Gönderen Konu: İslam ve Türklük meseleleri- Ateistlik ve Deistlik Türkçülüğe Uygunmudur?  (Okunma sayısı 25273 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı topuz

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 89
Gök börtecine kandaşım,

Açıklamalarınız için teşekkür ederim. Yanlış anlaşılmak sizin kusurunuz değildir. Yanlış anlamak benim kusurumdur.

Yazınızdaki son paragraf hariç, görüşlerinize tamamen katılıyor, esenlikler diliyorum.

Tanrı Türk'ü korusun!..
Kızıl Elmada Buluşalım!..

Çevrimdışı TÜRK-KAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2183
Şimdi; düşününüz, diyelim ki ben bir ateistim, (Hemen belirteyim, değilim. Bizi yaratan ve Türk'a dünyayı yönetmekle görevlendiren Ulu Yaratıcıya biat ederim. Öyle olmasaydı, her iletimin sonunda 'Tanrı Türk'ü korusun!..' demezdim zaten) peki benim ateist olmam, damarlarımda dolaşan asil kanı lekeler mi?

Bu soruya yanıt verilmesi gerekir.

 Sayın kandaşım,

 Bakın ama burada da benim belirttiğim, anlatmak istediğim derin çelişkiyi sizde aynen aktarmışsınız. Şimdi Ateist olduğunu iddia eden bir kişi, inanmadığı bir varlığa nasıl bağlı olabilir?.

 Şimdi kişinin sırf Türk Kanı taşması yeterli bir olguysa, pkk'sempatizanı, kürdofil ve dinci terör örgütlerini destekleyen devlet düşmanı Türk soylu insanlarda var. Bu mantık ile o ırkına ihanet eden şerefsizlere de hoşgörüyle bakmamız icap eder. 

 Kişi Başbuğ Atatürk'ün Manevi Kızı afet İnan Hanım'ın yazdığı Atatürk'ten Yazdıklarım adlı eserde YÜCE BAŞBUĞ'UMUZ;  MİLLETİ OLUŞTURAN ÖĞELER olarak şunları sayıyor:

- Siyasi Varlıkta Birlik
- Dil Birliği
- Yurt Birliği
- IRK VE MENŞE BİRLİĞİ (Bu Atatürk Irkçı değildir diyen sahtekarlara kapak olsun)
- Tarihi Karabet(Karabet=Yakınlık Manasında)
- Ahlaki Karabet

 Şimdi Ateizm gibi, TÜRK'ün geçmişinde en ufak bir izi dahi olmayan,  Ahlaki ve Tarihi Değerleri hiçe sayan, gericilik olarak vasıflandıran bir anlayış biçimini, Türkçülük ile bağdaştırmak hiçbir şekilde mümkün değildir. Türkiye'deki Ateistlik iddiasında bulunanların çoğuda aşırı solcu cenahtan gelmektedir.

Bir diğer mesele de, Başbuğumuzun, kesin olarak bir laiklik savunucusu olduğudur. Eğer ki başbuğumuzun yolundan ilerliyorsak, biz de laik olmak zorundayız demektir. Ki bu durumda, insanları dinlerine göre değil, ya da Tanrıya inanmalarına göre değil; fakat soylarına göre sınıflandırmamız gerekir demektir.

 Zaten burada hemfikiriz. Laiklik değişik dini inançlara saygı duymaktır. İnançsızlıklara(ateizm) değil. Aradaki nüansı iyi yakalamak gerekir. Başbuğ Atatürk Kurtuluş Savaşı'nı ateistim ama vatanseverim, milliyetçiyim diyen kişiler ile değil, TANRI'YA inanan TÜRK IRKI ile verdi. Bunu da unutmamakta fayda vardır.

 Son olarak önümüzde apaçık var olan sorunlar ve de insanlar hakkında fikir yürütebiliriz. Varlığı ile ortada olmayan, osa bile 1-2 tane yolunu şaşırmış numunelik için ne tartışmaya ne kafa yormaya değmez.

 TTK

Çevrimdışı topuz

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 89

 Son olarak önümüzde apaçık var olan sorunlar ve de insanlar hakkında fikir yürütebiliriz. Varlığı ile ortada olmayan, osa bile 1-2 tane yolunu şaşırmış numunelik için ne tartışmaya ne kafa yormaya değmez.

 TTK


İşte bu konuda sizinle aynı fikirdeyim; sanırım meleklerin cinsiyetini tartışmaya açmışım. Diğer görüşlerinizi ise, biraz daha kafamda tartacağım.

Esen kalın

Tanrı Türk'ü korusun!..
Kızıl Elmada Buluşalım!..

