Gönderen Konu: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!  (Okunma sayısı 61615 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2005
    • https://www.hunturk.net
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #50 : 16 Nisan 2015, 23:10:01 »


İrtica Siyasal İslamcılığın Temel İdeolojisidir.

Bireysel ahlak ve bireysel dindarlık, ahlaka dayanır.
Hukuk alanı ahlaktan daha dar olduğu için, uygulama ile sınırlı bir dindarlık, yüzeysel bir dinselliği anlatır.
Ahlak alanı, yalın, geniş, doğrudan ve içtendir.
Denetim mekanizması bireyde başlar; toplumda şekillenir.
Ancak toplumun denetimi, bireyin kendi kendini denetlemesi kadar yaptırım gücüne erişemez.
Çünkü ahlaksal erdemlilik, bireyin iç dünyasında Tanrı ile kurduğu doğrudan ve mahrem ilişkiyle şekillenir.
Kanıtı ve tanımı olmaz.
Doğal ve hacimsizdir.
Simge ve sembollerle temsil edilmez.
İslam dini, dindarlığı ahlaklılığa bağlar.
Bir kimsenin iyi ahlaka ya da kötü ahlaka sahip olması, ya da dindar olup olmamasının görünür ve tüketilebilir hiçbir ölçüsü yoktur.
Dindarlık ve ahlaklılık, ölçüye ve simgeye sığmaz.
Bunlara ölçü ve simge uygulamaya kalkmak, ahlakı hukukla sınırlandırmaktan başka bir şey değildir.
Siyasal İslamcılık, sürekli değişen siyasi ve ekonomik çıkarlara uygun düşecek “fıkıh dini”ni amaçlamaktadır.
İslam dinindeki temel bireysel ve toplumsal ahlak ilkeleri, bu değişen ve sonu gelmez çıkarlara ket vuracağı için, siyasi manevralara denk düşen  bir “ değiştirilen din” in egemenliğine tabi kılınmalı ki, emperyalizmle işbirliğini kolaylaştıran cemaat aktörleri toplum gözünde meşruiyet bulabilsin. 
Bu nedenle siyasal çıkarlara hizmet eden din ile bireysel ahlakı ön gören din arasında derin çatlaklar oluşur.
Aradaki sahici farkın giderilip kitlelerin kandırılarak sömürülmesi “dinen bir hikmete” bağlanmış olur.
Böylece bireysel ve toplumsal ahlak çökerken, siyasal ve ekonomik çıkara dayalı dincilik, güç ve iktidar sayesinde bir süre ayakta kalmayı başarır. 
Oysa tam bu noktada yeni postmodern bir irtica ile karşı karşıyayız demektir.
Ancak bu irticanın tanımı, gerçek dindarları değil, dincilerin sömürgeci ideolojilerini vurguladığı ölçüde anlamını bulacaktır.     
Cemaat ve tarikatlar, böylece emperyalizmin silahsız kuvveti olan Siyasal İslamcılığın altyapısını hazırlamış olmaktadır.
Bence irtica, şu şekilde yeniden tanımlandığında, hem gerçek dindarların siyasi çıkarlardan uzak bireysel yaşam felsefelerini içine almamış olacak, hem de dindeki ahlaksal duyarlılıkla hiçbir ilgisi bulunmayan siyasal dinciliği tanımlayacaktır.

Tanım şöyle olmalıdır:

Alıntı yapılan: Şahin FİLİZ
Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, bu devletin kurucu iradesi olan Atatürk ilke ve inkılâplarına, egemen ve büyük toplum olan Türk milletine, onun ahlakı, maneviyatı ve değerlerine (bayrak, vatan, din ve kültürel değerler vs.), hangi gerekçeyle olursa olsun, varlığına ve istikbaline yönelik bölücü, yıkıcı, tehdit ve tahrip edici iç ya da dış kaynaklı her türlü dini, siyasi, kültürel ve ekonomik örgütlü düşünce ve faaliyetlere irtica adı verilmelidir.

İrtica siyasal İslamcılığın temel ideolojisidir.

Prof. Dr. Şahin FİLİZ

Bu çok önemli akademik yazının yazarı Sayın Prof. Dr. Şahin FİLİZ Bey'e şükranlarımızı  sunarız.
Yazının tamamı İçin: gazete2023 sayfasını ziyaret ediniz.

