Gönderen Konu: Türklüğün Yarınları İçin; El Ele, Gönül Gönüle Bir ve Beraber Yürümek Gerek!  (Okunma sayısı 4903 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1915
    • https://www.hunturk.net
Bugün içinde yaşadığımız dünyada, en muhtaç olduğumuz şeye, birliğe davet ediyoruz sizleri. Türk gibi hissetmeye, Türk gibi yaşamaya ve Türk gibi çalışmaya... Birbirimizin hakkını aramaya, birbirimiz için ölmeye, tek bir kalp gibi atmaya. Hayal değil bu, yalnız senin ya da benim için değil. Adını taşıyanlar için, anan, baban, atan için.
Yarın için, birliğe davet ediyoruz sizleri.

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu


Türklüğün Yarınları İçin; El Ele, Gönül Gönüle Bir ve Beraber Yürümek Gerek!

Dikkatimi çeken bir hususu yazayım dedim. Şöyle ki:
Türkçü yayın yapan Otağlarda binlerce konu başlığı var ve bu konuların her birisi Türkçülerin bilgi donanımları için, eşsiz kıymette, bilgilerle dolu.
Kelimenin tam anlamıyla Türkçü Otağlar birer akademi ve bilgi kaynağıdır.
Nedense bize lazım olan ilmi ve akademik değerdeki konulara, kandaşlarımızın rağbeti daha az olurken, gündelik olaylar, birilerine sövüp saymalar söz konusu olduğunda başlıklar, iletiyle dolup taşıyor.
Bu noktada sorgulamak istediğim şey şu:
Her şeyden önce Türkçü; kendisini iyi yetirmiş, sokak ağızlarından ve argodan uzak, ifadelerini itina ile seçip, gerek konuşurken ve gerekse yazarken etrafındakilerin kendisine saygı duyma gereğini hissettiği, topluma yön ve şekil veren örnek ve lider vasıflı bir kişidir.
Yani, demek istediğim o ki, Türkçünün kanı gibi huyu, düşüncesi, yaşayışı, ahlakı ve karakteri de asil ve diğerlerinden üstündür.
Yaradılıştan var olan üstünlüklerimiz, kendi kişisel kazanımlarımızla, en üst düzeye çıkmalı ki talip olduğumuz ülküleri gerçekleştirebilmeli, Türk Irkını yeniden, Dünyanın efendisi kılabilmeliyiz.

Büyük davaları; büyük düşünen, büyük ruhlu ve yüksek ülkülere sahip, üstün vasıflı insanlar gerçekleştirebilir.
Sıradan insanlar; olaylar ve kişilerle, ortalama insanlar; nedenler ve niçinlerle, yüksek ülkülerin davacısı ve temsilcisi olan yüce ruhlu kişiler de; kaynak, cevher ve özle uğraşır, ilgilenir ve irdeler...


Her biriniz birbirinden değerli ve alnından öpülesi Türk yiğitleri, siz Gökbörülerin, yaradılıştan gelen cevher-i aslilerinizle talibi olduğunuz büyük Türklük Ülküsüne, Türk Birliği ve Turan'a, uygun menzil ve tavırlarla, yine bu yüce ideale uygun akıl ve zekâyla, olayların özüyle ilgilenmeniz; kişilerle, sonuçlarla değil, sebeplerle ve hatta özlerle uğraşmanız ve irdelemeniz gerekmektedir.

Başbuğ Ata'mızın " Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur." sözleri Türk ırkının büyük ruh ve ülkülerin adamı olduğunun ifadesidir.

Elbette ki içinde yaşadığımız günlerin, bizlere yaşattığı acılar ve bu acıların müsebbipleri sabrımızı taşırmış, öfkemizi kabartmış ve işi artık, ne olacaksa olsun, noktasına getirmiştir.
Evet, ben de diyorum ki, ne olacaksa olsun ve inceldiği yerden kopsun..!
Kopsun, kopmasına ama kiminle ve nasıl olacak bu koparma?
İşte bütün incelik bu sorunun cevabında yatmaktadır.

Biz hesabımızı maşalarla değil, o maşaları tutan ellerle göreceğiz.
Biz hem Türk’e sövenin ve hem de sövdürenin dilini kopartacağız.
Biz içimizdeki hain ve kahpe sürüsünün defterini dürdüğümüz gibi, bu kahpe ruhlu alçakları üzerimize musallat eden, asıl şer başlarıyla vuruşup, tepeleyeceğiz.
Tıpkı, Başbuğ Ata'mızın, yaptığı gibi...