Çevrimdışı AKINCI

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 11
Öncelikle tüm kandaşlarıma esenlikler diliyorum. Bu uzun tartışmaya izin verirseniz bir ucundan da ben katılmak istiyorum.

Otağ Yöneticimiz Temir Yalıg Bey bir deistten Türkçü olamayacağını söylemiş. İzninizle ben buna katılmayacağım ve yine yöneticimizin kendi satırları içinden cevap vereceğim.





Çağrıbey kandaşım , biraz kavram karmaşasına yol açabilecek bir ileti sizinkisi.Zirâ ateistten Türkçü olamayacağı gibi sonradan sonradan icad edilen bir kavrama tâbi olan deistler de Türkçü olamazlar.Hülasa, Pierre Viret ismindeki ecnebi, 'deist ' tabirini ilk kez Instruction Chrestienne adlı eserinde kullanmıştır.Peki nedir bu deist zırvası?

Öncelikle bir fransız deistlik tabirini tarif etti diye bu ona ait bir yaklaşım olamaz. Yerçekimi kanunu tarif edilene kadar yokmuydu? Elbet vardı. Deistlikde vardı. Sadece bu bahsettiğiniz zat bir tarif yapıp ad koydu. Olanı isimlendirdi.

-"Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş, neden tanrıcılık." manasına gelir.

Biz Türkler gerek tarih öncesi prehistorik çağlarda gerekse yazının icad edilmesiyle başlayan tarihi çağlarda her daim Tanrı'ya inanmış ve bir âhlaki bütünselliğe tâbi olmuş bir milletiz.Atalarımız gerek savaşlarında gerekse iç mücadelelerinde hep Tanrı'nın ismini zikretmişler ve güçlerini Tanrı'dan almışlardır.Türklerin ilk çıkış noktası olan Orta Asya'ya baktığımızda atalarımızın ekseriyetle Tek Tanrı(Gök Tanrı) inancına sahip olduklarını görmekteyiz.Kabaca bir ifadeyle Türk Dini;İçerisinde şamani unsurlar ekseriyetle bulunan,Türk gelenek,görenek,kültürleri ve Atalar Kültü'nden oluşan Tek Tanrı inancına dayalı bir inanç sistemidir.

Kesinlikle doğru bir alıntı ve doğru bir tarif. Tartışma götürmez. Ama şu ana kadar Türklerin deist olduğunu söylediniz sadece. Yani Gök Tanrıcılıkta bir yaratıcı olduğunu, bunun bir inanç sistemi olduğunu anlattınız. İnanç sistemi diyerek dinden bahsetmediniz ve çok bilimsel bir yaklaşım sergilediniz. Gerçekten de Gök Tanrıcılık bir inanç sistemidir. din adamları, ritüelleri vardır. Ama din olabilmesi için en önemli parçası, yani BİR TANRI ELÇİSİ, BİR PEYGAMBERİ yoktur. Arada ruhlar vardır. Bu ruhlarla bağlantı kurmaya çalışan din adamları vardır. Ama bir elçi yoktur. Bu da Gök Tanrıcılığı direk olarak deist yapar.

-Deizme tekrar gelelim.Evet,deizmde Tek Tanrı'ya inanılır.Ancak;deist felsefe doğaüstü olayları ,destanları ,ilâhi-geleneksel töreye bağlı hukuku,kutsal metinleri  ve ahlaki öğeleri tümden reddeder.[/color]


İşte burada bir yanılgı söz konusu. Eğer Tanrı varsa zaten doğaüstüdür. Bu yüzden deizm doğaüstülüğü reddetmez. Destanlar toplumun bilinci ile ilgilidir. Tanrıdan gelen herhangi şeyler değildir. Bu nedenle deizm tarafından reddi yine söz konusu değildir. Deizm sizin de daha önce belirttiğiniz gibi sadece bir yaratıcının olduğunu ama DİNİN olmadığını söyler. Bir inanç sistemini yani sosyolojik olayları irdelemez.Tanrıyı kabul ettiği için ilahi-geleneksel toplum olaylarına değinmez. Zira bu konu ile ilgilenmez. Töreler ise toplum hukukunu oluşturur. Bunun da din ile ilgisi olmadığı için yine deizm konusu içinde yorumu yoktur. Kutsal metinleri reddetme meselesinde ise, Tanrıdan gelme bir kutsal metinden bahsediyorsanız bu konuda haklısınız. Ama bildiğiniz gibi dinsel metinler PEYGAMBERLERE verilir. Bunu kabul etmediği için böyle bir metini reddeder. Toplumun kabullerinden bahsediyorsanız ilgilenmez. Ahlaki ögeler meselesine gelince; bunun bu konu ve deizmle zaten ilgisi yoktur. Ahlak toplumsal bir olaydır. Toplumsal ahlakı da töreler, gelenekler, örfler ve yaşam şekilleri belirler.

BİZLER TÜRKÇÜYÜZ-TURANCIYIZ.EVET BU BAĞLAMDA MUHAFAZAKARIZ VE GELENEKÇİYİZ.GÜCÜMÜZÜ TANRI'DAN,TANRI'NIN İLÂHİ GÜCÜNDEN VE GELENEK-TÖREYE BAĞLI HUKUKUMUZDAN ALIYORUZ.BU BAĞLAMDA TANRITANIMAZLIĞI(ATEİZM) VE İLAHİ GÜÇLERİ,TÖREYİ,KUTSALİYETİ REDDEDEN,TANRI'NIN DÜNYAYI TARATIP BAŞIBOŞ BIRAKTIĞINA İNANAN SAFSATACI DEİSTLERİ KABUL ETMİYORUZ.BİR TÜRKÇÜ ATEİST VE DEİST OLAMAZ. [/color]

Türkçülüğümüz ve Turancılığımız konusunda sizinle aynı çizgideyiz. Gücümüzü Tanrıdan, tanrının ilahi gücünden, gelenek-töreden aldığımız konusunda da hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde aynı görüşü paylaşıyoruz. Ancak; az öncede belirttiğim gibi, deizm kutsal bir tanrıya inandığı için kutsallığı reddetmez.İlahi güçleri de reddetmez. Zaten bir yaratıcıdan bahsediyor. Yaratmak ilahi güçtür. O zaman nasıl reddedebilir. TÖRE yi ise hiçbir şekilde reddetmez. Çünkü TÖRE toplumsaldır. DİNSEL değil. Bu nedenle de safsata demeniz biraz ağır kaçmış görünüyor. Sanırım buradaki kavram kargaşanız din ile toplum olaylarını birbirine bağlamanızdan gelmekte.

Bu konuda net olarak konması gereken şeyi bir kez daha vurgulayalım.

-Deizm de yaratıcı vardır. Bu nedenle kutsallık vardır.
-Deizmde din yoktur. Bu nedenle bir elçi, peygamber olamaz. Yaratacak kadar büyük bir gücün insanlarla temas etmek için bir başka insan-elçiye ihtiyacı olamaz. Bir 
  insanın zayıflıklarının altında eğilip bükülemez ve bir mesajı varsa bunu kendi istediği şekilde verir.
-Deizm bir toplum bilim olayı değildir. Bu nedenle toplumla ilgili gelenek-görenek-töre-adet gibi kavramlarla da ilgilenmez.

BİR TÜRKÇÜ'NÜN DEİST OLAMAYACAĞININ İSPATI DA ŞUDUR;
-Bilindiği gibi Türk Devlet geleneği Kut inancına dayalı bir yapıya sahiptir.Bu yapıya göre Tanrı,Türkler arasındaki kuvvetli ve dirayetli olan bir kişioğluna 'Kut' yetkisini verir ve bu kişiyi ululardı.Bu kişi de buna müteakiben Tanrı'dan kut adlığı için KAGAN olurdu.[/color]

Burada da ciddi bir yanılgı söz konusu. Aslında tariflediğiniz şey deizmin ta kendisidir. Kut alan bir sürü KAGAN vardır. Dinde ise bir tane PEYGAMBER vardır. Tanrı insanlara sadece bu elçisi üzerinden ulaşır. Ama deizmde Tanrı istediği ile istediği gibi haberleşebilir. Bir elçiye ihtiyaç duymaz.

Bunu Türklerin Yaratılış Destanında da bulabilirsiniz. Birkaç paragraf ekleyip bakalım dilerseniz;

"Her şeyden önce su vardır. Yer , gök , ay ve güneş yoktu. İlah Kara Han ( Kayra Han ) ile insan vardı. Her ikisi de birer kara kaz seklinde , suyun üstünde uçuyorlardı. Kara Han hiç bir şey düşünmüyordu. O sırada insan rüzgârı icât edip suyu dalgalandırdı, Kara Hanin yüzüne su sıçrattı. Bunu yapınca da kendisinin ilahlardan daha güçlü olduğunu sandı, daha yüksekte uçmak istedi. Ama uçamadı ve suya düşüp dibe doğru dalmağa başladı. Neredeyse boğulacaktı; "Bana yardim et!" diye bağırıp Kara Handan yardim istedi.

Kara Han: izin verdi ve insan su yüzüne boğulmadan çıktı."


"Ulu kişi doğrulayıp Kara Han’ın huzuruna çıktı. Kara Han’ın: "nereden geliyorsun?" diye sorması üzerine Ulu kişi: "Erlikçin adamlarının gökyüzünde oturması, buna karşılık bizim iyi insanlarımızın yer yüzünde yorgun argın yasamaları ağınma gitti, bu çok kötü bir durum diyerek Erlikçin yandaşlarım yere indirmek göklerini basına yıkmak için Erlik'le savaş etmek istedim. Fakat gücüm yetmedi, o beni kaçırdı" diye üzgün ve ağlamaklı cevap verdi.

 Kara Han üzülmemesini söyledi. "Erlik'e benden başka kimsenin gücü yetmez" dedi. "Erlikçin gücü senden fazladır. Ama bir gün gelecek senin gücün Erlikçin gücünden daha üstün olacak..."Bu söz üzerine Ulu Kişi’nin yüreği "ferahladı rahat rahat uyudu.Bir gün geldi Ulu kişi o gün güçleneceğini hissetti."


"Kara Han erkeği yakalayıp onun da yüzüne tükürdü, o da bir kus olup uçtu, adına Yaldan Kuşu dediler.Bütün bunlardan sonra Kara Han, insanlara: "Ben size mal verdim, as verdim; yer yüzünde iyi, güzel, temiz ne varsa verdim, yardımcınız oldum, siz de iyilik yapınız. Ben göklerime çekileceğim, belki bir daha dönmeyeceğim." dedi. Arkasından yardımcı ruhlarına: "Gün Asan, sen, içki içip aklini yitirenleri; körpecik çocukları, kısrak yavrularını inek buzağılarını koru, onlara kötülük gelmesin. Sağlığında iyilik yapmış olanların ruhlarını yanına al, intihar edenlerinkini alma. "

Bu misalleri daha da uzatabilirim. Ama gördüğünüz gibi Kara Han (Tanrı) insanları ile direk konuşuyor. Arada bir elçi kullanmıyor. Yani deistliğin ruhuna son derece uygun metinlerden bahsediyoruz.

Bir Türkçü her şeyden evvel,Türk devlet geleneğine tâbi olmak,saygılı olmak durumundadır.Türklerde Tanrı inancı ve Tanrı'nın dünya işlerine ekseriyetle müdahale ettiği dini inanç sistemi bulunduğu halde bugün Deistten de Türkçü olur gibi bir ifade kullanma lüksüne kimse sahip değildir.Filhâkika, Yolbaşcımız Bilge Atsız Ata da yazılarında bu konuya birçok kez değinmiştir.Türkçüler laiktir âmenna...Ancak ve ancak Türkçüler aynı zamanda gelenekçidirler de.Din ve inanç elbette Tanrı ile insan arasındadır.Ancak Türkçülük ülküsü,milli değerler bağlamında muhafazakar gelenekçi bir hüviyettedir.Türkçülerin cemiyetine tâbi olan bir insan da bu gelenekçi yapının amentüsü olmuş olan bazı geleneksel ve ilâhi değerlere de tabi olmak zorundadır.
 [/color]

Türk devlet geleneğine sahip olmak dediğiniz zaman buna inanmak ve bağlanmak zorundasınız. Gelenekleri töreleri yıllar ve şartlar oluşturmuştur. Ama Gök Tanrıcılığın deistlik olduğunu ve peygamber-din içermediğini de kabullenmek zorundasınız. Gelenek-görenek-töre gibi toplumsal olaylar ile dini de birbirine karıştırmamak çok önemlidir. Bu nedenle ben şunu çok rahat söyleyebiliyorum. ATEİSTTEN Türkçü olamaz sadece Türk olur. Ama deistten Türkçü olur, çünkü Gök Tanrıcılık deist bir inanç sistemidir.

Son olarak da deizmi reddedip, Türkçülükten bahsedip sonra da "amentü" den bahsetmek biraz ağır kaçmadı mı?





