne güven, ne mutluluk, ne barış, ne de iyiye güzele dair bir şey kalmamıştır.
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 09 Ekim 2020, 22:29:33

Siyasal İslamcıların pençesine düşen herkes; yaptıklarıyla sevap işlediğini ve bu sevaplar karşılığında cennete gideceğini sanan, zavallı ve çaresiz kimselerdir.


Tarikat ve cemaat yöneticileri kendi saygınlık ve kutsiyetlerini pekiştirmek için müritlerini kişiliksizlikleștirmek ve itibarsızlaştırmak için akla gelebilecek her türlü aşağılamayı yapmaktan geri kalmazlar. Hatta yemek yedikleri tabakların, yani artık ve bulaşıkların, müritler tarafından parmaklarıyla alınıp yalanmasına bile göz yummaktadırlar.
Basında çıkan, daha doğrusu bir zamanlar tarikatın pençesindeyken nasıl olmuşsa kurtulabilmiș bir müridin itirafı olan haber şöyle:

Alıntı yapılan: Basından Alıntı

Menzil cemaatinin merkezinin bulunduğu Kahta'daki köye giden bir yurttaş, müritlerin "şeyh"in tabağından kalan artıkları yemek için birbiriyle yarıştıklarını anlattı.
“Kadınlardan biri, tepsinin içerisinde şeyhin yiyip, artık bıraktığı tabağı gezdiriyordu. Bütün kadınlar bu artıktan bir parmak alabilmek için yarışıyordu. Bunun şifa olacağına inanıyorlardı. Dualarla parmaklarını ağızlarına götürüyorlardı"


Oysaki İslâm ve kutsal kitabımız Kur 'an-i Kerim insan onurunu ayağa kaldırmak ve Allah'tan başkasına kulluk yapmamayı tesis etmek için yani șirki ortadan kaldırmak için indirilmiştir.
İslamın temel akidesi olan "Lâ ilahe illallah" sözü ; Allah'tan başka hiçbir ilah, mabut yoktur, Allah'tan başka hiç bir şeye kulluk etmemek demektir.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 10 Ekim 2020, 16:05:45
Bunların kafası tam olarak ne işe yaradığını bilmedikleri için; geçen Netflix'te yayımlanan "Dünya'nın en zorlu hapishaneleri" başlıklı bir yapım izledim. 4.sezon da "Lesotho:...." başlıklı  bölümünde, zenci yaratık karısı ile başbaşa verip biri 2 aylık olmak üzere 4 çocuğunu vahşice öldürmüşler. Kendilerince verilen ilahi çağrı uğruna. İşin garip yanı hiç bir pişmanlık duymaması, ona verilen görevi yaptım demesi.

Şimdi bunların ne farkı var, teknik olarak şiddetin gücü aynı olmasa da aile yapısına bıraktığı iz değişmiyor.

Kurumlarda sırf gösteriş uğruna takunyalarla kendi katındaki WCye değilde, genel müdürünün katına gidip kendini göstermesi, bunları İslâm adına yapıyorum demesi farkı yok.

Terörist sadece eline silah alıp dağa çıkmakla da olmuyor. Vergiden kaçıyorsan, devletin organlarını din adına ya da v.b dolandırıyorsan, liyâkata önem vermeden devlet işini yapıyorsan bir fark yoktur. Din adı altında devlet işini götüremezsin, devleti zarara sokamazsın. Devlet'ten nakdi ve aynî yardım alarak bunu istismar aracı olarak kullanması teröristten farkı yok. Ve de olmaması gerekli.

Şimdi okuyucular diyecekler ki sizlerde de din düşmanlığı yapanlar var. -Kişinin dinsiz olması ile de din düşmanı olması aradında da fark vardır!- Türkçü denilince bazı dalkavukların akıllarına bunlar geliyor. Daha önce de değimiz gibi onlar Türkçü görünümlü çaşıtlardır. Türkçü değildir!


TÜRK IRKI SAĞOLSUN!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 12 Ekim 2020, 20:12:35
Tarikat ve cemaatlerin devlete sızdığı, bakanlıkların paylaşıldığı, kilit noktalarda önemli kadrolașmalar olduğu sorusuna iç işleri bakanı Süleyman SOYLU'nun verdiği yanıt:

Alıntı yapılan: Basından Alıntı
İçişleri Bakanı olarak söylüyorum:
Herhangi bir inanç grubunun, devletin birtakım noktalarını yönettiği ve sızdığı değerlendirmeleri, başlı başına yeni bir istismar alanıdır ve doğru değildir.
Yalandır.
Provokasyondur.


Ne kadar tanıdık ifadeler!
Fetö için de zamanın akpli yönetici, bakan ve milletvekilleri aynı şeyleri söylüyordu.
İbret alınmadığı için tarih tekerrür ediyor.
Akp'si, bir türlü; yılana yılan, çıyana çıyan, akrebe akrep diyemiyor.
Ta ki yılanlar, çıyanlar, akrepler kendini sokana kadar...
Akp'si bu kafa ve anlayışla giderse aynı çuvala girdiği akreplerden birinin sokması an meselesi.
Akp'sini fetöcü akreplerin elinden millet kurtardı!
Bakalım yeni akreplerin elinden kurtulabilecekler mi?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 14 Ekim 2020, 11:29:10
Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Bazı bakanlıklarda, belediyelerde tarikat mensupları köşe kapmaca oynamaya başladılar.


Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Peygamberler istişare ve şûra yapmakla emrolundu da bu yeni tür şeyhler istişare ve şûra da yapmaz.
Haşa kimi Allah’la görüşüyor, kimi Peygamberle, kimi 3’ler, 7’ler, 40’larla. Levhi mahfuzu okumuş gelmişler, kime ne soracaklar.
Biri bu iddiada, öteki de buna inanıyor. Al birini vur ötekine.”


