İMHA PLANI

İMHA PLANI

ARŞİV: İlk yayım ~~ 2005

İsviçre macerasından sonra belli oldu ki artık Annan plânı demek imha plânı demek. Bu bir sürek avıdır. Bütün haklarımızı teker teker kurşuna dizecekler. İlk kurşun Avrupa mahkemelerinden gelecek. Pamuk ipliğine bağlı sözde deregasyonlar birincil hukuk haline getirilemediği için Rumların kuzeye dönüşüne ve eski mallarına sahip çıkmasına ilişkin sözde kısıtlamalar Avrupa mahkemeleri tarafından teker teker iptal edilecek.

Ondan sonrası fırtına. Ondan sonrası göç, işsizlik, çadır hayatına talim, eğer gelirse kızılay yardımlarına yeniden muhtaç olma, 19 Temmuz 1974 tarihine dönüş.

Oyunun son perdesi 24 Nisan tarihinde sahneye konacak. Bu da ya hep ya hiç demektir, ya herru ya merru, olmak ya da olmamak.

Ankara'daki AK Parti iktidarı Kıbrıs Türk halkına karşı tarihin yazmadığı bir ihanet icra etmiş, bizi feci şekilde aldatmış bulunmaktadır. Olmazsa olmazlarımız var dediler, hiçbiri olmadı. Deregasyonlar birincil hukuk olacak, aksi halde bu iş biter dediler, gerçekten de bitirdiler, fakat olmazsa olmazları kabul ettirerek değil, teslim olarak bitirdiler. Abdullah Gül'ün dünkü sözleri hâlâ kulaklarımda çınlamakta:


-Deregasyonlar birincil hukuk olmadığı takdirde hiçbir şey olmaz, birkaç sene içinde bozulacak, ortadan kaldırılacak bir anlaşmayı niye yapalım ki? İsviçre'de bütün tükürdüklerini yaladılar ve yaptılar. Şimdi teslim olmayı zafer diye sunuyorlar.

Karen Fogg'cu basının alkışları göklere tırmanmakta. Teslim işlemi, bayram şenliğine dönüştürüldü. Erdogan ve Gül şimdi referandumdan evet çıkarma kavgasında.

Teslim törenini bize yaptırmak, bize imza attırmak istiyorlar.

Kıbrıs Türk'üne söyledikleri şudur: -Gelin, cenazenizi kendiniz kaldırın. Cesedimizi de bize taşıtacaklar.

Sonra Erdogan ve Gül Türk milletinin karşısına çıkıp şunu söyleyecekler:

-Biz ne yapalım ki, Kıbrıs Türkleri işte kabul etti. Bu ihanetin tarih içindeki lekesini bizim alnımıza sürme hesabı içindeler.

Onlar sütten çıkmış ak kaşık olacak, biz de kendi kendini satmıs bir halk. AK Parti iktidarının son numarası bu. Bizi hem satışa çıkardılar, hem satıcı olarak görünmek niyetinde degiller. Biz, kendi kendimizi satmış olacağız.

* * *

Artık Annan plânı denen rezilligi tartışmanın, yani ayrıntıya girmenin gereği kalmadı. Madem ki deregasyon yok, birincil hukuk yok, plânda ne yazarsa yazsın, artık beş para etmez.

Yarın yerinde kalacagı belli olmayan bir hakkı hak saymak mümkün mü? Üstelik plânın son şekli bile tam bir teslimiyet manzarası. Sadece göz boyama türünden bazı kozmotik ve pamuk ipligine bağlı değişiklikler yapılmış.

Bize verilmiş gibi gösterilen bazı sözde hakların ömrü ancak Agustos böceginin ömrü kadar. Agustos böcegi Mayıs sonunda ötmeye başlar, Agustos sonlarında bir kuru dalda son nefesini verir. Annan plânı bize Agustos böcegi kadar ömür biçmekte.

İnanıyorum ki bu mücadeleci halk sandıktan kocaman bir HAYIR çıkaracaktır. O zaman önümüzde yeni ufuklar açılacak, masamıza yeni ve daha uygun plânlar konacaktır. Birinci Annan plânına direnmeseydik besinci Annan plânı çıkar mıydı?

Plânı şimdiye kadar hep yönetsel düzeyde reddettik. Bunu bir de halk oyu ile pekistirdigimiz takdirde dünya bu halkın teslim olmayacagını anlamak ve ona gore vaziyet almak zorunda kalacaktır.

Evet demek intihardır. Hayır'dan başka seçenegimiz yoktur. Ben yanılırsam ve evet çıkarsa, o zaman kıyamet gününe hazır olun. Demediydim demeyesiniz.


Fuat VEZİROĞLU


1296-251

Konuyla ilgili başlıklar