Değerli Gökbörüler!
Durum görüldüğünden, sanıldığından çok daha elim ve vahimdir.
Başbuğumuzun “Gençliğe Hitabe” sinde büyük bir önseziyle ifade ettiği hususlar birer birer cereyan etmekte, zaman, mekân ve hadiseler Türklüğün aleyhine işlemektedir.
Hakkâri’de, Şırnak’ta, Gabar’da, Cudi’de Mehmetçiğe kurşun sıkan, şehirlerimizde otomobilleri yakıp, Türk kızlarını taciz eden, Türkün malına ve canına kasteden el, her ne kadar, kürt soysuzunun olsa da; Türklüğe bu belaları musallat eden akıl, tezgâh, plan ve proje başkalarına aittir.
Artık neyin ne, kimin kim olduğu, gün gibi, ortadadır.
Türk’ün canına, malına, milli mukaddesatına ve vatanına kasteden irade Türk’e sadece bölücü kürt azgınlığıyla saldırmamaktadır. Türk’ü inancıyla vuran irticaının beslendiği kaynak da Türk’ün canına ve vatanına kastedenleri beseleyen kaynak ve odağın ta kendisidir.

Türk’e saldıran kuduz kürt; piyondur, maşadır, bataklığın beslediği haşarattır. Zaten kürtten de, bundan öteye, bir şey olmaz.
Cumhuriyetin ilk yıllarından bu zaman dek, daha Başbuğ Atatürk uçmağa varmamışken de, Türklüğe karşı yapılan saldırılarda, irtica ve bölücülük at başı gitmektedir.
İşin perde arkasında ki gerçek şudur:
Bölücü terörü var eden, besleyen ve Türk’ün üzerine salan irade irticacı zihniyetten başkası değildir. İrticanın “ılımlı İslam”, “dinler arası diyalog” “medeniyetler buluşması” vb. adlarla kimlerin kullanılarak, kimlerce tezgâhlandığı hepimizin malumudur.
Söz konusu Türk Milletine ve devletine düşmanlık olduğunda, harici zamanlarda, asla bir ve beraber olmaları imkân dışı olan kişi, kuruluş ve zihniyetler anında birlik ve beraberlik tabloları sergilemektedir. Türklüğün düşmanı bu uzantıların tamamı aynı odaklarca beslenip organize edildiğinden; perde arkasındaki gerçek Türk düşmanı odağın isteği ve yönlendirmesiyle bu piyonlar kendi aralarındaki ayrılık ve gayrilikleri ve hatta kan davalarını bir kenara bırakıp “Türklüğe düşmanlık etme ve saldırma” ortak paydasında, orkestra uyumuyla, bir ve beraber olabilmektedir.
Buna dün da tanık olduk, bu günde olmaktayız, şayet gereken tedbirleri almazsak, yarınlarda da tanık olacağız.

Bu nedenle; sadece öfkelerimizi yatıştırmak, gazlarımızı boşaltmak türünden uğraşlarla, fazlaca vakit kaybetmeyeceğiz.

Bizim acilen yapmamız gereken asli görevimiz; birlik ve beraberlik içinde, aynı yürek ve aynı duygularla kenetlenerek, Türklüğün dünya dolusu, henüz karşımıza açıkça çıkmayan, gerçek düşmanlarıyla vuruşmak üzere hazır hale gelmektir.
Bu hazırlığın esası ileri derecede bilgi sahibi olmak, gündelik şeylerin avare ediciliğinden sıyrılıp, sanal tatminleri terk etmek ve en önemlisi de diri, canlı ve dimdik olarak, Türklüğün yıkılmaz bir kalesi gibi, dâhili ve harici düşmanlarımızın karşısına dikilmektir.

Biz bunu gerçekleştirmeye muktedir olduğumuz vakit, şimdiki yakınma ve üzüntülerimizin topundan birden kurtulabileceğiz.
İşte sır budur..!
Bu sırra sarılmak gerek…
Aksi ise, “leyleğin ömrü lak lakla geçer” hesabından, başka bir şey değildir…

Sanırım beni ve ne demek istediğimi, herkes anladı!?
Saygılarımla…
Esenlik Türkün, hakkıdır…
Esen olsun…
TTK.

Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı OnTurk209

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 138
  • Ayak bastığmız en küçük taş parçasına kadar...
Bu sağlam tespitleriniz için tebrik ediyorum. Bizler maşa olarak öne sürülen zavallılara takılıp onlara sövmekle uğraşırken perdenin arkasındakiler işi götürüyor malesef... Bir Türkçü'nün bu oyunlara gelmeyip kinini gerçek düşmanlara karşı biriktirmesi lazımdır...
GEÇMİŞLERİN GECESİNDEN IŞIK ALIRIZ...

tungatonyukuk

  • Ziyaretçi
Değerli bilge başkanım kaleminiz öyle keskin,öyle yol gösteriyor ki birileri okuyunca utanacak,Türkçülüğünün ilhamını adsl modeminden aldıkları için modemlerine sarılacaklardır.

Tüm  Türkçülere bir kez daha sesleniyorum.Gökbörü Türkçü teşkilatına gelin,görün.Sanal değil gerçek hayatta Türkçülük nasıl olurmuş görün.

Samimi Türkçülerde Gökbörü'ye katılacaklardır.Bütün Türkler bir ordu,katılmayan kaçaktır.

TTK.

Çevrimdışı AĞASAR

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 354
  • TANRI DAĞINDA, UÇMAĞA VARDI...
Değerli bilge başkanım kaleminiz öyle keskin,öyle yol gösteriyor ki birileri okuyunca utanacak,Türkçülüğünün ilhamını adsl modeminden aldıkları için modemlerine sarılacaklardır.

Bu, olmadık yerde bir iki sümüklü çapsızı tahrik etme eğilimidir Tungatonyukuk... Ki bugüne kadar fikir abazalığından başı dönen ahmaklara tek cevap dahi vermeyişimizin altında yazılan çizileni kaale almama ve fikri manada yeterli olgunluğa ve doygunluğa ulaşma yatmaktadır... Çok gördük asıp kesenleri... Dibine kadar vardıklarıma hadi buyur yazdıklarını uygula kapındayım dediğim halde klavye de kılıca dönen parmakların titrediğini de gördüm... Bu gibilere modemleriyle sağlıklı ve uzun süreli ilişki dilemekten başka seçenek bize düşmez...

Tüm  Türkçülere bir kez daha sesleniyorum.Gökbörü Türkçü teşkilatına gelin,görün.Sanal değil gerçek hayatta Türkçülük nasıl olurmuş görün.

Tüm Türkçüler derken kocaman bir parantezi açmama müsaade et lütfen...

Bırakalım seslenişi, dört yıldan bugüne bizzat ayağına gittiklerimizin, mekanımıza masamıza davet ettiklerimizin, buyrun Arkadaşlar bu taş ağır bir taştır hep beraber el atarak bu işi omuzlayalım dediklerimizin, düğününe cenazesine etkinliğine eylemine katıldıklarımızın şeceresini dökmeme gerek yok... Kezâ bizimle beraber uzun yıllardır bir arada olanlar bizzat şahittir... Neden mi bu kadar uğraş verdik?

Türklüğün menfaati için dolu yahut boş kürek çekenlere kaybettiniz demek için... Hakikatten kaybettiniz... Öyle ki 3 Mayıs'ta bizim için artık namus olan ATATÜRK'ü dünyanın gözü önünde çiğneyen soysuzlara ekmeğini yağlı paslı elleri ile alın terini silerek kazanan sıradan  bir Türk evladı, Gökbörü'nün bir ferdi olarak yaptığım konuşmayla alay eden haysiyetsiz olduğunuz için kaybettiniz!.. Siz vaktinde elinizde elmalı şeker ve lolipopla çocukluk heyecanlarınızı giderirken ben o mikrofonu imâl ediyordum!.. Ben yahut Gökbörü'nün herhangi bir ferdi her kahpeliğe gerektiği cevabı en yüksek perdeden her zaman ve her şartta çekinmeden her yerde cesurca verirken/verecekken, sizin işiniz sadece eleştirmek olacak ezileceksiniz ve biz yine kibire bürünmeyeceğiz... Herşeye rağmen onurlu duruşumuz ve ahlakımızdan milim sapmayarak her soytarılığı sizlerin cahilliğine bağışlayacak kadar üstün bir kemâle ve zekaya sahip olarak yaşayacağız...

Samimi Türkçülerde Gökbörü'ye katılacaklardır.Bütün Türkler bir ordu,katılmayan kaçaktır.

TTK.

Ülküsü'ne gönülden imân edenler elbette katılacaktır...


Değerli Başkanımız'ın ve Türkçülüğün son yıllarda bir araya getirdiği en büyük Teşkilat GÖKBÖRÜ Derneğinin her daim yanında yardımındayız... Ola ki bir gün yollar ayrılır... İşte o yol sırat'ın ta kendisidir!

