Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
GÜNCEL / Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 10 Ağustos 2020, 21:31:38 »
Her kim ki Türk'e ve Atatürk'e DÜŞMANDIR biliniz ki onlar; Malazgirt'te, İstanbul'un fethinde, Çanakkale'de, İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin, Anadolu'da kalan, tohumlarıdır.

Türk Milliyetçiliğinin Büyük Lideri Alpaslan TÜRKEŞ

Türkler, küresel sömürge güçlerinin işgal girişimlerine karşı en büyük yanıtı Gazi Başbuğ Mustafa Kemâl Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak vermişlerdir. Günümüzde koynu haçlı, başı fesli, devşirmelerden devşirme mürtecilerin acısı işte bu durumdan kaynaklanmaktadır.                            
2
Türkler, küresel sömürge güçlerinin işgal girişimlerine karşı en büyük yanıtı Gazi Başbuğ Mustafa Kemâl Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak vermişlerdir. Günümüzde koynu haçlı, başı fesli, devşirmelerden devşirme mürtecilerin acısı işte bu durumdan kaynaklanmaktadır.                            

Her kim ki Türk'e ve Atatürk'e DÜŞMANDIR biliniz ki onlar; Malazgirt'te, İstanbul'un fethinde, Çanakkale'de, İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin, Anadolu'da kalan, tohumlarıdır.

Türk Milliyetçiliğinin Büyük Lideri Alpaslan TÜRKEŞ

Türk Oğlu, Türk Kızı Bunları Unutma, Unutturma! Dostunu ve Düşmanını İyi Belle!

TTK.
3
GÜNCEL / Ynt: Çakma Türkçüler.
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 10 Ağustos 2020, 10:34:53 »
Çakma Türkçüler...

Türk'ün en büyük düşmanı kendisidir. Türkleri bölmek isteyen Türk soylu mankurtlar iş başında. Bunlardan (Çakma Türkçüler) günümüzde bir hayli mevcut, özellikle sanal acunun her yerinde bu köpekleri görebilirsiniz. Şimdi size kısaca bunların nasıl Türkçülüğe su kattığını ve Türkçüleri nasıl böldüğünü anlatacağım.

İslamcı / Dinci Türkçüler: Bunlar Türkçülüğü din ile sulandırarak ve dini sömürerek amaçlarına uğraşmaya çalışırlar. Son zamanlarda farkındaysınız Şeriatçı Türkçüler türedi ortalıkta. Bunlar genelde müslüman olmayan Türkleri zoraki olarak benimserler. Türklerin Şeriat ile yönetilmesini ve ülkede sadece müslüman olan Türklerin olmasını isterler. Bunların hristiyan olanlarıda mevcuttur. Bunlar ise misyonerlik yaparlar ve tek amaçları Türkleri hristiyan yapmaktır. (Not: Dindar ile dinci kavramlarını karıştırmayalım)


Dinsiz Türkçüler: Bunlarda dinsizliği kendilerine siper yaparak Türkçülük yaparlar. Bunların Türkçülükle alakası yoktur. Gece gündüz Amerikan-İsrail askerlerine dua ederler, sırf müslüman öldürüyorlar diye. Her hangi bir dine inananlarıda "Yobaz" ilan ederler.

Mezhepçi Türkçüler: Bu şerefsizlerde kendilerini ilk başta her türlü mezhebe karşıyız diye tanıtılar, fakat sonra bir bakarsınız bunlar ya Alevicilik ya da Sunnicilik yaparlar. Alevicilik yapanlar her önüne gelen "Yezit" der. Sunnicilik yapanlar ise başka mezhebe inananları kafir ilan eder. Bunlarında Türkçülükle alaksı yoktur. Türk başbuğlarını bile kendi mezhebine göre değerlendirir ve Türkçüler arasına fitne sokarlar.

Solcu Türkçüler: Bunlarında Türkçülükle alaksı yoktur. Bunlar Deniz Gezmişleri, CHe'leri kahraman ilan eder. Başbuğ Atatürk'ü de solcu diye tanıtırlar. Nihal ATSIZ Ata'yı da hiç sevmezler. Türk ırkçılığına karşıdırlar. Fakat Kürtlere karşı ırkçılık yaparlar.

