Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6 7 8 ... 10
21

KELOĞLAN'IN KUZU SEVGİSİ
Keloğlan kasabaya giderken yolda bir kılıç bulmuş. Kasabaya varınca kılıcın sahibini aramaya başlamış. Kime sorduysa ne kılıcı daha önce gören ne de sahibini tanıyan çıkmamış. Hayvan pazarından geçerken küçük bir kalabalık Keloğlan'ın etrafına toplanmış. Birkaç kendini bilmez Keloğlan'la alay etmeye başlamış.
Adamlardan biri orta yere bir kuzu getirmiş:  " Şu kuzuyu kılıçla keselim. Şişe takıp döndürelim. Nar gibi kızartalım. Afiyetle yiyelim. " demiş.
Bunun üzerine Keloğlan:  " Aman ağalar, etmeyin, eylemeyin. Ne istersiniz bir garip kuzudan? Daha doğalı kaç gün olmuş? Bırakın yaş yaşasın, ömür sürsün. Kuzu kesenin, kuzu eti yiyenin başına türlü belalar gelirmiş. Bunu bilmez misiniz? "

Keloğlan'ın haykırışı ses getirmiş. Kalabalıktan birkaç kişi Keloğlan'dan yana çıkmış. Kuzunun sahibi, kuzuyu götürmüş. Az önce keselim, döndürelim, kızartalım, yiyelim diyen adamlar, Keloğlan'dan özür dilemişler. Keloğlan'ı üzmemek için, kuzu kesmekten, kuzu eti yemekten ömür boyu vazgeçmişler.
Son sözü Keloğlan söylemiş:  " Kuzu eti yiyen olmasa kuzular kesilmez. Kuzuların kesilmemesi için, sizler de kuzu eti yemekten vazgeçmek istemez misiniz? "

SON

-----------------------------------------------------------------


KELOĞLAN'IN HOROZU
Bir varmış bir yokmuş. Yumurtadan civciv çıkmış. Civciv büyümüş piliç olmuş. Piliç büyümüş tavuk olmuş. Tavuk yumurtlamış. Yumurtadan civciv çıkmış. Bu civciv büyümüş horoz olmuş. Bu horoz bir gün sol- sağ, bir- iki uygun adım giderken Keloğlan'la karşılaşmış ve Keloğlan'ın yanından sıyırtıp geçmiş. Keloğlan ağzı açık horozun arkasından baka kalmış. Çabucak toparlanıp bir koşu horozun önüne çıkmış. Karşısında Keloğlan'ı gören horoz durmuş.
Keloğlan: " Ne o Toros? Yürüyüp gidiyorsun. Beni tanımadın mı? "
Bunun üzerine horoz durmuş: " Tanıdım da, seni tanıdım diye durmam gerekmez. "
" Bana kızgınsın, yenilgiyi benden biliyorsun. "
" Daha herşey bitmedi. Şu yeni nesil. Bak civcivlere, bunların çoğu horoz olacak. Yakında yeni bir ordu kuracağım. Zafer bizim olacak. "

Altı ay kadar önceydi. Uzun bir zamandır tilkiler kümeslere giriyor ve tavukları götürüp ormanda yiyorlardı. Kümes hayvanları tilki korkusu altında yaşamaktan bıkmıştı. Daha sonra Toros çıktı ve kümes hayvanlarını bir bayrak altında toplamayı başardı. Horozlardan ordu kurdu, bu orduyla haksızlığa baş kaldırdı ama tilki ordusuyla yapılan meydan savaşında bozguna uğradı. Savaştı, sonuna kadar savaştı, tek kaldı ve kuşatmayı yarıp yaralı olarak kurtuldu. Yarası iyileşince tekrar ortaya çıktı ama bu defa çok daha fazla hırslıydı.

