Gönderen Konu: GÖKTANRI DİNİ-ERLİK...  (Okunma sayısı 4437 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kök-Börü

  • Ziyaretçi
GÖKTANRI DİNİ-ERLİK...
« : 09 Nisan 2007, 15:43:23 »
ERLİK

Eski Türkler'in düşüncesinde,şeytan kavramının karşılığı Erklig idi.;Erk; sözcüğü, Türk
şivelerinde bugün de kullanılır ve ;kudret-güç; anlamına gelir. Erklig
kelimesindeki -lig (-lıg, -lig, -lug, -lüg) eki bir yapım eki olup, herhangi bir
özelliği kendinde bulundurma anlamı taşır ve günümüzde -li (-lı, -li, -lu, -lü)
şeklinde kullanılır. Dolayısıyla Erklig kelimesi erkli, güçlü, kudretli anlamına
gelir. Erklig'den bazen ;Erklig Kan; diye bahsedilir ki buradaki ;Kan; kelimesi,
bugün ;Han olarak kulandığımız ve kıral anlamına gelen sözcüğün eski söyleniş
biçimidir. Erklig kelimesi, güçlü-kudretli-kuvveti anlamında bir sıfat olarak
Eski Türkçe metinlerde de yer alır. Günümüz Altay Türkleri'nin açıklamasına göre
de Erlik sözcüğü (günümüz Altaylılar'ı Erklig'e, Erlik derler)
;kuvvetli-güçlü; anlamına gelir.

Erklig, yer altındaki kötü ruhlar topluluğunun başıdır. Günümüz Altay Türkleri Kara Nemeler'in
yani Kötü Ruhlar'ın başkanına Erlik, Saha (Yakut) Türkleri ise
Arsan Dolay adını verirler. Erklig'in başında bulunduğu bu kötü ruhlar
toplumu, insanlara her türlü hastalığı, her türlü kötülüğü ve ölümü getirir. Bu
kötü ruhlar, korkunç biçimli yaratıklardır. Erklig, Eski Uygurca metinlerde
Erklig Kan yani;Güçlü Han, Kudretli Han ; olarak anılır.

Adını yakınlarında bulunduğu Altın Göl'den (Abakan'da) alan Altın Köl Yazıtları'nda Erklig, şöyle anılır:

Bizni erklig adırtı(bizi erklig ayırdı)
Altın Köl Yazıtları birermezar taşı oldukları için, buradaki ifadeden Erklig'in ölümle ilgili bir varlık
olduğu ve insanları yaşamdan ayırdığı anlaşılmaktadır. Ölen kişi, Erklig Kan'ın tagtın (dağdaki ya da kuzeydeki)
makamına götürülüp Tamu'ya (cehennem) veya Uçmag'a (cennet) yollanıyordu.

Yer altı ve ölümle ilgili bir varlık olan Erklig Kan'a verilen erklig sanı, aynı zamanda
Çolpan (Venüs) yıldızına da aitti. Türkler'de Çolpan (Venüs); savaş, silah,
zırh, ordu gibi askeri kavramların ve ölüm cezasının simgesiydi. Bir Türkçe
metinde Erklig Kan, Çolpan ve yağız yer ile birlikte sayılmaktadır.

Eski Türk inancında ruhların/ruhsal varlıkların çoğu, gök ile yer arasında döndükleri için hem
göksel yüzleriyle, hem de yer altındaki yüzleriyle gözükürlerdi. Yer altında
dönmeğe başlayan göksel cisimler yani yir altınkılar (yer altındakiler), Erklig Kan ordusunu (Erklig Kan süsin)
oluşturarak kıyınçılar, ölütçiler (kıyıcılar, öldürücüler) olmaktaydılar. Bunlar, yek denilen ve kısmen
insani, kısmen de hayvani yüzlerle betimlenen kötü ruhlarla eş tutulurdu. "Yek"
ikonografisine benzeyen yarı insan yarı hayvan yüzler, Orta Asya göçebelerinin
dikili taşlarında ve maskelerinde de görülür . Bu
eserlerin Budizmden daha eski olmasından, Eski Orta Asya Türkleri'nde görülen
"Yek" ikonografisinin göçebe sanatı maskelerinden geliştiği anlaşılmaktadır.

BaşkurtTürkleri'nin Gök Tanrı'ya inandıklarını belirttikten sonra, biri ölümü yöneten
on iki ruhun varlığına inandıklarını da söyler. Bu ölümü yöneten ruh, Erklig'in
Başkurt çeşitlemesi olabilir.

