Gönderen Konu: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!  (Okunma sayısı 12672 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Yüzbaşı Sançar

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 225
Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Yanıtla #30 : 04 Haziran 2021, 05:59:23 »
Atatürk millî birliğimizin ortak paydasıdır.

Ayasofya'nın mimberinden ürüyen Mustafa Demirkan adlı kuduza ve sahiplerine verilecek en güzel yanıtı Sayın Devlet BAHÇELİ Beyefendi vermiştir.


Pontus artıkları hep birbirine benziyor.
Sıfatına tükürdüğümün sıfatsızı geberik püsküllü Kadirin ikizi gibi.



Ayasofya Camiinde Atatürk'e kâfir diyen İmam Mustafa Demirkan Rize Güneysulu (Potamya) tescilli bir pontus eniğidir.

-Kurtuluş Savaşı  yıllarında 13 kasım 1918 de İşgal kuvvetlerinin işgaliyle birlikte Rize bölgesindeki Rum'lar isyan ettiler ve Rize merkezli RUMPONTUS hükümdarlığı kurarak bağımsızlık ilan ettier.
13 kasım 1918 den 15 aralık 1925 yılına kadar bağımsız devlet olarak yaşadılar.
1925 Yılına kadar da kendi kendilerini yönettiler. Devlete vergiyi kestiler, OSMANLI’ya askere gitmeme kararı aldılar.
POTAMYA denilen bölge de buraya dahildi.
-1923 de Ülke işgalden kurtulduktan sonra ATATÜRK’ün emriyle HAMİDİYE savaş gemisi 15 aralık 1925 tarihinde denizden buraları bombaladı, karadan da TÜRK ordusu tarafından kuşatıldı ve RUMPONTUS hükümdarlığı yıkıldı.
İstiklal mahkemesi kuruldu ve pek çok isyancı asıldı, sürgün edildi..
Çok meşhur şu sözlerde o zamandan kalmadır. "Atma Hamidiye atma. Vergü da verecüük, askerlük da edecüük, şapka da giyecüük."

Bu tarihi gelişmenin tabii sonucu olarak Bizans Pontus Rumlarının “POTAMYA” adını verdiği bölgenin adı Türkleştirme hareketi sonrası adı GÜNEYSU oldu.

-Osmanlı Arşiv araştırmacısı ve uzman Muhammed Safi’nin Osmanlı Arşivinde bulunan 1850 tarihli Rize Tahrir-i Öşür defteri bu konuda ayrıntılı bilgiler vermektedir.
Osmanlı yönetimine bağlı memurlar acil askeri ihtiyaçlardan dolayı Rize köylerini dolaşarak mahalle ve köylerde hanelere uğrayarak isimleri deftere yazdılar.

Aynı defter içinde O zamanki adı POTAMYA nın “Karye-i Pulihoz Kaluharaf” köyü başlığı altında yazılanlar günümüzde Güneysu ilçesi Dumankaya köyünde yaşayanlardır.
Bu köyün 1800 yıllarında tamamı hıristiyan iken 1900 lü yılların başında köyün inanç durumu yarısı Müslüman yarısı Hıristiyandı.
İmam Mustafa Demirkan da bu köydendir.
Bu Kazanın nüfus yapısı genelde hırıstiyan ve Yahudidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'da Güneysuludur ve memleketini ziyarete gittiğinde hemşehrileri;
POTAMYAYA HOŞ GELDİN!
Pankartı açmışlardı.
Atalarımızın dediği gibi, kandır çeker.

Tanrı Türkü ve Türk yurtlarını korusun!
Yüzbaşı Sançar Uçmağa varalı on üç yüz yıldan çok oldu. Onun düştüğü meçhul yerde, ay ışıklı yaz gecelerinde hâlâ ıztıraplı kahkahalar ve şeref ilahileri işitilir. Bu ilahiler rüzgârın çıkardığı sestir. Onu herkes işitir. Fakat o ıztıraplı kahkahaları herkes duyamaz. Onun yankılarını uzak, yakın ellerden, ancak içinde Tanrı Dağı’nın odu yanan gönüller sezer. Bu ıztıraplı kahkahalar Yüzbaşı Sançar’ın soyu, onun düştüğü yerde zafer töreni yapıncaya kadar yıllarca, belki yüzyıllarca sürüp gidecek…

