Gönderen Konu: ANADOLU VE İLK TÜRKLERİN İZLERİ  (Okunma sayısı 2145 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı alkanaga

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 68
ANADOLU VE İLK TÜRKLERİN İZLERİ
« : 25 Eylül 2015, 01:06:35 »
  Urfa/Göbeklitepede  eski Türklerin izlerine rastlanmıştır. UNESCO tarafından 15.04.2011 tarihinde Dünya Mirasları'na aday gösterilen göbekli tepe (http://whc.unesco.org/en/tentativelists/5612/), yaklaşık günümüzden 11.600 yıl öncesinin tarihine ışık tuttuğu düşünülmektedir (Klaus Schmidt, Göbekli Tepe – the Stone Age Sanctuaries. New results of ongoing excavations with a special focus on sculptures and high reliefs,2010). Göbeklitepe, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nce yürütülen “Güneydoğu Anadolu Tarihöhcesi Araştırmaları Projesi” kpsamında araştırılıp tespit edilmiş, 1994 yılında Heidelberg Üniversitesi’nden Klaus Schmidt tarafından bölgede bir araştırma daha yapılmıştır. Kazı çalışmalarıyla MÖ. 9000-1000 Yılları arasında olabileceği iki katman, yapılan karbon testleriyle MÖ 10.000 yıl ortalarında inşaa edildiği ve aynı binyılın sonlarında terk edildiği saptanmıştır. Fakat daha fazla  bilgiye ihtiyaç vardır  (O. Dietrich, Ç Köksal-Schmidt, J. Notroff, K. Schmidt, Establishing a Radiocarbon Sequence for Göbekli Tepe Sh.: 40). Zira Yüzey dolgusunun altında bulunan II. Tabakada bulunan D Köşeli Yapılı dikili taşların MÖ. 8000-9000 yıllarına ait   olduğu görülürken III. Tabakada bulunan Dairesel dikili taşların MÖ. 9000-1000 ait olduğu sonradan görülmüştür. Bu durum fasılalı olarak kullanıldığını göstermektedir. Ayrıca  III. Katmanda bol miktarda hayvan kemikleri ve  yabani tahıl taneleri bulunmuştur. Bu durum avcı- toplayıcı insan topluluklarının ilk tarım yapmaya başladığı zamana  ait olduğunu işaretlemektedir. Bu yönüyle insanlık tarihi içinde önemli bir dönüm noktasıdır.
Yapılan kazılar 10-12 adet dilik taşın dairesel olarak planlı dizilildiği, her biri üzerinde çeşitli hayvan kabartmalarının olduğu görülmüştür. Dikilitaşların ortalama yüksekliği II. Tabaka ‘da 3,5 metre iken III. Tabaka ‘da 1,5 metre olduğu tespit edilmiştir (Klaus Schmidt, Göbekli Tepe, 2010). Bunun yanında taş heykeller, kabartmalar ve büyük totemler bulunmuştur. Bir sanatçının elinden çıkmış gibi görünen bu eserler hayranlık uyandırmıştır ve dünyanın bilinen en eski heykelleridir. Ayrıca             burasının bazı yapılarının  günümüze kadar ulaşamasa bile bilinen en eski tapınak olduğu görülmüştür. Örneğin Stonehenge yaklaşık 4000 yaşında... Mısır'daki piramitler 4500 yaşında olmasına rağmen burası yaklaşık 12500 yaşındadır.
Bu kadar eski buluntuların en şaşırtıcı yani ise ön Türk uygarlığına ait pek çok simge ve işaretler taşımasıdır. Örneğin   bir totem yapıda doğum aşaması halinde betimlenen bir çocuk, bebek imgesi dikkat çekmektedir ve yine umay anayı ve ant kadehine ait bir  heykel bulunmuştur. Türk mitolojisinde bereketin ve doğumun simgesidir. Umay Ana doğacak çocukları belirler. Yaşam ağacının sahibidir. Umay Ana, karın bölgesinde yer alan bir bebekle birlikte canlandırılmıştır. Umay Ana'nın elinde bulunan kadeh ant kadehi (tolu) olarak bilinir ve  Türkler'de sonsuzluğu, ebedi hayatı temsil etmektedir.




Yine Göbekli tepede kırılmış bir tablette eski türklere ait bir tamga görülmüştür. Bu eski orhun yazıtlarında da kullanılan EB tamgasıdır ve  Türkler’in yaşamış olduğu her coğrafyada kullanılagelmiştir



Göbeklitepe'de bulunan tapınağının merkezi dikilitaşlarından birinde yine kün-Ay tamgasına rastlanmıştır. Bu Türklerin en önemli figürlerinden biridir.

Ayrıca Eski Türkler'de çok sık rastlanan hayvan kabartma ve heykelleri vardır.  Eski Türkler, koç taşları, kaplumbağa taşları, balık taşları adı verilen hayvan heykelleri yapmışlardır.


Göbekli tepede bulunan dikilitaş dizilişleri   şamanların öteki dünyaya yolculuklarını sembolize eden şaman labirentlerini andırmaktadır. Orta Asya da rastlanan kaya çizimleriyle çok büyük benzerlikleri vardır




Türklerde özellikle erken dönemlerde bereket, refah, güç ve kuvvet simgesi olarak kabul edilmiş olan efsanevi yaratık ejderhadır. Örneğin Türk mitolojisindeki Er-Töştük Destanı'nda yer alan Karakuş'a benzetebiliriz. Destan metnine göre Hayat Ağacında yuvası bulunan Karakuş avlanmaya gittiği zaman, her sene bir ejderha musallat olup, yavrularını yemektedir. Bu kez de aynı şey olacakken Er-Töştük ejderhayı öldürür ve yavruları kurtarır. Bu iyiliği üzerine Karakuş onu yeryüzüne indirmek üzere sırtına bindirir. Yolda kahramanın hayvana verdiği yiyecek bitince, kendi etini kesip verir. Yere indikleri zaman Karakuş bu fedakârlığı görür ve onun yaralarının iyileşmesini sağlar. Biz yine Ejderha heykelciklerini göbeklitepe’de de görmekteyiz.



Nihayetinde bu durum Türklerin çok daha evvelinde, Cilalı taş devrinin başında da dahi Anadoluda var olduğunu  ve Dünya medeniyetinde nasıl büyük bir rol oynadığını bize göstermektedir.

Kaynaklar:

Sidharth, B. G., Astronomy, chronology and geography of the Vedas, First Gobeklitepe
Symposium, Şanlıurfa, 2012.

Schmidt, K., Göbeklitepe: En Eski Tapınağı Yapanlar, İstanbul, 2006

Klaus Schmidt, Göbekli Tepe – the Stone Age Sanctuaries. New results of ongoing excavations with a special focus on sculptures and high reliefs,2010

Tarcan, H., Evrensel Uygarlıkların Köken Kültürü: Ön-Türk Uygarlığı, İstanbul, 2008

Ağasıoğlu, F., Daşbaba, Bakü, 2013.

http://ozguretli.wix.com/gobeklitepe#!Göbeklitepe-ve-ÖnTürk-Dikilitaşlarının-Karşılaştırılması/cjds/D18799A7-5F08-45E4-9DE4-9DFDCCA5B6B2   Son erişim /24.09.2015

https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6beklitepe Son erişim /24.09.2015


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN