Son İletiler

Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10
71
GÜNCEL / TAKKE DÜŞTÜ
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 08 Nisan 2019, 11:39:01 »
TAKKE DÜŞTÜ

Hayatın zaruri gerçeği beslenmek, barınmak, giyinmek üzerine kurulmuştur. Kültür, eğlence gibi diğer ihtiyaçlar sonra gelir ve çeşitlilik arz eder. Dünyadaki aşırı nüfus artışı ve küresel ısınma devletleri bilimsel deneylere mecbur kılmakta, her devlet kendince bilimsel çözüm yolları aramakta sadece Türkiye bilime daha çok önem vererek tarım ülkesi olma konumunu daha da geliştirmek yerine, bilimden uzaklaşarak, tarım alanlarını daraltma yoluna gitmekte. Pancar üretimine kota, Buğday üretimine kota, Soğan, Patates, Mercimek akla ne gelirse kota. Şu anda tarım ülkesi olarak dışarıdan tarım ürünleri ithal eden beklide tek ülkeyiz.
 ABD Donanması, ilk kez Atlas Okyanusu'ndaki bir savaş gemisinden savaş uçağı büyüklüğünde, insansız uçak kaldırdı. Savaş gemisinden kalkmak ve gemiye iniş yapmak için özel olarak tasarlanan, ABD'nin merkez üs olarak hizmet vermeleri için başka ülkelerden izin almadan dünyanın her yerinde kullanabileceği X-47B insansız uçağının, USS George H.W. Bush'dan başarılı bir şekilde kalkış yaptığı bildirildi.
Almanya, yakıtı sadece su olan dünyanın ilk hidrojenle çalışan trenini üretti. Sıfır emisyon ile tamamen gürültüsüz çalışıyor.
Memphis Meats adlı şirketin laboratuvar ortamında orjinaliyle tamamen aynı tadı veren dana, tavuk ve ördek eti üretmeyi başardığı öğrenildi.
Çin ve Hindistan, laboratuvarda üretilen eti denemeye sıcak bakıyor. ABD, Hindistan ve Çin'de halkın laboratuvarda üretilen etlere bakış açısını inceleyen bir araştırmada Asya ülkelerinin bu ürünlere olumlu baktığı görüldü.
Japonya yapay zekaya sahip insansı robotları sanayide deneme çalışmaları yapmakta.
Dünyada bu gelişmeler olurken Türkiye ne yapmakta?
Teknoloji yok, Bilimsel deney yok, Milli patentli üretim yok.
Afganistan’dan, Irak’tan, Afrika’dan, Suriye’den ne oldukları belirsiz milyonlarca mülteciyi Türkiye’ye getirmekte, bu mültecilere bakabilmek için devletin elindeki mevcut fabrika, sanayi alanları, verimli tarım alanları ve turistik yerleri iç ve dış sermayelere satmakta adına özelleştirme demekte. Her geçen gün üretim azalmakta, işsizlik artmaktadır. Türkiye adeta Orta Doğu ülkesi olma konumuna düşürülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu unsuru Türk olan nüfus hızla melezleştirilmeye çalışılmakta bunu kamufle etmek için din baskısı kullanılmaktadır.
Adına: ister Türkçü deyin, ister Ülkücü deyin, İster Atatürkçü deyin, ister Ulusalcı deyin, isterseniz Türk Milliyetçisi deyin. Damarlarında asil Türk kanı dolaşan Türk Milleti, Atsız hocanın; ‘’Türkçülerin partisi olmamalı, Türkçüler her partide olmalıdır’’ tezini haklı çıkarırcasına son bir kaç yıl içinde çeşitli partilerde aktif görevler üstlenmiş ve bütün oyunları bozmuşlardır. ‘’Biz Türk Milliyetçileri olarak Türk siyasetine yön vereceğiz, muasır medeniyet hedefinden ve laik Cumhuriyet rejiminden taviz vermeyiz demişlerdir.’’ Son yerel seçim partilerin kazanması meselesinden öte çok farklı bir şekle girmiştir. Karanlıklara sürüklenmeye karşı, Cumhuriyetin kuruluş temellerine yapılan saldırılara karşı bir Türkçü başkaldırı, Türkçü uyarıdır.
Kendi partilerinde değil de başka partilerde görev aldı diye kimse Türk Milliyetçilerini sınıflandırmaya kalkmasın. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının müsaade ettiği her siyasi partide Türk Milliyetçisi mücadele eder ve hakkı da vardır. Türk Milliyetçiliği kimsenin tekelinde değildir.
Birilerini itham ederken önce aynanın karşısına geçip kendimize bakarak nefis muhakemesi yapalım. Eskiler ‘’İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır’’ derlerdi.
Boşuna saklamayın ‘’Takke düştü, kel göründü.’’
‘’Ne Mutlu Türküm Diyene!...

