Gönderen Konu: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?  (Okunma sayısı 11910 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mete Saltuk

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 147
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #20 : 18 Kasım 2007, 22:43:45 »
Değerli YABGU KAGAN Kardeşim;
Ben olasılıklar üzerine bu şekilde yorum yapmıştım. Uyarınız üzerine hatalı yorumda bulunduğumu kabul ediyorum. Uyarınız için teşekkür ediyor, esenlikler diliyorum. Saygılarımla

Çevrimdışı YABGU KAGAN

  • Türkçü-Turancı
  • ***
  • İleti: 86
  • Savaşa Hazır!
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #21 : 18 Kasım 2007, 23:05:55 »
Değerli Mete Saltuk kandaşım ;

Benim yazım da size yönelik değildi zaten.Sadece genel bir uyarıda bulunmak istedim.Saygılar.

Çevrimdışı AKINCI

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 11
EZBER BOZULDU, TEPKİLER HEP AYNI.. BİZ BİZE BENZERİZ.......
« Yanıtla #22 : 23 Kasım 2007, 12:23:50 »
Biz Türkçülerin neden bilmem; ezberimiz bozulduğu anda ilk yaptığımız şey saldırıya geçmektir. Tabularımıza ne dokunuruz, ne de dokunulmasından hoşlanırız. Korkumuz nedir bilmiyorum. Ama bende aynı şeyi yaparken defalarca yakaladım kendimi. Bu yüzden bu yazıyı saldırı ya da eleştiri olarak almayın. Daha çok bir özeleştiri diyebiliriz.

Bir süredir Otağa giremiyorum. Girdiğimde gördüklerim ise beni şaşkınlığa düşürdü. Konu başka bir başlığın altındayken ayrılıp tek başına bir konu haline getirildiğine göre demek önemli sayılmış. Ama aynı anda hem gül uzatıp, hem diken batırıp hem de saldırmanın birarada olduğunu görmek beni bu başlığı açmaya adeta zorladı.

Öncelikle;

Ben mevleviliğe saygı gösterin demedim. Ne demişim?
"Mevlanadan bahsetmek yerine Türklüğü ve Türkçesiyle öne çıkmış Yunus Emreden bahsedelim, Türkçülüğe uygunu budur".

Bunda yanlış nerede? Bu sözlerde mevleviliğe destek verelim gibi bir anlam nerede?

Bu şimdi Mevlanacılık mı oluyor yoksa buyurun aklın yoluna, sayımızı kazanarak arttıralım mı demek oluyor?  Sertlik her kapıyı açmıyor. Tatlı sert yöntemlerle de söylenmesi gereken her şey söylenebilir.
Ne savunduğunu bilmeden mevleviliği ya da arap kültür emperyalizminin yüzyıllar boyunca aşıladığı birtakım şeyleri savunanlar var. Bu insanları saldırarak değil, ne dediğimizi anlatarak gaflet uykusundan uyarabiliriz. Bu konuda aynı fikrimde ısrar ediyorum.
 
Bu yalnız benim düşüncem de değil üstelik. Bizim Lider dediğimiz, Başbuğumuz dediğimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de yolu bu idi.

Başbuğumuzun izinde olduğumuzu söylemek kolay. Ama o yolda ilerlemek çok kolay değil. Hatırlatmak isterim size. 1925 yılında 450'ye yakın tekke ve dergâh kapatıldı. Sadece bir tanesi Başbuğun emri ile kapatmak yerine "müze"ye dönüştürüldü. Hangisi? Cevabı belli. Mevlevi dergâhı elbette.  Peki Başbuğumuz mevleviliğe mi yatkındı? Destekliyor muydu?  Elbetteki HAYIR. Sadece bu tekkeyi kapatırsa çok kişinin küseceğini ve yapmaya çalıştığı şeylere direneceklerini biliyordu. Neden? Çünkü yeniçerilerin piri Hacı Bektaş'ın karşısında mevlevilik vardı. Bu yüzden de yeniçerilere tepki gösteren halkın sempatisi vardı bu insanlara. Halen de devam etmektedir bu sempati. Bazı şeyler hafızadan kolay silinmiyor. Peki ne yaptı Başbuğ? Yine kapattı dergâhı. Ama müze yaparak belli ölçüler içerisinde korudu. Hatta iki sefer de müzeyi ziyarete geldi ilerleyen zamanlarda. Neden? Çünkü halka saygı gösterdi ve halk da kendisine saygı gösteren Ata’sının inançla ve güvenle peşinden gitti.

O zaman bir daha sorayım. Yanlış nerede? Yanlış, “insanlara saygı gösterin, yanlış varsa yanlışını düzeltelim” lafını mevleviliğe saygı gösterin olarak anlamakta. Ezber bozulunca, tabu konuya girilince direk saldırıya geçmekte. Yazılanı anlamak yerine etrafından dolaşmaya çalışmakta.

