Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
GÜNCEL / Ynt: GENETİĞİ BOZUK KAŞAR'LAR
« Son İleti Gönderen: Kurtkaya 12 Nisan 2021, 05:11:31 »


Maymunla arasında beş dakika zaman dilimi olan, Darwin'in teorisinin kanıtı Ersin Korkut Diyarbakır/Amed başkentimiz diyerek içlerinde gizleyemedikleri kürtçü - bölücü ihaneti itiraf etmiştir.
Bu maymun formu yaratığı sanatçı yerine koyup TV programlarında yer verenler de en az bu genetiği bozuk maymunlar kadar ihanet içerisindedir.
Tepkiler üzerine Diyarbakır için kültür başkenti demek istedim sözleriyle kıvırtmaya çalışsa da biz bunların ve ağa babalarının ciğerini biliyoruz.

Tanrı Yüce Türk'ünü Korusun!
2
Türkler, küresel sömürge güçlerinin işgal girişimlerine karşı en büyük yanıtı Gazi Başbuğ Mustafa Kemâl Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak vermişlerdir.

Başta Ayasofya'nın minarelerinin yıkılarak kiliseye çevrilmesi olmak üzere Yunanlıların ve haçlı batının bütün hevesleri kursaklarında kaldı.

Belli ki bir de, diyanet işleri başkanlığını işgal eden, vicdanı kirli, Ali Erbaş ve bilcümle siyasal İslâmcıların kursaklarında kalmış.

Haçlı batının işgalinden koca bir şehrin, İstanbul'un, Atatürk tarafından kurtarıldığını görmezden gelen siyasal İslâmcılar, bilinç altlarında yer alan Türk düşmanlığıyla her şeyi Atatürk'e düşmanlık etme ve hakaret yağdırma vesilesi yapıyorlar.
Oysaki Atatürk Ayasofya'yı müze haline getirerek başta Rusya olmak üzere ortadoksların desteğini alarak Boğazların güvenliğini garanti altına alan Montrö antlaşmasını yapmıştır.
Siyasal İslamcılar bu gerçekleri görmezden gelerek, asli vasıfları olan Türk'e ve Türklüğe ait her şeye düşmanlık etme işine koyuluyorlar.

Atatürk'ü Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfını bozmakla suçlayan kara cahiller bizzat Fatih'in onlarca vakfı, amaçlarından saptığı için, bozup bu vakıflara ait mal ve arazileri müsadere ederek hazineye devrettiğini bile bilmezler.
Siyasal İslâmcılar okumaz, araştırmaz, akıllarını çalıştırmaz-zira akıldan yana pek fukaradırlar-, tarih bilmez, hak, hukuk tanımazlar.
Maharetle yaptıkları tek şey, başta Atatürk olmak üzere Türklüğün milli mukaddesatına saldırmaktır.
Yıllardan beri ısrarla Türk Milletinin ve mukaddes dinimiz İslâmın en büyük düşmanının siyasal İslâmcılık olduğunu bunun için söylemekteyiz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
3
GÜNCEL / Ynt: Tarikat ve Cemaat Gerçeği - Siyasal İslâmcılıkla Yüzleşme.
« Son İleti Gönderen: Kurtkaya 10 Nisan 2021, 23:13:08 »
Dini aklın önüne geçirmek, insanın ayaklarını yukarı, başını aşağı çevirmek gibi ucubeliklere kapı aralayan bir davranıştır.
Aklın olmadığı yerde din bir anlam ifade etmiyor.
Tanrı bildirimlerinde, kişi oğluna yüklediği sorumlulukları, akıl sahiplerine yöneltmektedir.
Sorumluluğun sınırı da aklın sınırları kadardır.
Yani Tanrı kişioğlunu aklettiği kadarıyla sorumlu tutmaktadır.
Türk devletinde aklın ihmal edilmesi Selçuklular döneminde nakilci Arap fakihi Gazali'nin Nizamiye Medreselerine başmüderris yapılmasıyla başlamış ve ilerleyen çağlarda bu çığır büyüye büyüye toplumun tamamını kuşatan bir anlayış haline gelmiştir.
Aklın terk ve ihmal edilmesi en çok dini siyasallaştıranların işine yaramış olup, bu gün her bir mahalle ve hatta sokak aralığında mantar gibi çoğalan tarikat ve cemaatlerin insan malzemesi bu iklimden karşılanmaktadır.