Çevrimdışı Yüzbaşı Sançar

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 225
Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Yanıtla #31 : 04 Haziran 2021, 06:20:45 »
Günümüzde Türküm demeyi günah sayan ve hatta daha da ileri giderek, tarih boyunca Türklüğe ve İslamlığa karşı savaş veren haçlı kalıntılarının söylemlerine ortak olan sözde din insanlarının aşağılamalarını ve hatta hakaretlerini mankurtluk düzleminde ibretle dinlemekteyiz.
Sadece dinlemekteyiz ve susmaktayız.
Acı gerçek ki, susturulmuş durumdayız.
Mankurt robot, bizler dilsiz, kör ve sağırız…!

Geleceği kendi zamanından bakarak gören ve ikiyüzlü din tacirlerinin hilekârlığını ilan eden, gerçek Müslüman Türk fikir insanı merhum Prof. Dr. Erol Güngör, İslamcı söylemi maske olarak kullanan dincilere ilişkin bu durumu şöyle açıklıyor;

Alıntı

Bu manada İslamcılık şimdiye kadar hep hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur.
Bunların maksadı İslam ülkeleri arasında birlik sağlamaktan ziyade kendi yaşadıkları ülkede milliyetçi politikayı nötralize etmektir.
Bu azınlıklar ayrılıkçı bir politika takip edecek kadar kalabalık ve güçlü olduklarını hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açıklamaktan hiç geri kalmazlar; böyle bir güce erişemedikleri müddetçe İslâm davasının şampiyonu olarak görünürler.

 
Prof. Dr. Erol GÜNGÖR - İslâmın Bugünkü Meseleleri - 1979


Yukarıda, cennetmekan Erol GÜNGÖR'den alıntı yaptığım bölümde, sözü edilen süreç, tıkır tıkır işleyerek, Türklüğe karşı, aleniyetle, etnik kökenli milliyetçiliklerin ilan edilmesi safhasına gelmiştir.

İyi uykular, Türk Milleti...
Hep duyageldiğimiz OĞUZ UYKUSU buymuş, demek ki!

Tanrı Türkü ve Türk yurtlarını korusun!
Yüzbaşı Sançar Uçmağa varalı on üç yüz yıldan çok oldu. Onun düştüğü meçhul yerde, ay ışıklı yaz gecelerinde hâlâ ıztıraplı kahkahalar ve şeref ilahileri işitilir. Bu ilahiler rüzgârın çıkardığı sestir. Onu herkes işitir. Fakat o ıztıraplı kahkahaları herkes duyamaz. Onun yankılarını uzak, yakın ellerden, ancak içinde Tanrı Dağı’nın odu yanan gönüller sezer. Bu ıztıraplı kahkahalar Yüzbaşı Sançar’ın soyu, onun düştüğü yerde zafer töreni yapıncaya kadar yıllarca, belki yüzyıllarca sürüp gidecek…

Çevrimdışı Fatih

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 384
  • Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir
Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Yanıtla #32 : 04 Haziran 2021, 15:58:12 »
Atatürk'e iftira Türk milletine iftiradır!
Atatürk'e hakaret Türk milletine hakarettir!


Atatürk'e dil uzatan zındıklar Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u dinlesin.

Milli şairimiz Mehmet Akif, 15 Ekim 1920 Cuma günü, Çankırı’nın en büyük camisi olan ve halk arasında “Büyük Cami” olarak bilinen, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1558’de yaptırdığı Ulu camiinde bir vaaz vermiştir.
Buyurun okuyalım da  kim dine hizmet etmiş görelim.

Alıntı

Muhterem Müslümanlar!
Aziz Çankırılılar!
Allah’a hamd u senalar olsun.
Aylardan beri Cuma namazını kılmak fırsatını Çankırı’da buldum.
İstanbul ve civarında kılamadım.
Çünkü, o yörelerde kâfirlerin bayrağı dalgalanıyordu. O bayrağın altında kâfirin kölesi idik.
Rabbü’l-âlemin Müslümanlara köleliği haram kılmıştır.
Kölenin, Cuma namazı kabul değildir.
Hürriyetinizi kazanacak, sonra Cuma’ya koşacaksınız.
Kâfirin bayrağı altında halifelik de kuru bir sözden ibarettir.