Tanrı'nın esenliği üzerinize olsun!



Dolunay buğusunda zifiri göklere yazılmış Ad'ın...
İnkâra düşen geceler gibi yok saysın varlığını bütün kâinat
Varsın mavi gün her doğanda silinsin ne çıkar ?
Ay dolanır , yüz bulanır, vakit döner, tılsımlı bir âyinde söylenir Ad'ın ;

Senin Ad'ın TÜRK !...


UÇMAĞA VARDI..!
TANRI DAĞINDA...
ATSIZ ATA OTAĞINDA, ULU ATALAR HUZURUNDA DİZ VURMAKTA!

tungatonyukuk

  • Ziyaretçi
Alıntı
Değerli bilge başkanım kaleminiz öyle keskin,öyle yol gösteriyor ki birileri okuyunca utanacak,Türkçülüğünün ilhamını adsl modeminden aldıkları için modemlerine sarılacaklardır.

Bu, olmadık yerde bir iki sümüklü çapsızı tahrik etme eğilimidir Tungatonyukuk... Ki bugüne kadar fikir abazalığından başı dönen ahmaklara tek cevap dahi vermeyişimizin altında yazılan çizileni kaale almama ve fikri manada yeterli olgunluğa ve doygunluğa ulaşma yatmaktadır... Çok gördük asıp kesenleri... Dibine kadar vardıklarıma hadi buyur yazdıklarını uygula kapındayım dediğim halde klavye de kılıca dönen parmakların titrediğini de gördüm... Bu gibilere modemleriyle sağlıklı ve uzun süreli ilişki dilemekten başka seçenek bize düşmez...

Ağasar abi;

Ne tahriki,ne kaale almama meselesi.Tamamen iyi niyetli,tahrik içermeyen bir iletimdir farklı yerlere çekme.Bence sen yanlış anlamışsın.

Üzerine alınan alınsın,yine yazarım kimsede bir şey diyemez.Gökbörü'ler Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmiş,yol almıştır.Bırakında biraz övünelim,hava atalım.

 :turan:

Çevrimdışı TARDU KAĞAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 541
Tahrik olacak varsa olsun anda.Hazımsızlık çekenlere  maden suyu benden.Elbette çarı yapacağız,elbete davet edeceğiz.Gökbörü teşkilatı için,Türkçü düşüncenin tüm yurda kök salıp genişlemesi için, her Türkçüyü Ata ocağına davet edeceğiz.Bu boynumuzun borcudur.Elbette teşkilatımıza utanmaz arlanmaz karaktersiz şahsiyetleri almayacağız.Amacımız;onları adam sanıp,asfalt diye gösterdikleri tozlu ve sonu uçurum olan patika yollardan kurtarmak olacaktır.Henüz unutmuş değiliz senin alın terin ve alnı öpülesi konuşmanın arkasından kuyruk acısı ile kıvrananları...Gün gelecek hesabınıda soracağız.Unutma ki  gerçek bir dava adamı olamamış,Türkçü geçinen eski kaşarların pırlanta gibi gençlerimizi zehirlemesine fırsat bırakmayana kadar sürecek bu çalışma.

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1915
    • https://www.hunturk.net
Bu başlık altına ileti ekleyen ve ekleyecek olan değerli Gökbörüler!
İçinde bulunduğumuz vahim şartların gereği olarak kendi aramızdaki "incir çekirdeğini doldurmayacak kadar kıymetsiz" kişisel çekişmelerin davasını öne sürmekten vazgeçmeliyiz.

DAMARLARINDA TAŞIDIĞI KUTSAL TÜRK KANININ GEREĞİ OLARAK GÖNLÜNDE VE VİCDANINDA TÜRKLÜĞE VE TÜRKLÜĞÜN GELECEĞİNE DAİR EN KÜÇÜK ENDİŞE KIPIRTISI BİLE DUYAN HERKESİN:

-Türk'e alenen savaş açan ve "biz hazırız" diyerek meydan okuyan piyonlara,
-Türk Devletini ele geçirmeye çalışan ve bu doğrultuda oldukça önemli mesafeler alan, başta sarıklı kardinal olmak üzere, bilcümle irticacılara,
-Türk'ün zayıf düştüğü her dönemde birer birer ortaya çıkarak aşağılık benliklerinin ve bilinçaltlarının ezikliğini Türk'e düşmanlık etmek olarak dışa vuran etnik azınlıklara,
-Vicdanlarını(!) pazara çıkartmış işbirlikçi, namus yoksunu, satılmışlara,
-Küresel emperyalizmin taşeronluğunu yapmakla görevli, Türk'e düşman olan her girişime çanak tutup, yüreklendiren takiyyeci iktidara;
-Her iki kişiden bir tanesinin oy vermek suretiyle ihanet iktidarına destekçilik yapan mankurtlara;
-Ve bütün bunları:
"Türklüğü madden ve manen yok etme" amaçları doğrultusunda bütüncül bir projeyle yöneten, temeli haçlı zihniyetine dayalı, modern haçlılığa ve AB adlı modern haçlılığın gayr-i meşru çocuğu Pavlusçu Evangelist Siyonizmin dinamik gücü ABD'ye karşı,
-Gerektiğinde ikinci bir "Kurtuluş Savaşı Destanı" yazmak üzere;


BİR ve BERABER OLMASI YAŞAMSAL BİR ZORUNLULUKTUR.

Bizler her zaman "Türk Soyunun Gizli Gücü"ne inanmakta ve güvenmekteyiz.
Türk Milleti ve Devleti zora düştüğünde "Türk Soyunun Gizli Gücü" mutlaka zahir olmaktadır. Lakin bu gücün zahir olacağı güne hazır olmak gerekir.
Bu hazırlığın, olmazsa olmaz, şartı birlik ve beraberliktir.
O nedenlerle çeşitli sebeplerle ve nedenini bile hatırlayamadığımız; önümüzdeki düşman ve vahim tablo karşısında "incir çekirdeğini doldurmayacak kadar kıymetsiz" kalan ve çoğununda "sanalın ruhsuz ve duyguyu ifadeden yoksun" şartları nedeniyle yanlış anlamalardan kaynaklanan "yapay sorunları ve kişisel sürtüşmeleri" bir yana bırakıp "aynı iman ve ülkü" doğrultusunda kenetlenmemiz, her birimiz için, birer ödev ve hatta taşıdığımız "kanımızın üzerimize yüklediği" bir vebaldir.

Dava Türk Milletinin, Türk Devletinin ve Türklüğün onuru Cumhuriyetimizin varlık-yokluk davasıdır.
Bu denli büyük bir dava karşısında "incir çekirdeğini doldurmayacak kadar kıymetsiz" kişisel sorunları öne sürmek; Türkçü bilinç ve imanının zayıflığının göstergesinden başka bir şey değildir.
Türkçülük; kişisel emellerin tümünden, Türk Milletinin varlığı ve geleceği uğrunda, vazgeçmeyi zorunlu kılan ve "gece uyumadan", "gündüz oturmadan", Türklük için çalışarak, Ulu Atalarımızın yaptıkları gibi, yüksek feragat ve özveri isteyen bir ülküdür.
Sen-ben, siz-biz yok!
Sadece ve sadece bütün Türklerin aynı ülkü etrafında toplandığı birlik var!

Öyleyse son söz olarak diyoruz ki:
BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU!
Katılmayan; kaçaktır!

TTK.
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2026
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ben kişisel olarak liyakate çok önem vermekteyim.
Liyakat; içinde samimiyet, özveri, sadakat ve dürüstlük gibi daha nice temel değerleri barındıran hem ahlaki yetkinlik ve hem de değerler mecmudur.
Özünde liyakati taşımayan hareketler hedeflerine ulaşmaktan uzaktır.
Nitelikli topluluk ve hareketler ancak nitelikli fertlerden meydana gelmektedir ki meydana getirilen birlik ve topluluğun niteliği bir bakıma mensuplarının niteliklerinin ortalamasının yansımasıdır.
Yani sonuç matematikteki toplama işlemi gibidir.
Matematikteki toplama işlemi var olan sayısal değerlerin aynı miktarda artmasını ifade eder. 1+2+3+4+5+...=15 gibi. Burada ortalama 15/5= 3 tür.
Oysaki yine matematikte var olan çarpma işlemi toplamanın aksine kat kat artmayı ifade eder. 1x2x3x4x5x... =120 gibi. Burada ortalama 120/5=24 tür.

İşte liyakat ve liyakatsizlik böyle bir şeydir.

Ya kat be kat artar, ya da, fasit daire gibi, ne kadar yol almış görünürse görünsün, sonuçta, başladığı yere döner.

Bunun üzerinde durmak ve düşünmek gerektiğine inanmaktayım.

Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Saygılarımla...
Çağrıbey.