Gönderen Konu: Hakan İlhan KURT  (Okunma sayısı 24212 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1999
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: Hakan İlhan KURT
« Yanıtla #30 : 01 Mayıs 2011, 18:58:32 »
Hakan İlhan KURT (KURTBALA) Bey'in affına sığınarak, kendisine ait, çok beğendiğim ve her okuduğumda da gözyaşı döktüğüm aşağıda ki eserini paylaşmak istedim.

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana...

Saygılarımla.

Çağrıbey


Yüz Min Gılınc Boynum Vursa Ölmek Nedir Bilmerem

Su seni
Su göğertmiş, süseni
Geçme nâmert köprüsünden
Koy aparsın, su seni



-Altınköprü Türkmen Katliamı-


28 Mart günü iftar öncesi, Altunköprü'de oturan ve panik sırasında Kerkük'ten, Tavuk ve Tuzhurmatu'dan kaçarak kente sığınan Türkmenlerden, çocuk, genç ve yaşlı demeden topladıkları tam 102 kişiyi alıp götürdüler. Kutsal ay sadist insanlar tarafından karartılmış; ağlayışlarıyla yürekleri dağlayan analar oruçlarını gözlerinden damlayıp ağızlarına tuzlu sular gibi akan gözyaşlarıyla açmışlardı!

Oruçlu günler bitip, bayram gelmişti ama bu bayram gerçekten bayram olacak mıydı? Olmadı... Sevinç içinde yaşanması gereken Ramazan Bayramı acılarla, kederlerle geçti. Ve bayramdan 15 gün sonra

Dibis Kasabası yakınlarında Kayabaşı diye anılan bir yer vardı ve oradaki bir çukurluktan kokular yükseliyordu. Bunu duyan Altunköprülü Türkmenler merak ve endişe içinde Kayabaşına ulaşınca o korkunç manzarayla karşılaştılar: Kurşuna dizilerek şehit edilen tam 102 cansız beden üst üste yığılmış halde orada duruyordu!

Altunköprülü Türkmenler, şehitlerini alarak beldelerine götürdüler ve Selahi Semtinde bulunan şehre hâkim bir tepeye defnettiler. Altunköprü Şehitliğinde o günden beri her seher tam 102 gül açıyor ve 102 bülbül ilahiler söylüyor.  


Hayy dolanda barkım içre tünü boydan yaranda
Güller ağar yagtı yagtı bölmek nedir bilmerem
Yağız erler sülün gızlar meşk oduna varanda
Goca goca daş bağlaram gülmek nedir bilmerem
Yüz min gılınc boynum vursa ölmek nedir bilmerem

Kan döşümde alov saldım meydan meydan serildim
Yüğrük atlar gem gıranda bir yay kimin gerildim
Gader dedim bunlu başla takvimlere verildim
Kör feleğin pek usunu çelmek nedir bilmerem
Yüz min gılınc boynum vursa ölmek nedir bilmerem

Göğçek Tanrım kudret verdi pusatıma zağ verdi
Kor göğsüme gönül verdi her dem yanar dağ verdi
Uğrak verdi uğraş verdi parıl parıl çağ verdi
Men giderem menden gayrı gelmek nedir bilmerem
Yüz min gılınc boynum vursa ölmek nedir bilmerem

Hars ocağım gırk bismillah eşiğimde tuğumdur
Gün ötesi atalardan vakur cengim yuğumdur
Şakağım ki cahil akla yumruk yumruk boğumdur
Hoyrat huyum alın yazım silmek nedir bilmerem
Yüz min gılınc boynum vursa ölmek nedir bilmerem

Kurt özümde nara saldım Bala tahtım eyleye
Harda Türk'ün yüreğidir kavi dosta peyleye
Secde vakti diz çökende el dizinde söyleye
Doksan dokuz ad zikrinde bilmek nedir bilmerem
Yüz min gılınc boynum vursa ölmek nedir bilmerem

4 Aralık 2006 // T A R S U S

Hakan İlhan Kurt

Çevrimdışı KURTBALA

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 16
Ynt: Hakan İlhan KURT
« Yanıtla #31 : 07 Mayıs 2011, 13:45:51 »
İl-Teriş Kutlug’un ve İl-Bilge Katun’un yoluklandığı
Er kişi Köl Tigin’in Göktanrı izniyle soluklandığıdır:



Göktanrı buyruğu soluk bulunca
Gözleri od sarar bakır alası
Güneşten söz yürür çeliğe tunca
Kalkar göğe Türk’ün eğri palası
Günlenir çakallar boğan balası


Er doğar erince Bilge Katun’dan
Aşina toyundan kara bodundan
Tanrının izniyle Kutlug Tudun’dan
Al kanına aldan alev kalası
Dağca gövdeleri yığan balası


At sürüp bozkıra çayır çimene
Vuruş meydanında uluğ kömene
Alaca yeminli dokuz tümene
Büyüyüp de gürce nârâ salası
Gökten gün yerden ün sağan balası