Adil ÖZTÜRK
72
GÜNCEL / 31 MART SEÇİM SONUÇLARI İYİ OKUNMALI
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 02 Nisan 2019, 11:03:15 »
31 MART SEÇİM SONUÇLARI İYİ OKUNMALI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milletinin son bin yılın en önemli kazanımıdır ve Andımız da bu kazanımın kısa bir manifestosu niteliğindedir.
Son Yerel Seçimler olan 31 Mart 2019 da kim nerede kazandı, nerede kaybetti onu bilemem ama benim sandıktan çıkan sonuçlardan gördüğüm şu ki; Türk Milleti ''Cumhuriyetin Manifestosu olan Andımızın Yasaklanmasına kızgınlığını anlatacak şekilde çok net bir cevap vermiştir.'' Gerisi teferruat.
Cumhuriyet ve Cumhuriyetin kurucu unsuru Türk Milleti ile kimseler fazla uğraşmasın, Türk Milleti sabırlıdır ama salak değildir, sabırlı olmak ile salak olmanın farkını sandıkta çok güzel gösterdi.
Mehmet Akif İstiklal Marşı’nda ne diyordu;
‘’Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner, aşarım
   Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım’’             
Bu son yerel seçin bir nevi Türk Milletinin sabrının taşması oldu.
Her ne kadar, MHP küskün oylarının bir kısmına tekrar kavuşsa da milliyetçi oyların büyük bir çoğunluğu CHP ye yönelerek Cumhuriyet değerlerine sahip çıktığının sinyalini vermiştir. AKP uzun süre iktidar olmanın sarhoşluğu ve rehaveti ile Cumhuriyet değerleriyle oynamanın ve Cumhuriyetin kurucu unsuru Türk Milletinden kendisini üstün görmenin sonucunu sandıkta gördü. Bu seçimlerde en çok düşünmesi ve kuruluş ayarlarına dönmesi gereken  sanırım CHP olmalı. Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün partisi olmaktan uzaklaşıp abuk-subuk ideolojilerin partisi olma çizgisine yöneldiğinden beri hep hüsrana uğrarken Türk Kimliğine ve ATATÜRK değerlerine sahip çıkınca metropoller dahil Türkiye genelince destansı zafere ulaşmıştır. Demek ki CHP vakit kaybetmeden ‘’Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir’’ diyen ve ‘’Muasır medeniyet seviyesi’’ni işaret eden Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK çizgisine dönmelidir ki başarıları devam etsin.
Ne idüğü belirsiz milyonlarca çapulcuyu Türkiye’ye topladılar, bir kısmına da vatandaşlık verdiler. Baktılar bu çapulcular faydadan çok zarar vermeye başladı. Başladılar ‘’Beka Sorunu var’’ demeye. Türk Milleti gösterdi ki, ''Beka Sorunu yok'', ''İktidar Sorunu var.'' O halde dedi İktidara el değiştirelim, gönderelim çapulcuları geldikleri yere sorun ortadan kalksın. Mesele bu.
Türküm, Doğruyum, Çalışkanım
İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir
Ey Büyük Başbuğ Atatürk!.. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun
Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Adil ÖZTÜRK
73
GÜNCEL / Ynt: ERGENEKONDAN ÇIKIŞ’I (NEVRUZ-YENİGÜN’Ü) KUTLARKEN
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 21 Mart 2019, 20:38:40 »
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
74
Ergenekon'dan çıkışımızın
4656. Yılı ve YENİGÜN Çin Seddinden Macaristan'a kadar Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!