Alıntı yapılan: Abdurrahman Dilipak

Tarikatlar dine davette, kendi dergahlarına değil, insanları Allah’a, Resulüne ve kitabına, camiye çağıracaklardır.


Yukarıdaki alıntılar; siyasal İslamcı cenahın meşhur kalemi, Abdurrahman Dilipak'a ait.
Adeta, bizim dediğimiz şeyleri tekrarlamıș.
Bizim başkaca bir yorum yapmamıza gerek yok.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 11 Kasım 2020, 12:15:14
Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün uçmağa varışının 82. Yılında sosyal medya denilen çöplükte eşeleşen, lağım çukurunda debelenen bir takım haşerat yine; akla, izana gelmedik sıçmıklar yayarak, siyasal İslamcılık denen melanetin gerçek yüzünü, bir kez daha, gösterdiler.
Oysaki bu memleketin minarelerinden gürül gürül ezanlar okunuyorsa, camilerinde huşu içinde namazlar kılınıyorsa, müminler huzur ve güven içinde ibadetlerini yapabiliyorsa bunu sağlayan yegane şey; şanlı bayrağımızın hür ve bağımsız olarak, șan ve şerefle, dalgalanmasıdır. Bu bayrağı dalgalandıran kişi, 20. Yüzyılın Alper Tunga'sı, Gâzi Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.
Gözleri olduğu halde görmeseler de, kulakları olduğu halde duymasalar da, akılları olduğu halde akletmeseler de, bu gerçeğe Türklüğün derin vicdanı, tarih ve Yüce Yaradan tanıktır.
Bu ülkede müminlerin ifa ettiği her ibadetten, iyiye, güzele dair yapılan her şeyden Atatürk'ün amel defterine sevap yazılmaktadır. Çünkü din de, iman da, ibadet de, amel de ancak hür ve bağımsız insanlara mahsustur.
Bu ülke hür ve bağımsız olmayı, yani dinine, namusuna, istiklaline ve istikbaline, sahip olmayı, Atatürk önderliğinde, Kuvvayı Milliye kahramanlarının verdiği Milli Mücadeleyle elde etmiştir. Bu gerçeğini inkar etmek, güneşe karşı savaş açmaktan başka bir şey değildir.
Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Milletinin bağımsızlığını kazanmak ve yurdunu düşman işgalinden temizlemek için verdiği o destansı mücadeleyi durdurmak, direncini kırmak ve ișgalcilerin gayelerinin kolaylıkla gerçekleşmesini temin etmek amacıyla Yunan ve İngiliz uçaklarıyla Anadolu şehir, kasaba ve köylerine, Atatürk ve silah arkadaşlarının; kafir, asi ve eşkıya olduğu, işgalci Yunan ve İngiliz ordusunun halifenin ordusu olduğu şeklinde ibarelerinin yer aldığı yazılı bildiriler dağıtılıyordu.
Bu gün, ne acıdır ki, Atatürk'e haksız yere, adi ve alçakça düşmanlık edenler yüz yıl önce Yunan ve İngiliz uçaklarından dağıtılan bildirilerin yazdıklarını konuşuyorlar.
Safımızı seçerken Atatürk'e düşmanlık etmek için ya "keşke Yunan kazansaydı" diyen insanlıktan çıkmayı din zanneden zihniyetten yana olacağız ya da, "değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli" hassasiyet ve "ya istiklal, ya ölüm!" düsturuyla işgalci haçlı batı kafirini "geldikleri gibi gidecekler" inancıyla yurdumuzdan defeden; varlığını ve gücünü Türk Milletinden alan, Atatürk ve kuvvayı milliye kahramanlarından yana olacağız.
Çok şükür ki Yüce Yaradan bizleri Türk Milletinden yana etti.
Bunun içindir ki Atatürk ve silah arkadaşlarının üzerimizdeki hakkını teslim etmeyi ve Onları minnet ve şükranla yad etmeyi insani ve vicdani bir borç biliyoruz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 16 Kasım 2020, 16:55:02
“İslam’ı yobazlardan koruyun, aksi takdirde dünyayı İslâm’dan koruyun.”
                 Mevlana Celaddin Rûmi

Ünlü düşünür, şair ve mutasavvıf Mevlana Celaddin Rûmi yukarıdaki sözleri bundan 750-800 yıl önce söylemiş. Günümüzü resmediyor adeta.
Yobazlığın, güncel haliyle siyasal dinciliğin, o zamanlarda da, büyük bir tehdit olarak, Müslümanların başına belâ olduğunu anlıyoruz.
Elbette ki yobazlık yalnızca inanca mahsus bir durum değildir. Her fikrin, her ideolojinin yobazı vardır. Bu yobazların dayatmaları karşısında akıl da, bilgi de, görgü de, töre de, çaresiz kalmaktadır.

Yobaz, gerçeklik peşinde değildir. Asla ve kat'a hakikate ulaşmak istemez. Katran karası vicdanına ve karanlık dünyasına vuran her aydınlık, her gerçek onu rahatsız eder.
Kur'an da çok sık tekrar edilen zulüm kavramı köken olarak ışıksızlık, karanlık, gerçeği örtmek, karartarak başkalaştırmak anlamındadır.