Delişmen çağında kılıncı oynak
Issı gök avlakta pençesi caynak
Şahlananda birden bir çifte toynak
Ak göğsü yelede rüzgâr dolası
Akşahan atmaca doğan balası


Yedi gökte gönü gökle yunuğa
Ölüm karasında yüzü donuğa
Tanrı yolu bilip gelen konuğa
Abakan huyları bolca olası
Al Albız üstüne çağan balası


Er kişide hayat başa vurulur
Köklü ağaç gibi yaşa vurulur
Betikçi tutulur taşa vurulur
Ey felek döşüne kara çalası
Acunu yurt tutan kağan balası


Hakan İlhan Kurt

(Not: 'Köl Tigin Ünlemesi' adlı destan çalışmasından bir bölümdür.)

Çevrimdışı o.öcal

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 556
  • TANRI DAĞINDA, UÇMAĞA VARDI...
Ynt: Hakan İlhan KURT
« Yanıtla #32 : 24 Haziran 2011, 01:24:33 »
Bu şiirleri kıskanmamak elde mi. Varolasın Sayın İlhan Kurt Kandaşım.

UÇMAĞA VARDI..!
TANRI DAĞINDA...
ATSIZ ATA OTAĞINDA, ULU ATALAR HUZURUNDA DİZ VURMAKTA!

Çevrimdışı KURTBALA

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 16
Ynt: Hakan İlhan KURT
« Yanıtla #33 : 19 Ağustos 2011, 20:36:56 »
KÖL TİGİN ÜNLEMESİ adlı destan çalışmasından bir bölümdür. (Destan, Köl Tigin'in hayatını konu edinir.)


Gök Ordu’nun, On-Tutuk başlı, beş tümenlik Çin Ordusu’nu görmeleri,
Beş tümenlik Çin Ordusuyla Iduk Baş göğsünde savaşa girmeleridir:



Öncüler öncüledi, doludizgin Ordos’u;
Yol üstünde öncülük, üç beş yağı gördüler.
Baktılar; ileride, beş tümen Çin Ordusu,
Salık vermek üzere gerice at sürdüler.
Tezce soluk soluğa Ayguçı’ya vardılar.


Dediler: ‘Ey Ayguçı! Öncüsü, gerisi var;
Kın sarkıtan beş tümen, sapsarı çerisi var.
Başlarında başlıca gem tutan birisi var.
Öncüler ki bizleri, görür görmez durdular;
Kaçmak için atların sağrısına vurdular.’



‘Onu tanırım’ dedi, Ayguçı söz bitirdi.
Duyduğu salıkları kağanına yetirdi:
‘On-Tutuk derler ona; ordusunu getirdi!
Yolumuzun üstüne kara kazan kurdular;
Kıl tutmayan döşleri, karşımıza serdiler!’



Kağan dedi: ‘Dikelsin, tuğlarım saçak saçak;
Bir elden ala-paça, giyilsin baçman baçak!’

Gök kılıçlı al toklu delişmen, yiğit, koçak
Alaçıktan yükselen sese kulak verdiler;
Ardından kanat açıp, bir hizaya girdiler.


Çinli nice eyler ki, solucan hödük başta;
Külek yele tutar mı, küllenmiş bedük başta?
Ordular karşılaştı, gövermiş Iduk Baş’ta
Zağlı kargı diktiler, kırılmaz yay gerdiler;
Kılıç kalkan sesiyle çayır çimen yardılar.


Kapgan Kağan ünledi: ‘Kargılayın, oklayın!
On-Tutuk başlısının yüreğini yoklayın!
Baş eğmeyen başlının başlısını haklayın!
Bilesiniz atamız nice zaman hürdüler;
Bunlar ki, yurdumuzu atlaslayıp dürdüler!’



Buyruk yağdıran kağan, bitirince sözünü
Bulut bulut ok ağdı, masmavi gökyüzünü.
Al kana boyayınca, meydanın en düzünü
Gök Ordu’nun erleri, kalanları sardılar.
Vuruşanı övdüler, kaçanları yerdiler.


Bilge Ayguçı dedi: ‘Taş betikler, sır tutmaz;
İl emziren toprağı, kıraç tutmaz, kır tutmaz.
Zaman demir eritir, bir şölenlik yır tutmaz.
Taşa vurun, işleyin: - On-Tutuk’u yordular,
Iduk Baş’ın göğsünde, Çinlileri kırdılar.’



Hakan İlhan Kurt

Çevrimdışı azakoğlu

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 33
Ynt: Hakan İlhan KURT
« Yanıtla #34 : 27 Şubat 2014, 17:28:27 »
Bu enfes şiirlere tesadüfen rastlayarak foruma üye oldum.Ben de bana ait olmayan beğendiğim şiirleri paylaşacağım.İlgi alanlarım edebiyat ve tarih
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN!
TÜRK ZATEN YÜCE!