Halifelik İslam bayrağı altında olur.
Yoksa halife de bir köledir.
Allah’ın reddettiği bir haleftir.
Öyleyse, Müslüman için evvela hürriyet, sonra ibadet!

Aziz Çankırılılar!
Kâfirlerin köleliğini kabul etmeyip, hürriyet için cihad açan Mustafa Kemal Paşa etrafında toplanınız ve ülkemizi yakıp yıkan, hamile kadınların karınlarını deşen, hiçbir günahı olmayan çocuklarımızı süngüleyip havada dolaştıran, kız ve kadınlarımızın namuslarına tecavüz eden Yunan ordusunu ve onları destekleyen kafirleri kovmadıkça ve eli kolu bağlı yörelerimizde İslam’ın bayrağını dalgalandırmadıkça sizlerin de ameli noksan kalır, ibadeti makbul olamaz!

Köleliği kaldıran, ona cihad açan Kuvva-yı Milliye ordusuna katılınız.

Cennetin kapısı daima şehitlere ve gazilere açıktır. Her iki cihanda da Allah’ın makbul kulları şehitler ve gazilerdir.

Mehmet Akif ERSOY
(15 Ekim 1920 / Çankırı)



Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY Bey'in bu hutbesi başta diyanet işleri başkanlığını işgal eden zat olmak üzere, boynu altında kalasıca Boynukalın, Mustafa Demirkan denen pontus artığı ve bilcumle siyasal İslamcı Türk düşmanlarına kapak olsun!
Son söz Neyzen Tevfik Üstatdan gelsin!

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...


Kök Tenğri'nin esenliği bütün Türklerin üzerinedir!

Çevrimdışı Yüzbaşı Sançar

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 225
Ynt: SOYSUZLUK VE NAMUSSUZLUKTA SINIR TANIMAYAN ÇUKURLAR!
« Yanıtla #33 : 05 Haziran 2021, 16:16:26 »
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'e atfen "zalim ve kafir" diyen imam Mustafa Demirkan'la ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Uzmanı Bünyamin Okumuş'tan açıklama geldi.

Alıntı

Atatürk bizim börkümüzdür, birliğimizdir, simgemizdir.
Ona laf yok, baş giderse börk gider.
Allah muhafaza, bir daha da geri gelmez.
Atatürk’e tahammülsüzlük Türkiye’ye tahammülsüzlüktür.
Atatürk alerjisinin gerekçesini nasıl okumalıyız?
Gizli FET֒cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir.
Vaazları ile milli birliğimizi yaralamaya hiç kimse cüret etmemelidir.

Atatürk’e dil uzatanlar daha iyi Müslüman olduklarını mı sanıyorlar?
Ey kendini bilmez akılsızlar!
Atatürkümüzden ne istiyorsunuz?
O tarih sahnesine çıkmasaydı, Türklüğün kıvancı, İslam’ın bekçisi olmasaydı doğdunuz zaman kulağınıza ezan mı okunur yoksa bir kilisede vaftiz mi olurdunuz?



Neyse ki, sayıları az da olsa, hâlâ bu memlekette insaf ve vicdan sahibi gerçek din adamları var.
Atatürk'e hayasızca sözler söyleyenler, bu sözleriyle bırakın Atatürk'ü itibarsızlaştırmayı, bilakis milli vicdanda daha da kuvvetli yer edip, gönüllerdeki Atatürk sevgisi ve minnet duygusu artmaktadır.

Tanrı Türkü ve Türk yurtlarını korusun!
Yüzbaşı Sançar Uçmağa varalı on üç yüz yıldan çok oldu. Onun düştüğü meçhul yerde, ay ışıklı yaz gecelerinde hâlâ ıztıraplı kahkahalar ve şeref ilahileri işitilir. Bu ilahiler rüzgârın çıkardığı sestir. Onu herkes işitir. Fakat o ıztıraplı kahkahaları herkes duyamaz. Onun yankılarını uzak, yakın ellerden, ancak içinde Tanrı Dağı’nın odu yanan gönüller sezer. Bu ıztıraplı kahkahalar Yüzbaşı Sançar’ın soyu, onun düştüğü yerde zafer töreni yapıncaya kadar yıllarca, belki yüzyıllarca sürüp gidecek…