Günümüz Türk boylarından şamanist inançta olanlarında Erklig inancı ve onun çeşitli versiyonları vardır.
Ama bu inançların, Eski Türkler'deki Erklig Kan ile bire bir örtüşüp
örtüşmediğini bilmiyoruz. Ancak şu söylenebilir ki, Altay ve Sibirya
Türkleri'nin dış etkiler (Budizm, Maniheizm gibi dinler, İran mitolojisi vs)
altında kalmasına bağlı olarak Erklig inancı bu topluluklarda doğal olarak
değişime uğramıştır. Minusinsk civarında yaşan Türkler Erklig Kan'a İrle
Kan - İl Kan, Buryat Moğolları Erlen Kan, Altay Türkleri de Erlik Han adını verirler. Ayrıca Yakut (Saha)
Türkleri'nin inançlarındaki Arsan Dolay'ın, Erklig Kan'ın Yakut
versiyonu olduğunu söyleyebiliriz. Yakutlar, yer altının hükümdarı olarak ifade
ettikleri Arsan Dolay'ın bir boğanın sırtında olduğunu düşünürler.

Altay mitolojisine göre Erlik,Ülgen = Gök Tanrı tarafından yaratılmıştır. Tamu'nun (=cehennem) üzerindeki bir
yerde, aşağı dünyanın dokuzuncu katında oturur. Burada demir damlı bir sarayı,
gümüşten bir tahtı vardır; sarayı kara demirdendir. Erlik, dokuz tabakadan
oluşan yer altında kara bir güneş yaratmış, bu kara güneşin ışığıyla orasını
aydınlatmıştır. Şaman dualarında Erlik, kendisinden çok korkulan bir varlık
olarak ele alınır.

Erlik, her türlü hastalığı göndererek insanlardan kurbanlar ister. İstediği kurban verilmezse musallat
olduğu oba ya da aileye ölüm ve felâket ruhlarını gönderir. Öldürdüğü kişilerin
canlarını yakalayıp yer altındaki karanlık dünyasına götürür, kendisine köle
yapar. Altaylı Türkler, özellikle hastalıkların kol gezdiği dönemlerde Erlik'ten
çok korkarlar, kurbanlar vererek onu sakinleştirmeğe çalışırlar.

Erlik sağlam gövdeli, atletik yapılı yaşlı bir varlık olarak düşünülür. Gözleri, kaşları kara renklidir. Çatal
sakalı dizlerine değin uzanmıştır. Yaban domuzunun azı dişlerine benzeyen bıyığı
kulakları üzerine yerleşmiştir. Kara ve kıvırcık saçlıdır. Çenesi tokmağa,
boynuzları ağaç köklerine benzer. Kana benzer parlak yüzlü Erlik'in, kara
demirden kılıcı ve kalkanı vardır. Bineği kara at ya da kara boğadır (belki de
öküz). Erklig Kan, Eski Uygur sanatında boğa ya da öküze binmiş olarak tasvir
edilmiştir ki bunu, Osmanlı kozmolojisindeki dünyanın öküz üstünde durduğunu
anlatan efsane ile aynı köke bağlamak mümkündür.

Erklig'in Türk halk
düşüncesindeki ve Türk sanatındaki yeri ve etkileri düşünülenin (daha doğrusu
düşünülemeyenin; çünkü bu konuda bilginlerimiz yeterli ölçüde araştırma
yapmamışlardır) ötesindedir. Aşağıdaki ''Öteki Kötü Ruhlar'' kısmında ele alınan
kötü ruhlar ya doğrudan Erlik'in taifesindendirler ya da islami niteliklere
büründürülmeğe çalışılmışlardır. Bu kötü varlıklara günümüzde özellikle Anadolu
ve Altaylar'da inanılmaktadır. Tabi ki birkaçında ad değişikliği söz konusudur
ama varlıkların işlevleri temelde aynıdır.

Erklig'in Türk sanatındaki etkileri de önemlidir. Türk sanatındaki cin ve şeytan tasvirleri, köklerini
Erlik'ten alırlar. Özellikle Uygur duvar resimlerinde görülen bu tasvirler
Topkapı Sarayı Kütüphanesi'ndeki Muhammed Siyah Kalem'in minyatürlerinde oldukça
belirgindir.

ERLİK'İN  OĞULLARI ve KIZLARI

Erlik'in dokuz oğlu, dokuz da  kızı vardır. Dokuz oğlu, adlarıyla birlikte şunlardır:
Karaş.
Mattır.
Şıngay.
Kömür Kan.
Badış Biy
Yabaş.
Temir Kan
Uçar Kan.
Kerey Kan.