Partizan Türkçüler: Bu gerizekalıların amacı ise Partizanlıktır. Bunlar, şu partiye oy vermeyen Türkçü değildir, diye ortalıkta dolaşırlar ve insanların kafalarını bulandırırlar. Bunların genelde CHP'li ve MHP'li olmak üzere 2 çeşidir vardır.

Atsız Ata'yı kendilerine maske yaparak Türkçülüğü sulandıranlar: Bunların tek amacı sabah, akşam Türk imparatorluğu Osmanlı'ya küfür etmektir. Başka bir şey bilmezler. Sürekli din karşıtlığı yapanlarıda mevcuttur. Bunların yüzünden millet ATSIZ Ata'yı din düşmanı bir yobaz zannetmektedirler.

Osmanlıcı Türkçüler: Bunlarda içlerindeki Osmanlıcılığı atamayan Türkçülerdir. Türk tarihini Osmanlı'dan ibaret sanırlar. Osmanlı ile savaşan bütün Türkleri (Örneğin Timur) hain ilan ederler.

Yahudi sempatizanı Türkçüler: Bu nasıl bir mankurtluktur tam olarak anlamış değilim. Fakat bunlar Yahudiliği tamamiyle benimsemiş olanladır. Neden benimsemiş diyorum, çünkü bu gerizekalılar Yahudileri Türk zannetmektedir. Hatta Hazar Türkleri sırf musevi inancına sahip diye bu salaklar tarafında Hazarlar Yahudi ilan edilir. Bunlara göre İsrial en büyük müttefikimiz olmalı ve sabah akşam Araplarla savaşmalıyız.

Ulusalcı Türkçüler: Bunlar ise sabahtan akşama kadar ABD karşıtlığı yaparlar. Başka bir şey bilmezler. Bunlara göre Türkleri katleden Rusya ve Çin düşman değildir. İçlerinde Doğu Perinçek'i bile Atatürkçü ilan eden beyinsizler vardır.

Boycu Türkçüler: Bunlar ise boyculuk yaparak Türkçülüğü sulandırlarlar. Bunların Oğuz Boyculuğu ve Kıpçak Boyculuğu gibi 2 çeşidir vardır. Kıpçak Boyculuğu yapanlar bütün Oğuzları devşirme ilan ederler. Oğuzculuk yapanlar ise Kıpçaklar için Çinlilerle karıştı derler. Bunlarda böyle hasta fikirlidir işte.

Kandaşlar; Türkçülük sadece Türkçülüktür. Şu Türkçülük ya da bu Türkçülük diye bir şey yoktur. Gerçek Türkçüler; İnançlarını içinde yaşar, partizan olmaz, Türk Irkının üstünlüğünü kabul eder, olaylara Türkçü bir bakış açısıyla yaklaşır, Türkler arasına boy, din ve mezhep ayrımı sokmazlar. Son Başbuğun Atatürk olduğunu kabul ederler ve Nihal ATSIZ'ı yol gösterici olarak benimserler. Gerçek Türkçüler bilgidir ve cahil değildir. Gerçek Türkçüler Türkçülüğü bildiği gibi diğer düşman fikirleride bilirler. Bu tür hasta fikirlere bulaşmamak için Atsız Ata'nın tüm kitaplarını okuyun. Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı "Türk ülküsüdür".

Ne Mutlu Türk Doğana..

Alıntı yaptığım yazıdaki fikir, tanım ve çözüm önerilerinin, ana fikrine katılmakla birlikte, tamamına katılmamakta, bazı ifade ve yaklaşımları eksik ve muğlak bulmama rağmen, ana hatlarıyla dikkate alınması gereken çok önemli bir soruna parmak bastığından, konuyu, güncellemek istedim.

Konuyu açan Yalnızkurt kullanıcı adlı andaya da sağlık ve esenlikler dilerim.

Konuya dönersek...
Sosyolojik bir gerçektir:

Bir şeyin orjinalinden gelecek tehlikeyi bertaraf etmenin en emin ve kestirme yolu sahte modeller üretmektir.

Ne kadar çok sahte model üretilirse orjinaline yöneliş ve gerçekle buluşma o nispette azalacaktır. Tıpkı çoktan seçmeli test sistemi gibi. Şıklar ne kadar çoğalırsa doğruyu bulma olasılığı o nispette azalmaktadır.
Maalesef Türkçülük Ülküsünü bütünüyle ortadan kaldıramayacaklarını iyi bilen Türklüğün açık ve gizli düşmanı odaklar çeşitli adlarla ürettikleri sahte modelleri piyasaya sürmektedir.