Keloğlan'ı tanımamasının sebebi ise, biraz daha sabret, hemen savaşa girme, kazanma şansın çok az demesinden kaynaklanıyordu. Zamanla civcivler piliç, piliçlerin çoğu horoz oldu. Çevreden binlerce horoz gelerek Toros'un özgürlük bayrağı altında toplandı. Keloğlan'ın, çok kalabalıksınız, siz bu savaşı kazanırsınız demesi üzerine yapılan savaşı horozlar kazandı. Keloğlan'ın horozu, zafer kazandı ve kalan az sayıda tilki ormanın derinliklerine çekildi.

SON

22

KELOĞLAN'IN FÜZESİ
Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde Keloğlan yaşarmış. Uzaya meraklıymış. Bir gün bir füze bulmuş. Füzeyle Jüpiter'e gitmiş. Uzayda tur atmış. Sonra dünyaya dönmüş. Masalımız da burada bitmiş.

KELOĞLAN VE KORSANLAR
Bir Keloğlan varmış. Kayıkla denize açılmış. Korsanlar, kayığı almışlar. Keloğlan'ı denize atmışlar. Keloğlan yüzerek kıyıya çıkmış. Masalımız da burada bitmiş.

KELOĞLAN'IN SARAYLARI
Evvel zaman içinde bir Keloğlan yaşarmış. Rüyasında hazine üstünde yattığını görmüş. Evin altını kazıp, hazineyi bulmuş. 365 tane saray yaptırmış. Padişahın kızıyla evlenmiş. Masalımız da burada bitmiş.

------------------------------------------------

BANA KELOĞLAN DERLER
Tarlaya biber ektim
Bahçeye fidan diktim
Şu masal dünyasında
Keloğlan olarak tektim.

Kimse beni geçemez
Benimle yarışamaz
Benim aştığım yüce
Dağları onlar aşamaz.

La Fonten saraylarda
Fransa'da, İspanya'da
Tatlı hayat yaşamış
Kralların sofrasında.

Andersen dersen İsveç'te
Aklı fikri gelgeçte
Masallar yazmış ama
Beynimizde süzgeçte.

Grimm Kardeşler vardır
Onlar birer Alman'dır
Almanlara sorarsan
Dertlerine dermandır.

Bana ne La Fonten'den
Andersen'den, Grimm'den
Avrupa'da masal kitaplarında
Var mı hiç Keloğlan'dan?

Ben bana benziyorum
Anadolu çocuğuyum
Beni sallamayanı
Sallar söker atarım.

Masal kitabı basanlar
Yerli yazara kızanlar
La Fonten, Grimm deyip
Andersen'den çıkanlar.

Ey yayınevleri
Bilgi, kültür evleri
Yerli yazar yok, Avrupa çok
Avrupa kültür evleri.

SON

-------------------------------------------------

DEĞİRMENCİ KELOĞLAN İLE ARAP
Eski zamanlarda bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan tembellikten bıkmış. Arabın biriyle ortak olmuş ve bir değirmen satın almış. Keloğlan kısa zamanda değirmenciliğe alışmış. Gelen buğday, arpa ve mısırı değirmende öğütüp un yapıyor ve para kazanıyormuş. Bazı müşteriler para yerine öğütülen tahılın birazını değirmen hakkı olarak bırakırlarmış.

Keloğlan'ın ortağı arap gün boyu geziyor ve akşamüstü gelip hasılatı alıyormuş. Öğütülen tahılı arabasına yükleyip kasabada satıyormuş. Arap giderek zenginleşmiş. Keloğlan ise, fakir kalmış.

Aradan aylar geçmiş. Bakmış Keloğlan olacak gibi değil, arap kazancın hepsini alıyor. Araba oyun oynamaya karar vermiş. Arap geldiği zamanlar, bugün müşteri gelmedi, kazanç olmadı diyerek, hasılatı eve götürüp anasına vermiş. Öğütülen tahılı ambara saklamış.

Bir yıl sonra arap değirmenden umudunu kesmiş ve Arabistan'a gitmiş. Keloğlan değirmende çok çalışarak zengin olmuş. Padişahın kızıyla evlenerek mutlu olmuş.