Yobazlık deyince elbette akla cehalet gelir, zira cehalet tüm kötülüklerin anasıdır. Yüce Yaradan Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de “Cahillerden yüz çevirin”(Araf-199) buyurmaktadır.
Günümüzde kavramlar birbirine benzediği, iç içe girdiği ve ciddi bir bilgi kirliliğine maruz kaldığı için toplum katmanlarınca bu durum, net olarak ayrıştırılamamakta, öz ve esasında taban tabana zıt kavramlar, şeklen benzer olmasının aldatıcılığıyla, aynı şeyler sanılmaktadır.
Din başka şeydir; dincilik başka şeydir.
Din; Yüce Yaradan tarafından, peygamberlere gönderilen manzumeler bütünüyken, dincilik; insanlar tarafından din sosu konulup, dini motiflerle ambalajlandırılmış ideolojidir.
İlah; güç sahibi, sığınılan, kendisinden istenilen, kendisine yönelinen anlamına gelmektedir. Yüce Yaradan Ulu Tanrı ise kendisi dışında; yönelinen bütün fikir, düşünce, kültür tabularının yıkılmasını ister. Bunun içindir ki Kur'an İllalah kavramını la ilahe diyerek pekiştirmektedir.
Kişioğlu La ilahe derken insan zihninde sosyal, psikolojik yol ve yöntemlerle madden veya manen oluşmuş ön kabul ve ezberleri; akıl, düşünce, vicdan ve fikir dünyasından atmaktadır. Buna tevhit denilir ve tevhidin esası sosyal put olarak tanımlanabilecek kurumsal yapılar da dahil cemaatçilik, tarikatçılık, mezhepçilik, hizipçilik, bölgecilik, aracılık, kutsanmış yer ve zamanlar tevhidi kirleten, bozan ve yok eden kanser tümörlerinin yok edilmesidir. Bunlar aynı zamanda aklın çalışmasını engelledikleri için düşünceyi de yok etmektedir.

Siyasal İslamcılık en çok emperyalist güçler tarafından, iktidarlar eksenli olarak, bir manipülasyon aracı olarak kullanılmaktadır.
Din ideolojileştiğinde aslını, özünü ve esasını kaybederken, ideolojiler dinleştirildiğinde ise küfre, sapkınlığa ve şirke varmaktadır.

Siyasal İslamcılar kendilerini tartışmasız ve kat'i otorite gördüklerinden eleştirilmeye, tartışılmaya, muhalefet edilmeye  asla ve asla tahammül edemezler.
Dikkatlice bakıldığında, etraflarına şeklen de olsa  hoşgörü ve tevazuyu vaaz eden siyasal dinci otorite makamındaki şahısların tamamının korkunç bir otorite ve ideolojik narsisim hastalığına tutulduklarını gözlemlemek pek de zor değildir.
Bunların dokunulmasına asla rıza göstermedikleri otoritelerine bırakın karşı çıkmayı, itaat etmemek bile suçtur. Bu suçun sonucu kafir ilan edilmek ve şiddete maruz kalmaya kadar gitmektedir.
Bunun içindir ki mal, mülk, şöhret, saygınlık ve  şehvet düşkünlüğü gibi vasıflarıyla belirginleşen siyasal İslamcılık; genelde İslam aleminin ve özelde de Türk Milletinin ve devletinin başındaki en büyük bela olmaya devam ederken siyasal İslamcı aktörler uzlaşmaz tavırlarını daha da keskinleştirip, seslerinin ve şiddetlerinin dozunu artırmaktadırlar.

Tekrar etmekten ağzımızda tüy bitmiş olsa da, bunu bütün inananlar anlayana, siyasal İslamcılığın gerçek yüzünü görünceye kadar tekrar etmekte kararlıyız.

Günümüzde İslam aleminin ve Türk Milletinin başına musallat edilmiş en büyük bela ve musibet; SİYASAL İSLAMCILIK denilen bizzat İslam'ı, Kur'an'ı ve peygamberi sömüren; adi, alçak, münafık ve hatta müşrik yapıdır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 28 Kasım 2020, 15:46:26
Son yıllarda, iktidardan aldıkları cesaretle, insanlıktan çıkmayı din sanan bir zihniyetin, kanser hücresi gibi, hızla, yayıldığını ve kutsal değerlerimizi itibarsızlaştırdığını, üzüntüyle, izliyoruz.

İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir.


İnançla ilgili tek gerçek:
Allah katında dinin İslâm olduğudur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 28 Kasım 2020, 16:00:32

İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir


Bunun yegane sebebi milli ülküden yoksun olmaktır.

Uluğ Bilge ATSIZ Beğ'in dediği gibi;

Alıntı

Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeğe tenezzül etmeyecek kadar milli şuur ve gurura malik bir Türküm.


Alıntı

Dini inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.
Bugünün kaba maddeciliği arasında Türk ülküsü sararmış, biraz küllenmiş gibi görünüyor.
Maddecilik hastalığı geçtiği zaman, o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya mecburuz.
Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çıkamayan Batı'nın içine sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında, bizim silahımız, Türk ülküsüdür.



Adına siyasal İslamcılık dediğimiz şeyin asıl amacı Türk Milletini Milli Ülküsünden uzaklaştırarak emperyalistlerin kolayca yutacağı bir lokma haline getirmektir.

Öteden beri söyleyegeldiğimiz gibi:


Türk Milletinin son asırda başına musallat edilmiş en büyük bela siyasal İslamcılık denen ve bizzat İslamiyeti, Kur'anı ve peygamberi sömüren, istismar eden ve kişi, toplum ve bütün beşeriyet nezdinde itibarsızlaştıran bu haçlı batı projesidir.


Siyasal İslamcılık bir haçlı batı projesidir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 02 Şubat 2021, 06:04:56
Toplumsal yapıyı ayakta tutan sosyal yapıştırıcılardan birisi de dindir. Hayatımızdaki kültürel değerler, dinsel değerlerle ilişkilidir. Bu nedenle din kurumu; toplumsal ve bireysel olarak birçok işlevi görür.
Din, manevi gücünün yanı sıra, ciddi bir, stratejik güce de sahiptir.
Dini terk eder ya da kayıtsız kalırsanız, sosyal ve kişisel alanda oldukça etkili olan bu güçle başkaları ilgilenir ve size karşı kullanır. Yanınızda olması gereken bir gücü karşınıza almış olursunuz.

Laikliği yeterince özümseyemeyen bir takım kişi ve kuruluşların, bilerek ya da bilmeyerek, laiklik adı altında dinsizleştirmecilik yaptıkları bir gerçektir.