Kök Teñğri Türk'e Kut ve Utku Versin!
75
GÜNCEL / ERGENEKONDAN ÇIKIŞ’I (NEVRUZ-YENİGÜN’Ü) KUTLARKEN
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 19 Mart 2019, 20:26:20 »
ERGENEKONDAN ÇIKIŞ’I (NEVRUZ-YENİGÜN’Ü) KUTLARKEN

Düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden çoğalıp tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.
‘’Göktürkler, kendi ülkeleri bir düşman saldırısına uğramakta ve tamamen kılıçtan geçirildikten sonra geriye, iki kadınla, iki erkekten başka bir kimse kalmamıştı. Sarp ve kayalık bir yere kaçıp, saklanmışlardı. Bu saklandıkları yerin etrafı, hep dağlar ve ormanlar ile örtülü, dimdik dağlarla çevrili olan bu yerin, girilip çıkılacak bir geçidinden başka bir yeri de yokmuş. Bu geçitten bile bin bir güçlük ve zorlukla girilip çıkılırmış. Dağların orta yeri ise, dümdüz ve çayırlık bir ova imiş. Bu ovanın adına da Ergenekon derlermiş. Kon sözünün manası, “dağ beli, geçit” demektir. Ergene ise, “sarp” anlamına gelen bir sözdür. Düşmanın kılıcından kurtularak sağ kalan bu iki kişinin adı, Negüz ve Kıyan idi. Onlar senelerce o güzel ova içinde yaşadılar ve yavaş yavaş soyları da çoğalmağa başladı. Biribirleri ile evlenmek yolu ile gittikçe çoğaldılar. ‘’ Ergenekon Destanının özü bu şeklidedir.
Ergenekon’dan Çıkışımızı kutladığımız bu günlerde Ergenekon’a neden girmek zorunda kaldığımızı da irdelememiz gerekmektedir ki yine aynı hatalara düşüp yine bir Ergenekon aramayalım.
Türk Bilge Kağan Orhun Yazıtları kuzey yönünde belki de Ergenekon’a neden girdiğimizi bize tekrar vurgulamak istiyor. ‘’Çinlilerin tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk halkından bir çoğunuz öldünüz. Türk halkı, mutlaka öleceksin!..’’ Birçok tarihçi  ‘’Tanrı’nın Türklerden bir yüz çevirişidir. Bu yönüyle Ergenekon, aslında Tanrı‘nın Türkleri bir şekilde cezalandırması olarak anlaşılabilir.’’ şeklinde geçiştirse de bu tür dayatma söylemler Fars ve Arap Kültüründen etkilenme sonucu söylemlerdir. Milli bilinç ve toplumsal dayanışmanın zayıflaması ve düşmanın ürettiklerine karşı hayranlık oluşması Ergenekon’a girmememize neden olmuştur. Ergenekon’a girdikten sonra çabucak toparlanarak, Türklük bilincini korumuşlar ve sonraki kuşaklara aktarmışlardır. Ergenekon Destanı; Milli Bilincin ve Toplumsal Dayanışmanın Korunması üzerine ortaya çıkmıştır. Her milletin böyle büyük bir başarıyı gerçekleştirme yeteneği yoktur.
Yol vermeyen demir dağların eritilerek yol açılması, gerçekçi düşünüldüğünde Ergenekon’a giren Türk’lerin boş durmayıp her alanda kendilerini geliştirdikleri gibi demircilik sanatında da kendilerini geliştirdiklerini göstermektedir. Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk: ‘’Taş kırılır, tunç erir; fakat Türk’lük ebedidir.’’ derken Türk Milletinin bu yeteneklerini işaret etmektedir.
Günümüz Türklüğüne yapılan saldırlar da binlerce yıl öncekine benzemektedir. Kim bilir, şimdilerde Ergenekon’umuz Türkiye’dir. Bir taraftan küresel emperyalizm dediğimiz sermaye şirketleri, bir taraftan Yahudi ve Birleşik Krallık destekli Mason örgütleri, bir taraftan sosyal demokrasi bahaneli Komünist saldırı ve yayılmacı Arap kültür emperyalizmi saldırıları karşısında çıkış formülümüzü de Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk ‘’Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh vatanın her köşesidir.’’ şeklinde vermişti. Bizlerde; “Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” parolası ile Türklük bilinci ve toplumsal dayanışma ile ekonomi, tarım, tıp, teknoloji, uzay araştırmaları gibi alanlarda çalışmalar yapıp, kendimizi geliştirerek Ergenekon’umuzdan çıkmalıyız.