Bu memlekette kanı ve vicdanı kirli mahlukatlar bu milletin kanı temiz çocuklarının vicdanlarını, ürettikleri sahte modellerle, kirletmektedir.

Hem dini mukaddesat ve hem de milli mukaddesatımız çok yoğun bir saldırıya maruz kalmıştır.
Sanal alem ve sosyal medya denen çöplük de bunun için bulunmaz bir iklimdir.

Türk çocukları bu tuzaklara düşse bile kanların hükmüne uyarak kendilerini bu illetlerden kurtarıp Türklüğe ait değerlere sarılarak kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Uluğ Bilge ATSIZ Ata'nın çizgisine dönmek zorundadır.

Ulu Atamız Bilge Kağanʼın çağlar ötesine hitap eden haykırışını tekrar ediyorum:

Ey Türk!
Titre ve kendine dön!


TTK.
4
GÜNCEL / Ynt: Kıçımızdaki tehlike: Beyrut
« Son İleti Gönderen: [Hun Türk] 09 Ağustos 2020, 17:31:11 »
Bozkurt42'nin bahsetiiği  "Yakın Hedef", Üç Oklu Börü ağabeğimiz ise "Uzak Hedef" den bahsetmiş ki asıl amaç Uzak Hedef olan İsrail'in geleceğini sorunsuz bir şekilde garanti altına almak, İran'nın Şii eksenli yayılmacı politikasının önüne geçip birer uydu devletleri haline gelen Arap devletlerinin kontrolünü sağlamlaştırmak.

Tesadüfi olduğunu düşünmüyorsunuzdur sanırım, haritası cetvelle çizilmiş ülkelerin sözde demokrasi adına bazılarında bahar varken diğerleri hâlâ kışı yaşamakta.

Buradaki kilit devlet tabii ki Lüban. Hali hazırda anayasası bile karma karışık olan zengin ve fakirlerin uç noktalarda yaşadığı, mülteci kamplarında sözde kan kardeşleri Filistinlileri insan yerine koymayan, Beyrut'un güneyi olmak üzere ülkenin yarısını Hizbullah'ın kontrol ettiği dolasıyla İran'ın ciddi etkisi olduğu, doğusu olan Suriye ile ciddi ekonomik ilişkileri (Şii=Hizbullah=Esad=İran=== v.bbb) olan,
ciddi Hristiyan Arap nüfusunun bulunduğu hava fişek atsan problem çıkacak bir nokta.

Yani bulunmaz Hint kumaşı. Bir nokta da düzen sağlarsanız istediklerinize kolayca ulaşamayabilirsiniz. Bunun en güzel örnekleri Afrika kabile devletleridir. Keşmirdir. Irak'tır, Suriye'dir..... . . . . .

Sözde müslüman coğrafyası bu örneklerle doludur. Ağabeğimiz dediği gibi kader değil kurgu...

Burda bizim çıkarımız ne ise o olması gerekir. Deniz Kuvvetleri şuan %70-%80 yerli imkânlarla hareket etmekte. Tersi olsa yaşama imkanımız var mıdır Doğu Akdeniz'de, Ege'de...

Lübnan'da çıkarımız ne ise orda olmalıyız. Bakın Fransa, işi gücü yok bizi takip ediyor. Fransa derin devleti önüne fino köpeği Macron'u katmış bizim ciddi ciddi önümüze geçmeye çalışıyor. Allah'tan Macron'un uluslararası vizyonu sıfır.
5
GÜNCEL / Ynt: Kıçımızdaki tehlike: Beyrut
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 09 Ağustos 2020, 14:40:12 »
Olayda gölge CIA olarak tanımlanan RAND Corporation adlı ABD örgütünün elinin olduğuna dair kuvvetli emareler mevcut.
İkinci dünya savaşından sonra dış politikada gizliliğin bir çalışma anlayışı haline gelmesi zaruretine biaen hava kuvvetleri bünyesinde oluşturulan RAND, ABD’nin en önemli ve gizli araştırmaları yürüten yapılanması haline gelir.
RAND, kuruluşundan itibaren, sayısız araştırma yürütmüş ve elde ettiği sonuçları askeri ve sivil alana aktararak ABD hegemonyasının devamına ortam sağlamıştır.