Altay şamanizmine göre Erlik'in oğulları yer altına inen şamana yol gösterirler. Erlik ve oğulları için
zayıf ve hasta hayvanlar kurban edilir. Çünkü Altaylılar'ın inançlarına göre
Erlik, kötü (zayıf ve sakat) kurbanlardan hoşlanır. Erlik'e asla at kurban
edilmez. Ayrıca, Erlik'i simgeleyen şeyler ve tasvirler yapmak yasaktır. Erlik
Han'ın oğulları babaları gibi kötü değildir. Bunlar, kötü ruhlardan insanları
korurlar. Babaları için yapılan kurban törenlerinde hazır bulunurlar ve töreni
yöneten kamın Erlik Han'ın yanına gitmesine öncülük ederler. Yeryüzündeki
görevlerinden ayrı olarak Erlik'in oğulları yer altındaki gölleri, ırmakları,
denizleri yönetirler...

Erlik'in kızları, kam (=din adamı) Gök Tanrı'ya (=Ülgen'e) kurban vermek için göğe çıkarken, kamı
yataklarına çağırıp yolundan alıkoymağa çalışırlar. Kam, işini unutup Erlik'in
kızlarının cilvelerine kanarsa başka ruhlarca cezalandırılır ve Tanrı'nın
kurbanı kabul etmesi işi de tehlikeye düşer. Erlik'in kızlarından yalnızca
ikisinin adı bilinir: sekiz gözlü Kiştey Ana ile Erke Solton

ÖTEKİ KÖTÜ RUHLAR
Kötü ruhlar/varlıklar topluluğundandır.
Lohusalara eziyet eder ve Türkçe'de Albastıadı verilen lohusa
hummasına neden olur. Ateşin, güneşin, yok edici sıcaklığın timsali olan Albıs,
bebek ve küçük çocukların koruyucusu ve iyi bir varlık olan Omayın
da düşmanıdır. Albıs'ın bir çok adı vardır: Al, Al Ana, Al Karısı, Al Ruhu,
Albastı, Albın. Albıs inancı günümüzde, başta Anadolu olmak üzere Çin Seddin'den
Adriyatik denizine değin bütün Türk ellerinde oldukça yaygındır. Anadolu'da,
yeni doğum yapmış bir kadın, Al Karısı'nın kötülüğünün dokunmaması için kırk gün
yalnız bırakılmaz. Kırgız Türkleri'nde, doğum saatı yaklaşınca lohusanın evinde
toplanılır. Bir kadın ebe seçilir. Doğum zor olursa Albastı gelmiş demektir. Onu
kaçırmak için erkekler toplanır, gürültü yapar, havaya ateş ederler. ..

Çarşamba Karısı: Çarşambaları insanlara zararı dokunan kötü bir dişi varlık.

Çor: Cin. İnsandan ayrı olup onun yanında
dolaşırlar. Çor, cin demektir. Bugün bile Anadolu'da cin çarptı ya da hastalandı
yerine çor vurdu  deyimi kullanılır.

Kamos: Birtakım hastalıklara neden olur. İnsanları
boğarak öldürür. Uykuyla uyanıklık arasında olan kişiye gelir; bu durumda insan
onu hisseder ama kurtulmak için hareket edemez. Bazan iri yarı bir insan, bazan
da iki karış boyunda bir insan biçiminde olduğu düşünülür. Zaman zaman da kara
bir kediye benzetilir. Kamos inancı, Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz ve
Harput dolaylarında yaygındır. Kamos, Türkiye'nin başka yerlerinde
Karabasan olarak anılır.

Kara Koncolos: Özellikle kış aylarında yakaladığı kişilere çeşitli sorular sorar. Sorduğu soruları bilemeyenleri bir tarak ile
öldürür.

Kara Kura: Bir kedi büyüklüğündedir ve keçiye benzer. Erkekleri boğmak için üzerlerine atlar.

Kara Neme: Kötü ruhların genel adı. Kötü ruhlara Altaylı Türkler'ce Kara Neme, Saha (Yakut) Türkleri'nce Abası, Uygur Türkleri'nce de Yek'ler
 adı verilir;Ayrıca Yek sözcüğü Uygur Türkçesi'nde şeytan kavramının karşılığıdır.

Körmös'ler:Şeytanlar. Erlik'in taifesine Körmösler denilir. Körmös sözcüğü çoğul eki almadan Körmös  biçiminde
söylendiğinde Erlik'i anlatır; çoğul eki alarak Körmösler biçiminde söylendiğinde de bütün şeytanları anlatır. Körmös sözü
Körümes biçiminde de söylenir ve -değerli bilgin Bahaeddin Ögel'in tespitlerine göre-
Şeytan'ın kör olduğunu anlatır. Nitekim, günümüz Anadolu'sunda Kör şeytan
;Hay kör şeytan, sana lanet olsun biçiminde deyim ve anlatımlar kullanılmaktadır.

Altay mitolojisinde körmösler, Erlik Han'ın yardımcılarıdır. Körmesler öteki dünyada, cehennemde görevlidirler.
Ancak dünyaya çıkar, evlerin çevresinde gezer, içeri girmenin yollarını ararlar.
Eve girince de insanlara kötülük yapmağa çalışırlar. Körmesler birbirleri ile de
geçinemezler, aralarında kavga eksik olmaz. Çok da pis boğazdırlar. Babaları
gibi kötü değil, iyi olan Erlik'in oğulları insanları körmeslerden korumak için
evlerin, obaların girişlerinde gözcülük yaparlar. Bunlar körmeslerden birini
yakalayacak olurlarsa hemen cehennemde kaynamakta olan Kazırgan adlı kazanlara
atarlar. Körmesler içinde iyi olanlar da vardır ve onlar için kanlı ya da kansız
kurban verilir.

Kimi araştırmacılar Eski Türk mitolojisinin şeytani varlığı Erklig Kan ile Hint mitolojisinin şeytanı Yama
arasında bir ilişki olduğunu düşünüp, Erklig'in kökenini bu Yama'ya bağlarlar.
Ama araştırmacıların göz ardı ettikleri bir şey vardır ki bu da göçlerin
yönüdür.

Tarih boyunca göçler Orta Asya'dan Hindistan'a doğru olmuş,
Hindistan'dan Orta Asya'ya doğru bir göç vuku bulmamıştır. Dolayısıyla da
mitolojik kültür birikimleri daha çok, Orta Asya'dan güneye ve Hindistan yönüne
doğru taşınmıştır. Buna bağlı olarak da, Yama'nın Erklig Kan'ı etkidiği görüşü
yerine, Erklig'in Yama'yı etkilemiş olduğu düşüncesi daha tutarlı olmaktadır...

Çevrimdışı hun_333

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 117
  • TÜRKsen öğün,değilsen itaat et!!!
Ynt: GÖKTANRI-ERLİK...
« Yanıtla #1 : 09 Nisan 2007, 21:35:06 »
Andam aktardığın bu bilgiler Mircea Eliade'nin hangi kitabından?Ben biraz araştırdım "Şamanizm" adlı kitabından olduğunu tahmin ediyorum..Kaynağı yazarsan sevinirim oldukça ilgimi çeken şeyler yazıyor..T.T.K.

:turan:
"Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler."

Adalet Bakanı MAHMUT ESAT BOZKURT   

Tarih: 19 Eylül 1930

http://turkcutoplum.azbuz.com

Kök-Börü

  • Ziyaretçi
Ynt: GÖKTANRI DİNİ-ERLİK...
« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2007, 08:13:56 »
Andam aktardığın bu bilgiler Mircea Eliade'nin hangi kitabından?Ben biraz araştırdım "Şamanizm" adlı kitabından olduğunu tahmin ediyorum..Kaynağı yazarsan sevinirim oldukça ilgimi çeken şeyler yazıyor..T.T.K.

:turan:


Ağırlık bilgiler  Romen yazar Mircea Elidae'ın Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy(Şamanizm:Çoşku'nun Arkaik Teknikleri)adlı kitabından derlememdir...Türkçesini bulamadığım için İngilizcesinden yorumladım...

Yazar doğru tahmin...:)))

Çevrimdışı hun_333

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 117
  • TÜRKsen öğün,değilsen itaat et!!!
Ynt: GÖKTANRI DİNİ-ERLİK...
« Yanıtla #3 : 10 Nisan 2007, 16:10:42 »
 Yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim..Kitabın adını aldım, nerdeyse adını tuturuyormuşum :) umarım biryerlerde bulurum...T.T.K.
"Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler."

Adalet Bakanı MAHMUT ESAT BOZKURT   

Tarih: 19 Eylül 1930

http://turkcutoplum.azbuz.com

Kök-Börü

  • Ziyaretçi
Ynt: GÖKTANRI DİNİ-ERLİK...
« Yanıtla #4 : 10 Nisan 2007, 16:41:40 »
Yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim..Kitabın adını aldım, nerdeyse adını tuturuyormuşum :) umarım biryerlerde bulurum...T.T.K.

Anda,

Türkiyede zaten kaynak az..Yurtdışı kaynağı maalesef daha fazla!!Üzücü durum..

Yazarın Türkçeye çevrilen eseri çok ama çok az..