Size eski ama önemli bir lafı hatırlatayım. "NUSH İLE USLANMAYANIN HAKKI TEKDİR, TEKDİR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR." Osmanlıca bir laf olduğu için anlayamayanlar olabilir. Tercümesi de şudur: "Nasihat ile uslanmayanın hakkı azar, azar ile uslanmayanın hakkı dayaktır."

Burada "nush" yok. Direk kötek. Nerede kaldı tekdir?

Türklüğün "öz" olduğunu söylemişsiniz. Size kesinlikle katılıyorum. Altın gibi, platin gibi saftır Türklük. Aynı şekilde altın ve platin gibi alaşıma da çok zor girer Türklük. Bu nedenle Türklüğünün bilincini ele almış olanlara ikna etme, kandırma çabaları işlemez diye düşünürüm. Boşa zaman kaybıdır diye düşünürüm. Çabamın bu olduğunu düşünmenize çok üzüldüm bu yüzden. Amacım bu değildi. Az önce dediğim gibi her konuşmanın farklı söyleniş şekilleri vardır. Hem de anlamını bozmadan. Hatta daha da ağırlaştırarak. Yapmaya çalıştığım bunu anlatmaktı sadece.

Diğer meselelere gelirsek;
Oğuz olmaktan beni vazgeçiren şeyin ne olduğunu sormuşsunuz. Buna da cevabım şudur: Benim Oğuzluğumu hangi teraziye koydunuz da hafif geldi diğer yargılarınızın karşısında. Bunun da cevabı bence aynı. Bozulmuş ezber sendromu.

Demişsiniz ki: Anadolu en az 7000 yıldır Türk Milletinin yurdudur ve kültür dediğiniz kırıntılar Türk kültür ve medeniyetine göre dağın yanında fare gibi bir şeydir.
Fare de dağın bir parçasıdır. Dağı tartışmayalım ama dağdaki canlıları da yok saymayalım. Yok, sayarsak sivrisinek-aslan hikâyesindeki aslanın durumuna düşürür bizi. Küçümsemeyelim hiçbir düşmanı. Sivrisinek olsa bile.

Demişsiniz ki: Milletin bir şeyleri doğru öğrenme hususuna gelince. Bu millet daha seksen yıl önce gelmiş bir öğretici Başbuğ'un dediklerini unutup köhneliğin gizemli ve karanlıklar dehlizlerini tercih etmiştir, bir avuç Türkçü aydından gayrı….

Cevabı yine aynı. Başbuğun yaptıklarını yapmayan ve onu örnek almayanlar suçlusudur bu yoldan sapmanın. Aynı yanlışları bizde yapıp Başbuğ yerine Enverleşmeyelim. Millete rağmen Milliyetçilik olmaz. Karşılarında durup, doğru yol tarif edemezsiniz. Etseniz de ciddiye almazlar sizi. Şimdi bu lafımı yine evirip çevirenler olabilir. Ben yanlışı savunmaya çalışmıyorum. Yanlışa düşmüşlere saldırmadan, doğru yolu gösterip anlatalım diyorum. Bunu da hümanizm saçmalığına sarılıp yapalım demiyorum. Başbuğumuz gibi akılla yapalım diyorum.

Beni mevleviliğe yatkın olmakla, sentezci kültürün parçası olmakla suçlayanlar olmuş. Sebebi yine aynı. EZBER BOZULURSA SALDIRILIR. Kurtlukta kanundur bilirim. Düşeni yerler. Ama düşmedim. Özüm Türk, beynim Türk, kalemim Türk. Ruhum BOZKURT. Bu nedenle bana akılcılıkla değil ama ezbercilikle saldıranları şiddetle kınıyorum. Bu laflarım Sn Üçoklu Börü ve Afşar Beyine değildir. Sadece ezberden saldıranlaradır. TÜRK KAN yöneticimizde kusura bakmasın ama daha evvel de yazmıştım. Benim yerim burası. Burası olmadığını düşünüyorsanız takdir sizindir.

Herkesin gördüğü manzaranın çıktığı yükseklikle orantılı olduğunu yazmışsınız. Saygıyla karşılarım bunu. Dileğim benimde bir gün daha geniş açıları daha yükseklerden görebilmek. Tanrı bana da o günleri göstersin.

Son olarak Türkçü Otağımızın savunma reflekslerinin saldırıya dönüşmediği zamanlarda ne denli güçlü, bilgi seviyesinin ne denli yüksek olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Yazdıklarımı hiçbir Türkçü kendine saldırı olarak ya da eleştiri olarak almasın. Çok laf hatasız olmuyor. Hatamız varsa affola. Aranızda olmak şereftir. Esen kalın, esenlikle kalın.

Çevrimdışı TÜRK-KAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2182
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #23 : 23 Kasım 2007, 13:12:40 »
 Sayın Akıncı

 Eğer hakikaten Huntürk Otağını kendi yeriniz, Türkçülüğü de kesin olarak safınız olarak belirlemiş iseniz hoş geldiniz, sefa geldiniz.

 Ne Mutlu Türk doğup, Türk gibi yaşayana, BAŞBUĞ ATATÜRK'Ü tek rahber belleyip Türkçülüğü Amentüsü yapanlara...

 Saygılarımla, Esen kalın.

 TTK

Çevrimdışı ATİLLA-TORUNU

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 133
  • тєηgяi_кυят || α∂šız ||
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #24 : 23 Kasım 2007, 13:20:48 »
Akıncı arkadaşım sen bizi Ülkücü yobazlarla karıştırdın sanırım.....Bir daha böyle bir hataya düşme...Türkçü bir insan,duygusallıktan uzakta olmalıdır...Ve kendi düşüncesini her ne pahasına olursa olsun,benimsetmelidir....Karşı tarafın o yalan yanlış,kardeşlik safsatasıyla dolu bilgilerine bastırmak için,sert ve acımasızca bir eleştiri yapılmalıdır.Çünkü karşı tarafın hali belli...Takmış at gözlüğünü önünü görmekten aciz.......Ülkücüler sizin dediğiniz gibi insanlardır.Onlarda kardeşlik duygusu olduğu için daha yumuşak başlıdırlar...Ama gelipte bir Türkçü,Irkçı insandan bunu bekleme...Tabiiatiyle Irkçı bir insan sert görünüşlüdür...Ve kendi Irk'ı dışındaki her düşünceye karşıda oldukça sert olmalıdır...Zaten o kişi gerçekten,yürekten Irkçı ise;Bunu frenleyemez.

YUFKA YÜREKLİLERLE ÇETİN YOLLAR AŞILMAZ!!!!

Esenlikler.

Çevrimiçi Üçoklu Börü Kam

  • Otağ Yöneticisi
  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 1928
    • https://www.hunturk.net
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #25 : 24 Kasım 2007, 01:20:35 »

Öncelikle;

Ben mevleviliğe saygı gösterin demedim. Ne demişim?
"Mevlanadan bahsetmek yerine Türklüğü ve Türkçesiyle öne çıkmış Yunus Emreden bahsedelim, Türkçülüğe uygunu budur".

Bunda yanlış nerede? Bu sözlerde mevleviliğe destek verelim gibi bir anlam nerede?



Sayın AKINCI,
Öncelikle ileri sürdüğünüz fikirlerin- doğruluğu-yanlışlığı ayrıca tartışılır ve tartışıldı da zaten- sonuna kadar arkasında durduğunuz için sizi kutlarım.
Bu başlık altında, siz ve diğer kandaşlarımız, gayet seviyeli bir biçimde fikirlerini ortaya koyarak, tartıştılar.
Elbetteki herkesin her dediğini, diğerlerin istisnasız olarak, kabul etmesi söz konusu değildir.
Sizi elbetteki, anlıyorum. İşaret etmek istediğiniz şey işin metodolojisi, diğer bir deyimle, ilmi siyasetidir.
Ama siz de şunu kabul etmelisiniz ki, verilen misallerin türü ve içeriği de esas kadar önemlidir.
Verdiğiniz misaller, gerek Mevlana olsun ve gerekse Yunus Emre olsun, ikisi de dini ve mistik kimlikleri öne çıkmış kişilerdir.
Evet Mevlana'yı hem beynelmilelci ve kozmopolit olduğu ve hem de gayr-i Türk ve hatta çaşıt olduğu için Türkçü bakış açısından reddediyoruz.
Mevlana'nın reddi için beş ana sebep var bunlar:
1-Beynelmilelci, hümanist
2-Mistik
3-Gayr-i Türk
4-Çaşıt (tarihi deliller kuvvetle işaret ediyor)
5-Eserlerini, Türkçe değil, Farsça yazmış.(Türk Dilini kullanmamış ve hatta aşağılamıştır)
Şimdi de Yunus Emre'ye bakalım:
1-Beynelmilelci, hümanist
2-Mistik
3-Türk Soylu
4-Türkçe konuşup, Türkçe yazmış.
Mevlana saydığım beş özelliğinin tamamıyla Türkçü bakışın dışındadır ve doğal olarak reddedilir.
Yunus Emre'nin de Türk olması ve Türkçe yazıp, söylemesinin dışındaki özellikler, Mevlana’yla birebir, aynıdır.
Yunus'un felsefesinin temelinde mistiklik olduğundan "bütün insanlığı tek bir millet olarak görmek" ana fikri vardır.
Yani Yunus Türk olan, Türkçe konuşup, Türkçe yazan bir beynelmilelci hümanisttir.
Yaşadığı çağın gerçekleri içerisinde yaptıkları, belki doğru ve isabetli şeylerdi ama eylemlerinin, Türkçülüğe referans olacak yanı yoktur.
Aynı şekilde Şeyh Şamil'de bir Türk ve tarihe kayıt düşmüş büyük bir kahramandır. Ama, eylemleri Türkçülüğe referans olacak nitelikte değildir.
Ben şahsen, Yunus Emre'yi de, Şeyh Şamil'i de, seviyorum ama Türkçülüğüme referans yapmıyorum.
Zira her ikisinin de, Türk olmak dışında, Türklük için yaptıkları herhangi bir hizmetlerinden bahsetmek, olanaksızdır.
Her ne kadar Yunus Emre Türkçe yazarak, Türk Diline katkıda bulunmuş olsa bile, Yazdığı Türkçe şiirler ve ilahileriyle, Türk Milletine mistik felsefenin öngörüsü olan kozmopolitliği ve hümanizmi telkin ederek, Türklüğün fikir ve düşünce mukavemetinin kırılmasına katkıda bulunmuştur.
Sözün özü, uygunsuz misal, doğru sonuca varmaz.
Metodolojik ve ilmi siyaset noktasındaki önerileriniz kabul ederken, verdiğiniz misaller ve bu misallerin çağrıştırdığı manalar nedeniyle, önerinizi reddediyoruz.