Ergenekon Destanı ile ilgili başka bir konu da, On İki Hayvanlı Türk Takvimi‘nde yılın ilk gününün 21 Mart olmasıdır. 21 Mart, “Nevruz (İlk Gün/Yeni Gün)” adıyla kutlanan ve en eski Türk bayramı olduğu bilinen kutlu günü temsil etmekte, Ergenekon’dan Çıkış’ın tamamlandığı gündür.

Tekrar muhteşem günlerimize dönmek temennisi ile Ergenekon’dan Çıkışımız Kutlu olsun.

Ne Mutlu Türküm Diyene!..

Adil ÖZTÜRK
76
GÜNCEL / ÇANAKKALE TÜRK’ÜN ONUR ZAFERİ
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 15 Mart 2019, 21:22:25 »
ÇANAKKALE TÜRK’ÜN ONUR ZAFERİ

Çanakkale Zaferi Birinci Dünya savaşının şüphesiz en önemli savaşıdır. Dünyanın birlik olup saldırıya geçtiği Çanakkale’de Türk Milleti her siperde ayrı bir destan yazmıştır. Silah ve asker gücü bakımından çok üstün olan düşmana karşı Türk Milletinin üstün muharebe taktikleri, sonsuz cesareti ve keskin zekası ile insanlık var olduğu sürece unutulmayacak bir zafer kazanılmıştır.
Çanakkale zaferi askeri bakımdan dünya askerlik tarihinde ders olarak okutulacak derecede büyük bir zafer olduğu kadar Türk milletinin insani vasıflarını, merhametini savaş alanında bile yitirmediğini, düşmanına bile merhamet gösterdiğini kanıtlamıştır.
Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa gemilerinden oluşan donanma 19 Şubat 1915 te geniş çaplı bir saldırı ile Çanakkale Boğazını geçmeyi denedi ancak Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı ve Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki Türk topçuları karşısında ağır kayıplar vererek geri çekildi. Denizden Çanakkale’yi geçemeyeceğini anlayan Birleşik Krallık (İngiltere) ve Fransa kuvvetleri bu sefer Çanakkale’yi karadan geçmeyi denediler. Anzaklar’dan, Araplar’dan, Zencilerden kimi topladılarsa getirdiler Türk Milletinin üzerine hücum ettiler ama karşılarında Kurmay Albay Mustafa Kemal’in keskin dehası yönetimindeki asil Türk Milleti vardı. Bu gün Çanakkale’de Araplar’da vardı diyenler Araplar’ın İngiliz bayrağı altında İngiliz üniforması ile Türk Askerine karşı savaştığını ve yenildiklerini de söylemeliler. Seddülbahir, Arıburnu, Sulva Koyu, Kocaçimentepe, Conkbayırı tüm cephelerde Türk Milletine yenildiler. Bu olayı Mehmet Akif Ersoy ‘’Çanakkale Destanı’’ isimli muhteşen şiirinde;
‘’Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,’’
’’Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.’’ 
’’Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,’’ 
’’Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!..’’
’’Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;’’
’’Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.’’
’’Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...’’
Şeklinde dile getirmiştir.
Emperyalist güçler dünyayı toplayıp yüklendeler etseler de Truvalılar’dan beri Türk olan Çanakkale’yi geçip İstanbul’a gidemediler. İngilizlerin bu ağır yenilgisi karşısında Hindli lider Gandi ‘’Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrıyı İngiliz sanıyordum’’ diyerek Mustafa Kemal’e hayranlığını dile getirmiş ve Hindistan’dan İngilizleri çıkartabilecekleri fikrine vararak mücadeleye başlamış ve İngilizleri Hindistan’dan çıkartmayı başarmıştır.
Çanakkale direnişi ve sonucundaki muhteşem zafer Anadolu’daki Türk Milletine de umut ve azim meşalesi olmuştur. Türk Milleti, üzerindeki yüzyılların karanlık baskısını atmış, bağımsızlık ve hürriyet azmiyle yeniden kenetlenmeye başlamıştır. Birkaç yıl sonra Osmanlı hanedanlığının basiretsizliği yüzünden işgal edilecek olan Türk topraklarındaki istiklal mücadelesinin meşalesi aslında Çanakkale’de Kurmay Albay Mustafa Kemal’in komutasında destanlar yazarken Türk Milleti tarafından yakılmıştı.
Çanakkale Zaferi, sadece Birinci Dünya Savaşının en muhteşem bir zaferi değil önce Türk milletinin Zümrüdü Anka misali küllerinden doğmasına neden olan bir zafer sonra da diğer mazlum dünya milletlerinin umut ışığı olan insanlık var oldukça unutulmayacak muhteşem bir zaferdir. Çanakkale Zaferimiz Kutlu Olsun.

‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..’’

Adil ÖZTÜRK
77
Tarihte Bugün / Ynt: 18 MART ŞEHİTLER GÜNÜ!
« Son İleti Gönderen: [Hun Türk] 14 Mart 2019, 17:28:22 »
Allah rahmet eylesin.
78
Tarihte Bugün / Ynt: 12 Mart 1921 - İstiklal Marşımızın kabulü
« Son İleti Gönderen: Üçoklu Börü Kam 12 Mart 2019, 08:21:29 »
İstiklal Marşımızın kabulünün 98. Yılı Büyük Türk Budununa uğurlu ve kutlu olsun!
"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" diyerek yaşadığımız feleketleri bir daha yaşamamamızı dileyen Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY'u ve başta Kutlu Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere bütün Milli Mücadele kahramanlarını rahmet, şükran ve saygıyla anarım.
Ruhları şad, durakları; Uçmak olsun!
TTK
79
GÜNCEL / ISLIKLAR EZAN'DAN ÖNCE BAŞLAMIŞ...
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 11 Mart 2019, 13:16:23 »
ISLIKLAR EZAN'DAN ÖNCE BAŞLAMIŞ...


["O anki çekimler incelenirse protesto başladığında Ezan okunmuyor Islıklarla protestoya başlıyorlar, Ezan sonradan okunmaya başlıyor."
Aslında, hepimiz çok iyi biliyoruz ki kimsenin asıl derdi ezan değil. Eğer dertleri Ezan olsa her gün 5 vakit okunuyor. Ezan okunurken, bu ülkede hırsızlık yapanları mı ararsın, adam dolandıranları mı, tecavüz edenleri mi ararsın, düğün dernek eğlence yapanları mı, içen, kaçan, göçen ne ararsan var, yani kısaca hayat devam ediyor.
Herkeste iyi biliyor ki yalan haber ve amaç milleti birbirine kırdırmak ve kendini dindar sanan cahillerden oy devşirmek. Dombra çalarken okunan ezanları da gördük, Ezan okunurken kendini alkışlatan ve birilerini alkışlayanları da. Ülkemizde ve Müslüman devletlerde ezan okurken hazır ola geçeni ise daha henüz görmedik.
Yani özünde Ezan; "Namaz vaktinin geldiğini bildirmek ve Müslümanları namaz kılmaya çağırmak için müezzinin yüksek sesle okuduğu sözler" değimlidir? Teknoloji olmasa o kalabalıkta, ne kimse o okunan Ezanın sesini duyardı, ne de kimse farkında olurdu.]


İzlediğim videonun açıklama metni böyle idi.