Tanrı, Yüce Türk'ünü Korusun!
4
Herkesin inancına ve yaşayış biçimine saygı duymak anlayışı laikliğin esasını teşkil etmektedir. Yani laiklik bir barış antlaşmasıdır. Dinin olmadığı yerde laiklik anlamsız kalır.

Maalesef bir dönem laiklik dine saldırı gereci yapılmış, şimdilerde ise, geçmişin intikamını alırcasına ve üstünede dini motifli siyasal ideolojilerin cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma emelleri de eklenerek kan davası haline getirilmiştir.

Yaşadığımız bütün sorun ve sıkıntıların esasını bu çatışma ve saldırılar oluşturmaktadır.

Toplum, zaman zaman, din adamlarından, dini referanslı ve vicdan süzgecinden geçmiş açıklama, öğüt veya uyarılar bekliyor.
Din adamlarının bazı hususlarda görüş beyan etmeleri konusuna gelince, bu görevi hakkıyla yapan ve Türk insanının dini gerçekleri öğrenmelerine vesile olan ve bu uğurda önemli mesafeler almamızı sağlayan din bilginlerimiz var.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki müftü, imam, vaiz, müezzin vb. kadrolar, bir kaç istisna dışında, din adamından ziyade din işlerinin yürütülmesi için istihdam edilmiş görevlilerdir.
Bunlar için din adamı değil, din görevlisi demek daha doğru olacaktır.
Bu görevlilerden, duyarlı diplomat, parlementer ve emekli askerlerimiz gibi, uyarı ve öğüt niteliğinde ortak bir bildiri yayınlamalarını beklemek beyhudedir.

Gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de siyasal iktidarın siyasal İslamcı politikalarını en çok destekleyen ve toplum nezdinde kabul görmesini sağlayan, bir cumhuriyet kuruluşu olan, diyanet teşkilatıdır. Siyasi iktidarın arka bahçesi gibi hareket ediyor.
Başındaki kripto fetöcü zerzavatın her vesileyle kuruluş değerlerine ve Atatürk'e, hayasızca, nasıl saldırdığını hepimiz biliyoruz.

Diyanet bünyesinde görev yapanların birilerinin lehine veya aleyhine bir şey söylemlerine gerek yok. Kur'an-ı Kerim'in vaaz ettiği gerçek İslâmın öğretilerini uygulayıp, anlatsınlar, kim bundan zarar ve fayda görürse görsün hakkaniyetli bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Biz gerçek İslâmın kantarında tartılmaya hazırız.
Ama o kantara çıkmaya cesareti olmayanlar bu gün en çok dinden, diyanetten bahsedenlerdir.

Sorun indirilmiş dinde, yani Kur'an'da, değil uydurulmuş, din haline getirilmiş, din soslu ideolojilerdedir.

Bizim insanımızın Kur'an'a da, Hz. Muhammed peygambere de içten bir sevgisi ve bağlılığı vardır.
Yeterki araya birileri girmesin.

Anadolu'da yaygın olarak kullanılan bir deyimle sözlerimi tamamlamış olayım.
Bizim inek eve gelecek, lakin öte mahallenin p..leri bırakmıyor...

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
5


10 Nisan 1950

Milli Mücadelenin önder kadrosunda yer alan, ilk Genel Kurmay Başkanı ve Başbuğ Atatürk'ün silah arkadaşı, Mareşal Fevzi Çakmak Paşa'yı uçmağa varışının 71. yılında rahmet ve minnetle anarım.