SON

------------------------------------------------

KELOĞLAN İLE KELAYNAK KUŞU
Vakti zamanında ülkenin birinde en güzel kel yarışması düzenlenmiş. Çok sayıda kelin katıldığı bu yarışmada Keloğlan ile Kelaynak finale kalmış. Keloğlan Kelaynak'ın güzel olduğuna inanıyormuş. Yarışmayı onun kazanacağını sanıyormuş ama buraya gelirken anasının, birinci olmadan, ödülü almadan sakın gelme. Seni eve koymam bilmiş ol, demesini de hiç unutmamış. Ne yapıp edip yarışmayı kazanmalıymış.

Keloğlan ile Kelaynak geceyi geçirecekleri handa odalarına çekilmişler. Daha sonra Keloğlan Kelaynak'ın odasına gitmiş. Bakmış Kelaynak aynanın karşısına geçmiş kel kafasını kaşıyor. Keloğlan, sen güzelsin, sen benden güzelsin, sen en güzelsin, diyerek Kelaynak'ı övmeye başlamış. Bunun üzerine Kelaynak şişinmiş, kabarmış. Sonunda ayna çatlamış, Kelaynak patlamış. Kelaynak'tan kurtulan Keloğlan gidip odasına yatmış. Ertesi gün rakibi gelmediği için birinci seçilen Keloğlan yüz akçe ödülü alıp evinin yolunu tutmuş.

SON

--------------------------------------------------

KELOĞLAN DAĞLAR PADİŞAHI
Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan zamanla büyüyüp gelişmiş. 20 yaşına girmiş. Mert, yiğit biriymiş ama çalışmayı sevmez, boş gezenin boş kalfası misali koca boyuyla gezer dururmuş. Garip anacığı çalış, para kazan dedikçe, para benim neyime, deyme ana keyfime, yazık olur emeğime, et doldur tabağıma, dermiş.

Günlerden bir gün Keloğlan iftiraya uğramış, kolculara yakalanmamak için, dağlara kaçmış. O yörenin beyi, Keloğlan'ı altınlarımı çaldı diye suçlarmış. Beyin baskısından yıllardır bıkıp usanan köylüler, Keloğlan'a ekmek, yemek götürerek onun dağları mesken tutmasını sağlamışlar. Bir iki derken, tarlalarda karın tokluğuna çalışmak istemeyen on köylü Keloğlan'ın çevresinde saf tutmuş. Keloğlan gücüne güç katmış ve bir gün adamlarıyla düze inerek beyi sindirip korkutmuş. Tarlalarda ırgatlık yapan köylüler, Keloğlan'ın yanına gelerek, sen çok yaşa emi Keloğlan diye bağırmışlar. Kolcular, Keloğlan'ın etrafını sarınca araya girerek Keloğlan'ı dağa kaçırmışlar.

Olanlardan haberdar olan o ülkenin padişahı tebdil kıyafet gelerek köylülerle konuşmuş, Keloğlan'la tanışmış. Onun iftiraya uğradığını anlamış. Sonradan kimliğini açıklamış ve Keloğlan'ı sarayına davet etmiş. Sarayda padişahın dünya güzeli kızını gören Keloğlan kıza aşık olmuş. Kız da ününü duyduğu Keloğlan'ı görür görmez sevmiş. Sonraki bir gün Keloğlan anasıyla gelerek padişahtan kızını istemiş. Padişah kızını Keloğlan'a vermiş. Düğün günü bey bir kenarda eğlenceleri izlerken, onun baskısından kurtulmuş olan köylüler oynamışlar, eğlenmişler. Yıllar sonra bile çocuklarına, torunlarına Keloğlan Dağlar Padişahı diyerek anılarını anlatmışlar.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım
   
23
Cehennem tehdidi veya cennet vaadiyle kurulan ahlâk sisteminin bir işe yaramadığını, içinde yaşadığımız toplumun durumundan anlayabiliyoruz.

Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim diyen İslâm peygamberi, iyi insan olmayı öğütlüyordu.