Peki, bu kadar duygusal olan insanlar, din değerlerini birkaç oy için malzeme olarak kullananlara neden tepki vermiyorlar.
Ben o an Ezan okunurken ıslık çalmaya devam eden saygısızları savunmuyorum, o saygısızları ben de kınıyorum. Dini ve Milli duygularımızı şahsi hırsları uğruna kullananlara kızdığım kadar, dine saygısızlık eden bu güruha da aynı derecede kızıyorum.
Dini duygularımızın hassası olan Ezana olan saygımız kadar da Milli duygularımızın hassası olan İstiklal marşına neden bu kadar saygı duymuyoruz ve saygısızlık edenlere aynı tepkileri göstermiyoruz. Unutmayalım ki milli bağımsızlığı olmayan toplumların dini yaşamları olamaz.
Biz Türk milleti şu an hem Masonların hem de Arap Kültür Emperyalizmi saldırısı altındayız. Zaten uzun yıllarca dibimizdeki Komünizm belası bahane edilerek İngiliz destekli Amerikan ablukasındayız.
İşin özü: 'Türk'ün Türk’ten başka dostu yok ve hızla kendi öz benliğimiz olan Türk Kültürüne dönmemiz lazım. Aksi takdirde Ece olan; Tomrisler, Aybüke’ler hızla Rabia'lara, Maide'lere dönüştürülerek Cariyeleşecekler.
''Ne Mutlu Türküm Diyene'..''


Adil ÖZTÜRK
80
GÜNCEL / İLLAKİ SİYASET
« Son İleti Gönderen: Adil ÖZTÜRK 27 Şubat 2019, 18:17:59 »
İLLAKİ SİYASET
Belediye Başkanı, Muhtar ve bunlarla çalışacak ekiplerini seçmek için sandığa gitmemize bir ay gibi bir süre kaldı ama Belediye Başkanlığına aday olanların dişe dokunur ekonomik projeler yerine Parti liderleri; ‘’Eyyy’’ diyerek başlayıp, "Bizim işimiz gönüller",  “cibilliyetsiz”, “soysuz”, “hain”, “hayatı yalan”, “iftiracı”, “müptezel”, “çukur”, güruh”, “zürriyetsiz”, “ananı da al git”, “aile nedir, çocuk nedir bilmez ki”, dinleyicilerden biri “böbreğimi satıyorum” diyerek sıkıntısını söyleyince ona söylenen “ Burası sakatatçı dükkânı değil”, “Çirkef”, “Şerefsiz”, “çapsız”, "Fetöcü", "PKK'lı" diyerek seçim çalışması yürütüyor. Milli değerlerde erezyona uğradığımızın farkına bile varamıyoruz. Bol bol 250 grm.lık çay dağıtıyoruz. Geçenlerde, Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 101. yıl dönümü kutlanırken. Oyun sonunda kurtuluş-zafer İstiklal Marşı ile taçlandırılıyor, protokol arkasında bulunan ve etraftaki halk ayakta saygı duruşuyla eşlik ediyor da 2. kez ayağa kalkmak (valilik gelen tepkilere cevap olarak "Tören başında ayağa kalktılar" demiş) protokoldeki sivil ve üniformalı davetliler ayağa kalkmıyor. Oysa ki, İstiklal Marşı okunurken el el üstünde oturup ayağa kalkmayanlar, Atatürk İstiklal mücadelesi vermese o koltukta oturamayacaktı. Irak'dan, Suriye'den, Afrika'dan ne idiğü belirsiz çapulcuları Türkiye'ye mülteci diye getirip sonrada TC. Vatandaşlığı verirsen. Onlarda asker olur, polis olur, vali olur ama Türk olmazlar. Türk Milletinin İstiklal Marşına saygı duymazlar, şehit kanı ile boyanan Türk bayrağını ayaklar altına alırlar.
Bir millet silahlı savaş yapılmadan iki şekilde yok edilir. Birincisi mankurtlaştırılarak, ikincisi melezleştirilerek. Bizler kendimizi siyasete o kadar çok kaptırdık ki,
Türk Milleti üzerinde bu iki metod günümüzde siyasal cemaatler ve mülteci bahaneli Türkiye’yi adeta işgal eden milislerce son hızla uygulanmakta bizler farkında bile değiliz, bol bol parti mitinglerinde 250 gram çay kapma ve alkış peşindeyiz.
Türk Toplumunu ayakta tutan temel değerler bir bir yıkılıyor umurumuzda değil, illaki siyaset, yeter ki partimiz kazansın.

Adil ÖZTÜRK
Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9 10