Ebedi kahramanlar kadrosunda şerefli yerini alan Fevzi Çakmak Paşa, Türk Milletinin sinesinde, sonsuza dek yaşayacaktır.
 
Ruhu şad, durağı; Uçmak olsun!

TÜRK IRKI SAĞOLSUN!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
6


Şehadetin 102. Yılında Kaymakam Kemâl Bey'i rahmet ve minnetle anarım.
Unutmadık,
Unutmayacağız!
Unutturmayacağız!
Kutlu ruhu şad, durağı; Uçmak olsun!

TÜRK IRKI SAĞOLSUN

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
7
GÜNCEL / Ynt: İngiliz Derin Devleti ve Şeytan Taburu.
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 10 Nisan 2021, 01:33:21 »
Şeytan Taburuyla ilgili aşağıdaki bağlantılarda doğru ve kapsamlı bilgiler yer almaktadır.
Anılan yazılara ulaşmak için;

1- Hakikati Öğreneceksiniz - YENİÇAĞ GAZETESİ

2- Şeytan Taburu - Yılmaz Özdil - Sözcü Gazetesi

Bağlantılarına dokunun.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
8
GÜNCEL / İngiliz Derin Devleti ve Şeytan Taburu.
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 10 Nisan 2021, 00:34:36 »
İslam aleminin ve Türk milletinin en azılı ve sinsi düşmanı, hiç şüphesiz, İngilizlerdir.
Hatta siyasal Hristiyanlık olan haçlılığın omurgasını da İngilizler oluşturmaktadır.
Çanakkale'de yendiğimiz düşman İngilizlerdi ama nedense Anzaklar üzerine kurulu bir zafer hikayesi uyduruldu.
İngiliz adı hezimetle bir arada söylenmedi, ama zaferlerin baş kahramanı olarak hep İngilizler vardı.
1915 de İngilizleri büyük bir hezimete uğrattığımız Kût'ül-Amâre zaferi, sadece Türk ordusu içerisinde bayram olarak kutlanıyordu. 1952 yılında, Türkiye'nin Adnan Menderes iktidarı döneminde NATO'ya üye olmasının ardından bayramın kutlamasına son verildi.
Milli Mücadele başarıya ulaşmasaydı Yunanlılar taşeronluk hakkını alıp çekilecek asıl patron İngiliz sahneye çıkacaktı.
İngilizler zaferden o kadar eminlerdi ki Türkleri Anadolu coğrafyasından sürmek için Avam Kamarasında özel gündemi gizli görüşmeler bile yapılıyordu.
Ama işler istenilen gibi yürümedi, hiç hesap etmedikleri Türk Milli Mücadelesiyle bütün hesaplar altüst oldu.
Bunda da mağlup olan yine Yunan oldu ve İngilizin adı bile geçmedi.

Seytan taburunun yaptıklarını biz Yunan Mezalimi olarak çok iyi biliyoruz.
Altından derin İngiliz devletinin çıktığına hiç şaşırmadık.
Siyasal İslam projesini kotaranlar da İngilizlerdir.

İngilizlerde Türk düşmanlığı tarihi ve milli bir davadır.
Haçlı Seferleri'nden elinde bir Türk kellesi ile dönen herkese, İngiliz devleti bir bar veya dilediği herhangi bir işyeri açma ruhsatı armağan etmektedir. Bu gün bile o zamanlara ait işletmelerin tabelaları yerlerinde durmaktadır.
İngilizin Türk'e karşı öyle bir kuyruk acısı vardır ki milli yazarları Shakespeare eserlerinde Türkleri aşağılayıcı ifadeler kullanmaktan geri durmamış ve hatta Romeo'ya "ne kadar zalimsin Juliet, yoksa sen Türk müsün?" diye hitap ettirmiştir.