İyi insan olmaktaki gaye, cennette kavuşmak veya cehennemden kurtulmak için değil, Tañrı'nın yaratılışta hamurumuzu kattığı, mayayı korumak içindir.

Vicdan insanın içindeki Tanrı'dır sözü de, dinin esası ahlâktır kelâmı da aynı esasın tarifidir.

Ahlâktan mahrûm bir din anlayışının, siyasal İslâmcılar eliyle, her türlü istismara kapı aralayan bir zûlüm aracına dönüştüğünü, yaşayarak, görüyoruz.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
24
Hayatı, başkalarının dayattığı, rahatlık veren, düşüncelere göre şekillendirmek hatadır.

Günümüzde; inançlar sarsılmış, değerler çürümüş, ahlâk çökmüştür.

Nietzsche'nin Tanrı öldü çığlığı, Tanrı’yı inkar değil, insanların; mutlak doğrulara inanmaması, ahlaksızlık ve kötülüğü tercih etmesinedir.
Bu, zımnen, Tanrı'yı tanımamaktır.

Bugün toplum derin bir boşluğa düşmüştür. Asıl tehlike budur.
Bundan tek çıkış yolu; insanın, yaradılış normlarına dönme gayretiyle, kendiyle yüzleşme cesareti gösterebilmesidir. Bu cesaret herkeste yoktur.
Çünkü insanın kendisiyle yüzleşmesi ve özgün değerleri inşaa etme sorumluluğu alması; geçmiş hataların da, yalnızlığın da bedelini ödemeyi gerektirir.

İdeal insan; kalabalığın alkışladığı değil, gerektiğinde yalnız kalabilen, kendini aşmaya çalışan; alışkanlıklarını, korkularını, ezberlerini sorgulayan, dünle yetinmeyip, bugünü de, yeni baştan, dönüştürmeye çalışan insandır.

Kendisiyle yüzleşmeye cesaret edenler, başkaları için de, ideal bir rol modeldir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
25
ÇEYREK YÜZYILININ SİYASİ KARNESİ

Gerçek liderler, alanlarında, en iyileri ve liyakatlileri sisteme entegre ederek, organizasyon başarısı sağlarken, totaliter tek adam yönetimi tesis eden liderler asla kaliteli ve işinin ehli yöneticilerle çalışmazlar.
Fikir üreten, alternatifler sunan, işlerinin ehli, şahsiyetli insanlar, her zaman, rakip olarak görülür.
Bilgisiz, çapsız, silik, ezik ve kaypak tiplerin önemli makamlara getirilmesi boşuna değildir.
Bunlar fikir üretemezler, alternatifler sunmazlar, ama emredilen her şeyi, sorgulamadan, yaparlar.

Gözlerimi kaparım, emredileni yaparım tek düsturlarıdır.

Bu tipler bir daha böyle bir makama gelemeyeceklerini bildiklerinden, tez elden, ceplerini doldurmak için, her türlü yolsuzluk ve usulsüzlüğe bulaşırlar.
Pislik ve günah paçalarından akar.
Bu tam da liderin istediği durumdur.
Çünkü ne kadar çok pisliğe bulaşırlarsa lider bunlara, yeni pis işlerini daha da kolaylıkla yaptırır.
Lider bunlara yaptıracağı pis işler bittiği zaman kirli peçete gibi çöpe atar.

Bunların itiraz etmeleri, direniş göstermeleri ve baş ağrıtmaları söz konusu bile değildir.
İtiraz etmeleri halinde yedikleri hurmaların karşısına çıkacağını ve önce yandaş basında linç edilip, ardında da mahkum ve mahpus edileceğini, daha da ötesi görevdeyken yaptığı usulsüzlüklerle elde ettiklerini kaybedeceğini bilir.
Onun için ölüm sesliğine bürünüp kendisini unutturarak, göz önünden çekilir.
Zaten kısa bir zaman sonra da adları, sanları unutulup gider.