Esenlikler dilerim.

TTK.
Türk Soyunun Gizli Gücüne İNAN ve GÜVEN!

Çevrimdışı BezAt

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 29
  • %100 Türk
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #26 : 24 Kasım 2007, 14:05:56 »
Üçoklu Börü 'ye sonuna kadar katiliyor ve destekliyor ve AKINCI isimli kandaşımıda alkışlıyorum!

Tarihten bu yana islam veya baska dinleri ön plana cikararak veya kendi amac ve hedefleri ugruna kullanaraktan Türk'ü Türk'e kirdirmis, Türk'ü Türk'e düsman etmislerdir!

Halbuki bizler önce hangisi olursa olsun; inandigimiz din ile degil tasidigimiz kanın asilligi ile övünmeliyiz.  Islam dinini bir arap gibi yasamaya kalkarsak eger; o vakit arap kültürünü kendi öz kültürümüze karistirmis oluruzki ozamanda önce sonsuza dek yasatmakla yükümlü oldugumuz Türk Kültürümüzün arada kaybolmasina yol acmis oluruz.
Ve ülkemizde ciddi bir cogunluk bu islam ve Türk'lük ikilemi arasinda nefes almaya devam etmektedirler veya kimi hainlerin oyunlarinda malesef farkinda olmayaraktan kuklalik görevini basariyla yerine getirmektedirler!

Ayni sey diger dinler icinde gecerlidir. Bügün sen hristiyanligin protestan mezhebine kendini dahil ediyor ve bu dini nebiliyim bir alman protestan in kültürü icersinde yasamaya kalkarsan da yukarida bahsedilen sonuc kacinilmaz bir gercektir. Neden bir yahudiye yada hristiyana kiz verildiginde müslümanlar tarafindan hor görülür? Yakismaz dimi! Gevur'a kiz gitti ve münafik oldu dimi!
Hickimse ne müslüman ne samanist ne hristiyan... dogmaz!
Sen dogdunda sadece irkini devam ettirdigin kan ile yani bir Türk, ingiliz veya alman dogarsin!

Bunu iyi anlamalisin ve artik silkinip kendine gelmelisin.
Tarihten bu yana uyutuldugumuz birbirimize düsman oldugumuz yeter artik!

Osmanlinin yikilis döneminin daha beterini yasadigimiz bu vakit uyanma ve özüne yani kendine gelme vaktidir!



Ben ve Milletim
Tanrı'nın kırbacıyız
Tanrı kendi yolundan
çıkanları cezalandırmak
için bizi gönderir.!
ATTİLA

Çevrimdışı TiginNoyan

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 549
  • Inançu Apa Yargan Tarkan Köl Tigin
    • Steppe History Forum
Ynt: TARZINIZ BİRAZ DAHA YUMUŞAK VE EĞİTİCİ OLAMAZ MI?
« Yanıtla #27 : 26 Kasım 2007, 20:36:32 »
Ben Şeyh Şâmil'in Türk değil yerli Avar olduğunu biliyordum.


Türük Oguz begleri bodun eşid: üze teŋri basmasar asra yir telinmeser Türük Bodun iliŋin törügün kim artatı utaçı erti? Türük Bodun ertin, ökün!