TTK.
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı gam66

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 18
  • Türkiye'den Türkistan'a; Türkistan'dan TURAN'A!!!
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #51 : 05 Haziran 2015, 16:49:56 »
Yunanistan'da yayınlanan bir gazetede yer alan RTE karikatürü.
Bizim için utanılası bir durum ama olan-biteni ne kadar da net anlatıyor, değil mi?
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

% 100 TÜRK

Çevrimdışı alkanaga

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 68
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #52 : 06 Eylül 2015, 13:35:12 »
Siyasal İslam= İnsanları Din ile avutup oy devşirme = İnsanları düşünmekten yoksun bırakıp zombileştirme = Belli kişilerin veya sülalelerin saltanatı...
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN

Çevrimdışı alkanaga

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 68
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #53 : 17 Eylül 2015, 00:47:38 »
Siyasal islam cehaletten  beslenir. Araştıran, kuşku duyan insanlar konulara daha objektif olarak bakabilmektedirler.
Bilimsel yenilikler  de tarih boyunca bazı tutuculukları da yanında getirmiş ve kuşkuyla karşılanmıştır. Örneğin Newtoon'un çalışmaları, principia'nın yayınlanmasından yarım yüzyıl sonra bile tam olarak benimsenmiş değildi.

Kısaca yeni ortaya çıkan bilimsel doğrular, karşıt görüşleri savunan insanları hemen ikna edip aydınlatamaz. Genellikle karşıt görüşü savunan kişiler birer birer ölüp yeni görüşten başkasını bilmeyen insanlar oluşur. İnsanların görüşlerini ve bakış açılarını değiştirmek çok zordur.

Karşıt görüşteki insanlar genellikle bilimsel kuşkuculuk adı altında karşıt görüşlere karşı çıkarlar; bazıları ise inançlarına karşı olduğu için bu duruma karşı durmaktadır, bazılarının ise çıkarlarına ters düşmektedir. Kısaca nedeni ne olursa olsun bunun adı; ''tutuculuk veya muhafazakar''lıktır. Tutuculuk, eğişime karşı olabileceği gibi geri bir aşamaya da dönmeye karşıdır. Zira geçmişteki bir düşünce ve fikriyatı da savunmaz, karşı çıkabilir. Tutuculuk sadece mevcut olan düşüncenin muhafazasından hoşnuttur ve bu yüzden muhafazakardır. Kısaca tutuculuk, mevcut durumun veya düzenin insanlar için en iyisi olduğunu savunur.

Her ne kadar tutuculuk kavramını savunanlar ilerlemeye karşı olmadıklarını savunsalar da, dediklerini muhafaza etmeye kalktıklarında bir ilerleme yaşanamamaktadır.

Gericilik ise geçmiş bir duruma, geçmişe özlem olarak tarif edilebilir. Gericilik kavramına gericilik yapan kişilerde karşı çıkmaktadırlar fakat bununla beraber geçmiş bir durum, bir yönetim biçimi veya yöntemin özlemini yaşarlar. Bu suretle bir geçmiş ideal yapıları, rüyaları vardır. Tam karşıt kavramı ise ilericiliktir. Gerici olanların kendilerine gerici denmesinden hoşlanmamalarının en büyük nedenlerinden biri; ilericilik kavramının insan bilinçaltının ilerlemeye ve ilericiliğe olan eğilimidir. Gerici düşünceleri savunan kişilerde bu yüzden kendilerine 'gerici' denildiğinde sinirlenmekte ve bu durumu bir aşağılayıcı durum olarak algılamaktadır.

Yobazlık, hortlamasını istediği düşüncenin ne getireceğini ve esaslarının ne olduğunu bile bilememe halidir. Sadece taraftardır ve gayeyi dahi bilmez, bilmeye lüzum bile görmez. Tek amacı rakiplerini ezmek, geçici bir nüfuza sahip olmaktır.

Bu suretle bilimsellik tarafsız bakmayı gerektirmektedir. Kişi ne miktarda olaylara ve durumlara tarafsız bakabilirse o miktarda doğruyu ulaşma olasılığı vardır.

Saygılar.



TANRI TÜRK'Ü KORUSUN

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2005
    • https://www.hunturk.net
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #54 : 19 Eylül 2015, 14:13:16 »
"Türk" asıl Batı'nın meselesidir. "Şark Meselesi"nin esasını sık yazarım: Türk'ü Yakın Şark'tan Orta Şark'a sürüp atmaktır gayeleri.
Bir zamanlar Sovyetler, kendi sahalarındaki Türklerin uyanır endişesiyle bizim komünistleri Türk düşmanlığı için kullanıyorlardı, şimdi ise Batı "Siyasî İslâmcılar"ı "Türk"e karşı kullanıyorlar. Kur'ân'ı kendilerine göre yorumlamalarının aslı esası budur!

TÜRK'E DÖNÜŞ - Arslan TEKİN - Yeniçağ Gazetesi
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2005
    • https://www.hunturk.net
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #55 : 19 Eylül 2015, 14:16:32 »
"Siyasî İslâmcılar" da milleti/ümmeti parçalayanlara karşı "yeşil bayrak" (Yoksa "kara bayrak" mı?) alıp çıkmalıydılar, "İslâm kardeşliği"nden dem vurmalıydılar.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, ekranlarda boy göstermeli, "Türk"ü etnisiteye katıp fetvalarındaki gibi, "Türk-Kürt ayrımı yok, İslâm kardeşliği var!" demeli, ardından, 36 etnik grubu sıralamalıydı.
Hatta Ahmet Naîm'in "İslâm'da Davâ-yı Kavmiyet"inden "Türk de nereden çıktı!" pasajları okumalıydı ve bir yudum su içip şöyle devam etmeliydi:

"'Türk'üm!' diyenlere karşıyız.
Ey PKK'lılar! Dediğinizi yapıyoruz.
Bırakın silâhı, Türklerin askerlerini şehit ediyorsunuz, bizi zorda bırakıyorsunuz.
Her yer şimdi 'Türk bayrağı'yla donatılacak. Herkes 'Türk çatısı' altında toplanacak, 'İslâm birliği' bahanesiyle camilerde yürüttüğümüz Türk'ü silme operasyonlarımız akîm kalacak!"

TÜRK'E DÖNÜŞ - Arslan TEKİN - Yeniçağ Gazetesi
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı alkanaga

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 68
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #56 : 19 Eylül 2015, 15:55:54 »
Sayın Kardaşım;
Siyasi ve radikal islamcılık, türklerin karşılaştığı büyük belalardan biridir. Bu durum dejenereye açık olduğu için elbette Batı tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır.
Örneğin;

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=LZOrhhPO0lg" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=LZOrhhPO0lg</a>

Amaç Türkiyeyi inanç sarmalıyla ayrıştırıp kendi içinde çözümlenmesidir. Büyük tevazü, vicdan ve  hoşgörü sahibi olan Türk milletinin bu özellikleri kötü niyetle kullanılarak Türklüğün, Türk kültürünün  üzeri örtülmeye çalışılmıştır.
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN

Çevrimdışı alkanaga

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 68
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #57 : 19 Eylül 2015, 16:05:47 »
Bir göz atın aşağıdaki linklere...

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=L2bgLaRQ-dw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=L2bgLaRQ-dw</a>

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=yZGiCbUr5cI" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=yZGiCbUr5cI</a>

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=Uw6aHZuZGtw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=Uw6aHZuZGtw</a>

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=iltUjl1Rrpw" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=iltUjl1Rrpw</a>
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN

Çevrimdışı yuceltanay

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 24
Fetullahçılık İslam içerisine sokulan Bahai fitnesidir
« Yanıtla #58 : 15 Ağustos 2016, 17:52:09 »
Fethullahçılık,İslam içerisine sokulan sapkın  bir kültür.  hedef, yöntem ve örgüt yapısındaki farklılıklar mahfuz kalmak kaydıyla kültlerle pek çok benzerlikler göstermektedir. Katolik dünyasında ortaya çıkan Opus Dei veya Hassan Sabbah'ın Haşşaşileri bu tür dini örgütlere örnek olarak verilebilir. Bilindiği gibi kült terimi aşırı veya sapkın dini grup, örgüt, fırka veya mezhepleri nitelemekte kullanılagelmiştir.
 İslam içine Sokulan Nurculuk fitnesi Bahaîliğin değişik bir versiyonudur. Fethullah’ın rejim düşmanlığı ya da ABD adına yüklendiği görev değil… Ben O’nun İslamiyet’in içine sokulmuş bir Truva atı olup olmadığını sorguluyorum. O bir Truva atı mıdır? Fethullah Bahaîlerin gizli lideri midir? Amaç İslam dinini tahrif etmek midir? Gerçek ve halis müslüman kitlemizi Fethullah’tan nasıl koruyabiliriz? Ve benim için işin en önemli yanı 21. asrın en büyük dinamik gücü olan Türkçü gençliğin Türk-İslam sentezi adı altında kandırılmasının önüne geçme yollarının ortaya konmasıdır… Nurculuğun Türk milliyetçilerinin sırtına basarak Tevrat ittifakı kurmasının önüne geçmek, Orta Asya’da misyonerlik okulları açarak İngilizceyi Orta Asya’da tek dil haline getirme çalışmaları Bahalılerinde savunduğu Tek bir dünya devleti ve Dünya dilli görüşlerinin tıpatıp aynısıdır.     Fethullah’ın birinci gayesi Türk devletini ele geçirmek, ikinci gayesi ise, geçmişin intikamını almak için İran’ı istila edip İran’la harbe girmektir… O, bu operasyonda Turancıları kullanmayı düşünüyor… Bütün Türk dünyasını ele geçirdikten sonra ise önce aldatmaca bir dinler diyalogu oluşturacak sonra da gerçekte bir Tevrat ittifakı olan Bahaîliğe geçiş sürecini başlatarak bütün dünya dinlerini Bahaîlik altında birleştirme sürecini başlatacaktır.       Bahaîlik sıradan bir tarikat veya cemaat değildir. Hatta Bahaîlik İslam içinde bir mezhep de değildir. Bahaîlik, 3 büyük dini, İslamiyeti, Hıristiyanlığı ve Museviliği tek bir pota altında birleştirmeye çalışan bir dinlerüstü mezheptir. İran’da İslam öncesi geleneklerini sürdürmek isteyen ve bu nedenle İslamiyeti diğer dinlerle birleştirmeye ve tahrif etmeye çalışan çeşitli tarikatlara dayanmaktadır. Bahaîliğin ortaya çıkışını 800’lü yıllara kadar götüren Fethullah’ın Müslümanlık anlayışının ardında aslında kökeni İran’a dayanan bu İslam dışı tarikatlar vardır.        İran’daki İslam dışı mezhepleri Mazdek’le başlatıyor. Sonra sırasıyla, Hürremiye Mezhebi, Babek, İsmailiye ve Hasan Sabbah, Hurufîler, Cavidaniye, Babilik, Bahaîlik…  Bu mezhepler farklı isimler taşımalarına karşın aslında aynı mezhebin bir devamıdır. Çünkü sık sık İran Devleti’ne ve Halifeliğe karşı ayaklanan bu mezhepler, başarısız olunca yollarına devam edebilmek için isim değiştirmiştir. Yoksa eylemleri de inançları da farklı değildir.       Öncelikle Bâtıniler, şeyhlerinin kitabını Kuran yerine kabul ederler. Cavidanîyeler, şeyhleri Fazlullah’ın Cavidannamesi’ni, Babiler ise şeyhleri Muhammed Bab’ın kitabı Kitab-ün Nur’u Kuran kabul ederler. Ne hikmetse, Saidi Nursî’nin Risale-î Nur’u isim olarak ve cemaatin gösterdiği saygı bakımından, içerik olarak, Kitab-ün Nur’a çok benzemektedir. Türkiye’deki Nurculara göre, Kuran anlaşılması zordur, bu nedenle müritlere Nur Risaleleri önerilir. Risalelere adeta ikinci bir Kuran mualemesi gösteren Fethullah,  bu şekilde Müslümanlığa da aykırı hareket etmiş olmaktadır. , Fethullah’ın şu sözüne dikkat çekiyor: “İlimler sahasında meselenin temel esprisini ise Bedîüzzaman’ın mülahazasında buluruz. Şöyle der o: Allah’ın iki kitabı vardır. Biri kâinat kitabı, diğeri Kur-an’ı Kerim.” Fethullah Gülen, “Kâinat kitabı” derken Risaleleri kastetmektedir.  Buna benzer pek çok örneği kitabında veriyor ve Nurcuların Risaleleri öne çıkarmasının nedeninin Kuran’ın geçerliliğini ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor.       Babilerin ibadet için camiler yerine evleri tercih etmesiyle Fethullahçıların Işık evleri arasında da bir bağlantı kuruyor: “Babiler, camilere gitmez, cemaatle namaz kılmazlardı. Bunun yerine evlerde toplanmayı tercih ederlerdi.” Ardından Nur evleriyle ilgili Fethullah Gülen’in şu sözlerine dikkat çekiyor: “Bu ışık evlerinin kendine has özellikleri vardır… Yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsal mekânlardır… Artık geçmişte camide yapılan dini ruhunun müzakereleri bu evlerde biraraya gelinerek yapılacaktır.” Ve nur evlerinin İslam dışı olduğunu şu şekilde anlatıyor: “Anlaşılacağı gibi Fethullah Gülen, bundan sonra caminin önemli olmadığını söylüyor. Çünkü büyük ustası Kürt Sait de camiye girmezdi. Buradaki amaç ise İslam’ın birliktelik ve cemaat ruhunu yıkmaktır. Kurretü’l-Ayn’ın ve Babi şeyhlerinin vaaz verdiği yerler camiler değildi. Fethullah’ın tabiriyle nur evleriydi. Yine aynı Fethullah, Yeşeren Düşünceler isimli kitabının 164. sayfasında ev-mabet [adıyla] bu ışık evlerini tarif ediyor. Ev-mabet terimi Bahailik dininde mabede verilen addır. Bahaîlerin mabetlerine ev-mabet adı verilir.         Fetullahçılıkla Bahaî inanışı arasındaki benzerlikler şunlardır.Bahaîler cenazelerini İslam inanışının tersine, mermer lahitler içinde gömerler. Saidi Nursî de vasiyetinde cesedinin lahitin içine konulmasını istemiştir.        Bahaîlerde ibadete başlama yaşı 16’dır. Fethullah Gülen de bir kitabında şöyle demektedir: “16 yaşıma kadarki dönemi çocukluk dönemi sayıyorum.Bahaîler, camiye girmez, cemaatle namaz kılmaz. Sadece cenaze namazı kılarlar.       Fethullah Gülen’in de cenaze namazı dışında camiye girip namaz kıldığını şu ana kadar kimse görmemiştir.Bahaîlikte kurban kesilmez. Ünlü Fethullahçı bilim adamlarından birisi de katıldığı bir tartışma programında kurban kesmeyi hayvan katliamı olarak nitelendirmiştir.Bahaîlikte, herkes malının yüzde beşini, toplumun başında bulunan 19’lar heyetine vermek zorundadır. Fethullahçı organizasyon ve vakıfların başındaki yönetim kurulu da 19 kişidir.Fethullah’ın eserlerinde gizli Bahaîlik propagandası yaptığını çeşitli örneklerle açıklayabiliriz.Kapı: Bahaî mezheplerinden Babiliğin kurucusu Muhammed Bab’tır. “Bab” kelimesinin bir anlamı da “kapı”dır.      Ulu sultan! Canlı-cansız, insan-hayvan, (..) her şey varlığını soluklar.”:  bir başka bölümde ise Gülen’in bu sözündeki gizli anlamı ortaya çıkarıyor: Ulu Sultan kelimesi Bahaî Şeyhi Bahaullah’a atfedilmiştir. Hayvanları eşyaları bile Allah’ın kulları olarak kabul eden ise Muhammed Bab’ın hocası Kazım-ı Reşdi’dir.Nebiler Sultanı: Gülaltay, Fethullah’ın sık kullandığı “Nebiler Sultanı” teriminin de karşılığını buluyor.  Göre, Fethullah’ın burada kastettiği Hz. Muhammed değil, Bahaullah’tır. Çünkü Bahaullah’ın lakabı döneminde “Sultan”dır.Nur Asrı: Muhammed Bab’ın Kitabün Nur ile Babiliği yaydığı ilk yıllara da Nur asrı denmektedir.        Timur ve Cengiz düşmanlığı: Fethullah bir kitabında şöyle diyor: “Allah bir zamanlar Cengiz, Hülagü ve Timurlenk’in eliyle hırpaladığı ve ikaz ettiği İslam Alemi’ni bugün de Batılılar vasıtasıyla hırpalayıp ikaz etmektedir…” Gülaltay, Fethullah Cengiz, Hülagü ve Timurlenk’e karşı olmasını bu hükümdarların Bahaîlerin önemli önderlerini öldürmüş olmasına bağlıyor. Cengiz Han’ın oğlu Hülagü, Hasan Sabah’ı; Timurlenk’in oğlu Miranşah ise Fazlullah’ı öldürmüştü.“Dönmesem” ve “mum gibi yanıp erimek”: Bu kelimeleri de Fethullah sık sık kullanmaktadır. Örneğin: “Çevresinde kol gezen tehlikelere aldırmadan, yüce derslerine devam eden ve hakkında bayağıların bayağısı hükümler kesilip biçilirken. ‘Hançer ile yüreğimi yar! Senden dönmezem’ diyerek hakikati haykıran büyük muzdariplerin ‘Evet hep böyle ızdırap gören ızdırap düşünen ve bir mum gibi yana yana eriyip giden, bu yüce kametlerin arkasında yürüyenler hiçbir zaman aldanmadılar ve hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramadılar.’” Tahran Kalesi’nde infaz edilmeden önce “Dönmezem” diye bağıran Bahaîlerin ünlü kadın kahramanı Kurretül-Ayn’dır. O dönem Bahaîlere yapılan işkenceler arasında en yaygın olanı da vücutları hançerle yarıp içlerine mumlar sokulmasıydı.      Fetret Devri ve Rönesans: Fetret devri derken kastedilen Bahaîlerin yaşadığı uzun sürgün dönemidir. Yeniden diriliş ise Bahaîlerin öğretilerini tüm dünyaya kabul ettirmeleri demektir. Örneğin: “Bu ise uzun bir fetretten sonra, bu mazlumlar ülkesinin yeniden dirilişi ve “Rönesans’ı” demektir. Kim bilir, belki o zaman batmak üzere olan dün-yanın diğer kesiminin elinden tutup kaldırma fırsatı doğar.     Bahaîlerin bir başka propagandası şeyhlerinin peygamber olduğudur. Bahaî şeyhleri kendi peygamberlikleri altında tüm dünya dinlerini bir arada toplanmaya çağırırlar.  Fethullah’ın kimi yazılarında satır aralarında kendi peygamberliğini nasıl savunduğunu görülüyor.Allah, elbette insanları da peygambersiz bırakmayacaktır. İnsanlar, akıllarıyla kâinatta cereyan eden hadiselere bakıp, Allah’ı bulsalar bile yaratılışlarındaki gaye ve hikmeti, nereden gelip, nereye gittiklerini ve ibadetlerinin keyfiyetlerini peygambersiz bilemezler.       Fethullah’ın Amerikancılığının Bahaîlikteki kaynağı Orta Asya’daki misyonu da bu şekilde ortaya çıkıyor.  Bahaîler dünya çapındaki iktidarlarında İngilizceyi resmi dil olarak ilan edeceklerdir. Fethullah’ın okullarının tümünde İngilizcenin öğretilmesinin nedeni olarak bunu gösteriyor. Üstelik Fethullah’ın en etkin olduğu Türk Cumhuriyetlerinden olan Yakutistan’ın durumunu da öğreniyoruz. Bu ülkedeki Fethullahçı proje sonunda başarıya ulaşmıştır. Yakutistan’ın resmi dili İngilizce olarak ilan edilmiştir.       Fetullah Gülen hareketi müslüman Türk halkını kandırmak için İslami kullanmaktadır. Aslında BOP ve Amerika’nın dünya egemenliğini sağlaştırmak için İslam dünyası içerisindeki Bahailik adlı Amerika’nın Dünya egemenliğine hizmet eden bir versiyonudur. Yücel Tanay
http://www.ulmulkuocagi.com/index.p..
yücel tanay

Çevrimdışı Bozkurt42

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 821
Ynt: Siyasal İslamcılığın Beslendiği Kaynaklar!
« Yanıtla #59 : 14 Kasım 2016, 11:34:38 »
-Affedersiniz-
   -Ulan! Biz demedik mi demek istemiyorum ama habire çıkıyor işte kardeşim.
Laik maik arkadaş biz Türk'üz. Laiklik diye gelen cemaate tolerans giden cemaate eyvallah. Bu ne ya? Bizim bakış açımıza laklik özgürlük bilumum sol unsur-lar- deyişler ters. Türk töresi ne diyorsa o !

Fettullahçıların boşalttıkları kadrolara şimdi diğer cemaatler talip. Ve işin kötüsü göz yumuluyor. Sol dönemde de göz yumuldu, şimdi de. Bu devlet, bu toprak  benim arkadaş!
'Ben ve milletim Tanrı'nın Kırbacıyız. Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bizi gönderir'

Başbuğ Attila