Yürüttüğü birçok olağan üstü çalışma birçok nedenden dolayı henüz bilinmemektedir.

Bu patlamada asıl hedef Lübnan ordusundan daha güçlü bir orduya ve silahlı güce sahip olan Hizbullah ve Hizbullah'a açık destek veren İran'dır.
İran'ın Şiilik esaslı bölgesel yayılma ve nufuzunu artırma politikaları bırakın abd ve İsrail'i bölgedeki müslüman ülkeleri de rahatsız etmektedir.
Bu patlama Hizbullah ve İran'ın etkisini kırmak üzere abd ve İsrail tarafından gerçekleştirilen ve bölgedeki müslüman ülkelerinde için için sevindiği bir operasyondur.
Ortadoğuda taşlar yerine oturmadı. Onlarca yıl daha taşlar yerine oturacak gibi de görünmüyor.
Ta ki ABD ve İsrail planları istenilen düzeye gelinceye kadar ve daha da önemlisi İslam ülkeleri akıllarını başına devșirene kadar bu kargaşa, terör ve dehşet devam edecektir.
Bu bir kader değil kurgudur.

TTK.
6
GÜNCEL / Kıçımızdaki tehlike: Beyrut
« Son İleti Gönderen: Bozkurt42 07 Ağustos 2020, 16:14:43 »
Beyrut Patlaması ile "Amonyum Nitrat" dediğimiz aslen zararsız gübre olan ancak tetikleyicilerden ne kadar da güzel bir enerji açığa çıkardığını gördük.

Şimdi işin bundan sonraki boyutu. Yarısı Müslüman yarısı Hristiyan ve Dürzilerden oluşan karmakarışık bir düzende olan Lübnan bir yandan Suriye'deki kankası Esad'la, altan Yahudi pisliği İsrail derken şimdi de patlamanın verdiği derin ekonomik kayıpla ciddi şekilde ayvayı yedi.

Bundan sonra  Esad'ın da işi zor. Esad son zamanlarda yatak odasına Mısırı'da alarak "Swinger" olayını abarttı. Yazık ortalık malı oldular iyice. Esad sıkıştıkça Idlib'e saracak yine. Ekonomik olarak Lübnan'ın çöküşü hiç bir şeyi kalmayan Esad'a Şam iyiden iyiye dar gelecek.

Bizde gerekli tedbirleri almamız şart. Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Azerbaycan, Irak, Suriye.... maşallahımız var : )

Bu arada Mısır'da Yunan'la anlaşma yapmış kanı bozuklar. Ancak salak bu adamlar. Yunan'la yaptıkları sözde anlaşma ile kayba uğruyorlar. Yunan'da  Navtext ilân ettiğimizde üç-beş gemimsi göndermişti. Cevabını en az 18 firkateyn ile bütün soyunuzu düzeltmeye geliyoruz diye cevap vermiştik ama araya kocası Almanya'yı sokunca kaldı.

İktidarda geri adım attı diplomasiyi devreye sokalım diye. Her şey diplomasi olmuyor ama işte!


Hepsinin köklerine kibrit suyu.

TTK


'Ben ve milletim Tanrı'nın Kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir'

Başbuğ Attila
7
GÜNCEL / Ynt: ABD'nin Ulusları yok etme silahı : GENOM
« Son İleti Gönderen: [Hun Türk] 07 Ağustos 2020, 15:44:56 »
Ellerinde ki bu ayrı gücün ne kadar tehlikeli olacağının farkındadırlar umarım demek istiyorum.

Çok sevdiğim film serilerinden biri olan Ölümcül Deney -"Resident Evil"- konu olarak benzer durumları konu alır -ki Covid-19 aklımıza gelince ne kadar da mantıklı geliyor bu durum.