Son çeyrek yüz yılda, bu tariflere uyan; başbakan, bakan, milletvekili, bürokrat, belediye başkanı, siyasetçi, iş adamı, sanatçı, yazar, çizer, yayıncı, yapımcı, televizyoncu vb. onbinlerce figür geldi geçti.
Çoğunun adı, siması bile unutularak, dosyaları tozlu arşiv raflarına kaldırıldı.
Hiç umudum yok ama, kim bilir bir gün, gerçek Cumhuriyet Savcıları çıkarda, tozlu arşivlerden o kirli dosyaları indirip, kamu adına hesap sorar.
Ülkenin siyasi ve sosyolojik gerçeği bu.
Biz sadece durum tespiti yapıp, görmek isteyen gözlere, hatırlamak isteyen vicdanlara bir projeksiyon tutmuş olduk.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
26
Bir sistemin kalitesizliği, liderin dışındaki yöneticilerin, kalitesiz kişilerden seçilmesinden, anlaşılır.

Büyük vurgunların, suçların ve kötülüklerin döndüğü totaliter sistemlerde, fillerin kavgası bile tiyatrodur, yalandır.
Çünkü hepsi; yerlerinden, kazançlarından ve sahip olduklarından memnunlar.
Bu nedenle, kimin hangi koltukta oturduğunun önemi yoktur.

Unutmayalım ki; fillerin tepiştiği bir yerde karıncaların değeri ne kadarsa, büyük günahların işlendiği, totaliler sistemlerde de, insanların değeri, ancak, o kadardır.

Karınca, fillerin kavgasında, taraf tutmaya kalkarsa; ya ezilerek, ya da fillerin pisliğinde boğularak yok olacaktır.
Bu durum, fert ve topluluk olarak, insanlar için de geçerlidir.

Unutmamak gerekir ki, filler tepişir, karıncaların canı çıkar.

Bu olgu; dünün de, bu günün de, yarının da değişmez gerçeğidir.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
27
Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.

26 Ocak 1948

Milli Mücadelenin önder kadrosunda yer alan, Doğu Cephesi Komutanı, öksüz ve yetimlerin babası, Atatürk önderliğindeki kurtuluş ve kuruluşun en önemli simalarından olan Kazım KARABEKİR Paşa'yı, sonsuzluklar yurduna varışının 78. yılında; rahmet, minnet ve saygıyla anarım.

Kutlu ruhu şad, durağı; Uçmak olsun!

Türk Milletinin sinesinde sonsuza dek yaşayacaktır.

TÜRK IRKI SAĞOLSUN!

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
28
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabında;
25 yıldır kullanılan, 220 km asbestli, su boruları yenileniyor.
Diye yazmış.
Ak troller hemen üşüşüp;
Abdestli boruları niye söküyorsunuz? Din düşmanları!
Diye itiraz etmişler!

Akli malûliyet kabûl edilebilir, ama aptallık, ahlâki bir problemdir.

Fıkra gibi bir ülkede yaşıyoruz.
Şimdiki zaman hallerinin yanında, Aziz Nesin hikayeleri, solda sıfır kalır.

Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!

 ;D ;D

Abi o kadar da değil diyecem ama daha da beter görüntüleri görüyoruz.
29
Atatürk üzerinden solu da sağı da çok güzel çalışma yapıyor. Ancak millet kanın gereğini yerine getirecektir.

Bir olayı manipüle etmek çok basittir. Hele ki sayı cambazlığı ile yapmak o kadar kolay ki. Toplumun medya okur yazarlığı, iki meme videosunu göstermekten/bakmaktan ibaret olan bir zamandayız.

Seçim zamanı gelince daha da at hırsızları çıkacak yine.
30
GÜNCEL / Ynt: Bahçeli : Yeni Kürt Açılımı
« Son İleti Gönderen: Irkci10ur 25 Ocak 2026 »
Yıllardır dalga diye söylenen ahan da şu meşhur videosu deseler, daha az şaşıracam.
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6 7 8 ... 10