Avrupada bir çok ülkenin yöneticisi, Arap ülkelerinin ise neredeyse tamamı Exeter üniversitesi kökenlidir.
Bizdeki Abdullah Gül, Mehmet Şimşek başta olmak üzere maliyede, mülkiyete, emniyette, bürokrasinin üst kademelerinde, özellikle doğu ve güneydoğu illerinde gerevli vali, vali yardımcısı, kaymakam gibi görevlerde sayısını bilemediğimiz kadar çok Exeter kökenli kişiler var!
Exeter'in asıl gōrevi İngiliz istihbaratına ve derin devletine eleman yetiştirmektir.
Türkiyede ne kadar M15 ajanı olduğunu varın siz hesap edin!

Biz Yunanı denize döksek ne olur ki? İngiliz işinin her türlü yürütüyor.

Bir geleneğin temsilcisi, tescilli Türk düşmanı ve soykırımcı Seytan Taburunun Komutanı Andre'nin çocukları İngiliz kraliyet ailesinin ta kendisidir.
Doğru görmek için, doğru yere bakmak lazım.
Her şeyden önce tarihi iyi okumak ve bilmek gerek.

Unutmamamız gereken şey ise;
Biz Türk olduğumuzu unutsak bile düşmanın bizim Türk olduğumuzu asla unutmadığıdır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
9
GÜNCEL / Ynt: AHKAM KESEN YANCILAR, PAYANDACILAR, EYYAMCILAR!
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 09 Nisan 2021, 16:47:16 »
Duygu birliği, söylem ve eylem birliğinin yeşerdiği iklimdir.

Uluğ Bilge ATSIZ diyor ki:

Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler ölsede bir gün
Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.


Türk Milliyetçilerinin milli duyarlılıkları istismar edilerek, kandırıldıkları dönemler geride kaldı.

Aldıkları terbiye ve davaya sadakatleri nedeniyle yönetim kadrolarının yanlış eylem ve söylemleri karşısında, sırf yakıştıramadıkları, üzerlerine konduramadıkları için, bir dönem bocalamış olsalar bile, o dönem de geçti.

Zira hiç bir siyasi gerekçe, hiç bir politik mazeret, orta yerde yığılmış yanlışlar ve hatta ihanetler yığınını kamufle edemiyor.

Milletin aklıyla alay edercesine, yanlış politikaları, bir bildikleri vardır, sihirli formülüyle izaha kalkma kurnazlıkları da iş görmüyor.

Türk Milliyetçiliğinin inandığı ve iman ettiği tek şey; Türk Milletinin ve Devletinin varlığı, dirliği, birliği ve geleceğinin güvende olmasıdır.

Türk Milliyetçiliği; sağ-sol kavramlarının içinde ya da karşısında konumlandırılan, sığ bir siyasi görüş değildir.

Türk Milliyetçiliği, hiç bir yabancı kaynaktan beslenmeyen, hayatiyetini Türklüğe ait değerlerden alan, siyaset ve partiler üstü bir ülküdür.

Kimse, Türk Milliyetçiliğini, siyasetin kirli kulvarında, politika mezesi yapma yetki ve selahiyetine sahip degildir.

Türk Milletinin ve devletinin dününü, bugününü ve binlerce yıl sonrasına uzanan geleceğini kuşatan bir aidiyet, sahiplik ve sorumluluk duygusudur, Türk Milliyetçiliği.

Türklerin İslamlığı seçmeden önceki inanç sisteminde, şimdiki gibi, altından şarap ırmakları akan, hurili, gılmanlı cennet vaatleri yoktu, ama o zamanın Türk Milliyetçileri; yurt için, millet için, töre için, devletin varlığı, budunun dirliği için canlarını seve seve feda ediyorlardı.

Zira Türk Milliyetçiliği;

Hakanların dikilmeli Altay’da tuğları,
Varsın cihanda olmayagörsün mezârımız..


Özverisiyle, isimsiz mezarlarada, anılmadan, vatan toprağına karışmak şuuruna erebilmektir.

Onun içindir ki Türk için vatan; bir toprak parçası olmanın ötesinde, milli hatıraları, sinesinde saklayan kutsal bir hazinedir.