Çevrimdışı Afsar Beyi

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 146
öncelikle sitede yeni oldugmu söyleyeyimki yargısız infaza kurban gitmeyeyim
hiç bir Türk Milliyetçisi ve ülküçüsü Türklüğü savunan bir kişiye düşman gözüyle bakamaz .ülküçüleri yerden yere vurmuşsunuz arkadaşlar çahil, kabadayı geçinen,yüzük takan,tesbih sallayan ,hayatında kitap okumamış ve buna benzer bircok yersiz yakıştırmalar. birkaç bölüm okudum sizin ne yapmaya çalıstıgınızı ,amacınızın ne olduğunu kestiremedim, Türkün Türkten başka dostu yoktur bu tüm ülkücülerin savundugu en temel fikirlerden biridir. burada onları dışlamakla bir yere varamazsınız böyle yapmakla sayınız bir elin parmaklarını gecemez .hepimizin hedefi TURAN ama böyle biribirimizi dışlamakla nasıl gerçeklestireceğiz. birleşmemiz gerekirken gün gectikçe daha da bölünüyoruz hedefimiz bölünerekmi gercek olacak bölünerekmi bir bayrak altında toplanacağız ,düşmanları güldürmekten başka birşey yapmıyoruz Atalarımızın kemiklerini sızlatıyoruz, hepimizin hedefi aynı ama yolları farklı bu da ne yazıkki hepimizin boşa kürek çektiğinin göstergesidir.
bir arkadaş demişki ateistliği savunabiliriz bunu engelleyecek bir kural yokmuş bu arkadaş hangi kurallara göre yaşıyor bilmiyorum ama benim atam diğer milletler put denen taşa,ota çöpe taparken TEK TANRI İNANÇINI yaşıyordu, bence o arkadaşada bişeyler söyleyin hemen atın yasaklayın aranızda işi yok çünkü o da ülkücüler gibi cahil kitap falan okumuyor anlaşılan
aslında konuşulacak cok şey var ama neye nerden başlayacağız tek eksiğimiz zaten bu aramızda diyalog yok kimse kimseye tahammül edemiyor ve gördüğüm kadarıyla hemen engelleniyor ben bu OTAĞI kötülemek için yazmıyorum bu her forumda aynı .arkadaşlar bir dakika bile zaman kaybına tahammülümüz olmaması gerekirken Urumçi,Kerkük ,Turan illerinin çoğu yangının içindeyse bizim burda böyle anlamsız kavgalarla boşa harcayacak zamanımız olmamalı
TANRI TÜRKÜ KORUSUN O ZATEN YÜCE

Yeni olduğunuzu görülüyor. Otağı yeteri kadar okumadığınızda belli oluyor. Ama yargısız infaz suçlaması ile karşı karşıya kalmamamız için biriki şey söyleyelim...

Bazı arkadaşlarımızın ülkücü camiaya, ya da buradaki deyimiyle sentezcilere bazen çok acımasızca vurdukları doğru. Ama haklılık paylarının olup olmadığına da bakmak lazım.

Üçoklu Börü Andamızın çok sevdiğim bir deyişi vardır. "Göz kendini göremez". 

Belliki o camianın içerisinde varsınız ya da vardınız. Bu nedenle kendiniz göz olmuşsunuz ve kendinizi görememişsiniz.
Sizce buradaki Türk Soycularının kökenleri nedir? Türk solu denen güruh değil elbetteki. Bazıları direk varoluşunu burada bulsada, çoğu sizin bahsettiğiniz camiadan küsüp, "ben ne yapıyorum, burada ne işim var" deyip bu saflara geçenlerdir.

"Bu saflara" dedim dikkat ederseniz. Çünkü bu saflar ülkücü dediğiniz kişilerin safları ile aynı değildir. Ülkücü dediğiniz kişilerin safları pek çok ümmetçi ile, pek çok gayrı Türk ile aynı sırada duruyor maalesef. Afyonlanmış, adına milliyetçilik dedikleri, ama içinde dinin ve gayrı Türklerin ne aradığını sorgulamadıkları bir garip saf. Tabiki onların arasında Türk Anadan, Türk Babadan olma, içleri ve dışları düzgün Türk soylular var. Ama onlar eninde sonunda burada bulunan andalarımızın sordukları soruyu kendilerine soruyorlar ve bu saflara geçiyorlar. Bizim sözlerimiz bu insanlara değildir. Bizim sözlerimiz bu Türk Soyluları böyle bir ortama mahkum edenleredir. Burada eleştirdiğiniz ifadelerin kimler tarafından yansıtıldığına ve neden dumanın ateş olan yerden çıktığına dikkatli bakın.

Türkün Türkten başka dostu yok demişsiniz. Ben size  bu cümleyi şöyle değiştirerek tekrar söyleyeyim. Türkün, Türk olduğunu bilen Türklerden başka dostu yoktur. Türk soyundan gelip Türk olduğunu unutmuş bir sürü ingiliz mandacısı, amerikan mandacısı oldu. Ama verdikleri zararlar düşmanın verdiği zarardan çok daha yüksek oldu. İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış nice Türk var, ama içleri Türk değil.

Bu nedenle burada Türklük bilincine sahip insanlar var ve ülkücülerle birleşelim, şunlarla birleşelim gibi bir gaye gütmüyorlar. Bu nedenle de kendilerine ülkücü diyen ama ülkülerini kaybetmiş insanlardan hoşlanmıyorlar. Onlarla bırak Turana gitmeyi, eve bile gidilemeyeceğini, çünkü onların yolunun Turan olmadığını biliyorlar. Onların Turanında ümmetçilik, kürt ve çerkez kardeşliği var.

Özetlersek; burada saf, süzülmüş ve Türklükten başka gayeleri olmayan, bu vatan için yalandan değil, gerçekten can vermeye hazır insanlar toplanmış durumda. Saflıklarını ve saflarını bozmaya da hiç niyetleri yok. Yalandan kardeşlik masallarına da karınları tok. Bu nedenle de size tavsiyem buraya gelip hemen eleştiriye geçmeden önce biraz okuyunuz eski iletileri ve konuları. Okumuyorlar eleştirilerinin de muhatabı olmaktan kurtulursunuz böylece. Burada kalıcı olabilmenizin yolu da buradan geçiyor.

Esenlikler Dilerim

Afşar Beyi
sü:kä tılıkang bugukgu tuktang (savaşa çıkın, Buguk'u tutun!)

Çevrimdışı Atsiz

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 22
Her neye inanırsa inansın ya da inanmasın bana göre bu, kişinin kendi bileceği bir iştir. Benim için önemli olan karşımdaki kişinin TÜRK kanı taşıması, TÜRK soyundan gelmesi ve TÜRKLÜK için yaşayıp öl(dür)mesidir. Eğer bizler kendimize bir inanış biçimini şart koşarsak geçmiste yaşanan hatalardan (ümmetcilik) öteye gidemeyiz. Kinimiz dinimizdir ve dinimizin gereklerini yerine getiririz.

Mengü Tengri Türk Budununa Kut Versin

Çevrimdışı Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2024
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!

Her neye inanırsa inansın ya da inanmasın bana göre bu, kişinin kendi bileceği bir iştir.


Atsız Anda'nın bu tanımı çok geniş, muğlak ve ateizm gibi insan doğasına uymayan inanca bile geçit verebildiğinden şahsen ben kendisine katılmıyorum.
Çünkü insan doğasına aykırı olan Tanrı Tanımazlığı (ateizmi) reddediyor, bu anlayışın Türkçülükle uzaktan ya da yakından alakası olmadığına inanıyorum.

Madem konu deizm ve ateizme geldi öyleyse, bu kavramların genel anlamlarına bakmak gerekiyor.

DEİZM :Vahiy ya da bir kilise öğretisi aracılığıyla edinilmiş her türlü dinsel bilgiye karşı çıkan buna karşılık belirli bir dinsel bilgi bütününü herkesin doğuştan taşıdığını ya da us yoluyla elde edebileceğini savunan görüşe denir. Deizm, Tanrılık gücünün sadece yaratma işlemiyle sınırlandığını ve bir kez yaratıldıktan sonra dünyanın hiçbir işine karışmadığını diğer bir deyişle dünyayı yönetmediğini belirtir.
(Kaynak : S.Hayri BOLAY Felsefi Doktrinler Sözlüğü)

TANRI TANIMAZLIK(Ateizm) :Allah'ın varlığını yani âlemde derûnî, haricî ve üstün bir sebebi inkâr eden felsefî meslek.
Ateizm bir sistem değil, fakat pozitif birtakım prensiplerin doğrudan neticesi olarak bir inkârdır. Allah'ı, ruhu, hayatı inkâr ederken, âlemin tesadüfün bir takım kombinezonları ile meydana geldiğini kabul ve iddia eder. Tabiat olaylarının izahında hiç bir illet (neden) tanımaz. Ateizmin mücadelesi dine, dindara, yüksek inançlara karşıdır.
Ateizmin felsefî temeli ontolojik materyalizmdir. Âlemde tek ve değişmez varlığı kabul eder. Bu varlık içkin bir varlıktır. Panteizm de ateist bir anlayış sayılabilir, bu bakımdan. İlkçağ Yunan düşüncesinden itibaren pek çok ateist düşünür gelmiştir. Ateizm, Rönesans'tan bu yana gelişen tabiat ilimleriyle ziyadesiyle kuvvetlenmiş, müsbet ilmin gelişmelerinden büyük destek sağlamıştır. XVIII. asrın ansiklopedist materyalistleri, XIX. asrın materyalist ve pozitivistleri, biyolojistleri hatta Hegel gibi mutlak idealist filozoflar ateist sayılırlar. Geçen asırda bilhassa Feurbach ile daha da gelişen bu anlayış, en çok Marksizm’in işine yaramıştır. Feurbach, “insanın kendisini büyütmesi ile Tanrı olmuştur, diye o Tanrı ölmüştür.” formülü ile kiliseye karşı bir isyanı temsil eder. Kaynağı da, maddecilik ve Tabiatçılıktır. Marksist ateizm çok mütecaviz olduğu için her türlü inancın yıkılmasında militan bir rol oynar. İlmî ve teknolojik ateizm ahlâkî değerleri, bilhassa cinsî ahlakın dayandığı değerleri yıkmayı hedef alır. Günümüzde Marksizmi çeşitli maddeci anlayışlarla en çok destekleyen ateist varoluşçuluktur ki en büyük temsilcisi ve memleketimizde en çok tanınanı J. Paul Sartre ve Heidegger'dir. Bunlar Tann'nın varlığını kategorik olarak inkâr eden dogmatik ateistlerdir. Bir de Tanrının varlığı problemini çözülemez olarak gören agnostik ateistler vardır. Semantik ateizme göre aynı problem, mânâları yok etmektedir. Dil üzerine yeni polemikler açan bu ateizmi daha çok strüktüralizm temsil etmektedir. Freud ve Durkheim de ateist sayılır. Ateistlik veya en azından dine lâkaydîlik, Tanzimat'tan başlayarak ve gelişen bir tempo ile münevverimizin mümeyyiz vasfı haline gelmiş, bir moda salgını gibi yaygınlaşmıştır.
(Kaynak : S.Hayri BOLAY Felsefi Doktrinler Sözlüğü)

