Gönderen Konu: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?  (Okunma sayısı 11919 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı AKINCI

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 11
Huntürk Otağının değerli Üyeleri ve Yöneticileri;

Bu ülke insanının Anadolu tarihi binlerce yıla dayalıdır. İçimizde elbetteki gayriTürk insanlarda vardır. Ama biz de onların içerisindeyiz.

Kimse mevlanayı getirip önderimiz yapalım demiyor. Onun dergahına girelim de demiyor. Ama ne olursa olsun bu topraklarda yaşamış bir insandır. Bizim kültürümüzün içerisinde yeri de vardır.

Tarzınız çok kırıcı. Sizin yerinizde olsam, "mevlanadan bahsetmek yerine Türklüğü ve Türkçesiyle öne çıkmış Yunus Emreden bahsedelim, Türkçülüğe uygunu budur" derdim. Birilerinin değer saydığı birşeye böyle hakaret etmeden söylemek istediklerimi söylerdim.

Hadi biz de size katıldık diyelim. Annemize, babamıza ne diyeceğiz. Siz üyeleri atabiliyorsunuz. Biz de anne babamızımı atacağız ebeveynlikten. Komşularımızı mahalleden mi atacağız. Arkadaşlarımızı sınıftan, işyerinden mi atacağız.

Hayır. Yine söylemek istediklerimizi söyleyeceğiz. Ama kırmadan. Adabıyla. Unutmayın ki coşkun akan ırmaklara, sakin aktığı yerlerde bent kurarlar.

Hain ve gayrıTürk olmadıkça kaybedecek kimsemiz yoktur. Benim düşüncelerimde budur. Belki benide bu sözlerim için atacaksınız. Ama sizin buradan atmanız halinde bile Türkçülükte aynı yolda olacağımızı bilin isterim.

Tanrı Türkü Korusun !

oguz33

  • Ziyaretçi
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2007, 15:32:56 »
Sayın Akıncı,

Bu site TÜRKÜM. TÜRKÇÜYÜM. ATATÜRKÇÜYÜM diyenlerin üye olduğu bir site. Kimseyi zorla üye yapmadığımız gibi üye sayısını bir an önce yüzbinlere, ikiyüzbinlere çıkarma gibi bir endişe de taşımıyoruz. "Hadi biz de katıldık. Annemize babamıza ne diyeceğiz?" diye soruyorsun. Hala bu soruya yanıt arıyorsanız yazınızın sonunda belirttiğiniz "Türkçülükte aynı yolda olacağımızı bilin" şeklindeki açıklamanız sadece lafta kalacaktır demektir.

Diğer bir husus kırıcı olduğumuzu belirtmişsin. Eğer yazılanlara kırılganlık gösteriyorsanız bir kez daha oturup düşünmenizi ve siteye üye olma kurallarını tekrar okumanızı öneriyorum. Demek ki fikren bu siteye üye olacak düşünce yapısına sahip değilsiniz demektir.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum Biz TÜRK'lerin merhametli olma gibi bir lüksümüzün olmadığını göstermektedir.

Saygılarımla
TTK.

Çevrimdışı AKINCI

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 11
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2007, 15:47:35 »
Sayın Akıncı,

Bu site TÜRKÜM. TÜRKÇÜYÜM. ATATÜRKÇÜYÜM diyenlerin üye olduğu bir site. Kimseyi zorla üye yapmadığımız gibi üye sayısını bir an önce yüzbinlere, ikiyüzbinlere çıkarma gibi bir endişe de taşımıyoruz. "Hadi biz de katıldık. Annemize babamıza ne diyeceğiz?" diye soruyorsun. Hala bu soruya yanıt arıyorsanız yazınızın sonunda belirttiğiniz "Türkçülükte aynı yolda olacağımızı bilin" şeklindeki açıklamanız sadece lafta kalacaktır demektir.

Diğer bir husus kırıcı olduğumuzu belirtmişsin. Eğer yazılanlara kırılganlık gösteriyorsanız bir kez daha oturup düşünmenizi ve siteye üye olma kurallarını tekrar okumanızı öneriyorum. Demek ki fikren bu siteye üye olacak düşünce yapısına sahip değilsiniz demektir.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum Biz TÜRK'lerin merhametli olma gibi bir lüksümüzün olmadığını göstermektedir.

Saygılarımla
TTK.

Sayın Yönetici sanırım ifadelerimden yanlış anlamalar olmuş. Ben dedim ki; onları da mı atacağız. Sizin ailenizde mevlanaya kötü diyecek kişi varmı acaba? Eğer var ise ne mutlu ki Türkçü kültür sizin ailenizde yerleşmiş durumda demektir. Ama bu ülkenin çoğunluğu mevlanayı kültürlerinin bir parçası olarak kabul ederler. Bu ülkeye birşey olsa hepimiz canlarımızı vermeyecekmiyiz? Onlara siz bu ülke için ölemezsiniz, zira mevlanaya değer veriyorsunuz mu diyeceksiniz?

En çok bilinen resimlerden biridir. Çanakkale'de cephede bayram namazını kılan binlerce Türk Oğlu Türk biraz sonra şehit olmuşlardır. Onlarda mevlana kültürü yokmuydu dersiniz? Mesneviyi bilmiyorlarmıydı? Onlara siz şehidimiz değilsiniz mi diyeceksiniz?

Yanlış anlamayın. Ben mevlana konusunda sizinle aynı şeyi düşünüyorum. Ama gerçeklerimizi de görmeniz gerek. Otağ kurallarını elbette biliyorum. Ama bunlar Türkçüler tarafından yazılmıştır ve Türkçülüğe aykırı olmadıktan sonra değiştirilebilir kurallardır. Bizimkisi sadece katkıdır. Eleştiri değil.

Bu yüzden yine aynı şeyi söylüyorum. "Mevlanadan bahsetmek yerine Türklüğü ve Türkçesiyle öne çıkmış Yunus Emreden bahsedelim, Türkçülüğe uygunu budur" demek ile mevlanacı olunmaz. Ama yumuşak bir dil ile söylenmesi gereken herşey söylenmiş olur.

TTK

Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1928
    • https://www.hunturk.net
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2007, 15:58:26 »

Huntürk Otağının değerli Üyeleri ve Yöneticileri;

Bu ülke insanının Anadolu tarihi binlerce yıla dayalıdır. İçimizde elbetteki gayriTürk insanlarda vardır. Ama biz de onların içerisindeyiz.

Kimse mevlanayı getirip önderimiz yapalım demiyor. Onun dergahına girelim de demiyor. Ama ne olursa olsun bu topraklarda yaşamış bir insandır. Bizim kültürümüzün içerisinde yeri de vardır.




Sayın AKINCI,
Bu ülkede kimlerin yaşadığı elbetteki dikkate alınmalı ama, Türkçü bakış açısı içerisinde kozmopolit yaklaşımların olmadığını da bilmeniz gerkmez mi?
Bizim kültürümüz dediğiniz hangi kültür oluyor? Yazdıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla, o meşhur, sentez kültüründen bahsediyor olmalısınız.
Yoksa siz burada, fahri olarak, Mevlevi dergahını temsil görevini mi üslendiniz?



Tarzınız çok kırıcı. Sizin yerinizde olsam, "mevlanadan bahsetmek yerine Türklüğü ve Türkçesiyle öne çıkmış Yunus Emreden bahsedelim, Türkçülüğe uygunu budur" derdim. Birilerinin değer saydığı birşeye böyle hakaret etmeden söylemek istediklerimi söylerdim.


Türk olmayan birisinin Türk olmadığını söylemiş olmak mı kırıcı oluyor?
İslam diye yutturulan arap örf, adet ve gelenekleri de büyük bir kitle tarafından değer sayılıyor. Sizin mantığınıza göre bunlara da mı saygı duymamız icap ediyor?
Üfürükçü Ali Kalkancı, tecavüzcü Müslüm Gündüz, dolandırıcı bilmem ne şeyh efendi de belli kesimler tarafından değer kabul edilkiyor ki sizin mantığınıza kalırsak hemen hiç kimseye dokunma şansımız kalmıyor. Zira her birisinin az veya çok değer veren bir topluluğu mevcut. Hatta mahalle kabadayılığına soyunan birisini bile değerli bulanlar var.




Hadi biz de size katıldık diyelim. Annemize, babamıza ne diyeceğiz. Siz üyeleri atabiliyorsunuz. Biz de anne babamızımı atacağız ebeveynlikten. Komşularımızı mahalleden mi atacağız. Arkadaşlarımızı sınıftan, işyerinden mi atacağız.

Hayır. Yine söylemek istediklerimizi söyleyeceğiz. Ama kırmadan. Adabıyla. Unutmayın ki coşkun akan ırmaklara, sakin aktığı yerlerde bent kurarlar.



Siz galiba sosyal hayatın geneliyle Türkçü bakış açısının ifade biçimini karıştırıyorsunuz.
Bu otağın varlık sebeplerinden en önde geleni; dejenere olmuş, değer yargıları ve işleyişi arızalanmış bir topluma öncülük edip Türk soyluları uyandırarak asli mecraya çekmektir. Yani otağ  seçkinci bir anlayışla hareket eden tavizsiz bir yerdir.
Bunu şöyle de algılayabilirsiniz: Bulaşıcı ve salgın bir hastalıkla mücadele eden sağlık ekibinin  kendi amaç ve görevlerinin gereği olarak ve daha da önemlisi olmaları gerektiği için bu bulaşıcı ve salgın illetten korunmalılar ki toplumun tedavisini yapabilsinler.
Bizler toplumun arızalarını teşhis etmiş ve tedavi yolları arayan kişileriz. Teşhisimizde başkalarının dediklerini dikkate aldığımız takdirde mutlaka yanılacak ve yanlış teşhisin tabii sonucu olarak da yanlış tedaviler uygulayacağız.
Kendimizi, eleştirdiğimiz şeylerin çokluğuna istinaden onlarla, özdeş kılamayız. Uygulanacak metodlar elbetteki her uygulayıcıya göre farklılık arzedecektir. Zira her yiğidin bir yoğut yeme biçimi vardır ve bizim biçimimizde budur.
Birilerinin ne dediğine de pek aldırmıyoruz...




Hain ve gayrı Türk olmadıkça kaybedecek kimsemiz yoktur. Benim düşüncelerimde budur. Belki benide bu sözlerim için atacaksınız. Ama sizin buradan atmanız halinde bile Türkçülükte aynı yolda olacağımızı bilin isterim.

Tanrı Türkü Korusun !



Biz  hiç kimseyi kırmak ve kaybetmek amacında değiliz. Sizin de dediğiniz gibi "hain ve gayr-i Türk olmadıkça". Bu eleştirinize neden olan Mevlana adlı şahıs Türk olmadığı gibi hakkında çaşıt iddiaları bulunan, neticeten bizim temelden karşı çıktığımız kozmopolitizmin ve gereksiz hümanizmin temsilcisi olmuş bir kişidir.
O zaman size sormak gerekmez mi, hem diyorsunuz ki "hain ve gayr-i Türk olmadıkça" ve hem de diyorsunuz ki üslubunuz sert ve kırıcı. Ne yapmamız gerekir peki ?
Sanırım siz Mevleviliğin temsilciliğine ya da avukatlığına soyunmuşsunuz.
Üyeliğinizi iptal etmeyeceğim. Ancak gözüm üzerinde olacaktır.

TTK.
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı AKINCI

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 11
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #4 : 13 Kasım 2007, 17:09:10 »
Sayın AKINCI,
Bu ülkede kimlerin yaşadığı elbetteki dikkate alınmalı ama, Türkçü bakış açısı içerisinde kozmopolit yaklaşımların olmadığını da bilmeniz gerkmez mi?
Bizim kültürümüz dediğiniz hangi kültür oluyor? Yazdıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla, o meşhur, sentez kültüründen bahsediyor olmalısınız.
Yoksa siz burada, fahri olarak, Mevlevi dergahını temsil görevini mi üslendiniz?


Sayın Yönetici;

Bu yazının neresinde sentezcilikle ilgili bir ifade var anlamadım. Ben sadece toplumun gerçeklerini dile getiriyorum hepsi bu.Ne fahri ne de başka şekilde üstlendiğimiz bir temsilcilik görevi yoktur üzerimizde. TÜRKÇÜLÜKTEN gayrı...

Türk olmayan birisinin Türk olmadığını söylemiş olmak mı kırıcı oluyor?
İslam diye yutturulan arap örf, adet ve gelenekleri de büyük bir kitle tarafından değer sayılıyor. Sizin mantığınıza göre bunlara da mı saygı duymamız icap ediyor?
Üfürükçü Ali Kalkancı, tecavüzcü Müslüm Gündüz, dolandırıcı bilmem ne şeyh efendi de belli kesimler tarafından değer kabul edilkiyor ki sizin mantığınıza kalırsak hemen hiç kimseye dokunma şansımız kalmıyor. Zira her birisinin az veya çok değer veren bir topluluğu mevcut. Hatta mahalle kabadayılığına soyunan birisini bile değerli bulanlar var.


[/b][/color]

Türklük bizim en gurur duyduğumuz yanımız, tartışılmasına izin verilmeyecek konumuzdur. Ne arap ne fars kültürünü kabul etmeyiz. Ama bu vatan toprakları içinde erimiş kültürleri de bu kadar hor görmemize de gerek yoktur. Daha önce dediğim gibi. Biz mevlananın dergahına girelim mi dedik. Sadece insanlara bunu doğru anlatalım ki yüzyıllarca mankurtlaştırılmış insanlar yeniden kim olduklarını hatırlasınlar dedim. Azgın akan nehirlere sakinleştiğinde bent vurulur dedim. Hala da aynı şeyi söylüyorum. Buraya sadece bazı şeyleri unutmuş ama hatırlamaya gelen insanlar var. Onları kaybetmeyelim. Sakin aktığı sularda önüne bendini gerelim, özüne çevirelim dedim.

Ama gayriTürklüğünü bir tarafa bırakırsanız, mevlanayı müslüm gündüz, ali kalkancı gibi pisliklerle aynı yerde yargılamayın. Onun suçu ve yargılanacağı mahkeme farklıdır. Mevlanayı değer kabul edenler ile diğer pislikleri değer kabul eden üçbeş kişiyi aynı kefede tutarsanız zaten bizi sevmeyen ve sivri bulanların eline başka bir koz daha vermiş olursunuz.

Siz galiba sosyal hayatın geneliyle Türkçü bakış açısının ifade biçimini karıştırıyorsunuz.
Bu otağın varlık sebeplerinden en önde geleni; dejenere olmuş, değer yargıları ve işleyişi arızalanmış bir topluma öncülük edip Türk soyluları uyandırarak asli mecraya çekmektir. Yani otağ  seçkinci bir anlayışla hareket eden tavizsiz bir yerdir.
Bunu şöyle de algılayabilirsiniz: Bulaşıcı ve salgın bir hastalıkla mücadele eden sağlık ekibinin  kendi amaç ve görevlerinin gereği olarak ve daha da önemlisi olmaları gerektiği için bu bulaşıcı ve salgın illetten korunmalılar ki toplumun tedavisini yapabilsinler.
Bizler toplumun arızalarını teşhis etmiş ve tedavi yolları arayan kişileriz. Teşhisimizde başkalarının dediklerini dikkate aldığımız takdirde mutlaka yanılacak ve yanlış teşhisin tabii sonucu olarak da yanlış tedaviler uygulayacağız.
Kendimizi, eleştirdiğimiz şeylerin çokluğuna istinaden onlarla, özdeş kılamayız. Uygulanacak metodlar elbetteki her uygulayıcıya göre farklılık arzedecektir. Zira her yiğidin bir yoğut yeme biçimi vardır ve bizim biçimimizde budur.
Birilerinin ne dediğine de pek aldırmıyoruz...


Sayın yönetici; söylediklerinize genel olarak katılmakla birlikte bazen dönüp geriye ne kadar yol aldık diye bakmak gerekir bazen. Atsız atadan beri Türkçülük gün gün geriye gitmiş, filin etrafındaki körler gibi herkes tuttuğu yerin fil olduğunu zannetmiştir.  Türkçülük tarifleri kişiden kişiye değişmiştir. Eğer söylediğiniz yöntem başarılı olduysa kaç kişiyiz diye biz sormazdık. Geriye kalanlar kaç kişi olduklarını sayarlardı. Ama biz benim dahil olup olmadığımı sorguladığınız sentezcilerin kaçta kaçıyız. Biryerlerde yanlış yapıyoruz. Bunu sorgulamadan devam etmek daha fazla zaman kayıplarına neden olabilir. Ben de Türkçü nefer olarak bunun endişelerini taşıyorum. Taşımak da görevimdir. Yalnız benim değil, Başbuğumuzun izinden gittiğini söyleyen her Türkçünün sorgulaması da elzemdir.

Biz  hiç kimseyi kırmak ve kaybetmek amacında değiliz. Sizin de dediğiniz gibi "hain ve gayr-i Türk olmadıkça". Bu eleştirinize neden olan Mevlana adlı şahıs Türk olmadığı gibi hakkında çaşıt iddiaları bulunan, neticeten bizim temelden karşı çıktığımız kozmopolitizmin ve gereksiz hümanizmin temsilcisi olmuş bir kişidir.
O zaman size sormak gerekmez mi, hem diyorsunuz ki "hain ve gayr-i Türk olmadıkça" ve hem de diyorsunuz ki üslubunuz sert ve kırıcı. Ne yapmamız gerekir peki ?
Sanırım siz Mevleviliğin temsilciliğine ya da avukatlığına soyunmuşsunuz.
Üyeliğinizi iptal etmeyeceğim. Ancak gözüm üzerinde olacaktır.

TTK.


Ne mevlananın avukatı ne de temsilcisiyim. Türkten başka kimseye güvenmeyen, inanmayan bir Türkçüyüm. Bir karabudun çeriyim. Sizin o söylediğiniz kozmopolit lafını da çok anlamadım ama birilerinin birarada ortak kültürde yaşaması gibi birşey galiba. Eğer buysa, bundan kaçınılamayacağını, ama Türkün kendi öz kültürünü koruyarak diğer kültürler ile sınırlı ilişki kurabileceğini söylerim hep.

Mevlananın çaşıtlığına gelince sizinde buyurduğunuz gibi iddiadır. Benim mevlevilikle ilgim olmasa da iddia ile kimseyi mahkum etmem.

Üyeliğimi iptal etmenizle ilgili bir endişe taşımıyorum. Buradan görüş belirten ve Türkçülüğü ile övünen bir sesi kapatmış olursunuz. Bu benim Türkçü olmamıda, Türkçülüğü savunmamıda, bunu yaşam biçimi yapmamı da engellemez.

Son olark ben bu otağın üyesi, bu topluluğun bir parçasıyım. Sizin beni yargılama hakkınız olduğu kadar, benim de sizi inceleme ve yerimi seçme hakkım vardır ve hakkım saklıdır. Sizin benim üzerimdeki hakkınızın saklı olduğu gibi.

Çevrimdışı YANLIZ KURT(2)

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 81
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #5 : 13 Kasım 2007, 17:17:46 »
arkadaşlar AKINCI kardeşimiz aslında mantıklı eleştiri kurmuş.
keşke herkez onun gibi mantıklı eleştiri kurabilse
böylece hatalarımızı görürüz
bizi bizim gibi birisinin eleştirmesinden daha iyi ne olabilir ki?
AKINCI kardeşimizin en son yazdıklarında ona hak verdim.
daha iyiye gitme amacı taşıyan her Türkçüyü dinlemeliyiz bence
iyice anlamalıyız
sonuçta iyi niyetli birer eleştiri bunlar..
Toros dağlarının tepelerinde tek bir Türkmen evinin bacası tüter halde kalmış ise, ben bu milletten umudumu kesmem, bayrağımı göğsüme sarar, milletimin istiklali uğruna ölürüm!

Çevrimdışı Serdarr

  • Yasakli
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 2
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #6 : 13 Kasım 2007, 17:57:58 »
Akıncı ya katılıyorum söyledikleri doğrudur.

İyi anlaşılması gerekir doğru tesbitlerde bulunmuştur.



 :turan:

Çevrimdışı Afsar Beyi

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 146
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #7 : 13 Kasım 2007, 19:46:50 »
AKINCI

Türkçüyüm deyip, Türkçü kuralları çiğnemek yakıştı mı size?

Öncelikle bir otağ yöneticisi ile çataçat, saygıyı bir yana bırakıp hedef gözeterek tartışmak uygun mudur?
Yöneticinin size cevap veremeyecek durumda yani çevrimdışı durumunda bu şekilde cevaplar yazmak uygun mudur?
Hani töre, hani üste saygı? Cevaplarım hazır kimse yokken orda dursun, cevap verilene kadar bu yanıma kardır demek Türkçülüğe uygun bir davranış mı? Karabudun çerisi böylemi oluyor. Oğuz gibi davranmaktan sizi vazgeçiren nedir?

Gelelim yazdıklarınıza;

Kaleminizin güçlü, fikirlerinizin keskin olduğu belli. Ama Türkçülüğün süzülüp gelmiş bir öz olduğunu, saf bir cevher olduğunu unutmuşsunuz. Yüzyıllardır yediğimiz kazıkların, kalleşliklerin ışığında korunması gerektiğini ve üzerine titrenildiğinde saf kalabildiğini unutmuşsunuz. Etrafınızın düşmanlarla dolu olduğunu ve her gevşediğinizde iyi niyetinizin ve merhametinizin sırtınıza bir hançer olarak geri döndüğünü unutmuşsunuz.

Siz Türkçü olmayı kolay mı sanırsınız? Annenizi, babanızı, komşunuzu ikna etmek yerine Türkçüleri ikna etmeye gelmişsiniz. Kolayı seçmişsiniz aklınızca. Etrafınızda Türkçüler oluşturmaya çalışmak yerine, Türkçülerden farsi fikirlere ses çıkarmayan, arap emperyalizminini şu ya da bu sebeple kabul etmeye çalışan insanlar aramaya ve ikna etmeye gelmişsin.

Üçoklu Börü andamız haklıdır. "Bu otağın varlık sebeplerinden en önde geleni; dejenere olmuş, değer yargıları ve işleyişi arızalanmış bir topluma öncülük edip Türk soyluları uyandırarak asli mecraya çekmektir. Yani otağ  seçkinci bir anlayışla hareket eden tavizsiz bir yerdir."  Burası yanlışa düşmüş, mankurtlaşmış insanların yüzüne soğuk su çarpıp kendine geldiği yerdir. Siyahla beyazın arada biryerler de mutlaka vardır. Ama burası o gri yerlerden biri değildir. Buraya gelebilenler uzun bir merdiveni soluk soluğa çıkmış, uzun yollardan geçmiş kişilerdir. Bu nedenle eleştirdiğiniz insanların geçtikleri yolları izleyin burada. Zaman zaman yollarınız çakışsa da demek ki aynı yolları yapmamışsınız buraya gelebilen Türkçülerle.

Sizin Türkçülüğünüzün samimi olduğunu düşünüyorum kendi adıma. Eklediğiniz iletileri gördüğünde Üçoklu Börü andamında benim gibi düşüneceğini biliyorum. Ama edep, usul, töre konusunda aşmanız gereken yollar olduğu da kesin. Buradaki hiç kimse tesadüfen burada değil. Kimse de yetersiz ve bilgisiz değil. Bu nedenle halen otağdasınız ve üyesiniz. Onların olgunluğuna geldiğinizde eminim ki bu kolaycılığınız için siz kendinizi eleştirmeye başlayacaksınız.

Eğer katkı yapmak istiyorsanız bu tarz paylaşımlarınızı açıktan yapmayınız. Toplantılarımıza katılın. Özel ileti ile temas kurun. Sizin de dediğiniz gibi bizim hakkımızda olumsuzluk arayan bir sürü mankurt, hain, vatansız-bayraksız ve satılmış var. Bilgi seviyelerini ve katettikleri yollarını bilmediğiniz insanları otağ otoritesini ve doğrularını korumak ile doğru yolda giden bir Türkçüyü feda etme tercihinde bırakmayın.

Sanırım sözlerim bütün Türkçülere net ifadelerdir. Her Türkçünün gördüğü manzara, çıktığı yüksekliğin seviyesi kadardır. Biz en üstte olduğumuzu söylemiyoruz. Haddimiz değil. Orada son ve ebedi Başbuğumuz ile Atsız atamız ve yoldaşları duruyor. Biz de aşağılardan onlara bakıyoruz. Ama bize de bir zamanlar bizim durduğumuz yerden bakanlar olduğunu görüp, hem umutla hem heyecanla bakıyoruz.

Esenlikle Kalın, Türk Töresinde Kalın

Afşar Beyi
sü:kä tılıkang bugukgu tuktang (savaşa çıkın, Buguk'u tutun!)

Çevrimdışı Çağrıbey

  • [GÖKBÖRÜ ANKARA]
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2028
  • Ne mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana!
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #8 : 13 Kasım 2007, 21:22:38 »

Ne arap ne fars kültürünü kabul etmeyiz. Ama bu vatan toprakları içinde erimiş kültürleri de bu kadar hor görmemize de gerek yoktur. Daha önce dediğim gibi. Biz mevlananın dergahına girelim mi dedik. Sadece insanlara bunu doğru anlatalım ki yüzyıllarca mankurtlaştırılmış insanlar yeniden kim olduklarını hatırlasınlar dedim. Azgın akan nehirlere sakinleştiğinde bent vurulur dedim. Hala da aynı şeyi söylüyorum. Buraya sadece bazı şeyleri unutmuş ama hatırlamaya gelen insanlar var. Onları kaybetmeyelim. Sakin aktığı sularda önüne bendini gerelim, özüne çevirelim dedim.

Ama gayri Türklüğünü bir tarafa bırakırsanız, mevlana’yı müslüm gündüz, ali kalkancı gibi pisliklerle aynı yerde yargılamayın. Onun suçu ve yargılanacağı mahkeme farklıdır. Mevlana’yı değer kabul edenler ile diğer pislikleri değer kabul eden üçbeş kişiyi aynı kefede tutarsanız zaten bizi sevmeyen ve sivri bulanların eline başka bir koz daha vermiş olursunuz.



Arap ve Fars kültürünü kabul etmiyoruz demişsiniz ama Mevlana'nın Fars kültürünü İslam tasavvufu ambalajıyla sunduğunu gözden kaçırıyorsunuz.
Bu topraklarda erimiş kültürler de ne oluyor şimdi?
Ha anladım! Siz diyorsunuz ki Anadolu bir milletler mozaiğidir. Türkler 1071 den itibaren gelip buraları işgal ederek diğer kültürleri yok etmiştir.
Yanlışınız var dostum! Anadolu en az 7000 yıldır Türk Milletinin yurdudur ve kültür dediğiniz kırıntılar Türk kültür ve medeniyetine göre dağın yanında fare gibi bir şeydir.
Milletin bir şeyleri doğru öğrenme hususuna gelince. Bu millet daha seksen yıl önce gelmiş bir öğretici Başbuğ'un dediklerini unutup köhneliğin gizemli ve karanlıklar dehlizlerini tercih etmiştir, bir avuç Türkçü aydından gayrı….


Alıntı

Yıl 1925, Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkelere şu tarihi mesajı veriyordu: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz"...
Yıl 2002, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor, Geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi mürtecilerin tasfiyesi üzerine Cumhuriyet kurulmuştu, Bugün, küreselleştiği iddia olunan dünyada, gerçek anlamda küreselleşen Türkiye vatandaşı mürteciler, İngiltere’nin yanı sıra, A,B,D,, Almanya, Libya, Suudi Arabistan gibi ülkelerden yönetilmeye, yönlendirilmeye devam ediyorlar Yalnız bir farkla ki, A,B,D,’den gelen kimi müritler, Türkiye' de milletvekili seçilip "türban krizi" yaratıktan sonra tekrar anavatanlarına geri dönerken, kimi dervişler de, milletvekili olmadıkları halde, Türk Hükümeti’ne dışarıdan bakan olarak girebiliyor, yabancı taleplerinin takipçiliğini yapabiliyor Ve bu araştırma konusu olan, yasadışı hocaefendi sanığı (!) kullanmayı yeğleyen kimi şeyhlerde, sanki gizli bir mübadele protokolü varmış gibi, kendi ülkesinden yeni vatan A.B.D.'ne rahatlıkla hicret edebiliyor...
Yeni binyılın şeyhlerinin, dervişlerinin, müritlerinin ve de meczuplarının amaçlarının da değiştiği gözlemleniyor Artık amaç, bir şeriat devleti kurmak değil, Şeriat, iktidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı, Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor Tam bağımsız bir devleti ve kazanımlarını ortadan kaldırarak, düyunu umumiye döneminde olduğu gibi, ülkeyi uluslararası finans merkezlerinin denetimine sokmak da, geriye gitmek anlamında mürtecilik olarak değerlendiriliyor Aynı şekilde, koşulsuz AB teslimiyetçiliğini savunarak, devlet egemenliğini kayıtsız şartsız ulusa değil, Brüksel'e bağlayan çalışanlar da, Hürriyet ve itilaf Fırkası’nın uzantıları olarak bu anlamda mürteciliği temsil ediyor Anavatan kavramını Türkiye sınırlarından çıkarıp, AB sınırlarına mal edenlerin milliyetçi-muhafazakarlı’ ğı ile, IMF, Dünya Bankası ve AB çıkarlarının sözcülüğünü, savunuculuğunu ve de tetikçiliğini yapanların yeni solculuğu, tıpkı Fethullah Gülen'in ve müritlerinin din ve vatan anlayışı ile birebir örtüşüyor...



Bu alıntı Türkçü şehit Necip Hablemitoğlu’na ait.

Değişen yalnızca simalar. Zihniyetse hep aynı…
Dün Mevlana afyonluyordu Türklüğü, bu gün Fetullah Gülen’ler.
Dünde Mevlana’nın dilinde sevgi, kardeşlik masalları vardı, bu gün de o mavallar, aynı amacın uzantısı çağdaş Mevlana’larca okunuyor.
Tek ve ortak amaç: Türk hakimiyet, varlık ve geleceğini yok etmektir…
Herkes şunu kafasına kazısın ki; Türk soyunun ruhu ve manası, sayıları az da olsa, günü geldiğinde Türklüğe maya çalacak olan, Türk Milliyetçilerinde mevcuttur.
Buna en son, seksen beş yıl önce, Başbuğ Ata'mızın şahsında bütün dünya ve koskoca bir tarih şahit olmuştu.
Gerekirse tarih ve dünya yeniden Bozkurt Türklere şahit olacaktır...
Türk soyunun var olan gizli gücü, kendi geleceğini şekillendirecek Bozkurtlarını her daim var etmiş, bundan böyle de var etmeye devam edecektir.
Bu gerçek, acun var olduğu müddetçe, değişmeyecektir.

Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana...

Saygılarımla.

Çağrıbey



Çevrimdışı Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1928
    • https://www.hunturk.net
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #9 : 13 Kasım 2007, 23:04:34 »
AKINCI rumuzlu arkadaş !
Size vereceğim cevapların hemen tamamını, eksik olmasın, Afşar Beyi andam vermiş.
Konuyu çokça uzatmayacağım. Sadece bir iki noktaya temas edeceğim o kadar.

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki insanlığın ortak kültürü diye bir şey yoktur. Kültürler millidir ve her milletin kültürü diğerlerinden farklıdır.
En az 7000 yıldır bu coğrafyada var olan Türk Milletine ait bu büyük kültür ve medeniyetin içine, başka birilerine ait olduğu ileri sürülen, bir takım kırıntıları katıştırmaya çalışmak Türk Kültür ve medeniyetini zenginleştirmez, aksine sadeliğini ve ahengini bozar. Kaldı ki iddia edildiği gibi sair kültür zenginlikleri filan da söz konusu değildir.

Türk Milleti düşmanlığında da kavidir, dostluğunda da.
Akıllı düşmanlarımız Türklüğe karşı açık düşmanlık yapmanın kendilerine zarar verdiğini ve hatta sonları demek olduğunu iyi bildikleri için dost görünümünde düşmanlık, yani sinsi düşmanlık yolunu seçmişler ve itiraf etmek gerekirse bunda başarılı da olmuşlardır.
Tarihi süreç içerisinde Türk fetretlerinin büyük çoğunluğu, iç düşmanlarının ve kendi içindeki ayrılıkların sebebiyet verdiği, olaylar sonunda meydana gelmiştir.

Türkler Müslümanlığı kabul etmeden de büyük bir kültürün ve eşsiz bir medeniyetin sahibiydiler.
Türk'ün büyüklüğünü ve yüceliğini İslam’ı kabul etmesine bağlayanlar, Arap ve Fars emperyalizminin uşaklarıdır.
Bırakın Türklerin İslam’ı kabul etmekle yücelmesini, tam aksine İslam Türklerin Müslüman olmalarıyla sınırlarını aşıp, varacağı en büyük zirvelere ulaşmıştır.
Şayet Türk hakimiyeti içinde bir gayri Türk varlık gösterebilmiş ise bu o kişinin şahsi becerisinden ziyade Türk'ün büyüklüğü ve ali cenaplığındandır.

Türk devasa taşlar üzerine "Tanrıdan olma" diye kazırken bu günün medeni(!) dünyası, içlerinden çıkmış bir kaç akıllı insanı sırf, "dünya yuvarlaktır" dediği için boğazlamakla meşguldü.

Sorarım size. Kim, hangi medeniyetten bahsediyor?
Mevlana’nın sahte cennetler vaat eden kozmopolit medeniyetinden mi?
Türk'ün öldürücü zehri kozmopolitliktir ve bu kozmopolitlik nereden ve ne renkle gelirse gelsin aynı şiddette öldürücüdür.
Ne yapmış sizin o meşhur ve büyük(!) Mevlana’nız?
Ben şöyleyim:
Rum’u, Rars'ı, Arap’ı, çingeneyi Türk'e kardeş yapmaya çalışmış.
Niçin?
Çünkü Türk büyüktür, Türk güçlüdür, Türk hakimdir, Türk her zaman aklında dünya hakimiyeti fikrini taşıyan büyük ülkülerin milletidir.
Bu saydıklarım diğer milletler için son demektir, yarınsızlık demektir, zelil olmak demektir.
Öyleyse afyon damardan direk beyine işletilmelidir ki Türk bu hasletlerini unutsun ve Türk'ten korkanlar, korkularından emin olsunlar.
İşte Mevlana ve benzerlerinin yaptığı görev bundan ibarettir.

Sayın AKINCI,
Kalemi ustalıkla kullandığınız belli.
Ben sizden bu usta kaleminizi bizi olmayacak şeylere çekmek yerine yanlış içindekileri doğru olana, Türkçü hareketin içine, çekmeye kullanmanızı beklerdim.

Varsın milyonlar ruh yitimi içinde yaşasın.
Biz bu yitik yaşamı nadasa bırakılmış toprak gibi görmekte, bir avuç tohumu bu toprağa serperek yeni baştan Türklük ruhunu diriltmekle yükümlü olduğumuzun bilincindeyiz.
Ama siz ne yaptınız?
Siz, bir avuç tohumu da milyonluk nadas toprağına katamaya çalışarak Türklük ruhunun diriliş mayasını yok edecek uğraşlar verdiğinizin farkında bile olmadınız.
Bunu yaparken art niyetli değildiniz, bundan eminim.
Ama çok kötü bir metot seçtiniz.
Hasta çoğunluk içinde sağlıklı kalmış oldukları için anormal gibi gözüken bir avuç kadronun, toplumu sağlığına kavuşturmasının yerine, sırf anormallik ortadan kalsın mantığıyla, bu bir avuç kadroya da hastalık bulaşsın istediniz.
Millet bu gün Ali Kalkancılara, Müslim Gündüzlere, kadın müridine sulanan şeyhlere, güzel karısını elinden almak için müridini öldürten cinayet şebekesi ve şehvet kumpası tarikat ve cemaatlere hangi mantıkla rağbet ediyorsa, dünde aynı mantıkla rağbet etmekteydi.
Dün rağbet görenlerin kalite ve kıymeti neyse bu günkülerinki de aynıdır.
Değişen sadece simalardır.
Zihniyet hep aynıydı ve aynı kalmaya da devam edecektir.

Şayet Başbuğ Atatürk'ü iyi anlamış ve özümsemiş olsaydınız böyle bir yanılgının ve çelişkinin içerisine düşmeyecektiniz.

Size tavsiyem Başbuğ Atatürk’ü iyi öğrenmeniz ve anlamanızdır…

TTK.

Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!