Çarpık ideolojilerini dinleştiren ya da kutsal dinimizi sapkın yorumlarla ideoloji haline getiren birçok mahfil bu olumsuzluğu istismar ederek siyasal dincilik/İslamcılık adını verdiğimiz yapılanmayı güçlendirmektedir.

Din; deruni psikolojik bir vakıadır ve insanların akıl, gönül ve vicdanlarına hitap eder.
Laiklik ise bir barış antlaşmasıdır ve dinin olmadığı yerde anlamsızdır.
Laiklik din ile birlikte vardır.
Yeni ayrışmalara meydan vermemesi gerekir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: [Hun Türk] - 02 Şubat 2021, 21:33:34
Din yumaşak karın olmuştur hep. Her daim kullanılabilinir bir argüman, bir işlev haline gelmişir. Sosyal hayatta bile iki rekat namaz kılanı dürüst insanmış gibi başta addederiz. Oysaki sapkın biri bile olabiliyor -ki bu günlük yaşantımızda bolca denk gelebiliyor.

Bu her taraf için kullanılıabilir öge sayesinde siyasi malzeme bitmez tükenmez bir hâl almakta. Üniversite yıllarında ocaktayız bir gün; şükür niyetliyiz. Herkes asıyor kesiyor, dinimiz islâm naraları eşliğinde; Türküz ama Hıra dağı kadar müslümanız lafları inliyor. Oysa ki bu grubun yarısından fazlası bırakın orucu, cuma namazına gidiyorsa helal olsun. Bu bize yakın olanlar hani. Diğerleri ne alemde acaba?

İnsan aynı zamanda düşünemeyen de bir canlı olduğuna göre, önlem her zaman bunlara malzeme olacaklara değil, malzeme yapanlara doğru olmalı. Bizde laiklik sol ve sağ içinde dinsizlik ile eş değer olmuş hep. Adlarına solcu dedikleri insancıklar topluluğu Türk Milletinin değer gördüğü ne olursa olsun bunu ezmeye, küçük görmeye, yok saymaya hak sanmaktadırlar. Bunlar sadece örneğin Yahudilerin değer verdiklerine kesinlikle saygıda kusur etmezler.

Diğer taraftan laiklik terimini İslâm düşmanı olarak lanse edip prim sağlamakta oldukça popüler bir uygulamadır. Refah partisi ve türevi cemiyetlerin ne yaptıklarını, neler yapabildiklerini saymaya gerek yok.

İnsan manevi boşluğunu, ihtiyacını kendi "mal" beyni ile halledemeği zaman illaki bu boşlukları tarikatlar, cemaatler bolca dolduracaktır. Yazım dili ne olduğu tam belli olmayan, kitabı anlayabilmek için elinizin altında illa bir sözlüğün olması gerektiği Kürtçü Said-i Kurdi'nin kitaplarını baş köşeye koyan, toplumda okuyucu, yazıcı ve yeni asya v.b gruplar olarak bilinen tarikatların, cemaatlerin Fetthullahçılar'dan ne gibi farkı olduklarını inşallah acı bir tecrübe ile ifa etmiş olmayız. Bu gruplardan farklı olarak diğer cemaat grupları ise mallık kademesinde daha üst seviyede olanların elinden tutarak, güç ve lobi sahibi olmuşlardır. (Bknz Türksat; Hoca sohbet ortasında ağrı kesen krem satıyor : ) ) Bunları şahlandıranlar acaba ellerine Kuran-ı Kerim'i alıp kaç kere okudular. O beyinlerine hiç Türkçe meali girdi mi?

* NURCULUK DENEN SAYIKLAMA  (https://hunturk.net/nurculuk-denen-sayiklama) [https://hunturk.net/nurculuk-denen-sayiklama]

* SOL MİLLİYETÇİ OLAMAZ  (https://hunturk.net/sol-milliyetci-olamaz) [https://hunturk.net/sol-milliyetci-olamaz]

* KOMUNİST YAHUDİ VE DALKAVUK (https://hunturk.net/komunist-yahudi-ve-dalkavuk) [https://hunturk.net/komunist-yahudi-ve-dalkavuk]
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021, 11:01:17
Size göre cemaat yada tarikat olmamalı mı?
Yada din üzerinden istismar etmeden, tarikat veya cemaat olamaz mı?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021, 13:22:14

Size göre cemaat yada tarikat olmamalı mı?


Değerli turania_25 Anda,
Otağda yer alan bu ve benzeri konuların ana ekseni; halihazırdaki cemaat ve tarikatların kahır ekseriyetinin, Türklüğü var eden temel değerlere yaptıkları tahribatı, gözler önüne serme üzerinedir.
Tarikat ve cemaatlerin var olup olmama hususu daha geniş bir bakış açısı ve sosyolojik perspektiften ele alınması gereken, başlı başına akademik bir araştırma konusudur. Bizim de diyeceklerimiz vardır, elbette. Hattı zatında demekteyiz de.


Yada din üzerinden istismar etmeden, tarikat veya cemaat olamaz mı?


Bu konuda, sizin görüşünüz nedir?

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021, 14:17:25
Bu konuda, sizin görüşünüz nedir? sorusuna cevabım;

Tarikatlar istismar edilegeldiği için çoğu zaman ''barikat'' durumunda olabiliyorlar.

Siz nasıl düşünüyorsunuz?


Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021, 14:39:00

Tarikatlar istismar edilegeldiği için çoğu zaman ''barikat'' durumunda olabiliyorlar.


Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021, 14:52:32

Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Kesinlikle haklısınız... Konuyu daha bir ileri boyuta taşıma adına, bizlere göre tarikat, cemaat vs. Türklüğümüz'e nasıl bir zarar vermekte?
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 03 Şubat 2021, 15:38:46

Aklın yolu birdir, değerli Anda.
Dediğiniz gibi, barikat, olmuş durumdalar.