Bu kadar temiz ve ulvi bir ülküyü ve bu ülkünün; özverili ve içten mensuplarını, neidiğü belirsiz, karanlık, şüpheli ve hatta ihanet kokan çirkef siyasetlerin dolgu malzemesi yapmaya hiç kimsenin ne hakkı, ne de yetkisi vardır!
Buna tevessül etmek bile, en hafif tabirle, haddini bilmezliktir.

Milletimizin binlerce yıllık birikimi olan bütün maddi ve manevi değerlerini, hayasızca talan eden; amacı, zihniyeti, niyeti Türk Milletine düşmanlık etmek olduğu ayyuka çıkmış, Türk Milletinden intikam almaya yemin etmiş, devşirmeden devşirme kişi ve kuruluşları, anlamsız bir teslimiyetle, körü körüne destekleyenlerin temsil ettikleri şeyin adı, her şey olabilir, ama asla, Türk Milliyetçiliği olamaz!

Türk Milliyetçilerine, kavalla güdülen koyun muamelesi yapmak, hiç bir dini veya beşeri hukukun tarif etmediği kadar büyük bir günah, bühtan ve çirkinliktir.

Gerçek hainler ihanetlerini, herkesi hain ilan ederek gizlerler.
Bu tecrübeyle sabit sosyolojik bir gerçektir.
Lâkin mızrak çuvala sığmıyor!
Güneş balçıkla sıvanmıyor!
Pisliklerin üstü örtülse bile kokusunun yayılmasına mani olunamıyor.

Henüz tam olarak şaşkınlığı üzerinden atmamış olsa bile milletimiz; başına örülen çorabın farkına varmış, kendi kaderine el koyma iradesini göstermiştir.

Başta emekli amirallerimiz olmak üzere bu oyunu bozan, bu gidişata karşı; eliyle, diliyle, kalemiyle mücadele eden herkes, gerçek birer, kahramandır.

Bu gerçeği, günü birlik politikalar yaparak kaçak güreşenler, kendi fikir zevzekliklerinde patinaj çekenler, kalbi katran karası münafıklar, Allah ile aldatan müşrikler, kokmaz bulaşmaz, tavşan yürekli bananeciler ve benzerleri görmese de, duymasa da, inkar etse de, bu gerçeğe; Türklüğün derin vicdanı, tarih ve Tanrı tanıktır!

Ve tarih, yüz yıl önce Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Milli Mücadele kahramanlarınca gerçekleştirilen mucizenin benzerini gerçekleştirecek olan Türk çocuklarının yeni kahramanlık destanlarını yazmak üzere tertemiz bir sayfa açmıştır.

Bu onurlu kıyama el, omuz ve gönül verenlere selam olsun!

Sözümüzü Atsız Bey'in mısralarıyla bitirmiş olalım.

Ey ekmeği alınanlar! Selam sizlere!
Ey rütbesi çalınanlar! Selam sizlere!
Kardeş yahut arkadaştır diye evleri,
Ocakları dağıtılan ülkü devleri,
Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar,
Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
10
GÜNCEL / Ynt: AHKAM KESEN YANCILAR, PAYANDACILAR, EYYAMCILAR!
« Son İleti Gönderen: turania_25 09 Nisan 2021, 09:40:22 »
Şu son iktidar cephesi yok mu?

Zaten insanlar meyilli iken bir de fırsatı lehine çevirip, insanları torpile, yalakalığa, padişahım çok yaşa'ya getirdi.

Vasıfsız, kiralık beyinlerin cirit attığı ülkemizde, bu sayı ister istemez ayyuka çıktı ve yanlışa da 'doğru' diyebilecek alçaklığa erişti.

Bu ülkenin seçmeni, ne tercih etmeyi biliyor, ne de eleştirip tokatlamayı. Bu kesim, malum kesim olan ülkenin yarısına yakınını da temsil ediyor.

Sebep; eğitimsizlik, kişisel ego, çıkarcılık ve ya-la-ka-lık!  Bu ülkenin en büyük sorunu; yalaka hastalığıdır!
Sayfa: [1] 2 3 ... 10