TANRI DÜŞMANLIĞI (Din ve Tanrı Düşmanlığı): 1789'dan sonra doğan cereyanlardan biri olup Prudhon'la başlar. Dine düşmanlığı esas alır, dine hücum edilmelidir, felsefe dinle mücadele etmelidir; der. Feurbach, Marksist ve Leninistler, Nietzsche, Sartre ve Hartmann bu fikre kısmen veya tamamen iştirak ederek dine karşı mücadele açmışlardır.
(Kaynak : S.Hayri BOLAY Felsefi Doktrinler Sözlüğü)

Verilen bu tanımlarda ateizm, felsefi anlamıyla bile, Türk'ün ve Türkçülüğün değerlerini reddettiğinden ateist biri, kan olarak Türk olsa bile, bırakın diğer inanaç sistemlerini ve dinleri, Türk'ün inançlarını da kabul etmemektedir.
Özetle ateistlik, insan doğasına aykırı, bir sapkınlıktır.

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana...

Saygılarımla.

Çağrıbey




 

Çevrimdışı Mete Saltuk

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 147
İslamiyet'i kabul edip yaşıyor olmakla "Araplaşma"yı birbirine karıştıranlar ne yazık ki Türklük'lerini de unutuyorlar,İslamiyet'i de..Bazı otağlarda Türkçü geçinen propagandacılar da İslamlaşmak ile "Araplaşma"yı karıştıranları baz alarak,onları kanıt göstererek Türkçülük adı altında İslamiyet'e sataşıp onu lekelemeye kalkışıyorlar...

Değerli Kardeşlerim

Bu konu deistlik ve ateistlik üzerine tartışılıyor şu an. Ben gerek deistlik, gerekse ateistlik üzerine bilgi sahibi olmadığım için yorum yapmayacağım. Konunun özüne dönersek, yukarıdaki alıntının sahibi GÖK BÖRTECİNE kardeşimin yorumuna katılıyorum. Otağımızda bulunan bir çok kardeşimiz, (haklı olsalar da) farklı çizgilerde gezinen kişilere olan kızgınlıkları sonucu, dinimi, peygamberimi de olayın içine katarak, öylesine laflar ediyorlar ki; bazen otağımızın laiklik kuralını eziyor, dolayısıyla da şahsımı üzüyorlar. Sizlerden ricam bu konuda daha dikkatli olmanız şeklindedir.

Otağımızda bulunan kardeşlerimizin inandığı bir din olduğuna göre, şüphesiz ki; bu dinler arasında İslamiyette vardır ve bu dine mensup kişilere karşı da otağımızın laiklik kuralı işlemelidir. Saygılarımla

Çevrimdışı TiginNoyan

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 549
  • Inançu Apa Yargan Tarkan Köl Tigin
    • Steppe History Forum
Bilgilendirmeler için teşekkür ederiz.

bir arkadaş demişki ateistliği savunabiliriz bunu engelleyecek bir kural yokmuş bu arkadaş hangi kurallara göre yaşıyor bilmiyorum ama benim atam diğer milletler put denen taşa,ota çöpe taparken TEK TANRI İNANÇINI yaşıyordu, bence o arkadaşada bişeyler söyleyin hemen atın yasaklayın aranızda işi yok çünkü o da ülkücüler gibi cahil kitap falan okumuyor anlaşılan

Benim hakkımda böyle atıp tutma hakkını kim size verdi? Bu durumda ben de sizin atılmanızı önereceğim. Gerçi saygıdeğer andalarımın hiçbirisi burada bana yapılan saldırıyı görmemiş sanırım. Neyse.