Kesinlikle haklısınız... Konuyu daha bir ileri boyuta taşıma adına, bizlere göre tarikat, cemaat vs. Türklüğümüz'e nasıl bir zarar vermekte?

Sorunuzun yanıtını, aşağıdaki alıntıyla, vermek isterim.


Toplumsal yapıyı ayakta tutan sosyal yapıştırıcılardan birisi de dindir. Hayatımızdaki kültürel değerler, dinsel değerlerle ilişkilidir. Bu nedenle din kurumu; toplumsal ve bireysel olarak birçok işlevi görür.
Din, manevi gücünün yanı sıra, ciddi bir, stratejik güce de sahiptir.
Dini terk eder ya da kayıtsız kalırsanız, sosyal ve kişisel alanda oldukça etkili olan bu güçle başkaları ilgilenir ve size karşı kullanır. Yanınızda olması gereken bir gücü karşınıza almış olursunuz.

Laikliği yeterince özümseyemeyen bir takım kişi ve kuruluşların, bilerek ya da bilmeyerek, laiklik adı altında dinsizleştirmecilik yaptıkları bir gerçektir.

Çarpık ideolojilerini dinleştiren ya da kutsal dinimizi sapkın yorumlarla ideoloji haline getiren birçok mahfil bu olumsuzluğu istismar ederek siyasal dincilik/İslamcılık adını verdiğimiz yapılanmayı güçlendirmektedir.



Bu başlık altında yazılan iletilerde yer alan ifadelerden de anlaşılacağı üzere tarikat ve cemaatlerin kahır ekseriyetinin tutum  ve davranışı;


İnsanlıktan çıkmayı din sananların topluma dayatmaya çalıştıkları şey din değil, din ambalajıyla tuzaklanmış sapkın ideolojilerdir


alıntısında tarifi bulmaktadır.,

Ayrıca hemen bütün cemaat ve tarikatlar kadim Türk kültürünü inkar edip, yerine arap kültür değerlerini, din adına, ikame etmeye çalışıyorlar.
Hepsinin açık ya da gizli gündemlerinde; Türk Milli kimliğine, cumhuriyet değerlerine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği, gerçek bir mucize diyebileceğimiz, Türk Aydınlanmasına aleyhtarlık vardır.
Bunların bünyelerinde Türk'e dair her şey alerji yapmaktadır.

Tarikat ve cemaat yapılarının topyekun meydana getirdikleri ve


Adına siyasal İslamcılık dediğimiz şeyin asıl amacı Türk Milletini Milli Ülküsünden uzaklaştırarak emperyalistlerin kolayca yutacağı bir lokma haline getirmektir.


Bunun sayısız örnekleri vardır ki en yakın ve diri olanı 15 Temmuz kanlı darbe girişimiyle yaşadığımız travmadır.

Konuya dair başka yazacaklarımız da var ebetteki.
İlerleyen zamanlarda, fırsat buldukça yazmaya gayret edeceğim.

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana.
Saygılarımla.
Çağrıbey.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: turania_25 - 03 Şubat 2021, 16:21:10
Cevabınız için teşekkür ederim.

Lakin, konumuzda tarikat ve cemaatlerin verebileceği zararların bir de siyasi uzantısı mevcuttur.

Siyasetin verdiği zararı da dile getirmemiz icap edecektir.

Ayrıca, 15 Temmuz ihanetini de besleyen, büyüten, önümüze servis eden; yine ''siyaset!''
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Bozkurt42 - 03 Şubat 2021, 23:45:04
Siyasi güç zaten hizmet satın alma yoluyla 2003 ten sonra devletin kademelerine giriş yaptı. Siyasi ayak kol bacak buna da ayrı bir güç lazım ortaya çıkarmak için.

Çağrıbey andamız ortaya net görüşleri yazmış. Takipteyiz, elinize sağlık.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 04 Şubat 2021, 13:09:40

Lakin, konumuzda tarikat ve cemaatlerin verebileceği zararların bir de siyasi uzantısı mevcuttur.

Siyasetin verdiği zararı da dile getirmemiz icap edecektir.

Ayrıca, 15 Temmuz ihanetini de besleyen, büyüten, önümüze servis eden; yine ''siyaset!''



Dinin siyasallaştırılması ya da yaygın deyimle siyasal İslam kavramı, ilanihayetinde, iktidarı ve iktidarın gücüyle de devleti ele geçirmek amacına matuf bir organizasyonun genel adıdır. Bu hedefi gerçekleştirebilmenin bir çok aşama, strateji ve yöntemi olduğu gibi bu işi kotaracak çeşitli yapılanmaların da olması gerekmektedir ki, tarikat, cemaat, siyasi organizasyon ve bu amacı gerçekleştirmek üzere örgütlenmiş dernek, vakıf ve benzeri diğer sivil toplum kuruluşları, tam da bu işi görmektedir. Bunların bütünü siyasal İslamcılık adını verdiğimiz genel yapıyı oluşturan yapı taşları mesabesindedir. Siyasi organizasyon; cemaat, tarikat, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşların ortak paydası olan siyasal İslamcılık fikrini devlete hakim kılmak için gereken vasıtadan ibarettir. Yani siyasetçiler siyasal İslamcı yapıyı değil siyasal İslamcı yapı siyaseti dizayn etmektedir. Bu manada yakın tarihimizde yaşadığımız 15 temmuz FETÖ'cü darbe girişiminin röntgenini çektiğimizde anlattığım şeylerin tahakkuk ettiğini görmekte zorlanmayacağız. Siyasi organizasyon daha çok göz önünde ve sorgulanır, izlenir olduğundan, yanlış bir kanıyla, her şeyi yapıp eden siyasal organizasyonlar sanılır.

Siyasi aktörlerin küçük bir kısmı yaptığı işin veya üslendiği rolün farkındadır, ancak epeyce bir kısım aktör ise neye hizmet ettiğinin, yaptıklarının nereye varacağının farkında bile değildir. 15 temmuz sonrası bazı siyasal figürlerin; afallamaları, inkara kalkışmaları, yapacak bir şeyi olmayanların ve içine düştükleri durumu anlatamayanların da "yanılmışız, Allah affetsin!" argümanına sığınmaları tam olarak bunu ifade etmektedir. Kalkışmanın şokuyla uyananların içine düştükleri durum, istihbarat literatüründe meşhur olan "en iyi ajan, ajan olduğunu bilmeyen ajandır" deyimiyle bire bir örtüşmektedir.

Siyasal İslamcı yapılanma gerçek manada dini bir hareket olmadığından, daha doğrusu ideolojilerin dinleştirildiği münafık ve müşrik yapılanmalar olduğundan kendi içlerinde de nüfuz ve otorite kavgası yapmaktadırlar. Yani siyasal İslamcılık; Türk Milletine ve Türklüğü var eden değerlere düşmanlık ortak paydasında birleşen bir şer yapının genel adıdır. Ortak düşman, yani Türklüğe ait değerler ve bunun müşahhas yapısı olan Türk devleti, ortadan kalktığında kendi aralarında anlaşmazlık kan ve namus davasından daha şedittir. Siyasal İslamcı zihniyet hedefe koşarken Türk düşmanlığı ortak paydasındaki benzer yapılanmalarla stratejik olarak işbirliği yani koalisyon yapmaktadırlar. Amaç tahakkuk ettiğinde, yani sonuca ulaşıldığında içlerinden en güçlüsü diğerlerini ya kendisine dönüştürmekte ya da çoğunlukla tasfiye etmektedir. Bunun başarıya ulaşmış örneği İran'da 1979 sonrası tesis edilen etno-dini faşist molla rejiminde yaşananlarda gözlemlenmektedir.

 FETÖ kalkışmasını da bu manada bir tasfiye veya ulaşılmak istenen sonuçta elde edileceklere tek başına sahip olma amacıyla yapılmış stratejik bir hata olarak okumak gerekir. Zira siyasal İslamcılar birbirine düşmeseydi karşılarına çıkacak bütün dinamikleri birer birer ya yok ettikleri, ya dönüştürdükleri, ya da etkisiz hale getirdikleri için başarıları kaçınılmazdı. Allah milletimizin yüzüne baktı ve Silahlı Kuvvetler içerisindeki, o inkar ve imha etmeye çalıştıkları Atatürkçü damar, bu oyuna gelmeyip, kalkışmacıların oyununu bozdukları için bu günleri yaşayabilmekteyiz.

Lafı çok uzattık. Bu konuda daha çok şeyler yazılabilir.

Gelişmelerden ibretler çıkarmak ve doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle, doğru amaçlarda bir arada bulunmak gerekir.

Aksi halde şans eseri kurtulduğumuz bir akrepten daha beteriyle karşılaşırız.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

TTK.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 05 Şubat 2021, 09:58:13
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu Cemaatler Nasıl Siyaset Projesine Dönüştü adlı makalesinde şöyle diyor:

Alıntı yapılan: Prof. Ali BARDAKOĞLU

Günümüzdeki dini cemaatleşmeler ve tarikat örgütlenmeleri geçmiş dönemlerdeki geleneksel sınırlarında kalarak insanların ahlaki gelişimine, deruni dindarlığına katkı sağlayıcı bir çizgide hizmet üretse, toplumda engin bir hoşgörünün yerleşmesine öncülük etse, toplumun sosyal bağını güçlendirici roller alsa hem meşruiyetlerini perçinlemiş, hem de dine ve topluma hizmet etmiş olurdu ama üzülerek görüyoruz ki öyle olmadı. Yani tarikat ve dini cemaatleşme günümüzde Müslümanların dindarlığını güzelleştirme çabasından ekonomik çıkar ilişkisine, siyaset projesine, sosyal örgütlenme modeline dönüştü. Kendilerinden menkul kutsal makam ve otoriteler ihdas edildi, nev-zuhur kutsallıklar ve onun üzerinden dünyevi projeler ortaya çıktı. Bu gelişme de, hem tasavvufa hem İslam'ın o güzel dindarlık modeline büyük zarar verdi.
Yani tarikat ve dinî cemaatleşme günümüzde Müslümanların dindarlığını güzelleştirme çabasından ekonomik çıkar ilişkisine, siyaset projesine, sosyal örgütlenme modeline dönüştü.



Kaynak: Cemaatler Nasıl Siyaset Projesine Dönüştü - Prof. Ali Bardakoğlu (https://hunturk.net/forum/sistem.php?islem=yonlendir&url=aHR0cHM6Ly93d3cuZ29vZ2xlLmNvbS9hbXAvcy93d3cua2FyYXIuY29tL2FtcC9hbGktYmFyZGFrb2dsdS15YXpkaS1jZW1hYXRsZXItbmFzaWwtc2l5YXNldC1wcm9qZXNpbmUtZG9udXN0dS0yMDEzNzU=)

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey
.
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Çağrıbey - 06 Nisan 2021, 14:47:45
Süleyman kuş dilini bilirmiş derler ya öyleymiş!

Günlerden bir gün bir serçe Süleyman makamına çıkıp, bir dervişin kendisine taş atıp kanadını kırdığından şikayet etmiş.
Bunun üzerine Süleyman:
- Be hey kuş! Sen de neden kaçmadın?
Diye sormuş.
Serçe cevaben:
- Üzerinde derviş hırkası vardı, bana zarar vermez diye onadan aldandım.
Demiş.

Süleyman Peygamber dervişten kuşun hakkını almak ve adaleti sağlamak için dervişin kolunun kırılmasına hükmetmiş.

Serçe bu karara itiraz etmiş!

-Onun kolunu kırmayın!
Sırtından hırkayı çıkartın!
Çünkü o hırkayla kandırıyor!


Demiş...