Her ne kadar komplo teorileri bu konular üzerinden bitmese de ciddi kaygı verici bir durum.
8
GÜNCEL / Ynt: BİYOLOJİK SAVAŞ
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 07 Ağustos 2020, 10:47:19 »
BİYOLOJİK SAVAŞ

Biyolojik şavaş insanlarda hastalık oluşturan ve ölüme yol açabilen bakterilerin ve virüslerin genetik mühendisliği sayesinde kullanılmasıdır. Şarbon paniği ve Şarbon, insanlığın ve özellikle istihbarat örgütlerinin elindeki bakteri ve virusler bilindikten sonra çok komik kalmaktadır. Şarbondan çok daha tehlikeli EBOLA virüsü, Yersinia Pestis tarafından bulaştırılan BUBONİK VEBA, SALMONELLA gibi enfeksiyonlar şarbondan çok daha tehlikelidir. CIA’in ve diğer batılı istihbarat örgütlerinin elinde çok ciddi enfeksiyonlarla ölüme yol açabilecek çok çeşitli virus ve bakteriler vardır ve CIA’in bu konuda bir seksiyonu da mevcuttur (bkz. İnternette CIA’in web sitesi). Biyolojik savaşla bir kaç ayda milyonlarca insanı yok etmek mümkündür.

Şarbon Bacillus Antracis isimli spor oluşturan bir bakterinin neden olduğu akut bir enfeksiyondur. Her 15-20 dakikada bir bölünerek çoğalan şarbon 10 saat içinde kendini milyonlarca kopyalayabilir. Hayvanlarda (sığır, koyun, keçi, deve vb) bulunabilir ve enfekte hayvanla temasla insana geçebilir. Şarbon üç şekilde insana geçer, deri yoluyla, sindirim sistemiyle veya solunum yoluyla. Deri yoluyla geçen enfeksiyonlarda pire ısırığına benzeyen kaşıntılı bir şişlik oluşur 1-2 günde içi su toplayan bir bül oluşur, sonra 1-3 cm çapında bir ağrısız bir ülser gelişir. Etrafındaki lenf bezleri şişebilir. Tedavi edilmeyen şarbon vakalarının % 20si ölümcüldür. 3. kuşak sefalosporin antibiyotiklerin bazıları (cipro) şarbon üzerine etkilidir. Sindirim yolu ile geçen şarbon bulantı, kusma, ateş, kan kusma ağır ishale neden olur, tedavi edilmeyen vakaların % 25- 60’ı ölümcüldür.

Akciğer şarbonunun belirtileri spor solunum yoluyla alındıktan 7 gün içinde başlar soğuk algınlığına benzer, akciğer dokusu zamanla tahrip olur ve alveollar parçalanır, kanlı balgam sık görülmeye başladıktan bir süre sonra ölüm gelişir, olguların % 95’inden fazlası ölür. Bu olgu havalandırma sistemlerine Şarbon sporlarının bulaştırılması halinde binadaki binlerce kişinin bir kaç ay içnde ölebileceği anlamına gelir. ABD’liler bu nedenle panik içindeler. Ayrıca bu kalabalık bölgelere bir gökdelenin en üst katından veya helikopterden saçılan sporlar binlerce kişiyi bulaşırsa öldürebilir.

Fakat nihayetinde Bacillus anthracis bir bakteridir, bakteri duvarı parçalandığında ölür. Ama genetik mühendisliği ve moleküler biyoloji sayesinde çok daha güçlü frankeştayn virusler yaratılmıştır bunlar ise pek ölümlü değildirler, çünkü virüslerin canlı olup olmadığı bile tartışmalıdır; sadece belirli sıcaklıklarda veya kimyasal maddelerle yok edilebilirler. Bilindiği gibi viruslerin bakteriler gibi bir membranı yoktur ve DNA veya RNA genetik bilgisinden ibarettirler, bulaştıkları hücrelerin DNA bilgisini değiştirebildikleri gibi, hücrelere bir truva atı gibi yerleşip hücrelerin ana fonksiyonlarından çok farklı şeyleri hücrelere yaptırabilirler (kanser oluşturma, farklı proteinleri sentezletme gibi). AIDS virusu insanın immün sistemini çökertir ve kanser dahil, pek çok hastalığın gelişmesini sağlar. AIDS’ın de laboratuarda oluşturulmuş bir virus olduğu iddia edilmektedir. Bu doğruysa zaten global bir biyolojik savaş zaten sürmektedir.

EBOLA VİRUSU bulaştığı zaman 1 hafta içinde insanların % 95’ini öldürür. Konnektif doku (bağ dokusu) erir, vücuttaki her organ boşluğu kanamaya başlar ve sonuç kendi kanı içinde boğularak ölmektir. EBOLA virusunün laboratuarda biyolojik savaş için sentezlendiği konusunda güçlü kanıtlar olduğu iddia edilmiştir. EBOLA virüsünden daha güçlü virusler hakkındaki daha detaylı bilgiyi başka bir yazımızda vereceğiz. Ama şu unutulmamalıdır ki, artık Türkiye’de de aşısı dünyadan kalktığı için yapılmayan ÇİÇEK bile bile Amerikan halkı için çok tehlikeli bir virusdür ve ABD de çok uzun yıllardır çiçek aşısı yapılmamaktadır. Ayrıca Yersinia Pestis
İsimli bakterinin çok güçlü suşlarının elde edildiğini ve dünyaya yeni bir veba salgının (Bubonik Plague) çok hızla yayılabileceğini de değinmeden geçmeyelim.

Clostridia Botulinum isimli bir bakterinin ise çok zehirli bir toksini vardır, özellikle A tipi C. Botulinum en tehlikeli ve en öldürücü toksine sahiptir. Bu konudaki şampiyon tür Hall strain denen bir türdü, her mililitresinde 300 insanı öldürebilecek botulin toksinine sahipti. Botulin eğer en etkili türden elde edilmişse çok vurucu bir biyolojik silahtır hatta sarin ve sarindan 10 kez güçlü olan V-Gazından daha büyük bir etkiye sahip olabilir. Botulin toxini solunumla bile alındığında çok öldürücü ve etkilidir.

Sonuçta gerek kimyasal savaş gerekse biyolojik savaş daha detaylı işlenmeli ve halk bu konuda bilgilendirilmelidir. Gerçi kimyasal savaşta kullanılacak ajanlara karşı alınabilecek pek bir önlem yoktur ama halkın bu konuda bilinçlendirilmesi şarttır. Çünkü 21. yüzyıl kaybedecek fazla birşeyi kalmayanların ELİT’lere yönetici sınıflara karşı anarşist savaşlarına tanık olacaktır. Her iki tarafın da bu kimyasal ve biyolojik silahları kullanması olasıdır .

Kaynak:ALINTIDIR

Konu 2007 yılında yani bundan tam 13 yıl önce açılmış.
Geldiğimiz nokta; milli duyarlılıkları yüksek kişilerin, ne denli haklı olduğunu ortaya koyuyor!
Sözün doğrusunu, her zaman, Türk Milliyetçileri söylemektedir. Zira Türk Milliyetçileri olayları hiç bir makam, mevki, paye, çıkar ve alkış beklemeksizin ele almakta, yorumlamakta ve değerlendirmektedir.

İnkar edilemez gerçek şudur ki hali hazırda devam eden 3.dünya savaşında biyolojik silahlar kullanılmaktadır.
Krona virüs bilinen ve güncel biyolojik silahlardan sadece bir tanesidir. Bu virus zincirinin başka adlarla devam edeceği muhakkaktır. Ta ki dünya birilerinin tasarladığı kriterlere uygun hale gelene kadar.

TTK.
9
GÜNCEL / Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 07 Ağustos 2020, 05:12:26 »

Abartısız olarak söylüyorum; bir şekilde fetöye bulaşmış kişileri ayıklayıp siyasetten, bürokrasiden el çektirilsin akp'sinin %80 kadrosu, akp'sinin atadığı bürokrat ve diğer üst düzey yöneticilerin de %70 i boşalır.

Bu hususta çok iddialıyım.


Diyanet İşleri Başkanlığı makamını işgal eden Türk düşmanı, tescilli ve kayıtlı fetöcü Ali ERBAŞ'ın göreve gelmesiyle birlikte:

FET֒nün en derin yapılanmalarından biri olan Diyanet’teki operasyonlar durduruldu.

Tescilli fetöcü Ali ERBAŞ asli görevini ifa ediyor.
Fetöyle kararlılıkla mücadele ediliyor muş, mış!!!
Geçin bunları!

TTK
10
GÜNCEL / Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Son İleti Gönderen: Çağrıbey 05 Ağustos 2020, 11:04:09 »
Her kim ki Türk'e ve Atatürk'e DÜŞMANDIR biliniz ki onlar; Malazgirt'te, İstanbul'un fethinde, Çanakkale'de, İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin, Anadolu'da kalan, tohumlarıdır.

Türk Milliyetçiliğinin Büyük Lideri Alpaslan TÜRKEŞ
Sayfa: [1] 2 3 ... 10