Toplantımızda dinle ilgili bir konuşma yapılmıştı ve ben de Türkçülerin dînî serbesti içinde oldukları karârına varıldığını hatırlıyorum. Amma velâkin, sanırım Sayın Afşar Beyi büyüğümüzün dediği "deist" sözünü ben o sırada "ateist" olarak algılamışım. Sonuçta biz de insanız, belki duyma sorunu çekiyor olabiliriz, belki o anda duyamamışımdır, bunu bilip bilmeden ne atıp tutuyorsunuz?


Türük Oguz begleri bodun eşid: üze teŋri basmasar asra yir telinmeser Türük Bodun iliŋin törügün kim artatı utaçı erti? Türük Bodun ertin, ökün!

Çevrimdışı Temir Yalıg

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 184
  • TÜRK'ÜM BAŞKA ÜNVAN İSTEMEM
Gök Börtecine kandaşa verdiğim yanıt, sanırım yeni bir tartışmayı başlattı; "Türkçü adam, ateist olabilir mi? yoksa Olamaz mı?"

İsterseniz söz konusu andaya verdiğim yanıtı tekrar gözden geçirelim:
İslamiyet'i kabul edip yaşıyor olmakla "Araplaşma"yı birbirine karıştıranlar ne yazık ki Türklük'lerini de unutuyorlar,İslamiyet'i de..
Yazık,çok yazık...


Gök Börtüçine kandaşım, kimler Türklüklerini ve islamlıklarını unutuyor? Türkçülük bir soy birliğidir. İslamcılık ise bir ümmet birliğidir. Bir Türkçü müslüman da olabilir, ateist de, Kam da...

Bu onun kişisel tercihidir. ancak İslamlaşmak demek, ümmetleşmek demektir ki, benim elin arabıyla, kırosuyla, ya da malezyalısıyla bir alakam yoktur. ben onları sırf müslümanlar diye kendime kardeş olarak görmem. çünkü adı üstünde, kardeş, yani karındaş olmak demek bir soy birliğini gösterir.

Siz müslüman mısınız, yoksa değil misiniz? Bu beni ilgilendirmiyor. her türlü seçiminizi takdirle karşılarım, ancak islamcıysanız, ki bu ümmetçi olduğunuz anlamına gelir, bu otağdaki fikirlerle yollarınız ayrılır demektir.

Şunu da unutmayın; "Türk - İslamcıyım" diyenler, aslında ümmetçidirler ki, bunlara rahatlıkla arap milliyetçisi diyebiliriz. Tıpkı bu tartışmayı açarak, içindeki arap zihniyetini açığa çıkaran, ve daha sonra da "ŞUTLANAN" ramazan - 60 adlı kişi gibi...

Tanrı Türk'ü korusun!..

Daha sonra, Türk Kan ve Temir Yalığ kandaşlarımız, ateist Türkçü olamayacağını belirtmişler. Bu değerli iki kandaşımızın fikirlerine katılmıyorum.

Şimdi; düşününüz, diyelim ki ben bir ateistim, (Hemen belirteyim, değilim. Bizi yaratan ve Türk'a dünyayı yönetmekle görevlendiren Ulu Yaratıcıya biat ederim. Öyle olmasaydı, her iletimin sonunda 'Tanrı Türk'ü korusun!..' demezdim zaten) peki benim ateist olmam, damarlarımda dolaşan asil kanı lekeler mi?

Bu soruya yanıt verilmesi gerekir.

Bir diğer mesele de, Başbuğumuzun, kesin olarak bir laiklik savunucusu olduğudur. Eğer ki başbuğumuzun yolundan ilerliyorsak, biz de laik olmak zorundayız demektir. Ki bu durumda, insanları dinlerine göre değil, ya da Tanrıya inanmalarına göre değil; fakat soylarına göre sınıflandırmamız gerekir demektir.

Son olarak, Türk Kan kandaşım;

Ateist bir Türkçü görmedim.
   

Demiş...

Açık söyleyeyim; ben de görmedim. Ancak bir gün görürsem, bu durumda, kendi soydaşımı da dışlamam.

Sayın Topuz;

Sizin benim görüşüme katılıp katılmamanınız mühim değildir.Ama mühim olan bir nokta vardır ki o da Türkçülüğün bazı doğal kanunlarıdır.Türk,gücünü Tanrı'dan alır.Atalarımız Tanrı'ya inanmışlardır.Biz de inanıyoruz ve diyoruz ki ateizm gibi bir sapkınlığı savunanlar Türkçü olamazlar.Bu açık ve net.Bunun laiklikle falan da bir ilgisi yok.Laiğiz diye Tanrıtanımazları hoş görecek değiliz.Bu başlıkta yazdığım ilk iletinin bilgisel ve mantıksal açıdan gayet doyurucu olduğuna inanıyorum.Tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim.Türkçülüğün doğal kanunları vardır ve bu kanunlar kolay kolay bozulamaz.Selam ile..
TÜRK IRKI SAĞOLSUN!