Ne Mutlu Türk doğup Türk gibi yaşayana
Saygılarımla.
Çağrıbey
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 07 Nisan 2021, 20:51:32
Hikaye bu ya, tilki yavrularını hayata hazırlarken, şunu yap, bunu yapma, şuradan uzak dur, buraya yaklaşma vb. öğüt ve tembihlerde bulunuyormuş.
Ana tilki özellikle bir üzüm bağını gösterip sakın olaki bu bağa girmeyin diye vurgulu olarak tembihte bulunmuş.
Yavru tilki merakla anneciğim bu üzüm bağının diğerlerinden farkı neki?
Diye sormuş.
Anne tilki
Bu üzüm bağı köyün hocasına aittir.
Yavru tilki
Olsun, ne olacak ki diye merakını devam ettirir mahiyette itiraz etmiş.
Anne tilki
Yavrum siz aklınızı mı yitirdiniz.
Müslümanlar tilki eti haram diye bizi sırf postumuz için avlarlar.
Hoca tilki eti helaldir diye bir fetva verirse soyumuzu kuruturlar!

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücü insanların cehaleti üzerine kurulmuş toplumlara hiç bulaşma!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 07 Nisan 2021, 21:53:13

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücü insanların cehaleti üzerine kurulmuş toplumlara hiç bulaşma!


Küfeli bir Hz. Ali destekçisi dişi devesi ile Şam'a gitmiş.
Devesini bir direğe bağlamış ve işlerini halletmek üzere oradan ayrılmış.
İşini hallettikten sonra döndüğünde Şamlı bir tüccarın devesine sahip çıktığını görmüş.
Küfeli devenin kendisine ait olduğunu ve derhal iade etmesini söylemiş, ama beyhude.
Şamlı;
–Bu deve benim erkek devem!
Diyormuş .
Senindi, benimdi diye tartışmışlar ama sonuç alamayınca durumu görevlilere bildirmişler.
Görevliler duruma el koymuşlar ve konuyu Şam Valisi Muaviye'ye götürmüşler.

Muaviye meydandaki ahaliye sormuş:
–Bu deve Şamlının mı Küfelinin mi?
Ahali, hep bir ağızdan, bağırmış:
–Şamlının!
Muaviye sormuş:
–Deve erkek mi, dişi mi?
Ahali deve dişi olduğu halde hep birlikte bağırmış:
–Erkek!

Muaviye, Küfeliyi yanına çağırıp şunu söylemiş:
–Git Ali'ye deki Şam'da bir Vali var.
Dişi deveye erkek deyince inanan binlerce taraftarı var! Ona göre ayağını denk alsın!

Sonuç ya da alınacak ders!
Gücünü insanların körü körüne itaatinden alan yöneticilerle, alışıldık yöntemlerle, başa çıkamazsın!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 08 Nisan 2021, 07:14:28
Pakistan'ın kurucusu ve Hint Müslümanlarının önderi Muhammed Ali Cinnah, her vesileyle, Atatürk için İslam'ın en büyük evladı derdi.
Bunun gerekçesini de:

İki büyük Müslüman tanıdım. Biri bu dini vaz'eden Hz. Muhammed (SAV), diğeri ise bu mukaddes dini hurafelerden kurtaran kaid-i azam (büyük komutan) Mustafa Kemal Paşa'dır..!

Sözleriyle açıklardı.

Atatürk'ü sevmeyen ve alttan alta -şimdilerde aleniyetle yapıyorlar ya- karalamaya çalışanlar dinin gerçek müminleri değil, din adına uydurulmuş hurafeler üzerinden kendilerine; itibar, iktidar, servet, şöhret ve sahte saygınlıklar sağlayan, bizim; siyasal İslamcılar olarak adlandırdığımız, emevi gelenekçisi, münafıklardır.

Bunların bütün karın ağrıları; tekke, zaviye ve türbelerin kapatılıp bunlara ait vakıfların devlet denetimine bırakılmasıyla tevhid-tedrisat, yani eğitimin birleştirilmesi, yani milletin aklının, kafasının, siyasal İslamcılar tarafından, bulandırılmasına son verilmesidir.

Bunların on yıllardır, koro halinde, kıçı dağlanmış kedi gibi, ciyaklamalarının ve Atatürk'e düşmanlık etmelerinin asıl nedeni budur.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 08 Nisan 2021, 07:39:29
Ülkemizde; koynunda haç taşıyan, devşirmelerden devşirme, kanı ve vicdanı kirli mahlukatlar, daha ziyade, siyasal İslamcı karakterle, her daim işbaşındadır.

Bu kanı ve vicdanı kirli mahlukat, milletimizin kanı ve vicdanı temiz evlatlarını, din soslu yalanlarla kandırarak, önce vicdanlarını kirletti, şimdi ise kapalı tarikat ve cemaat yapısı içinde gerçekleştirilen evliliklerle kanlarını da kirletiyorlar.

Hep söyleyegeldiğimiz gibi genelde İslâm Âleminin, özelde de Türk Milletinin başına tasallut edilmiş en büyük belâ; bizzat İslâmı, Kur'an'ı ve Peygamber'i kirleten, siyasal İslamcılık denen, emevi melaneti, şimdilerde ise haçlı projesi olarak işletilen, o adi, alçak ve münafık zihniyettir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 10 Nisan 2021, 17:25:28
Herkesin inancına ve yaşayış biçimine saygı duymak anlayışı laikliğin esasını teşkil etmektedir. Yani laiklik bir barış antlaşmasıdır. Dinin olmadığı yerde laiklik anlamsız kalır.

Maalesef bir dönem laiklik dine saldırı gereci yapılmış, şimdilerde ise, geçmişin intikamını alırcasına ve üstünede dini motifli siyasal ideolojilerin cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma emelleri de eklenerek kan davası haline getirilmiştir.

Yaşadığımız bütün sorun ve sıkıntıların esasını bu çatışma ve saldırılar oluşturmaktadır.

Toplum, zaman zaman, din adamlarından, dini referanslı ve vicdan süzgecinden geçmiş açıklama, öğüt veya uyarılar bekliyor.
Din adamlarının bazı hususlarda görüş beyan etmeleri konusuna gelince, bu görevi hakkıyla yapan ve Türk insanının dini gerçekleri öğrenmelerine vesile olan ve bu uğurda önemli mesafeler almamızı sağlayan din bilginlerimiz var.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki müftü, imam, vaiz, müezzin vb. kadrolar, bir kaç istisna dışında, din adamından ziyade din işlerinin yürütülmesi için istihdam edilmiş görevlilerdir.
Bunlar için din adamı değil, din görevlisi demek daha doğru olacaktır.
Bu görevlilerden, duyarlı diplomat, parlementer ve emekli askerlerimiz gibi, uyarı ve öğüt niteliğinde ortak bir bildiri yayınlamalarını beklemek beyhudedir.

Gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de siyasal iktidarın siyasal İslamcı politikalarını en çok destekleyen ve toplum nezdinde kabul görmesini sağlayan, bir cumhuriyet kuruluşu olan, diyanet teşkilatıdır. Siyasi iktidarın arka bahçesi gibi hareket ediyor.
Başındaki kripto fetöcü zerzavatın her vesileyle kuruluş değerlerine ve Atatürk'e, hayasızca, nasıl saldırdığını hepimiz biliyoruz.

Diyanet bünyesinde görev yapanların birilerinin lehine veya aleyhine bir şey söylemlerine gerek yok. Kur'an-ı Kerim'in vaaz ettiği gerçek İslâmın öğretilerini uygulayıp, anlatsınlar, kim bundan zarar ve fayda görürse görsün hakkaniyetli bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Biz gerçek İslâmın kantarında tartılmaya hazırız.
Ama o kantara çıkmaya cesareti olmayanlar bu gün en çok dinden, diyanetten bahsedenlerdir.

Sorun indirilmiş dinde, yani Kur'an'da, değil uydurulmuş, din haline getirilmiş, din soslu ideolojilerdedir.

Bizim insanımızın Kur'an'a da, Hz. Muhammed peygambere de içten bir sevgisi ve bağlılığı vardır.
Yeterki araya birileri girmesin.

Anadolu'da yaygın olarak kullanılan bir deyimle sözlerimi tamamlamış olayım.
Bizim inek eve gelecek, lakin öte mahallenin p..leri bırakmıyor...

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Kurtkaya - 10 Nisan 2021, 23:13:08
Dini aklın önüne geçirmek, insanın ayaklarını yukarı, başını aşağı çevirmek gibi ucubeliklere kapı aralayan bir davranıştır.
Aklın olmadığı yerde din bir anlam ifade etmiyor.
Tanrı bildirimlerinde, kişi oğluna yüklediği sorumlulukları, akıl sahiplerine yöneltmektedir.
Sorumluluğun sınırı da aklın sınırları kadardır.
Yani Tanrı kişioğlunu aklettiği kadarıyla sorumlu tutmaktadır.
Türk devletinde aklın ihmal edilmesi Selçuklular döneminde nakilci Arap fakihi Gazali'nin Nizamiye Medreselerine başmüderris yapılmasıyla başlamış ve ilerleyen çağlarda bu çığır büyüye büyüye toplumun tamamını kuşatan bir anlayış haline gelmiştir.
Aklın terk ve ihmal edilmesi en çok dini siyasallaştıranların işine yaramış olup, bu gün her bir mahalle ve hatta sokak aralığında mantar gibi çoğalan tarikat ve cemaatlerin insan malzemesi bu iklimden karşılanmaktadır.

Tanrı, Yüce Türk'ünü Korusun!
Başlık: Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
Gönderen: Üçoklu Börü Kam - 10 Nisan 2021, 23:46:12
Türkler, küresel sömürge güçlerinin işgal girişimlerine karşı en büyük yanıtı Gazi Başbuğ Mustafa Kemâl Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak vermişlerdir.

Başta Ayasofya'nın minarelerinin yıkılarak kiliseye çevrilmesi olmak üzere Yunanlıların ve haçlı batının bütün hevesleri kursaklarında kaldı.

Belli ki bir de, diyanet işleri başkanlığını işgal eden, vicdanı kirli, Ali Erbaş ve bilcümle siyasal İslâmcıların kursaklarında kalmış.

Haçlı batının işgalinden koca bir şehrin, İstanbul'un, Atatürk tarafından kurtarıldığını görmezden gelen siyasal İslâmcılar, bilinç altlarında yer alan Türk düşmanlığıyla her şeyi Atatürk'e düşmanlık etme ve hakaret yağdırma vesilesi yapıyorlar.
Oysaki Atatürk Ayasofya'yı müze haline getirerek başta Rusya olmak üzere ortadoksların desteğini alarak Boğazların güvenliğini garanti altına alan Montrö antlaşmasını yapmıştır.
Siyasal İslamcılar bu gerçekleri görmezden gelerek, asli vasıfları olan Türk'e ve Türklüğe ait her şeye düşmanlık etme işine koyuluyorlar.

Atatürk'ü Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfını bozmakla suçlayan kara cahiller bizzat Fatih'in onlarca vakfı, amaçlarından saptığı için, bozup bu vakıflara ait mal ve arazileri müsadere ederek hazineye devrettiğini bile bilmezler.
Siyasal İslâmcılar okumaz, araştırmaz, akıllarını çalıştırmaz-zira akıldan yana pek fukaradırlar-, tarih bilmez, hak, hukuk tanımazlar.
Maharetle yaptıkları tek şey, başta Atatürk olmak üzere Türklüğün milli mukaddesatına saldırmaktır.
Yıllardan beri ısrarla Türk Milletinin ve mukaddes dinimiz İslâmın en büyük düşmanının siyasal İslâmcılık olduğunu bunun için söylemekteyiz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!